- 113 entry
- 79 başlık
-
erkeklerdeki eril enerji eksikliği
hesabı öderken elleri titreyen o vasıfsız adama eril enerjin çok düşük dediğim için trip yemiştim ama sonuna kadar haklıydım. koca koca kadınlar olduk hala sırf adamların egosu okşansın diye kendi dişil enerjimizi yerlerde süründürüyoruz. -
kocanın nefes alışının bile batmaya başlaması
ilk zamanlar o hırıltılı nefesi bile ninni gibi gelirken, şimdi adamın ciğerlerini söküp balkondan aşağı atasım geliyor. televizyon karşısında göbeğini kaşıyarak yatarken çıkardığı o gereksiz sesler resmen ömrümden on yıl çaldı. mutsuzluk denen şey tam olarak o kirli çorapları sepetin içine değil de tam yanına fırlattığı o kara saniyede başlıyor kızlar, maalesef ki geri dönüşü falan yok. -
lazer epilasyonda acımıyor diyen yalancı tayfa
kızlar vallahi artık cinnet geçireceğim. yok neymiş efendim sinek ısırığı gibiymiş, yok efendim sadece hafif bir karıncalanma hissediyormuşsun falan... bu laflara inanıp o buz gibi sedyeye uzandığımda bildiğin bana ortaçağ işkencesi uyguladılar. o makinenin her atışında beynime yüksek voltajlı elektrik verdiler resmen. içeride yemin ediyorum acıdan yastığı kemiriyordum, bizim güzellik uzmanı hanım da hala çok rahat bir şekilde azıcık ısınabilir gayet normal dayan az kaldı deyip duruyor.
ne ısınması yahu bildiğin canlı canlı mangal ateşi yanıyor bacağımda. işin en sinir bozucu yanı da o kadar gözyaşı döküp sedyede amuda kalktıktan sonra iki üç ay içinde o lanet olasıcaların sanki ben o acıyı hiç çekmemişim gibi neşeyle tekrar uzamaya başlaması. madem bir servet döküp ciğerime kadar yanıyorum bari kalıcı bir işe yarasın. kendi paramla her ay düzenli olarak cehennem fragmanı izliyorum resmen. -
canan dağdeviren
kadının hem mit'te kendi laboratuvarı var hem de o kadar stresin içinde saçları benden yüz kat daha gür ve parlak kalabiliyor. biz şurada iki tel saçımıza maşa yapmaya üşenirken, kız resmen meme kanseri teşhisi için elektronik sütyen icat edip üstüne bebek gibi bir ciltle geziyor. -
love bombing
daha ilk buluşmada 'sen benim ruh eşimsin' diyerek beyninizi yıkayan ve üçüncü gün ortadan kaybolan vizyonsuz erkek manipülasyonudur.
kızlar lütfen şu travmalı koca bebekleri rehabilitasyon merkezine çevirdiğiniz o narin kalbinizde iyileştirmeye çalışmaktan vazgeçin artık. -
dudak çizgisini arşa kadar taşırmak
kylie jenner travması mıdır nedir bilmiyorum ama bazı hemcinslerimizin o minicik dudaklarını devasa göstermek için dudak kalemini burun deliklerine kadar çekmesi beni benden alıyor. hayır tatlım, orası senin dudağın değil, bildiğin bıyık bölgen. gün ışığında o kadar bariz belli oluyor ki, dudak kenarından milimetrelerce dışarı taşan o acı kahve çizgi sana dolgun ve ciksi bir hava değil, sabah çikolatalı süt içip ağzını silmeyi unutmuşsun gibi bir görüntü katıyor.
hele bir de o abartılı çizginin içine sıvadıkları likit mat ruj kurudukça pul pul dökülüp alttaki ten rengini sırıttırmıyor mu, işte o an anatomik gerçekler bütün çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor. iğneden korkuyorsanız anlarım, kimse sizi ince dudaklısınız diye yargılamaz ama yalvarırım şu kalemle harita çizer gibi sınırlarınızı baştan yaratmayı bırakın. yakından inanın bana dolgulu bir ilahe gibi değil, sadece makyajını aynaya bakmadan yapmış bir palyaço gibi duruyorsunuz. -
yüzü vıcık vıcık yapmayan güneş kremi bulmak
kızlar yemin ediyorum yıllardır sivilce çıkarmasın, parlamasın diye yüzüme sürmediğim kimyasal kalmadı, en sonunda la roche posay anthelios'ta karar kıldım ama o da maaşımın yarısına mal oluyor. sürünce cildim o kadar kusursuz duruyor ki kendimi koreli bir porselen bebek sanıp saatlerce aynayla bakışıyorum ama cüzdanım resmen kan ağlıyor.
fakirlik ve lekesiz, asil bir cilt arasında seçim yapmam gerekirse maalesef böbreğimi satıp yine o kremi alacağım. -
retinole başlayıp yüzü yılan gibi soyulan kadın
bebek gibi pürüzsüz bir cildim olsun diye gece o asidi yüzüme boca edince sabah aynada deri değiştiren öfkeli bir anakondaya dönüştüğümü fark ettim. yılların yorgunluğunu sileceğiz diye uğraşırken bildiğin yüzümden inşaat sıvası gibi pul pul dökülüyorum, kozmetik lobisinin biz kadınlara attığı en büyük kazıksın sen. -
selülit kremi denen kozmetik yalanı
kızlar gidip o ufacık tüplere binlerce lira bayılıyoruz ama inanın o kremlerin tek sıkılaştırdığı şey sadece kozmetik patronlarının cüzdanı. her gece bacağıma o naneli kremi boca edip streç filme sarılmaktan kendimi marketteki fermente sosisler gibi hissetmem de cabası. -
retinolü mucize sanıp yüzünü zımparalayanlar
kızlar hepimiz o porselen cilt yalanına inanıp ilk günden yüzümüze o kremi asit gibi boca ettik kabul edelim. sabah aynada mucize beklerken adeta asfalta sürtünmüş gibi kıpkırmızı, pul pul dökülen bir suratla bakışıyorsunuz.
üç kuruşluk mimik çizgisi gidecek diye o güzelim suratı her gece tarantula gibi deri değiştirmeye zorlamak tam bir akıl tutulması gerçekten. -
zımpara kağıdına dönen ellere sürülecek kremler
kızlar o üzerinde bin tane çiçek resmi olan vıcık vıcık kremlere paraları saçmayı bırakın da gidin adam akıllı bir eczane kremi falan alın, yemin ederim o zımpara kağıdı gibi çatlak ellerinizi anca bu yola getirir.
güzelleşeceğim diye o kokulu sulara maaşın yarısını yatırıyorsunuz, sonra manikürcünüz kurumuş tırnak etlerinizi keserken içinden size ne küfürler ediyor bir bilseniz. -
elalem ne der terörü
kızlar yemin ederim sırf şu iğrenç baskı yüzünden kusursuz kadın rolü yapmaktan ruhum yaşlandı, cidden illallah ettim. o her şeye laf eden teyzelerin kendi evlerindeki kaos ve mutsuzluk gerçeğini de hepimiz çok iyi biliyoruz aslında. -
kadınlarsözlük teki o dipsiz linç bataklığı
güne buradaki kızların sinir krizlerini okuyarak başlamazsam inanın tüm auram çöküyor, o kadar zehirli bir dedikodu enerjisi var ki bazen ekrandan bana da bulaşsın diye telefonu falan yalıyorum. dertleşmek bahanesiyle en yakın arkadaşımızı bile saniyeler içinde gömdüğümüz bu muazzam kaostan asla vazgeçemiyorum. -
la roche posay effaclar duo
yüzümdeki üç beş pürüzü geçirsin diye büyük umutlarla sürüp, sabahına ergenlik dönemime ışınlanmamı sağlayan sözde mucizevi sivilce kremi.
cildim kusuyor yalanına kendi kendimi inandırıp koca tüpü bitirene kadar o güzelim yüzümü mayın tarlasına çevirmesini ağlayarak izledim. -
trendyol cilt bakım ürünü yorumlarındaki abartı
kızlar yemin ederim o yere göğe sığdıramadığınız la roche veya cerave kremlerini yüzüme sürdükçe sivilcelerim halay çekiyor ama yorumlara baksan herkesin cildi anında cam gibi olmuş. o pürüzsüz cilt yalanlarını sıkanların geceleri gizli gizli hacı şakir'le yüzünü yıkadığına yemin edebilirim ama ispatlayamam. -
evde tca peeling yapmaya cesaret etmek
resmen yüzüme kezzap attım sandım o nasıl bir yanmaydı, iki kuruş kâr edeceğiz diye porselen cilt hayalleriyle maymuna döndüm kızlar. şu an suratım soyulurken alttan çıkan o pespembe ve hassas deriyi korumak için evde vampir gibi zifiri karanlıkta yaşıyorum. güneş kremi sürmeden bakkala bile gitmeyin, yoksa o lekelerle ömür boyu akraba olursunuz benden söylemesi.
(bkz: tca peeling sonrası hayata küsmek) -
mauro icardi
o kadar parası pulu var ama şu toksik ilişkiden bir türlü kurtulamıyor, vallahi ekran başında ben fenalık geçiriyorum.
(bkz: aşkından heder olan erkek) -
evlilik teklifinde volkan konfetisi zorunluluğu
instagram keşfet yüzünden algımız şaştı, artık arkada o dumanlar tütmeden ve kemancı hüzünlü hüzünlü gıygıylamadan gelen teklife evet diyesim kaçıyor resmen. o yüzük kutusu açıldığında etraftaki herkesin bizi çekip hikaye atması lazım yoksa ne anlamı var ki bu kadar tantananın. adam kuru kuru diz çökse romantizm yoksunu diye linçleriz, gösterişsiz sevemiyoruz artık maalesef. -
çilek bacak görünümü
o kadar lazere gidip yine de bacakları haritaya dönenler boşuna ağlamasın, tek çaresi haftada iki kez hunharca keselemek.
derinizi soymadan bebek gibi cilt beklemek de ayrı bir hayalperestlik zaten. -
selülit kremi mucizesine inanan masum köylü
sürdüğüm an bacaklarım cayır cayır yanınca aha yağlar ağlayarak beni terk ediyor sandım ama giden sadece yarım maaşım oldu. o parayı çöpe atsam en azından çıkan sese gülerdim, tam bir fiyasko. -
love bombing
üçüncü buluşmada size evlenme teklifi edecek kıvama gelen, o ayaklarınızı yerden kesip prenses sendromu yaşatan adamın aslında sinsi bir manipülatör olması durumudur. o balayı evresi bitip gerçek yüzü ortaya çıktığında, elinizde kalan tek şey toksik ilişki enkazı ve bitmek bilmeyen anksiyete krizleri oluyor. fazla ilgi görünce şımarmak yerine kaçın, vallahi sonu hiç iyi bitmiyor.
(bkz: narsist bir hıyarla çıkmak) -
sınıf annesi
whatsapp grubunda hürrem sultan gibi takılıp diğer velileri hizaya sokmaya çalışan o kadının acilen kocasından ilgi görmesi lazım. öğretmene yaranıcam diye sabahın köründe börek açıp okula gitmesi de ayrı bir şovmenlik. -
sadece kadın çalışanlara yapılan sinsi mobbing
sabah sabah yine o meşhur plaza insanı tripleri ile güne başladık kızlar. hani şu "tatlım maili görmedin sanırım tekrar atıyorum" diyen pasif agresif tipler var ya, onlardan bir tane de benim tepemde var maalesef. sürekli bir açığımı kolluyor, o iğrenç french manikürlü parmaklarıyla masama vurarak iş istiyor.
bir de o kadar sinsi ki anlatamam, erkek yöneticilerin yanında melek kesiliyor ama biz baş başa kalınca tam bir şeytanın yeryüzündeki gölgesi moduna giriyor. o sahte gülüşünün altına sakladığı nefreti kilometrelerce öteden hissederim ben, yemezler canım. valla bir gün o topuklu ayakkabısının ucuna basıp düşüreceğim, o olacak. -
madecassol hametan fito üçlüsü
suratıma badana yapar gibi sürdüm ama o inatçı kırmızılıklar bana mısın demedi. mucize beklerken yüzümdeki yağ tabakasıyla güneş paneli gibi parlıyorum resmen. -
kadın kıyafetlerindeki sahte cep terörü
telefonu koyacak yer bulamadığım için elimde yapışık ikizim gibi gezdiriyorum, sırf şu moda sektörü daha çok çanta satsın diye bize reva görülen bu muamele insan haklarına aykırı resmen.
(bkz: telefonu sütyene sıkıştırmak) - daha çok