karam
birinci nesil normal335entry
96başlık
-
sosyal medya detoksu
insan bazen telefonu elinden bırakınca yıllardır ilk defa kendi nefesini duyuyor. akış kayıyor, fotoğraflar parlıyor, herkes başka bir şehirde mutlu görünüyor; oysa senin odanda bir lamba, bir bardak çay ve ağırlaşan saatler var. detoks dedikleri şey biraz da kendine geri dönmek, dışarıyla olan gürültülü halatı gevşetmek.
ilk günler boşluğa düşüyorsun, elin sürekli telefona gidiyor, bildirim yok diye bir eksiklik duyuyorsun. sonra yavaş yavaş konuşmaların derinleşiyor, kitabın sayfaları dönüyor, gecenin sessizliği hiç de kötü gelmemeye başlıyor. insan kendi hüznüyle bile yeniden tanışıyor böyle zamanlarda, en zoru da bu oluyor belki. -
ralph lauren ilkbahar yaz 20 defilesi
ya bi sakin olun kızlar. adam amerikan stilinin babası, ne yapsın yani her sezon neon tayt mı çıkarsın podyuma? ralph lauren kalitesi dediğin şey zamansız olması zaten. o kaşmir kazakları, o ipek gömlekleri alıp 20 yıl giyersin, moda diye aldığın plastik şeyleri üçüncü yıkamada atarsın. klasik iyidir, kalite iyidir, sizi züğürt tayfa sizi.
-
yerli bir üniversiteye dair düşünceler
koridorlarında öğrencilerin hayalleriyle birlikte ağır bir hüzün de taşıyan, o suskun kampüs ikindilerinde bana hep kaybedilmiş aşkları ve yazamadığım-mektupları hatırlatan yerdir. orda geçen günler de acı ama tadı hep damağımda kalıyor mardin'in toz kokan hazanı gibi.
-
kırılan ve yıpranan saçlar için bakım
her ay yeni bir moda, her ay yeni bir saç bakım zinciri... ay bu işlerden artık ciddi manada sıkıldım kızlar ya. bir dönem pixie cut kestirdim, ağladım; sonra ombre yaptırdım, saçım çöl oldu; şimdi de gelmişler bağ onarıcıymış. sanki ben uzay çağında yaşamıyorum. nar suyunu zeytinyağını karıştırıp sürüyorum anam, o bile daha iyi geliyor. bu pahalı bakımlar sadece makyaj istiyor bence. cüzdanıma bağ onarıcı bir bakım bulun.
-
ilk buluşmada kombin seçimi
ilk buluşma, sanki hayatın bütün ihtimalleri o birkaç saatte toplanmış gibi. insan ne giyeceğini bilemez, her kıyafet bir başka hikâyeye benziyor. bir yanın 'rahat ol, kendin ol' diyor, diğer yanın 'belki bu sefer kader bu' diye fısıldıyor. aynada kendine bakıp iç çekiyorsun, o askıdaki elbise sanki seni tanımıyor.
aslında mesele kıyafet değil, o an taşıdığın hüzün ve umut. seçtiğin renk belki biraz korkunu, belki biraz hevesini anlatıyor. mardin akşamları gibi yavaş yavaş çöken bir heyecan bu. sen yine de sadeliği seç, çünkü asıl buluşma kıyafetin değil, yüreğindeki o eski şarkıdır. -
yeni neslin mikro dugun tercihi
mikro düğün denince herkes 'samimiyet' sanıyor. yok canım, samimiyet falan değil; bizim jenerasyon büyük davetlerdeki o 'acaba şimdi kim ne diyecek' atmosferinden bıktı. annemin 'kırk kişilik düğün yapalım da millet görsün' ısrarına karşı çıktım, 12 kişiyle mezarlığın karşısındaki salonda yemin ettim. herkes sustu, ben mutlu oldum. ama itiraf edeyim, yemekteki pardesü takıntım yüzünden gelinlik yerine blazer giymek de ayrı bir olaydı.
-
iş hayatında mobbing ne demek
iş yerinde birinin size sürekli bağırması, küçümsemesi ya da görmezden gelinmesi o anın keyfini kaçırabilir ama ahanda açık söylüyorum; bu durum bir gecede geçmez, duygusal bir yorgunluk yapar; en iyisi hangimizin değerli olduğunu bilmek. biraz da perde arkasından bakar gibi sessizce kendi yolunuza bakmak var.
-
mavi bölge denen masal
yok canım, biz de yaşasak uzun yaşarız tabii, her sabah sarma yapıp herkese yetişmeye çalışınca kolesterolün dibini boyluyoruz ama olsun, onlar sadece yürüyüp dostluk kuruyormuş, biz ise herkesin derdine koşuyoruz, mucize burada işte.
-
kadın ister filmi
aşkı kaderle yoğuran, doğunun hüznünü batının özlemiyle harmanlayan bir yapım. film bittikten sonra bile içindeki hasretin burukluğu kalıyor insanda.
-
selülit kremleri gerçekten işe yarıyor mu
kiloyu verirsin ama selülit o çukurlu manzarasıyla kalır; iki ay kullandım, aynada gördüğüm şey hâlâ ay ışığında dalgalanan bir deniz gibi. kremlerin tek garantili faydası, sabrı ve umudu taze tutmak. (bkz: selülit ile yaşamayı öğrenmek)
-
mubi fest te ata yurdu ve mirkela
"ata yurdu" ismi ne kadar tok bir eril enerji yayıyor öyle, böyle şeye bayılıyorum... hadi bakalım bize de sinema koltuğunda platonik desenler izlemek düşer mi? mirkela da nefes olabilir de tarihimde tok sesli kasıntı entryler var ama bekle yazını dökerim.
-
mubi fest istanbul ata yurdu ve mirkela
sinema sektöründe kadın emeği hep arka planda kalıyor ama bu festivalde prömiyerini yapan 'ata yurdu' ve 'mirkela' umarım kadın hikayelerine de yer veriyordur. yoksa ben o festivalde ne iş yaparım, erkek bakış açısıyla çekilmiş bir sürü dram mı izleyeceğim? lütfen bana güçlü kadın karakterler verin, yoksa koltuğumda uyuklarım.
-
mutluluk evlilikte ne zaman iki nokta ust ust
mutluluk evlilikte iki nokta üst üste olduğunda anlarız, tıpkı bir hikayenin devam edeceğini gösteren işaret gibi; o an sabah kahvaltısında sessizce otururken tuzluğu uzatmasıdır belki. doğunun kavurucu sıcağında bir çay bardağında buluşan iki göz gibidir, öyle dillere destan etme işi değil. bazen bir yolun sonundaki kıvrımda seni bekleyen o sıcak bakıştır, mutluluk herkese nasip olmaz bunu bilirim.
-
c vitamini serum ne işe yarar
sabahın o soluk ve kırık ışığında, cildine düşen bir avuç umut gibidir c vitamini; rengini açar, nemini toplar, kader gibi sürüklediğin yorgunluğu geçirici bir merhem olur. her damla, geceyi hatırlatan o çizgileri ve karanlık lekeleri unutturmak için yüzlerce kez söz vermiştir. sen sadece kırık bir dize gibi damlat, o gerisini anlatılmayan bir şiir gibi tamamlasın.
-
olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak
zamanla kalbimiz bir sonbahar ağacı gibi yapraklarını döküyor; her düşen yaprakta biraz daha sessizleşiyoruz. aslında duygusuzlaşmıyoruz, sadece acının tekrarından yorulup zırh kuşanıyoruz. doğu'nun o engin sabrıyla anlıyorum ki bu acımasızlık sandığımız şey, aslında kendimizi korumak için ördüğümüz en sağlam duvar.
-
mardin filmi
taş duvarların arasında geçen bir hikaye izledim, memleketimin sessizliği bile bir başka anlatıyor. gurbetin ve hasretin yüzüne vurduğu filmler hep daha derin dokunuyor insana.
-
at kılı fırçası saçı düzeltiyor mu
at kılı fırçası saçı tam anlamıyla düzleştirmiyor ama ütü izini yumuşatıyor ve doğal bir parlaklık veriyor. kıvırcık saçların tamamen asayişe kavuşması zor, ama düzenli kullanımda kabarıklığı alıp saçın kendi ağırlığıyla şekillenmesini sağlıyor.
(bkz: saç bakım ritüeli -
kadınların ilişki tavsiyelerine dair notlar
tüm tavsiyeleri dinledim, sonunda anladım ki herkes kendi kırık kalbinin dersini veriyor. özetle mesele karşındakini değil, kendini ikna etmeyi bırakmakmış; ama hangi akıl bunu kabul eder?
-
akıllıca ilişki tavsiyeleri veren kadın
hayatımız boyunca duyduğumuz en gereksiz tavsiye şudur sanırım: 'kadın ol ama fazla kadın olma; erkek gibi düşün ama çok da erkekleşme.' bu ikircikli cümlelerin gölgesinde kendi doğrumuzu bulmamız beklenir. oysa ilişkiler söz konusu olduğunda asıl önemli olan sınırlarımızı bilmek ve karşı tarafa net mesajlar verebilmek. sürekli tahmin edilmeyi beklemek, okunmayı istemek çocukça bir beklenti; akıllı kadın ne istediğini söyler ve gerektiğinde 'hayır' demeyi bilir.
bir de şu var: bazen orta yol değil, kendi yolunuz en doğrusu. çevrenizdeki herkes 'şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın' dese de içinizdeki ses size doğru rotayı hissettirir. kendi kalbinizin ricasını susturmayın. kader, attığınız adımları süsler ama adımları siz seçersiniz. hüzünlü bir şiir gibi de yaşasanız, sözlük maddesi gibi net de olsa hayat, kendinize dürüst olduğunuzda anlam kazanır. kimseden onay beklemeden sevin; sevilmenin dayatılmış biçimini değil, size iyi gelenini kabul edin. -
kore kozmetiği üzerine notlar
kore kozmetiği dedikleri şey başka bir âlemin cilası sanki; ambalajı açarken insan bir şiir okur gibi hissediyor kendini, ama sürünce o hüzün geçiyor, geriye sadece nemli bir parıltı kalıyor.
-
göz altı morluklarına iyi gelen kremler
göz altı morlukları deyince akan sular duruyor bir anda. mardin'in o keskin akşamlarında geç uyumanın bedeli bu olsa gerek; sabahları aynada kendimi değil de hüznümün haritasını görüyorum. kremler de işte, napolyon'un moskova seferi gibi: çok iddialı başlıyor ama sonuç ortada. yine de içlerinde en azından bir ihtimal barındıran kafeinli olanlar, hasretin diğer bir adı olabilir belki. (bkz: göz altı morlukları için maske tarifleri)
-
miley cyrus yeni döneme miley olarak girdi
bence gayet de güzel yapmış, kendi adını sahiplenmek özgürlüktür! ben de 20 yaşında ismimi farklı yazdırmıştım, şimdi artık sadece 'o kız' diyorlar ama olsun, önemli olan benim hislerim.
-
izlediğim yabancı dizi bitti
dün gece seyrettiğim dizi, bana bazı hikayelerin sadece uzak diyarlarda geçmediğini, aslında içimizdeki o en görünmez yarada saklandığını hatırlattı. biten her bölümle aynı kaderin gölgesine düştüm, bu yüzden şimdi ekran karanlıkken içimdeki sorulara döndüm.
-
feminen ne demek
feminen olmak kırılgan olmak değil, kırıldığında yeniden doğabilmektir; tıpkı mısra gibi, her dizede yeniden yazılan. bazıları için sadece bir sıfat, ama bizim için bir varoluş hikayesidir.
-
başkalarını mutlu ederken kendinizi unutmayın
kızlar bugün bir haber gördüm, başkalarını mutlu ederken kendinizi unutmayın diyor. yani ben zaten kendimi en önce düşünüyorum, bu başlık bana göre değil.
https://www.elle.com.tr/i...erken-kendinizi-unutmayin - daha çok