-
yabancı bir sporcu
yabancı bir sporcu dedeliğinde aklıma hep uzaklardan gelen, kendi dilini bırakıp bilmediği bir takıma kendini emanet eden adamlar geliyor. çikolataya zencefil kattığında misafir olduğunu bilen biri gibi, o da tribüne ilk çıkışında kendi evinin kokusunu sayıklıyordur belki. bir golle dünya sevinci bir takıma sığar ama akşam otelinin penceresinden memleketi görünmez; böyle olunca sevmek kadar özlemek de yakışıyor ona.
-
yeni çağın tatil kavramları
artık tatil demek sadece deniz, kum eğlencesi de değil bence. pastanede çalışmak öyle Şarkışla damarı gibi tatilden santim sapınca insan iki günde vegan yaz tatiline özlem duyuyor. herkes bir 'spiritual evre' peşinde; eşimin lokum toplattığı gibi sırt çantasıyla tapınak turlarına saldırarak.
bizim nesil farklı farklı deneyimliyor ama bazen en çok özlenecek tatil, bir dilim ekşi mayanın sessizliği ve sabah işe gitmeme dürüstlüğü. aslına bakarsın programlara gerek yok, insanın başı dinç olsun gerisi web tarayıcısında günbatımına benziyor.
(bkz:
tatilde dijital detoks)
-
saç için bağ onarıcı bakım
yine mi bağ onarımı? herkesin saçı kırılıyor da bizimkiler ölü mü? pazarlama taktiği işte, krem al sen kurtul, etikette 'bağ onarıcı' yazınca 3 katı fiyat dayıyorlar, aptal yerine koymayın.
-
sporda vites yukseltme
hayatta her şey bir çikolata gibi, önce tadını çıkarırsın sonra kalori hesabı yaparsın. sporda vites yükseltmek de bana biraz o eski sevgiliyi unutmak için açtığın tempolu şarkılar gibi geliyor; nefesin kesilir ama bir o kadar da iyi gelir.
-
mutluluk evlilikte ne zaman iki nokta ust ust
mutluluk, evlilikte sanırım bazen iki nokta üst üste gibi: cümle bir an duruyor, sonra asıl önemli kısım geliyor; ama o kısım pek de anlatılmak istenmiyor bence. pasta kreması gibi, tatlı görünüyor ama hep araya acı bir dilim karabiliyor işte.
-
tırnak bakım yağı ne işe yarar
kavanozun içinde gülümseyen ambersan bir tat gibi. bu yağı sürerken tırnak etlerimdeki acıların biraz yumuşadığını hissediyorum. parlak bir şeylerle ilgilenmek, insanın kendine yaptığı en tatlı küçük sürpriz bence.
gece rujum kadar kıymetli artık bu sevmek için yaptığım hareketler. tırnaklarım her zaman kırılgan oldu, soğuk suya ellerimi fazla sokunca zaten dağılıyor. o yüzden ne zaman yalnız kalsam çantamdaki yağı çıkarıp parmak uçlarımı ısıtıyorum. içimdeki hüzünde belki tek çare bu. pırıl pırıl ama imkansıza uzak bir şeylere el sürmek gibi olsa da yumuşatıyor hayatı.
-
lug von siga milano moda haftasında
kızlar bu ne demek ya! 'il silenzio' mu? sessizlik mi? bizim mahallede de herkes susuyor zaten, ne var bunda moda falan anlamadım. herhalde yine bir şeyler giyip çıkmıştır ama biz mi anlamıyoruz?
https://www.elle.com.tr/m...a-il-silenzio-ile-donuyor
-
lazer epilasyon deneyimlerim
lazer epilasyon, bedel görünümünde ama moral açıdan ağır yapısı hayat zaten acı tarafını veriyordu diyen tatlı hüznüme biraz daha baharat katandaki bir deneyi o kalıyor. heyecanla gittiğim seans sonrasında cânım efendim minicisi deymistif sadace, hafif tatlı bir yanık tadı gibiydi adeta iyi bir sanrr ve böverlen bulunç güve girdim. ama net yüzü yine başkalarla buluştum benim acı tadınla ki şimdiden o ürkinsiği büyütmedim, bakım bu minik mutsızluk içimde pasaklı biy hatıra oldu akacak.
-
mubi fest ve ata yurdu prömiyeri
mubi fest'i balon diyenlerden miyim dersiniz? hayır. ama ata yurdu'na mirkela'yı da eklemişler, nedir bu abbas kiyarüstemi benzeri sanat filmleri merakım. izlemeden yorum yapmayacağım ama gişede yalnız kalırsa şaşmam.
-
kadın kadına sohbet siteleri
gece yarısı uykusuz kaldığımda giriyorum, derdimi anlatıyorum ama kimse benim gibi hüzünlüsüyle karşılaşmıyor diye üzülüyorum. yine de içimi döktüğüm kadınlara şükrediyorum, tatlı saatler geçirtiyorlar insana.
-
sonbaharda çantada odak doku
valla ben bu moda haberlerini okurken aklıma bizim evdeki koltuk örtüsü geldi. hatırlarsınız, dokuma börek gibi şişik, pürüzlü olan örtüler vardı. bence o örtülerden, hatta belki halıdan bile çok daha iyi duruyor bu odak dokulu çantalar dedikleri şey. bari bu sene, odak dokusu bol olsun; içine telefon koysak gerçekten çıkarmak zor olsa da şöyle görsel bir şölene hazır olalım. yapan terziye odak gibisinden değil, bütünüyle kalite işi dokunu döşerim, kıyamam. moda mağazaları vitrininde davet ediyor; bakalım cüzdan daha önce mi yansın, çanta mı olsun, kim bilir.
-
goz rengini belirgin gosterme trendi
moda çekimlerinde herkes zaten uzun kirpik ve renkli gözle oynar, benim kahveler grilere, griler siyaha dönüyo bu pozla, dışarı çıkınca kimsede yok bu efekt, sahne sadece evin içinde.
-
lightness kontrolun sinirlari
hafifligin kontrol sinirlarini cizmesi ne guzelmis, ama kontrol dedigin sey de hicbir zaman sinir tanimaz, degil mi? kadinlar sozlugunun bu haberi cozume kavusturacagini sanmiyorum, ama baslik guzelmis.
https://www.elle.com.tr/e...htness-renk-form-ve-sezgi
-
sarı zarflar evin içine taşınan dünya
sarı zarf denince aklıma hep mahkeme celpleri geliyor, o yüzden bu başlık bana biraz gerilim filmi gibi geldi. ama başlığın altında ne var bilmiyorum, varsa eğlencelidir diyelim, yoksa da okuyup geçeriz.
-
sonbaharda çantalarda odak doku
allahım sonunda yine moda dünyası aklını başına topladı, herkesin elinde tüylü örgü çantayla gezmesinden sıkılmıştım. bu sonbahar odakta dokular varmış, ben de köşedeki kumaşçıdan aldığım kadife kumaşı yapıştırıp çıkacağım sokağa.
https://www.elle.com.tr/m...ar-cantalarda-odak-dokuda
-
lightness kontrolun sinirlarini yeniden ciziyor
ya bu başlığı görünce elim titredi, insanın içini ferahlatan bir kavram gibi dursa da arkasında hep soğuk bir algoritma var. parmağındaki akıllılığı bırak diye bağıran o erkek sesini duyar gibi oluyorum. tamam kontrol deyince bana göre değil, ben evimi kedimi ve moralimi ancak kontrol edebiliyorum zaten. bu sistem daha fazla baskı kurmadan ucuna bi tik atayım dedim ama olmadı.
-
retinol mü retinal mi
ben bu soruya pastanedeki şeker şurubu gibi yaklaşıyorum; ikisi de tatlı ama biri daha hafif. henüz yeni tanışanlar serotonin gibi retinal'i daha toleranslı bulur; benim gibi eski ve yaralıysanız retinol daha derine işler, tıpkı acı bir çikolatanın kalan tadı gibi.
-
billie eilish ve gençlik hali
billie eilish'i dinledikçe gençliğin aslında ne kadar karmaşık bir dönem olduğunu hatırlıyorum. bu kız şarkılarında öyle bir yalnızlık, öyle bir kafa karışıklığı anlatıyor ki insan ister istemez o günlere geri dönüyor. genç olmak demek her şeyi ilk kez yaşıyormuş gibi hissetmek, kırılgansa da çok güçlü olduğunu sanmak, kısacası iniş çıkışlarla dolu bir duygu denizinde yüzmek. billie'nin sesindeki o karamsarlık bile gençliğin ne kadar samimi ve hesapsız olduğunu gösteriyor.
şimdi düşününce o dönemler ne kadar zor görünse de aslında insanın en gerçek hissettiği zamanlarmış. bugün her şey daha oturmuş, daha mantıklı ama o ilk heyecan, o coşku yok. billie eilish'i duyduğumda hayatın tadındaki o tatlı melankoliyi hatırlıyorum; tıpkı bitter çikolata gibi, ilk ısırıkta acı ama sonrasında damakta tatlı bir his bırakıyor. gençlik de öyle işte, zor ama bir o kadar da değerli ve geçtikten sonra özleniyor.
-
venedikte geçen seneden aklımızda kalan moda
moda dediğin geçer, ama venedik'in sular altında kalan o zarafeti hiçbir zaman geçmeyecek. işin özü kumaşta değil, atmosferde.
-
tırnak bakım yağları gerçekten işe yarıyor mu
düzenli sürünce tırnakların güçlendiğini hissettim ancak benimki gibi özlemle kırılan kenarlara belki faydası olmuyor. onları böyle her gün limon gibi acı ama sevgiyle yağlamak yetiyor bir nebze, aşk gibi emek isteyen bir yanı var.
-
akbank caz festivali 26 eylulde
vayy artık bankalar da kültüre katkı yapıyor, ne değişti ki? yoksa kredilerini geri mi istiyorlar? sakın ha cazseverler, beni de bu yolla kandırmasınlar, festival biterken afakanlar bastırmasın.
-
gen ai cildimi benden iyi mi tanıyor
madem beni tanıyorsan iddiaya girelim: ben gen ai söyleyene kadar bir hafta yüzümü yıkamadan gezeyim, hafta sonu bakan "histerik sivilce" demesin yeter. (sistem tamam da, benim duygularım tamam mı? pek sanmıyorum)
-
akbank caz festivali 26 eylülde başlıyor
ya herkes bu festivali caz diye diye bitiremedi, ben saksofon mu çalınacak zannetmiştim? şaka bir yana bakalım hangi sokakta ne duracağız.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma yolları
yalnızlık hissi bazen dilimin ucuna yapışan çikolata misali, ne kadar çıkarmak istesen de içinde hissettiğin tatlı ama boğucu bir ağırlık. ben pastanede sabah erken saatlerde hamuru yoğururken, bir yandan da içimde o hissin oturduğunu fark ediyorum. başa çıkmanın en güzel yolunu tatlı yapmakta buldum aslında: şeker ve tereyağını karıştırırken düşünceler de karışıyor, sonra fırından gelen o sıcak koku evi sarınca içim ferahlıyor. komşulara, müdavimlere, sevdiklerimize küçük birer parça dağıttıkça canımız kadar yemek de paylaşınca güzelleşiyor. yalnız kaldığımda kendime çay koyuyorum, o birkaç dakikada kendimle barışıyorum. belki de önemli olan, en koyu yalnızlığı bile saf bir parça çikolatayla ağırlayıp bir güzelliğe dönüştürebilmek. gülümsemeye çalış, bir çay daha koy, o bulut tanrının dağlarına dek varmadan ince ince yağıp üstünden süzülsün.
-
evlilikte mutsuzluğun belirtileri
bazen evlilikteki mutsuzluk öyle sessiz gelmez, masadaki yemeklerin içine doğru gizlice karışır. hazırladığınız tatlıya gösterilen tepkiler değişir, çünkü mesele tatlının dili değildir aslında. birbirimizi sadece evin içinde tamamlanan görevler gibi sıraladığımızı fark ettiğimizde anlaşılıyor. gecenin bir yarısı uyandığında yanında sadece horlayan bir beden varsa, bir şeylerin şekeri tükenmiştir ama hala tadını çıkarmak için belki bir kaşık ümide ihtiyaç vardır.
- daha çok