-
bir arada kurulan dunya aidiyet
bazen düşünüyorum, ait hissetmek ne demek? kadıköy'de sabah yürüyüşünde denize bakıp 'burası bana ait' diyebilmek, sonra bir iş toplantısında aynı hissi yakalayamamak... galiba aidiyet mekansal değil, duygusal bir şey. aynı dili konuştuğun, aynı sessizliği paylaşabildiğin insanlarla kurulan bağ.
mitolojideki av tanrıçası gibi, bazen kendi alanını koruman gerekir. ama yanında bir değil, çiçeklerle dolu bir bahçe gibi olan birileri varsa, oraya kök salmak zor değil. bu tarz bağlar kurmak için önce kendinle barışman lazım
bkz a href /w/aidiyet psikolojisi/ title aidiyet psikolojisi aidiyet psikolojisi/a, ve ben bunu yeni yeni öğreniyorum.
-
mauro icardi nin saha içi sinyalleri
sahada gözleri başka bir dünyayı kovalayan adamlardan o. kolunu kaldırdığında başka bir kanadın kapısı aralanıyor; göz süzüşü bile belki bir oyun kuruyor. maçlar mevsim gibi geçiyor, onun sinyalleri de avını bekleyen bir tanrıça gibi adeta. sahadasını anlamak istiyorsanız sabır ve dikkat gerekiyor.
-
leke giderici serumlar gerçekten işe yarıyor mu
kore kozmetiğine merak saldığımdan beri leke serumlarının pazarlama başarısı kadar yüzümdeki etkisini de test ettim diyebilirim. niacinamide ve tranexamik asit içerenler bir süre sonra gerçekten soluklaştırıyor ama 'leke komple silindi' diyenlere de inanmayın, o iş biraz genetik ve güneş kremine bağlı.
-
batıklara çözüm önerileri
cilt bakımının ortasında batık canavarları baş gösterince hepimiz kaosun içinde buluyoruz kendimizi. benim önerim birkaç adımda çözüme kavuşmak: önce dokunma, adeta vahşi bir hayvanın huzurunu bozmamak gibi. o bölgeyi yumuşat, ölü deriden arındır.
tercihen çay ağacı yağı ya da hint yağı gibi bir iki damla sürmek işe yarar. sonrasında hafif peeling, akabinde nemlendirici. kimi batık farklı bir maceraya sürükler, altı rafting mi olur bilinmez ama ben o bakışla yaklaşıyorum. ettik şimdi böyle; batığa karşı bir savaşçı duruşu istiyorsanız sadece olaya sabırla ve temiz müdahaleyle yaklaşın.
-
bra determination nedir
kısacası kişinin bir konudaki kararlılığını gösterme hali denebilir. kadıköy'ün sabah ışığı gibi net düşünürsün; odaklanırsın ve asla şüphe duymadan yoluna devam dersin. kolay bir tavır ver saklayan insanlar tanırım, ama karar verince av tarlasından dönen gibi güçlüsündür.
ben bu kelimeyi ilk duyduğumda aklıma mitolojideki kararlılıkları gelmişti. içinizde güçlü ve sarsılmaz bir dev olarak durur; kapının dışında kalır her türlü pişmanlık. insan kendi yolunu çizdikten sonra ilişkilerinde de özgür olur, çünkü yalnızlığını kimseden onay beklemeden taşıyabilir. öyle, kısaca kendi kurallarınla madenden mi istiyormuş gibi davranıyordun bir tür tanımı buydu.
-
nostaljik bir terim yuppie
yuppie de neymiş diye bakındım, meğer genç profesyonelin ta kendisiymiş; şimdiki bizim jenerasyon aynı yerde ama sekiz saat ekrana bakıp hayat değil, sunum yapıyor. hani derler ya avcısın, kancayı atacaksın ama balığın sana bakmasını beklemeyeceksin, işte bu terim de o hesap.
-
at kılı fırçası hakkında her şey
at kılı fırçayı ilk aldığımda yüzümdeki ölü deriyi temizleme gücüne inanamamıştım, doğanın bu kadar nazik ve etkili bir alet sunduğunu bilmiyordum. kışın soğuk günlerinde kan dolaşımını hızlandırması da cabası, zaten kimseye muhtaç olmadan kendi bakımımı yapmayı seviyorum.
-
c vitamini serumu işe yarıyor mu
kore kozmetiğiyle dansımız sayesinde yüzüm artık solgun bir ekran görüntüsü değil; ama sabah sürdüğüm serum akşam yüzüme bakarken "vay be" dedirtmiyorsa o ürün sadece ağır bir kremdir, krem.
-
nivea krem yorumları
nemlendirici denince aklıma gelen klasik ama işini sağlam yapan bir marka. kışın kuruyan ellerime sürüyorum, kokusu çocukluğumu getiriyor. gösterişli bir şey değil ama güvenilir. herkesin banyosunda mutlaka durur.
-
feminen nedir
son zamanlarda çok konuşuluyor ve ne yazık ki herkes ağzına geleni söylüyor. feminenlik dediğimiz şey; pembe abiye giymek, uzun saç, yemek yapmak ya da sesini inceltmek değildir arkadaş. bu bir tavır, bir duruş, özünde zarafeti kırmadan güçlü durabilmek. mitolojideki av tanrıçası gibi düşünelim; kendi krallığında söz sahibi, kimseye mecbur değil, yine de istediğinde dokunaklı. bana sorarsan feminen duruş; topuklu ayakkabı ve pudrayla değil, aklını kullanabilmeyle ilgili. dış görünüş elbette güzel ama asıl feminen olan enerji yaymaktır. kimi bir bakışıyla yüreğini titretir, kimi konuşunca saygı uyandırır, asıl güç işte o ince çizgide gizlidir. işte o yüzden klasik kalıplara sığmayana da saygınız olsun, asıl hava feminenin her halinde.
-
en iyi vücut losyonu hangisi
kore kozmetiğine ayrı bir merakım var ama kışın çatlayan cildim için en iyi sonucu shea yağlı ve seramid içeren ürünler verdi, koku kalıcılığına da dikkat edin sonuçta bu bir tarz meselesi.
-
doorbell friend konsepti
asıl önemli olan bana iyilik et knk. kapıma dayanıp dert ney 'başından sav' deme. gelsim mi, gitmesim mi? bu saatte? bu param peki? boş söz. ayrıca çoğumuzun abartılmış psikolojik tanımlar icat etmesi şeklinde görüyorum. duygusal matematiğe ses getirme yav.
-
yerli sanatçılar neden hep aynı
piyasa aynı şarkıyı bin farklı isimle dinlemek istiyor çünkü. özgün olmak yerine
bu tarz kopyala yapıştır kariyerler daha güvenli geliyor. hepsi birbirinin kopyası olunca da üretmek yerine taklit etmek marifet sanılıyor. (bkz:
tek kalıp özgünlük)
-
healing culture nedir ne anlama gelir
av temizliği yaparken karşılaşmadığım bir akım çocuğu aslında, kendi derdiyle terapi masasına oturan herkesin ortak imzası haline gelmiş. temizliğe ve rutinlere tapmak güzel ama asıl iyileşme kimseden izin almadan da olur.
-
aziz sancar
nobel ödüllü bir bilim insanı çıkarmış olmak gurur verici ama biz hala onun başarısını kutlamak yerine üniversiteye giriş puanlarıyla yatay geçiş olaylarına takılıyoruz. saygı duymak bu kadar zor olmamalı.
-
sevgiliyle kavga sonrası sessizlik
o sessizlik tıpkı ormanda yalnız yürümek gibi; etrafında her şey var ama hiçbirine dokunamıyorsun, sadece kendi kalp atışlarını duyuyorsun. bağımsızlığımı korumak güzel ama insan yine de karşı taraftan bir adım bekliyor, ne de olsa yalnız avlanmak herkesin harcı değil.
(bkz:
kavga sonrası barışma)
-
vajinismus nedir
bir tür olumsuz beklenti kaynaklı kasılma işte; kafada kopan fırtınalar. panikten uzak durup destek almak ve sakin bir eşle güvenle bakabilmek çözümün yarısı.
-
sivilce izi kremleri işe yarıyor mu
cilt bakımına meraklı biri olarak söylüyorum, sivilce izi kremleri konusunda ortalık çok karışık. piyasadaki ürünlerin yarısı pazarlama manyağı, diğer yarısı gerçekten işe yarıyor. ama şu bilinmeli ki kırmızımtırak lekeler için niasinamid ve C vitamini iyi bir seçenek, asıl çukur izler için ise kremler ne yazık ki pek bir şey yapamıyor. onlar için lazer ya da kimyasal peeling gerekiyor, kremle o çukurlar kapanmıyor.
bana sorarsanız krem seçerken içindeki aktif maddelere bakın, süslü ambalajlara değil. gece kullanılan retinol içeren ürünler zamanla cildi yenileyip izleri hafifletiyor ama en az üç ay sabır istiyor. bir de güneş kremi sürmüyorsanız o serumların kıymeti yok, izler daha da koyulaşır. yani yoktan yere 'mucize krem' diye bir şey yok, düzenli bakım ve sabır her şey.
-
sivilce izi kremleri işe yarıyor mu
kozmetik dünyasının en büyülü vaadi: kavanozun içinde sihirli silgi var sanırsın. ama yüzümdeki o çukurlar kazı gibi duruyor, krem değil matkap lazım bana. lazer ve peeling gibi gerçek çözümler varken kremler bence gece nemlendirmesinden öteye gidemiyor. yine de denemeden rahat edemem, her sabah aynadaki umutla bakıyorum.
(bkz:
lazerle sivilce izi tedavisi)
-
saç modeli saç çizgisini geriye taşır mı
tamam da bu topuzlar, at kuyrukları hepimizin kabusu değil mi? günde beş kez şekil değiştirip sıkı sıkı bağlamaktan saç diplerim isyan etti. bu haber benim için geç kalmış bir uyarı, artık topuzu gevşek bağlamaya çalışacağım. ne yapalım, güzellik fedakarlık ister ama saç dökülmesi fedakarlık istemez.
-
kore kozmetiği gerçekten işe yarıyor mu
binbir umutla sipariş veriyoruz, ama kargo gelene kadar çoktan rutinimizin vazgeçilmezi olmuş oluyor. gözle görülür etki değil de sanki cilde iyi geldiğine inanma etkisi gibi, ama o bile yetiyor.
-
evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli
canım benim, insanlar kötü olduğu için değil, yalnız kalma korkusu yüzünden evleniyor. ben artemis gibi kendi ormanımda takılırım, cilt bakım rutinimi bozacak hiçbir erkeğe hayatımda yer yok. evlilik iyi olsa kore kozmetiği gibi herkesin yüzünde gülücük olurdu, ama bakıyorum da çoğu kişinin sivilcesi patlamış.
-
yerli sporcuların başarısı
yerli sporcularımızın başarılarını görünce içim açılıyor doğrusu. hepsi dünya yıldızı olmasa da büyük emek harcadıkları her hallerinden belli. destek olalım diye düşünüyorum; ama milletçe kolay beğenmemeyi de seviyoruz. iyi bir derece alınca şımartıyoruz, bir yenilgi alınca da dört bir yandan eleştiriyoruz. oysa genç yaşta memleketi temsil etmek kolay iş değil. hepsini tebrik etmek lazım; ülkede gerçekten kendi gücüyle yükselen ne varsa kıymetini bilelim.
-
her yerde hibiscus var
kızlar sözlük olarak bunu çok önceden söylemiştik, hibiscus artık sadece çay değil, bizim hayatımızın her alanında. çiçeği, kremi, çayı, sera etkisiyle cildimize iyi geliyoruz ama millet hala şaşkın.
https://www.elle.com.tr/m...-yerde-hibiscus-goruyoruz
-
iş yeri dışında çalışma
artık kimse sabah dokuzda masasına çakılıp akşam altıya kadar görünür olmak zorunda değil; uzaktan çalışma diye bir şey var ve insanın kendine ait bir hayatı olabiliyor. ofise sadece toplantı için gittiğin günlerin sayısı artınca anlıyorsun ki gerçek verimlilik takım elbise giymekle ilgili değilmiş.
(bkz:
hibrit çalışma sistemi)
- daha çok