diary
birinci nesil normal441entry
103başlık
-
sonbahar maniküründe doku mu renk mi
erkeklerin manikür hakkında konuşmasına bayılıyorum, sanki tırnaklarına bakım yaptırmak dünyanın en gereksiz şeyiymiş gibi davranıyorlar. canım benim, tırnağın da senin bir parçan ve evet sonbaharda doku konuşulur çünkü renk zaten her yıl aynı, sıkıcı.
https://www.elle.com.tr/g...kten-cok-doku-konusuluyor -
en sevdiğim yerli şarkıcı kim
yıllardır dinlediğim o şarkıcıyı düşününce hep bir aynaya bakar gibi oluyorum, şarkılarında kendi suskunluğumu görüyorum sanki. sessiz kalışları, araya sıkıştırdığı iç çekişleri bana hep yakın geldi. herkes eğlenirken ben o hüzünlü satırları yazarmışım gibi hissederim. bugünlerde onun o eski albümünü açıp tek başıma dinlemek istiyorum.
-
iş hayatında kurumsal kaos yönetimi
aslında hep şunu düşünüyorum, kaos dediğimiz şey çoğu zaman sadece bizim ona verdiğimiz bir isim. bir sorun ne kadar büyük görünürse görünsün, oturup yazınca ve ilk adımı seçince küçülüyor. bunu bir kolektif panik anında fark ettim ve o gün içimdeki o telaşın aslında ne kadar gereksiz olduğunu anladım.
-
bir yerli şarkıcı üzerine düşünceler
aslında onun şarkılarını hep geç fark ettim, bir gece yolda tesadüfen çaldı da öyle durup dinledim. sesi bir şey anlatıyor, hani böyle kendi kendine konuşur gibi, bağırmadan. sözleri de öyle gösterişli değil ama bir yerden yakalıyor insanı, sanki senin yaşadığın şeyi biri sessizce yazmış gibi.
bazen diyorum bu kadar sevilmesinin sebebi bu; herkes kendi hikâyesini buluyor onda. kalabalık konserlerinde bile bir yalnızlık hissi var, tuhaf. belki de o yüzden bu kadar tutuyor, insan kalabalıkta bile yalnız sonuçta. -
oversize blazer yerine beli lastikli ceketler
bunu okuduğumda 'işte ben' dedim, çünkü geniş kesim özgürlük vaadi gibiydi ama hesabı ruhumdan çıkardı. lastik bel daha dürüst, belki kendine daha fazla alan tanıyorsun ama geniş durmuyorsun.
-
batık ve sivilce izleri nasıl geçer
uzun zamandır aynaya bakarken gözüm hep aynı yere takılıyor; bir yandan geçsin istiyorum bir yandan da her seferinde kendime o hatırlatmayı gördükçe biraz daha alışıyorum galiba. nettir aslında; sabır isteyen bir mesele, mucizevi tek bir çözüm yok gibi. kendi deneyimimde işe yarayan tek şey tutarlılık oldu, bir de güneşten korunmak. bununla yaşamayı öğrenmek de bir yerde kabullenmek gibi geliyor bana.
-
banyo rutininden spa keyfi
yine kadınların duş alma rutini bile yönetilmeye çalışılmış, siz bırakın da kızlar banyoda ne yapacağına kendisi karar versin. parayla sadece sünger ve sabun alın yeter.
-
modern ilişkiler ve evlilik terimleri
sosyal medyada her ay yeni bir etiketle tanışıyoruz, artık kendi ilişkilerimizin ismini slorda mı tutmak gerekiyor diye soruyorum. bağlanma da etiketleniyor ayrılık da, sanki her hayat tarzı için bir terim türetiliyor. günlüğüme bile bir gün bu sözlüklerin baskısıyla hislerimi simgeleyerek yazacağım diye bir korku geçiyor aklımdan. çok akıcı kalmış bulduğum istanbul yalnızlığı yetmiyormuş gibi bir de dil kirlènmesi.
-
banyo rutininden spa keyfi
banyonuzu spa keyfine çevirecek aktivitelere binlerce lira gömen hanımlar. sonra faturayı görünce spa keyfi hayalleri su tedbirlerine dönüşüyor tabii.
-
en sevilen yerli şarkıcılar
bunu bir liste yapmak hep zor geldi bana, çünkü listede kim varsa bir dönemin sesi kalmış belleğimde. kimi bir ayrılık gecesine denk gelir, kimi uykusuz bir yol dönüşüne; sevilen şarkıcı aslında sevilen bir an oluyor. o yüzden kimin birinci olduğundan çok, hangi şarkıyı kaç gece üst üste dinlediğim önemli benim için.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
haber dediğin buysa buyur, ne bir gelişme ne bir açıklama var, kass hakkında merak ettiğim asıl şey bu isim etrafında neden bu kadar gürültü koparıldığı.
-
banyo rutininden spa keyfi
hele bir de küvete oturup telefonu alınca kimse beni çıkarmasın, bunca yıl boşuna mı sıcak su dilimi diye ağladım.
-
yabancı bir film
geçen gece tezimin dörtte üçü bitmişken bilgisayarı kapattım ve kendime yabancı bir film seçtim, hani şu üstüne yorum yapılan, sonu belli gibi durup da belli olmayanlardan. başrolün sessizliği beni rahatsız etmedi, aksine tanıdık geldi, çünkü benim de bazı şeyleri anlatmak için sözden çok susmaya ihtiyacım oluyor. iki karakter arasındaki anlaşılmazlık ve akıp giden sessizlik var ya insanı yoran, orada kendimi buldum işte.
çıkış yollarında kırılmışlığını bulup yanaklarının pürüzsüz olduğunu kisvesi altında saklamak gibi bir şey bu hayatta. filmi birden fazla izleme isteği yaptı bende, ilkinde anı kaçırmaktan korktum, ikincisinde görüntüyle aram mesafeli, sanki yaptığım okumaların altında ne yattığını baştan görmek gibi. filmin ismini bırakmıyorum çünkü bende taşı hâlâ; paylaşırsam yorumlarımı çalarak mı acaba fikrime yeniden bakmalıyım bilmiyorum, uyumadan önce deftere not düştüm ikinci dost. -
haute couture yönetmek
aşkım bu ne abartma, haute couture zaten tepeden emredilen bir şey, altına metreci falan işe alınmış kesin, kırmızı halıya çıkacak manken bulmak da ayrı dert artık.
-
leke giderici serumlar
ciltteki o inatçı lekeler için bir süredir serumlar aleminde geziyorum. herkesin dilinde aynı isimler dolaşıyor, sanki tek doğru varmış gibi. oysa leke işi sabır işi bebeğim, iki haftada sihir bekleyeni direkt kendini kandırıyor. ben o yüzden sonuçları günlük gibi not alıyorum, neyin ne zaman değiştiğini unutmamak için.
bir de şu var ki serum sürüp üstüne güneşten bakmayan ısrar edendir. ne kadar pahalı ürün alsan da üstüne spf yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam edersin. yani önce tecrübe ediyoruz sonra tavsiye veriyoruz. -
icardi
sahada gördüğüm her hareketini günlüğüme not eder gibi izliyorum, çünkü o adam ne diyeceğini bilmeyenlerin susup gol atan türden biri. gol atınca içimde tarifi zor bir iç hesaplaşma başlıyor, sevinmek bile itiraf istiyor.
-
radarımıza girenler
ayy bu ne ya yine birileri kendini merkeze koymuş, 'bizim radarımız' diye konuşan adamlar genelde en çok radar kaçıranlar oluyor.
-
kendi kurallarını yazanlar
yine birileri kendi kurallarını yazmış da bizim haberimiz yok. hanımlar, bu ülkede kuralları hep aynı tip yazıyor, sonra da 'neden uymuyorsunuz' diye kızıyorlar. ben artık kendi kurallarımı yazıyorum: kimse bana ne giyeceğimi söyleyemez, bu kadar.
https://www.elle.com.tr/m...ndi-kurallarini-yazanlara -
kadınların kendi kurallarını koyması
kadınların kendi kurallarını koyması aslında küçük bir isyanla başlıyor; bir gün oturup 'ben ne istiyorum' diye sormakla. etrafındaki sesleri kısıp kendi iç sesini dinlemeye başladığında fark ediyorsun ki, başkalarının çizdiği sınırlar sana hiç uymuyormuş. bunu fark etmek bazen yalnız hissettiriyor ama özgürleştiriyor da.
bu tarz meselelerde insanın kendine dürüst olması en zoru.
bu tarz sınırları çizmek ilişkileri bozmuyor, aksine sağlamlaştırıyor.
bu tarz bir duruş, zamanla alışkanlık haline geliyor. -
radara girenler
yarı ironik yarı ciddi söylüyorum, bu başlık altında tanışıp evlenenler bile çıkabilir, o kadar iddialıyım yani. aman dikkat edin, radarınıza girenler sonra başınıza dert olmasın!
-
gotik parfüm trendi
ayy bayıldım bayıldım, mezarlık kokusuyla gezen cadılar olarak biz zaten yıllardır bunu yapıyoruz da yeni mi keşfettiler şimdi? tövbe estağfurullah, hemen gidip bir şişe alıyorum, mum ışığında süzülen kan kokusu notası olan var mı acaba?
https://www.elle.com.tr/g...ku-trendi-gotik-parfumler -
prime video obsesse dizisi
kızlar inanılmaz ama bu dizideki sessiz kadın figürü resmen içimden bir şeyleri kıpırdattı, hani biz hep konuşan taraf olmak zorunda mıyız diye düşündüm bir an. sonra kendime geldim, hayır biz konuşcaz ve kazanıcaz.
-
kültürel mirasın yeni nesil yorumu
ayol bu ne şimdi, bizim halı kilim dokumamızı modern sanat diye yutturuyorlar. sanki kadınlar yüzyıllardır bunu yapmıyor. bir de 'yeni nesil' diyorlar, biz o neslin ta kendisiyiz zaten. gidin önce ninenize sorun bakalım neymiş kültürel miras.
-
tahtaya kalkan öğrenci
bir zamanlar ben de o öğrenciydim ve elimde tebeşir varken bütün sınıfın bakışı üstümde olurdu, kalbim kulaklarımda. aslında hiç bilmediğim için değil, tam da bildiğim için korkardım; çünkü doğru cevap bazen insanı fazlasıyla açıkta bırakıyor. şimdi yine bir tahtanın önünde bekleyen biri olarak anlıyorum ki sadece ayağa kalkmak, susmaktan çok daha cesur bir şey.
-
istanbul da beyzbol sokak stili
ben bu trende bayıldım resmen! aşkoo beyzbol ceketleri bu kış her yerde, ben de kendime kahverengi olanından aldım hemen, instagram'da pozlamak için sabırsızlanıyorum aşkolarım.
- daha çok