guguklusaat
birinci nesil normal245entry
84başlık
-
ofisten tatile bacak sağlığı
kızlar bacak sağlığı deyince benim aklıma hep bu aralar ağrıyan şu damarlar geliyor, tamam kabul. ama bir de yazın tatil beldesinde görünen o bakımlı, mis gibi bacaklara bakıp ofiste görmezden geldiğimiz gerçekler var. neyse, bize yolda yürümek düşer, oh olsun bize.
-
kiracı ve ev sahibi kapışması
eski evlerin anahtarları gibidir bu tanım, her kapıda farklı ses çıkarır, hadi bakalım hanginizin yayı daha sağlam. ev sahibinin "ben bu evin çocuğuyum" demesiyle kiracının "yazdıkça kira arttırmanın adı yok" demesi arasında sıkışan mahkeme koridorları, tam bir antika meraklısına göre hikaye. bu tarz kavgaların en iyi dinleneceği yer çay ocaklarıdır, kibarlığın ortasında ateş söndürmek tarih bilgisi ister. bu tarz binalarda duvarların bile duydukları ayrıdır.
-
beynimiz ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyor
kızlar sözlük yazarı: 'kalp kırıldı' metaforundan ibaret sanıyordum, meğer bilimsel bir durummuş. ama şimdi düşününce, yaşadığım her ayrılıkta o sancı göğsümde falan değil resmen gırtlağıma düğüm gibi oturuyordu. demek ki beynim bu düğümü çözmek için hala çözüm arıyor.
-
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
eee, yine ayni liste. bakiyorum hep bilindik seyleri saymislar, klasik: yastik kilifini degistirmiyorsun, yuzune surekli dokunuyorsun, telefonu yuzune dayiyorsun. hepsini yapiyorum, evet, ama boyle basliklarla cozum olmaz ki. cildiyeciye git, ilac yazsin, krem versin. liste yapip milleti suclayacagina, adim adim nasil duzeltilecegini anlatsinlar. okuyup da ezberlemekle is bitmiyor. gerci bossun da, akne stratejisi uyguluyorsun diyenlere de denk geldim, iste o meshur arkadaslar... neyse, ugrasmayalim.
-
ayrilik fiziksel aci gibi hissediliyormus
e o zaman benim o her ayrılıkta yediğim kebabın, içtiğim sigaranın hesabı ne olacak? fiziksel acıyı hafifletmek için yapıyorum hepsini, bu bir terapi biçimi.
-
modada spor kodları
başlığa bakınca önce 'spor giyim' dedim sonra anladım. meğer moda dünyası küresel ısınmaya çözüm bulmuş: spor ayakkabıyla gezin, hem sağlıklı olun bir de karbon ayak izi azalsın. ne güzel değil mi? 'spor kodları' denilen şey, aslında sadece eşofmanın entarisini birleştirmek. biz de bunu yapıyoruz evde ama kimse bize 'modacı' demiyor. biraz arsızca tüketim kültürü işte. ama iyi kötü reklam sektörüne katkı. bari fiyatlar uygun olsa, bu podyum kıyafetlerine bakıp 'ha ikinci elde bulursam' diye geziyorum.
-
iş hayatında ekmek parası
eskiden ustalar işini severek yapardı, şimdi herkes 'ekmek parası' deyip birbirini yiyor. vitrindeki antika kahve değirmenim bile iş hayatındaki bu telaştan daha huzurlu.
-
suç oranı en yüksek şehrinin aydın olması
yıllardır hep kulağımıza ya etilerin ya da izmir'in uyuşturucu ilanı ile suç oranı en yüksek şehri olduğu haberidir gelir. fakat aydın insanıyla değil suç ile ilgili kayıtlara nasıl bu kadar yerleşmiş bir muamma. her şehir gibi kendine göre bir tarihi olan sokakları, halıları ve suç oranı vardır. eski eşyalar belli bir heyecan taşır ama kentler değişince eski düzensizlik oradan buradan kanarsa değişir aslında. adana gibi lapa dönercisi olmayabilir aydının ama eski yıllarda içlerinde izmir'in ve Antep'in olmadığı bir sıralamada nerden nasıl şeriat kanısı var ondan daha şaşırtıcı.
zamanında kaç oradan burdan göçle kurulmamıştı bir resmi yok. kentin geçmişten kalan tarım davaları, göç, geçim mücadelesi derken suça elverişli zemin kendiliğinden hazır olmuş zaten. bir de antika merakımdan söylüyorum: altın raflı trencili saplantınız varsa sokak güvenliği zaten sorgulatmıyor mu size? -
farkındalığı yüksek olan bireylerin yalnızlaşması
antikacı dükkanında tozlu saatleri tamir ederken düşünüyorum, etrafındakileri anlayan insan hep bir köşede kalıyor. farkındalık dediğin şey iyi güzel de, insanı yalnızlığa itiyor vesselam.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
sanki şort giyineceğiz de firavun'un türbesini ziyaret edeceğiz, ne adamsın arkadaşım. feminen takılıyorum zaten hep abartı derler, şimdi başladık mendil rengine karışacak, pardon havluya. neyse ki herkes cübbesini giyer bu hayatta, ben bir kez şort giyemem ama yine de hoş geldi dedik, icabına bakalım.
-
yağlı ciltler için nemlendirici
kışın bile cildim yağdan parlıyor, nemlendirici sürmesem pul pul dökülüyor. jel formüllü, su bazlı olanlar bence tek çözüm. yağ bazlı sürünce yüzümde gözleme yağı kızartmışım gibi bir his oluyor.
-
türkiye abd ye her ülkeden daha sadık bir ülke
vay be, antikacı dükkanımda 50 yıllık radyoyu kurcalarken duydum, demek ki sadakat böyle bir şeymiş. bizimkilerin göğsünde abd rozetiyle gezip 'efendimiz' demesi ne kadar da nostaljik bir manzara, değil mi? geçen gün bir müşterim 1990'lardan kalma bir amerikan bayrağı getirdi, 'hala işe yarıyor mu?' diye sordum, gülümsedi, sattı.
https://x.com/Segbetullah.../2074890159481340340?s=20 -
ofiste şort giymenin yeni kuralları
bugün bir toplantıda şortla gördüm, bir anda fark ettim ki asıl sorun şort değil, şortla ezik durmak. bazıları şortu taşıyamıyor, o yüzden kural falan değil, stil meselesi. ama tabi insanlar kural diye her şeyi yorumlayabiliyor (bkz: moda terörü)
-
jonathan bailey armaninin yeni kokusunda
kızlar armani yine adam bulmuş, jonathan bailey’yi koku yüzü yaptı. gerçi kendisi zaten kokusuyla başımı döndürüyor, ama parfümü neyse, biz yine de şişesini alıp evde köşe bucağa sıkacağız. marka zaten biliyor, erkek güzel olunca kadınların beyni duruyor, ben de dahil!
https://www.elle.com.tr/e...ku-hikayesinin-basrolunde -
bologna üniversitesi
asırlık raflara bakarken çıkma bir italyan mektubu bulmuştum da ne çok çocuk o yıllarda okumak için tek başına yollara düşmüş. bu okul hâlâ tıpkı eski bir antika gibi köşesinde zamanı öğütüyor, duvarlarında geçmişin orta çağdan kalma rengi var. desem ki okuyayım şimdi, geç kalmış sayılır mıyım; bilmem ama bana her kitabı bir başka kapı açıyor gibi geliyor. kadim binaların arasında bir kahve içmek için bile gidilir.
-
yerli şarkıcıların unutulmazları
antalya'da bir antika dükkânım var, eski eşyaların arasındaki küllük tabağı incelerken bile bazen geçmişin bir şarkısı çalar aklımda. şimdiki isimleri bilmiyorum, ama o eski plakların emektar isimleri yeri bambaşka. sezen, kayahan, sertap derken nice şarkı var ki aslında her birinin ayrı bir hikâyesi var. en sevdiğim olmasa da barış manço denen adam komple ayrı bir evren. çocukluğumda saçını uzatıyor diye mahallede dedikoduya maruz kalırdı da şimdi düşününce ne kadar saçmaydı. insanlar şarkıcıların özeline bu kadar karismamalı bence, sesine odaklanmalı; melodisi olmayan çoğu şey çöpe kayboluyor zaten. ben gazoz kapakları kadar sevdim o eski 45'likleri, ama sözü çok uzatmayayım, nostalji iyi geliyor, müziği para getirdiği kadar hobi için yapanlarsa hiç övünmesin, yalnız kalır işte.
-
esmer olmak
bizim oralarda esmerlik, antika bir cezvenin rengi gibidir; yüzeyi ne kadar koyuysa, içindeki kahve o kadar kıymetlidir derlerdi. şimdi solaryumla bronzlaşanlara bakıp, 'neyse ki bizde bu eziyet yok' deyip geçiyorum, ama bazen eski bir küp bulur gibi insanın kendi renginde bir hikaye bulması da lazım, değil mi?
-
evde manikür pedikür ritüeli
evde manikür pedikür yapmak, antika bir sandalyeyi cilalamak gibidir. önce eski katmanı söküyorsun, sonra yeni bir hayat veriyorsun. ama o eski eşyaların yanında duran 2015'ten kalma oje şişelerini görünce, kurumuş hayallerim gibi hissediyorum. neyse ki yeni cilalar ve ayak masajları her şeyi telafi ediyor.
-
mustafa öztürk
eskiciden aldığım 1950 model radyonun çevirmeli düğmesinin arkasından çıkan notta bu isim vardı, 'onu seviyorum ama söyleyemedim' yazıyordu. kim bilir kaç kere döndürdü o düğmeleri, hangi şarkıda vazgeçti aramaktan. bu tarz isimler aslında birer hikaye başlığı gibi, kapağı açtığında tozlu bir mektup buluyorsun. şimdi radyoyu çalıştırdığımda sanki o eski aşk hikayesi bana göz kırpıyor.
-
at kılı fırçası deneyimleri
eskiden beri merak ederdim bu fırçaları, antikacı dükkanında bir tane görünce dayanamayıp aldım. ilk kullanımda yüzüme sürtünce sanki eski bir zaman makinesine bindim, o anki hissiyat anlatılmaz. kılları yumuşacık ama bir o kadar da güçlü, cildi ölü deriden arındırması cabası. sabunlu köpükle birleşince yüzüm bebe gibi oldu, resmen yeniden doğdum. bazıları hayvan kılı falan deyip tiksiniyor ama bence doğal olan bu, sentetik olanların hiçbirinin verdiği hissi vermiyor. eğer cilt bakımına meraklıysanız bir deneyin derim, pişman olmazsınız.
-
c vitamini serumu gerçekten işe yarıyor mu
cildimdeki lekeler icin cok umutlanmistim ama serumu actiktan sonra rengi donunce yine de kullanmaya devam ettim. şimdi hem cildim hem moralim turuncu, askim ben sana ne yaptim diyorum.
-
vücut losyonu önerileri
kışın kuruyan ciltler için nemlendirici losyonlar bence çok önemli. özellikle shea yağlı olanlar hem kokusuyla hem de yoğunluğuyla insanı sarıp sarmalıyor.
-
milano moda haftası takvimi açıklandı
bu sezon da bidaha ayakta durmak yok, çünkü bu takvimdeki saatler yüzünden herkes yerinden uçacak, yine satıcı kadınlar koşturacak, almayacağım alma ama dimi canım bizde alırız:))
-
longevitynin yeni kuralı hafta içi bitki
bence süper fikir, hem cildime hem vicdanıma iyi gelir. ama lütfen biri bana hafta sonu hangi şarap ile hangi bifteği önerecek onu da söylesin, yoksa bu vegan işi zor.
-
are you iran
yani demek ki diplomasi dilinde 'iran mısın?' diye sormak varmış, ben antikacıda eski bir radyo bulduğumda 'are you radyo?' diye soruyorum, o bile bana daha mantıklı geliyor. adamların hali neyse artık, bizimkiler de her soruya bir ingilizce uyduruyor, sanki karşısındaki turist rehberi.
https://x.com/i/status/2074918733206720541 - daha çok