• bugün (55)
/ 2  
  • 54 entry
  • 44 başlık

carboncandy

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • hemcinslerle konuşmanın terapi etkisi
    yemin ediyorum şu siteye girip iki satır yazı okuyunca bütün çakralarım açılıyor. dışarıda sürekli bir maskeyle dolaşmaktan yorulan bünyeye kadınlarsözlük resmen detoks suyu gibi geldi. kimse yargılamadan istediği gibi saydırıyor, bundan daha büyük lüks var mı gerçekten?
  • cildi bebek poposuna çeviren losyonlar
    gratis indiriminde birbirini ezen kalabalıktan sağ çıkabilirseniz mutlaka dermokozmetik markalara yönelmeniz gereken hededir. yok efendim çilek kokayım yok vanilya gibi gezeyim derseniz o yapış yapış his yüzünden gece yorgana yapışıp kalırsınız benden söylemesi. sırf ambalajı süslü diye o kadar para bayılmaya gerek yok, sonra bütün gün ucuz oda spreyi gibi kokup geziyorsunuz.

    sürdükten sonra emilmesi için saatlerce çıplak bekleme çilesi olmayan, cildi gerçekten neme doyuran bir tanesini bulmak samanlıkta iğne aramaktan zor. bulursanız stoklayın, kimseye de söylemeyin.
  • emily in paris
    gabriel gibi bir toksik manita uğruna o vizyonsuzluk abidesi kıyafetleri giymeye değer mi gerçekten emin değilim.

    adam her sezon başkasıyla nişanlanıyor bizim saf kız hala parisin göbeğinde renk körü modacı gibi geziyor, yemin ederim izlerken benim gözlerim kanadı.
  • erkeğin aldığı nefesi bile sorgulayan kadın
    valla kızlar paranoya diyorlar buna ama biz tecrübe diyoruz. adamın "iyi geceler" mesajından sonra whatsapp'ta kaç dakika daha çevrimiçi kaldığını hesaplayıp, o sürede kime ne yazabileceğini simüle eden bir beyin yapısına sahibiz artık. yalan değil, o masum "arkadaşlarla halı sahadayım" cümlesinin altından çıkanları gördükçe fbi ajanı gibi gezmek zorunda kalıyoruz ortalıkta.

    sonra da vay efendim niye bu kadar darlıyorsun. darlarım tabi, sütten ağzımız yanınca yoğurdu üfleyerek yemiyoruz biz direkt inekleri sorguya çekiyoruz. güven bir kere kırılınca o cam kırıkları batmasın diye tetikte beklemekten yorgun düştük, hepsi bu.
  • love bombing
    ilk haftadan evliliğin rengini, çocuğun ismini belirleyip seni bulutlara çıkaran, tam inandığın anda da halı gibi silkeleyip atan narsist heriflerin favori taktiği. yemeyin bu numaraları, o çiçekler böcekler hep vitrin süsü.
  • durduk yere gelen ağlama krizi ve çikolata
    üç gün önce manikürüm bozuldu diye başlayan, bugün "evrendeki yerimiz ne kadar küçük" felsefesine evrilen hezeyanlar bütünüdür. yanındaki adamın "neyin var" sorusuna "yok bir şey" derken içinden "allah belanı versin, ruhumu kemirdin" diye bağırma isteğiyle dolup taşarsın ama elindeki kaşık seni durdurur.

    o kaşık, o kavanoz ve o şişmiş gözler... dünyanın en acıklı üçlüsü biziz sanıyorsun o an. sonra bir bakmışsın hepsi bitmiş, geriye sadece yarın sabah çıkacak sivilcenin korkusu kalmış. biz iflah olmayız kızlar, cidden olmayız.
    (bkz: regl öncesi sendromunun vücut bulmuş hali)
  • ankara da yağmur yağınca kilitlenen trafik
    ya kızlar cidden inanamıyorum yani, gökten topu topu üç damla su düştü diye koca başkent nasıl bir anda açık hava otoparkına dönüşebilir aklım almıyor. eskişehir yolu'nda resmen hayat durdu, kontak kapatıp yan arabadaki çocukla dedikoduya başlayacaktım az daha sıkıntıdan. o kırmızı stop lambaları sonsuzluğa uzanıyor gibi görününce ruhum daraldı, arabada bağıra çağıra şarkı söyleyerek delirmeme ramak kaldı.

    hayır anlamadığım şey şu, yağmur yağınca arabaların eriyeceğini falan mı sanıyor bu millet? herkes birden 20 ile gitmeye başlıyor, sinyal veren yok, şerit değiştirmeye çalışanlar tam bir kaos. eve gidip duşumu alıp en sevdiğim diziyi açana kadar bu sinirim geçmeyecek, resmen bütün enerjimi emdi bu şehir bugün.

    (bkz: yağmurlu havada araba kullanmayı bilmemek)
  • kocayı evdeki oksijen israfı olarak görmek
    adamın tek fonksiyonu koltukta yer kaplayıp kumandaya basmak, bir de sorsan yorgunluktan ölüyor beyefendi. hani imzayı atarken hayat müşterekti, ben neden tek başıma survivor çekiyorum bu evde anlamadım gitti. aşk falan hikaye, geriye kalan tek şey kirli çoraplar ve bitmeyen bir sinir harbi.
  • kaş serumuyla recep ivedik e dönüşmek
    influencer ablalarımızın öve öve bitiremediği o minicik şişeler yüzünden yakında evrim teorisini tersine çevirip ilk insana döneceğim resmen. kaşlarım hariç yüzümün her yerinde kıl kökü varmış meğer, elmacık kemiklerimden sakal çıkacak diye korkuyorum artık. iki tel kaş çıksın diye servet harcadım, sonuç hüsran oğlu hüsran.
  • evlenince prensin kurbağaya dönüşmesi
    flört ederken senin için dağları delecek ferhat modunda gezen herifin, nikahtan sonra kumandayı alıp koltukla bütünleşen bir organizmaya dönüşmesi trajedisidir.

    resmen kandırıldık bacılar, iade şansımız da yok elimizde patladı bu.
  • retinol kullanmaya yeni başlayanların dramı
    sosyal medyadaki o pürüzsüz suratlı influencer ablalarımıza kanıp aldığım, cildimi cam gibi yapacak derken bildiğin deri değiştiren kobra moduna sokan hede. ilk hafta suratım cayır cayır yanarken güneş kremi sürmeyi unutup balkona çıktığım o anı hatırladıkça hala fenalık geçiriyorum, bildiğin yüzümdeki deriyi elimle soyup millete hediye paketi yapacaktım az daha.

    sabır gerektiriyormuş, bariyer onarmak lazımmış falan filan derken üç ayın sonunda parıl parıl oldum ama o süreçte çektiğim eziyeti ancak retinol yanığı tecrübesi olanlar anlar. güzellik acıdır mottosunun şişelenmiş hali resmen, kullanırken takvimi elinize alıp insan içine çıkmayacağınız günleri hesaplamanız şart.
  • mutlu evlilik yoktur az sinir krizi vardır
    seçici sağırlık geliştirmek bu işin anayasasıdır resmen, adamın söylediği on laftan dokuzunu duymazdan gelmezseniz üçüncü gün tırlatırsınız. kafayı kuma gömüp sadece kredi kartı ekstresi gelince dünyayla iletişime geçin, gerisi tamamen tiyatro.
    (bkz: kocaya he deyip bildiğini okumak)
  • eltilerin savaşı
    gupse'nin resmen bizim sülaleyi ifşaladığı filmdir. ya o altın varaklı koltuk takımları, o sunum çılgınlığı, o yapmacık vıcık vıcık samimiyetler falan... izlerken resmen daraldım, benim eltimin instasına bakıyor gibi hissettim. sırf gösteriş olsun diye yapılan o hamur işlerini görünce mideme kramplar girdi, hayır o kadar yağı yiyip nasıl o kadar zayıf kalıyorsunuz orası da ayrı bir muamma zaten.

    yanımda oturan sevgilim de 'abartma aşkım bu kadar olmaz' diyor, safım benim ya dünyadan haberi yok. o gördüklerin buzdağının görünen yüzü, sen gel bir de pazar kahvaltısında gör o zehirli okları dedim anlamadı. velhasıl sinir katsayınızı zıplatmak istiyorsanız açın izleyin, sonra gidip görümcenize sarılmak isteyebilirsiniz benden söylemesi.
  • yeni nesil altın günü simülasyonu
    kaostan beslenen bünyeme ilaç gibi gelmiş platformdur, iki dakika bakayım dedim kendimi hiç tanımadığım birinin eltisini gömerken buldum.

    buradaki entrika seviyesi prime time dizilerinde bile yok resmen.
  • sürünce yüzü kireç gibi yapmayan güneş kremi
    kore markalarını keşfedene kadar suratımda resmen bir kalıp margarinle geziyormuşum, o dünyaca ünlü eczane markaları falan tamamen hikayeymiş. parıl parıl parlamadan ve sivilce tarlasına dönmeden insan içine çıkabilmek ne büyük lüksmüş meğer.
  • love bombing
    ilk üç gün seni ayaklarını yerden kesecek kadar şımartıp dördüncü gün o yükseklikten betona çakan en sinsi manipülasyon taktiği. hala buna kanıp da hayatının aşkını bulduğunu sananları gördükçe gerçekten saçımı başımı yolasım geliyor.
  • makyaj süngerinin asla tam temizlenmemesi
    ne kadar çitilersem çitileyeyim durularken o inatçı fondötenini kusmaya devam edince sinir krizi geçiriyorum. sanırım bu nankör süngerler sırf sabır testi olsun diye icat edilmiş.
  • aldatılınca saçını kızıla boyatan kadın
    o travmayla gelen ani gelen değişim isteği yüzünden saçları yansa da ruhundaki yangının söneceğine inanır, oysa elinde kalan tek şey yıpranmış uçlar olur.
    (bkz: hürrem sultan sendromu)
  • erkek sevgiliye hediye
    kendisi kalsa ömrünü o diz yapmış gri eşofmanla geçireceği için mecburen gidip üstüne başına kıyafet aldığımız çileli süreçtir.

    yine adamı baştan yarattık ama kıymetimiz bilinir mi hiç sanmam.
  • leke giderici serum
    fenomenlerin o porselen gibi suratlarına kanıp aldım, sonuç olarak yüzümde değil ama banka hesabımda krater gibi bir delik açıldı. lekelerim gitmiyor bari onlarla barışıp isim falan koyayım, evlat oldular başıma.
    (bkz: keriz silkeleme yöntemleri)
  • anonim chatte terapi niyetine gezmek
    ben burada saatlerce ruhumun derinliklerinden bahsedip içimi döküyorum, herif bana kalkmış boydan foto at diyor. gerçekten bu erkeklerin beyniyle ilgili ciddi şüphelerim var, yazık kafalarına.
  • sevgilinin telefonu ters çevirip masaya koyması
    o telefon masaya ekranı görünmeyecek şekilde konduğu an geçmiş olsun, o sessize alınan bildirimler yakında canını fena yakar. altıncı hissin midene kramp sokuyorsa kesin bir haltlar yiyordur, boşa kuruntu yapmıyorsun.
  • topu taca atmak
    ilişki ciddiye binince ya da zor bir soru sorulunca erkeklerin en sık başvurduğu o meşhur zaman kazanma stratejisi. sahada yapınca taktik deha sayılıyorlar ama evde konuyu değiştirmeye çalışıp "sonra konuşuruz" dediklerinde asla yemiyoruz yalnız. o top o sahaya elbet geri dönecek, o yüzden boşuna nefes tüketmeyin beyler.
  • pick me girl
    erkeklerin yanında ofsayt kuralını tartışıp hemcinslerini gömen o kızı hepiniz tanıyorsunuz.

    cool görünmek uğruna sevmediğin o buz gibi birayı içerken yüzünü ekşitmemeye çalışman gerçekten çok acıklı görünüyor tatlım.
  • eski sevgiliyi unutma sürecini hızlandıran şeyler
    kızlar kendinizi kandırmayın, o saçları kestirince sadece kuaför zengin oluyor, gidenin ruhu bile duymuyor. en temizi bence ağlaya ağlaya günlük tutmak değil, tam tersine her gün hayatının en mükemmel gününü yaşıyormuşsun gibi story atmaktır. o uzaktan izleyip kudurdukça senin için soğur zaten, inanın bana bu taktik şaşmaz.

    bir de allah aşkına şu depresyon hırkası modundan çıkın, o salya sümük ağladığınız gecelerin sabahında göz altlarınıza kapatıcıyı basıp en iddialı kombini yaparak sokağa fırlayın. unutmanın en kısa yolu, onun aslında ne kadar vizyonsuz bir tercih olduğunu fark ettiğiniz o aydınlanma anından geçiyor, gerisi hikaye.
  • daha çok