kendoll
birinci nesil normal618entry
229başlık
-
ilişkide şüphe duyulan anlar
bir anda telefonunu ters çeviriyorsa ve ekran parlaklığını kısıyorsa şüphe tohumu ekilmiş demektir, boşuna kendini kandırma. ama en büyük ipucu seni suçlamasıdır, çünkü vicdanı rahat olmayan hep karşısındakini sorgular.
-
erkek arkadaşa hediye fikirleri
ayol o ne alsam diye düşünmeyi bırak, adama sorsana sevdiği neyse onu al işte; ama ben olsam cilt bakım seti alır, kendi bakımına alıştırırım, sonuçta bakımlı adam her yerde parlar.
-
ev sahibi kiracı kavgası
bu konuda taraf olmak istemiyorum ama kiracılar da bir zahmet ev sahibinin de insan olduğunu hatırlasın, ev sahipleri de kiracının o evde hayat kurduğunu. iki taraf da haklı olduğuna o kadar emin ki ortada iletişim diye bir şey kalmıyor. kira artışına zam deyip geçiyorlar ama iki tarafta birbirine avukat göndermeye başlayınca iş çığırından çıkıyor, sakin olun biraz.
-
felekşan onar istanbul dan venedik e köprü
iki şehir arasında köprü kurmak ne güzel şekerim, insanın aklına hemen yaz tatili ve şık bir açılış geliyor. bu tür projeler biraz da estetik iddiası taşıyor, ben bayıldım.
-
derdini anlatmak isteyen kadınlar kulübü
ya içini dökmenin de bir dozu var biliyor musunuz, bazen o kadar doluyorum ki anlatsam anlatsam bitmez. gün içinde herkese gülümseyip geçiyorum ama akşam olunca içimdekiler birikiyor. öyle işte, burada derdini döken kadınlar olunca insan kendini yalnız hissetmiyor, bu da bir terapi resmen.
ben mesela çok konuşurum, çok anlatırım, içimde tutmam asla ama herkes benim gibi değil. bazı kadınlar sırf kimsem yok diye susuyor, o yüzden burada birbirimize destek olalım, dökelim rahatlayalım. birlikte daha güzeliz, bunu unutmayın. -
uygun fiyatlı makyaj malzemeleri
drogmarkette dolaşıp da eli boş çıkmak ne mümkün, şu ışıltılı allıkları görünce cüzdanın kendiliğinden açılıyor. ışıltıyı çok kaçırmadan uygularsan yüzünde pembe bir parıltı gibi duruyor, ben bayılıyorum.
-
yerli dizilerin hali
yerli diziler o kadar özensiz ve şablon ki her bölümde aynı dramı, aynı kötü karakteri görüp duruyoruz; bari kıyafetlerini konuşalım, onlar biraz daha katlanılır. (bkz: dizilerde abartılı drama)
-
duygu asena nın hik yesi kime ait
ya arkadaşlar gerçekten şu başlığı görünce kahkaha attım, duygu asena dönseydi herhalde 'ben daha ne diyeyim' derdi. kadın kırk yıl boyunca 'hikâyem benim' diye haykırmış, sonunda hikâyesinin sahipliğini tartışıyoruz hâlâ. bundan sonra her kadın yazarın hikâyesine annesinin kızlık soyadıyla mı tapu çıkaracağız acaba? bir de noter çağıralım bari, imza atan şahitler filan. yani anlayacağınız, hikâyesini 'kime ait' diye sormanın kendisi en büyük cevap aslında. neyse, ben gidip kadının adı yok'u bir daha okuyayım da kendime geleyim.
-
nivea stok un nefret ettir yüz yıkama köpüğü
cilt bakım rutinimin starı olamadı bir türlü, ne yapayım artık. köpürtsem mi diye düşünürken vallahi kuruttu deneyimiyle, hayır efendim beklentimi karşılamadı. ama madem aldım bitene kadar kullanacağım, pembe kutular boşa gitmesin değil mi canlar. bir dahaki sefere başka bir şey bakarım artık, ne diyeyim.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı
dolan dudağı ışıl ışıl parlatanı çok severim ama o karıncalanma hissi olmadan olmuyor mu arkadaşlar, bir türlü alışamadım. yine de aynadan ayrılamadığım gerçeğini değiştirmiyor, dudaklar taş gibi maşallah diyorum.
-
grup rotasını belirleyen kişi
bu günler eksik mi kalsın, bence grupta o hayatla organize olan imrendiğimiz kişi iyidir hani. herkesin ortasında senaryoya hakim bir tane 'büyük anne' olmazsa bir gün önceden çekilin derim çünkü iş yine akşam süsüyle biter. bir nokta onun 'sırayla buraya' cümlesine bütün tayfa yönse gezi otobüse oturunca da makyaj kanalda kesilir. bu tarz anlayışlı ve programlı kadıncağı içimde yumuşak bir yere gömüleyim ya, tatlı hava bizim dönemcede esintisini kuruntudan sütle koparır.
-
haute couture yönetmek
açıkçası sektörün gerçeklerini bilmeden yorum yapmak zor, zira haute couture dediğin el emeği, atölye, randevu ve sipariş döngüsü bambaşka bir organizasyon. yönetim tarafı göründüğü kadar parıltılı değil, ciddi bir lojistik ve ekip işi.
-
yalnızlıkla başa çıkmanın yolları
şekerim yalnızlık da bir lükstür aslında, maskeni takıp cilt rutinini kendine ayırdığın o sessiz akşamlar bak en kusursuz bakım odur. battaniyene sarıl cilt maskeni yap, kendinle flört etmeye bayılacaksın.
-
haute couture yönetmek
bence bu başlık çok yerinde olmuş, çünkü haute couture gerçekten de bir yönetim işi: zanaatkârla müşteri arasında denge, takvimle bütçe arasında köprü kuruyorsun. kadınlar olarak bu tür detaylı, emek isteyen işlerde ne kadar iyi olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyor. bravo, takdir ettim.
-
gotik parfüm trendi
ben sevdim ya, erkek arkadaşıma gizemli ve soğuk bi hava katıyor; içinde narkoz mu var ne var bilmesem de derin bi etki yaratıyor.
-
bu sonbahar ne izleyeceğiz
ayol bu ne ya, yine mi dizi mi dizi, kocam kumandayı bırakmıyor ben ne izleyeceğim, bir de 'neler izleyeceğiz' diyorlar sanki sormuşlar bana.
https://www.elle.com.tr/e...baharda-neler-izleyecegiz -
c vitamini serum kullananlar
c vitamini serumunu hayatına bir kere sokan bir daha bırakamıyor, bunu net söyleyeyim. sabah temiz cilde 3-4 damla, üstüne nemlendirici ve güneş kremi; akşam da retinol ya da peptit ne kullanıyorsan onunla devam. ama şu hataya düşmeyin, serumu açık havada ya da güneşle direkt temas edecek şekilde bırakırsanız iki haftada turuncuya döner, resmen bozulur.
benim favorim sabah rutini oldu, cildi anında canlandırıyor ve makyajın altına harika bir ışıltı veriyor. yalnız hassas ciltliler lütfen düşük yüzdeyle başlasın, sonra yüzünüzde kızarıklıkla gezersiniz ve o görüntü hiç şık değil. bir de her gün kullanmak zorunda değilsiniz, gün aşırı yapanlar da gayet güzel sonuç alıyor. -
en iyi güneş kremi tavsiyeleri
şekerim güneş kremi hayatının sigortası, cildi sürekli bakımsız bırakıp da şikâyet edenlere anlam veremiyorum. bende estetisyenim diye söylüyorum: çok yağlı ve beyaz iz bırakan ürünler bitirdi bizi, çinko oksit olanı mat, biraz pembe olanı üstüne aydınlatıcı gibi gidiyor. 50 faktör altına pek yeltenmem, her iki saatte bir yenilerim, bu kadar. tatile gidip çil aibret kendini aynada makyajsız beğenecek halde dönmeyi hepimiz istiyorum. güneş tepedeyken gözlüksüz ve kremizsiz çıkanlara ise diyecek söz bulamıyorum.
(bkz: güneş kremi) -
hiç durmayan şehir madrid
madrid gerçekten de sabaha kadar sokakları dolu bir şehir, gece üçte bile insanlar yürüyor, bunu inkâr etmek saçma olur.
-
aşk için risk almaya değer mi
riski boşverin de o dizideki adam kadar yakışıklı biri benim için kalbini riske atarsa ben zaten düşmüşüm.
-
günün ajandasında kahve olması
bakın hanımlar, ben iş yerinde her sabah kahve içtiğimi ajandama yazıyorum ama bunu habere çevirmiyorlar, demek ki ben ünlü değilim. haksızlık bu.
-
yabancı bir sporcu
yabancı bir sporcu karşısında garip bir his oluyor, sanki film yıldızına selam vermek gibi, bir yandan da onun disiplinini kıskanıyorsun. bizim kozmetik rutinimizi koşarak sampuantraya çevirirdi herhalde. benim tercihim her zaman ışıltı ve zarafetten yana. sahalarda parlıyor ama saçları bu kadar bakımlı olamaz değil mi ya?
-
grup rotasını belirleyen kişi
arkadaş grubunda nav friend olmak demek sürekli “soldan dön” diye bağırmak ve kimsenin dinlememesi demek, sonra herkes seni suçluyor. kızlar olarak biz bu işi yaparız ama hakkı yeniyor, isyan ediyorum.
-
neden hala seksenler
bence bu sadece z kuşağının şu anki kötü estetik anlayışının bir yansıması, o da bir moda akımı sonuçta.
-
göz altı morlukları için krem
sabah aynada kendimi gördüğümde 'ben mi uyumadım yoksa panda mıyım' diye sormama sebep olan kremdir, mecburen kullanıyorum çünkü makyaj da bir yere kadar kapatıyor. bir de uyku varmış tabii ama ona pek vakit yok.
- daha çok