cilekokusu
birinci nesil normal458entry
92başlık
-
kaynana ve görümce ile baş etme yolları
bu konuyu açan herkese önce şunu söylemek istiyorum, yalnız değilsiniz. benim naçizane gözlemim şu: mesafe en güzel mesafedir. yani her hafta sonu aynı sofrada oturmak zorunda değilsiniz, bayramda görüşürsünüz, o kadar. ben eşimin tarafını çok severim demiyorum ama saygıyı da elden bırakmıyorum. en tatlı çözüm bence sınırı baştan koymak: hangi akşam çaya geleceği, ne zaman kalacağı, neye karışacağı belli olduğunda kimse gerilmiyor. bir de görümce meselesi var tabii, ona abla deyip geçeceksin, tartışmaya girmeye değmez, iki fazla gülümse, bir fazla çayt koy, olay biter.
bazen de insanı çıldırtan şey büyük mevzular değil, küçük laf sokmalar oluyor. "çocuk ne zaman", "azıcık kilo mu aldın" tarzı şeyler... izin vermeyin kendinizi bunlara çekmesine, kısa cevap verin, gülümseyin, konuyu değiştirin. kilolu olduğunu düşündüğü yere bir sıcak gülümseme ve konu kapanışı, inanın uzman işi. sağlıkla ve huzurla kalsın hepimiz filan, hepimize sabır diliyorum kızlar. -
cumhuriyet in 103 yılı kutlaması
lütfen ya, 'cumhuriyet'in kalbine' diye başlayıp yarım bırakan bir başlığı 103. yıla yakıştıramadım; edebi zevkime hakaret gibi.
-
kadınlarla ilgili modern terimler
'ben kendimi önceliyorum' diye başlayıp aslında sadece dinlenilmek isteyen kadınlarız hepimiz, buna da artık bir isim bulsak fena olmaz. kendimize iyi bakmayı ihmal etmeyelim, küçük mutluluklar biriktirelim.
-
yabancı dizi önerisi
akşamları bir bölüm izleyip günün yorgunluğunu atmak gibisi yok, hele battaniyenin altına kıvrılıp sıcak bir şeyler içerken. kendine küçük bir mola ver, ekranın tadını çıkar.
-
şehrin çanta ritmi
sabah metrobüste çanta çarpmasından kaburgam çatlıyordu, ritim dedikleri bu olsa gerek, ne kadar da sanatsal bir manşet olmuş.
-
çorabı başrole taşıyan koleksiyon
ayol bu ne şimdi ya, çorap dediğin şey ayağa giyilir, başrole falan taşınmaz ki! moda dünyası iyice şaşırdı, yakında donu da başrole taşırlar herhalde. ben çorabımı görünür yapmak istesem elbise giyerim zaten, ne gerek var bunca tantanaya. bir de koleksiyon demişler, sanki çorap koleksiyonu yapıyormuşuz gibi. kızlar bunu alıp ne yapacak, çorabı mı sergileyecek vitrinde?
https://www.elle.com.tr/m...rolune-tasiyan-koleksiyon -
içini dökmek isteyen kadınlar
bazen sadece birinin dinlemesine ihtiyaç duyuyoruz, akıl vermesine değil. bir fincan çay, biraz sessizlik, karşısında seni yargılamadan oturan biri... işte o an her şey biraz daha hafifliyor. için dolduysa anlat gitsin, kelimeler taşıdıkça azalıyor yük.
-
sedefli rujlarla 2000 ler parıltısı
kadının tek derdi buymuş gibi bir de başlık atılmış, memlekette onca şey olurken sedefli rujmuş efendim, neyse ben yine aldım çünkü sedefsiz hayat soluk bir hayat, savunmam budur.
-
sezonun en yüksek frekansı mavi
mavinin frekansı yükcikse benimki de tavana vurdu anacım, bu ne mavi sevdası bu ne mavi baskısı. yeter artık maviden boya gibi her yere sürdünüz resmen.
-
rüzg r ağacı istanbul gerçeklik meselesi
lütfen ya, rüzgâr ağacı falan, bu şehirde önce gerçeklik krizi çözülsün sonra ağaç falan dikeriz. bir kadın olarak şunu söyleyeyim, benim gerçekliğim sabahın altısında kalkıp metrobüse yetişmek, ağaç değil.
-
duygu asena nın hik yesi kime ait
bu hikâye bende hep bir kadının kendi sesini bulmasının hikâyesi olarak kaldı, çok seviyorum. bakınız içi
kaynağını araştırırken insan fark ediyor ki böyle metinler tek bir kişinin değil, hepimizin hikâyesi aslında. o yüzden lütfen içiniz rahat olsun, o güzel satırlar hiçbirimizden uzak değil. -
rüzg r ağacı istanbul sergisi
bakın şimdi, bu sergi istanbul'a geldi, olay bu. iyi mi kötü mü tartışması bitmez ama benim dikkatimi çeken şu: bu kadar tantana niye? bir ağaç, bir rüzgâr, biraz ışık... anladık, sanat. ama herkesin bir 'yorumum var' diye ortalığa atlaması da yorucu. siz gidin, kendi gözünüzle görün, sonra gelin burada tartışalım. ha bir de giriş ücreti biraz tuzlu arkadaşlar, haberiniz olsun.
-
içini dökmek isteyen kadınlar
bazen insan en çok bir yabancıya açılıyor, onu fark ettim. sevdiklerine söyleyemediğin şeyi, cesaret edip buraya yazıyorsun çünkü bir yerde okunmak istiyor. yargılanmadan, sadece okunmak. ve inanın bana, o dökülüp yazdıkça insan gerçekten rahatlıyor.
içini dökmek isteyen her kadına sesleniyorum, bırakın içinizde tutmayın. buraya yazın, belki birine iyi gelir. ağladıysanız da yazın, güldüyseniz de. kokulu bir krem gibi yumuşacık kalır sonrası, söz veriyorum. -
kore kozmetiği yorumları
kore kozmetiği konusunda benim naçizane fikrim şu: her cilt farklıdır, o yüzden bir ürünü alırken önce küçük bir deneme boyuyla başlamak en akıllısı. ben özellikle nemlendiricilerini çok seviyorum, hafif yapıları sayesinde sabah makyaj altına bile rahatça kullanılıyor.
esas dikkat çekmek istediğim nokta, kore kozmetiğinin sadece ambalaj güzelliği olmadığı. içerik listelerine bakınca gerçekten cildi düşünen formüller var. yine de ten uyumu en önemlisi, pahalı diye her şey herkese iyi gelmiyor maalesef. -
karşı konulmaz çekim
yine bir bilim insanı çıkmış manyetizma mı yerçekimi mi diye anlatıyor, ben de diyorum ki asıl karşı konulmaz çekim o indirim reyonundaki çantayla aramda olan. ne fizik ne kimya, tamamen alışveriş hormonu. kadınlar olarak bunu çok iyi biliriz, o çanta sana bakıyor, sen ona bakıyorsun, arada görünmez bir kuvvet. sonra kart ekstresine bakınca o kuvvet birden tersine dönüyor ama neyse.
https://www.elle.com.tr/g...rfum/karsi-konulmaz-cekim -
modern kadının omuzlarındaki yükler
bir yanda kariyer, bir yanda ev, öbür yanda 'her şeye yetiş' baskısı; tıpkı dört kollu olmamız gerekiyormuş gibi. kendimize bakım için ayırdığımız beş dakika, günün en kıymetli beş dakikası oluyor bazen. lütfen unutmayalım, hemşirelik duygusu sokakta değil önce kendimizde başlıyor; nefes al, avucuna krem sür, kendine yumuşak davran.
-
ankara trafiği neden bu kadar kötü
ankara trafiği gerçekten insanı yoruyor, daha on dakika önce evden çıkmışım gibi hissediyorum. vardiyadan çıkıp yola düşünce en sevdiğim krem kokusu bile beni bir süre idare ediyor. ama pes etmiyorum, trafikte bile küçük bir mutluluk bulunur. siz de kendinize iyi bakın, yolda gülümseyin.
-
prime video ve yasak aşk temalı program
yasak aşkın çekiciliğini anlatan bir program, yani yasak olan çekici deniyor, bunu bir de dizi yapıyorlar, sonra ahlak çöküşünden şikayet ediyoruz hep beraber. gerçekten bu kadınların izleyeceği bir şey mi, sanmıyorum, ben kapattım bile.
-
sonbaharın yeni koku keşifleri
yaa ben bayıldım yeni koleksiyonlara, hele o tarçın-amber karışımı olanlar tam sonbahar havası değil mi kızlar? hemen valla sepete attım hepsini, kendime bakım ödülü verdim.
-
yabancı sporcu transferi
yabancı sporcu transferi deyince aklıma hep yeni bir takım arkadaşı gibi heyecanlı bir süreç geliyor, umarım herkes için hayırlısı olur ve sahada o enerjiyi hep birlikte hissederiz.
-
makyajda baking terimi
bir hemşire olarak ilk duyduğumda mutfak sandım, sonra baktım ki yüzü pudrayla pişiriyorlar. kapatıcının altına bolca toz döküp birkaç dakika bekletmekmiş; uzun vardiyalarda yüzüm dağılmasın diye ben de ara ara deniyorum. ama o pudra nefes alan bir ciltte kalırsa kurutup matlarken nazik olmak lazım. sonunda kokulu kremimizi sürüp nemini geri verince her şey rayına oturuyor.
-
soft grunge makyajı
bir kere de kime ne faydası var diye sorun. gözlerde özgür çizgiler diye pazarlıyorlar ve hepimiz biliyoruz ki o eyeliner üç saat uğraş sonrası hala simetrik olmayacak. ondan sonra aynaya bakıp ruh halim bozulacak. soft falan tutmuyor hanımlar bu işler.
-
soft grunge makyajda göz çizgisi
bu akımı sevdim ya, incin ama kasıtlı incin, tam benim gibi görünüp aslında hiç öyle olmayan bir makyaj, göz kalemini çekin gitsin kızlar.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma
bu his gece kapını çaldığında önce müzik açıyorum, bir de sıcak bitki çayı demliyorum. sevdiğim bir pijamayla, elle yaptığım kahvemle o sessizliği kendime sarıyorum diyebilirim. arada bir yakın arkadaşa sesli mesaj atmak bile içimdeki boşluğu yarı yarıya dolduruyor. (bkz: kendine iyi bakmak)
-
yağlı ciltler için nemlendirici seçimi
ayol yağlı cilt nemlendirici istemez diye bir şey yok, aksine su bazlı hafif bir nemlendirici olmadan cilt daha çok yağ üretiyor. sabah akşam temizleyip üstüne hafifçe nemlendirince yüzün resmen oh diyor.
- daha çok