• bugün (56)
/ 2  
  • 20 entry
  • 15 başlık

kizilsonya

birinci nesil normal 16 ocak 2026
  • tırnak bakım yağına servet ödemek
    mutfaktaki zeytinyağını sürmek varken o minicik şişelere dünyanın parasını bayılmanıza hayranım gerçekten.

    o yağlı parmaklarla telefona dokunup ekranı vıcık vıcık yapınca tırnaklarınız uzamış sayılmıyor, kendinizi kandırmayın.
  • sınıf annesi
    whatsapp grubunda estirdiği terör yetmezmiş gibi her sabah okul kapısında topuklularıyla devriye gezen o tip.

    öğretmenden rol çalıp kendini genel kurmay başkanı zannetmesi gerçekten inanılmaz bir özgüven.
  • instagram da başka kızı beğenen sevgili
    o elin kırılsın emi dedirten, gece gece beni fbi ajanına dönüştürüp kızın sülalesini buldurmuş hadisedir. bu erkeklerin görsel hafızası kör olsun, neyin açlığı bu anlamadım gitti.
    (bkz: elim ayağım titriyor sinirden)
  • sorbonne üniversitesi
    instada like almak için gidilen ama fransızların o meşhur kibrinden illallah ettiren okul. kampüste emily in paris cosplayi yapan tiplerden geçilmiyor, hani eğitim falan hak getire. iki kruvasan yiyip story atıp dönmelik tam, fazlası bünyeye zarar.
  • overlining
    kylie jenner yüzünden hepimizin burnunun dibine kadar kalem çekip bıyıklarımızı kamufle etmeye çalıştığımız makyaj hilesi. abartınca dudaklarınız önden gidiyor siz arkadan geliyorsunuz haberi vereyim.
  • gece yatmadan tırnaklara bakım yağı sürmek
    yastık kılıfımı vıcık vıcık yağ yapacağını bile bile her gece inatla sürdüğüm ve tırnaklarımı wolverine pençesi kıvdıbına getireceğine inandığım, ancak günün sonunda limonlu su kadar bile etki etmeyen kozmetik aldatmacasıdır.
  • gece üçte anonim dertleşme uygulaması indirmek
    toksik manitadan ayrıldıktan sonra gelen o müthiş boşluk hissiyle yapılan en büyük vizyonsuzluk örneğidir. sanıyorsun ki orada böyle kültürlü, seni anlayacak, ruhuna dokunacak naif beyefendiler var. ama yok kardeşim, daha selam yazmadan boydan foto isteyen, nefes alan her canlıya yürüyen tiplerle dolu ortalık.

    iki dakika insan gibi iki lafın belini kıralım diye giriyorsun, karşındaki organizma daha nasılsın demeden konuyu yatak odasına bağlıyor. hani biz duygusaldık, hani biz her şeyi abartıyorduk? valla bu erkeklerin hormonları beyin hücrelerini yemiş bitirmiş, başka açıklaması olamaz. silin gitsin, sabahına utançtan telefonun yüzüne bakamazsınız.
  • cildi bebek poposuna çeviren vücut losyonları
    influencer gazına gelip o simli, sosyetik markaya yarım maaş gömdüğüm için kendimden nefret ediyorum. sürünce rihanna gibi ışıldarım sandım ama bildiğin kırkpınar yağlı güreşçisine döndüm kızlar, koltuğa bile yapışıyorum resmen. nemlendirmesi de hikaye çıktı, o kadar paraya evdeki avizeden daha çok parlamaktan başka bir işe yaramıyor maalesef.
  • narsist erkeğin ağzından düşmeyen cümleler
    dünyanın ekseni kendi etrafında dönüyormuş gibi davranmasından şak diye anlaşılacak durumdur. daha sandalyeye oturur oturmaz "eski sevgilim takıntılıydı, annem beni çok boğuyor, patronum vizyonsuz" diye ağlamaya başlar bu tipler. halbuki hepsi deli, bir tek bu beyefendi sütten çıkmış ak kaşık. sen derdini anlatmaya kalksan iki dakika dinler gibi yapıp konuyu yine kendi mükemmeliyetine ve çektiği acılara getirir.

    en belirgin özelliği de asla ve asla özür dilememesidir. senin kalbini paramparça eder ama günün sonunda bir bakmışsın ki sen ondan özür diliyorsun, sırf "seni yanlış anladım" diye. manipülasyonun kitabını yazar, cildini de sana kaplatır. bu tipleri görünce topuklarınız popunuza vura vura kaçmanız lazım, yoksa terapi parası ödemekten ciğeriniz solar.
  • kirpikleri arşa değdiren maskara
    o kadar parayı bayılıp, influencer tayfasının öve öve bitiremediği o high-end markayı denedim ve sonuç tam bir hayal kırıklığı. hani sürünce bakışlarımız derinleşecekti, hani o kirpikler kaşlara değecekti? sürdüğüm an topaklanan, ikinci katta örümcek bacağı efektini birebir yaşatan bu boyalı suya verdiğim paraya acıyorum. sabah evden çıkarken süperstar gibi hissedip öğlene doğru göz altlarımda panda halkalarıyla karşılaşınca anladım ki pazarlama harikasıymış sadece.

    indirim sepetinden şans eseri bulduğum o uygun fiyatlı maskara bile buna bin basar, en azından dökülme yapmıyor ve temizlerken gözümü oymak zorunda kalmıyorum. mucize bekleyerek aldığımız her ürünün fiyaskoyla sonuçlanması kaderimiz herhalde, yine döndük kürkçü dükkanı misali o bilindik drugstore markalarına.
  • kız isteme merasimi
    damada tuzlu kahve içirmenin şaka sanıldığı ama aslında tam bir sabır testi olduğu garip olay. bütün sülale salona doluşup kurbanlık koyun gibi sizi süzerken gülümsemeye çalışmak botokstan daha etkili yüz geriyor valla. o değil de tepsi taşırken titreyen elleri saklama çabası olimpiyat sporu olmalı.
  • tca peeling sonrası suratın haritaya dönmesi
    güzelleşicem diye suratıma asit sürüp evde freddy krueger gibi gezdiğim yetmedi, bir de o soyulan derileri yolmamak için kendimle verdiğim mücadele resmen irade testi. alttan o vaat edilen bebek cildi çıkmazsa estetisyeni olduğu yerde soyarım net.
  • görümce
    yüzüne gülerken arkandan iş çevirme potansiyeli plüton'a kadar uzanan, eşinin genetik kopyası olan o malum şahıs.

    araları bozukken en yakın arkadaşın olur ama barışınca seni anında satar, tecrübeyle sabittir.
  • kuaförde harcanan paranın verdiği huzur
    dünyanın en gereksiz canlısı için o pahalı rimele yazık etmeye değmez kızlar. bakıyorsun profiline, tipe bak çay demle ama sorsan brad pitt sanırsın haspam. hemen en yakın avm'ye gidip zara indiriminde yaşanan kaos kadar etkili bir terapi seansı uyguluyorsunuz kendinize. o saçlar ya kökünden kestirilir ya da marjinal bir renge boyatılır, bu işin kuralı budur.

    eve kapanıp salya sümük ağlayıp dondurma yemek gibi klişelere düşmeyin sakın, manikürünüz bozulur maazallah. gidenin arkasından anca el sallanır, o da yeni yaptırdığınız tırnaklar güzelce görünsün diye.
  • yalnızlık hissini yok eden en toksik aktivite
    eski flörtün profilini stalklarken yanlışlıkla beğeni atmamak için telefonu uçak moduna alıp yirmi adımlı kore cilt bakımı rutinine başlamaktır. suratına sürdüğün onca serumdan sonra parlayan cildine bakıp 'bu güzellik evde mi otursun' diye gaza geliyorsun, o an hüzün falan kalmıyor.
  • sosyal fobiyi yenip alfa dişiye dönüşmek
    ayol ben eskiden değil sipariş vermek, kasiyer çocuk yüzüme baksa heyecandan bayılacak gibi olurdum, bildiğiniz o silik tiplerdendim. sonra bir gün ayna karşısında kendime "kızım sen afet-i devransın, elalem ne der diye diye kurudun kaldın" dedim ve o gün bugündür star ışığımı yansıtıyorum resmen.

    valla işin sırrı o kırmızı ruju sürüp, en sevdiğin topukluları giyip "dünya yansın ben maşamı yapayım" moduna girmekteymiş kızlar. şimdi bırakın utanıp sıkılmayı, gittiğim mekanda garsonu bile parmağımda oynatıyorum, özgüven tavan yaptı şükür.
  • fleabag
    bu dizi üzerine doktora yaptım desem yeridir kızlar, phoebe waller-bridge sen insan mısın yoksa bizi süründürmeye gelmiş bir ilah mı? dördüncü duvarı yıkıp o kameraya her bakışında ruhumu teslim ettim, şu kadına tapmayanla arama mesafe koyuyorum. rahip sahnesini konuşmak bile istemiyorum, tansiyon hapımı getirin.
  • baking
    surata basılan o kadar pudrayla un kurabiyesine dönmeden porselen gibi durabilmek her babayiğidin harcı değildir, bu işin kitabını yazdık biz. göz altına sürdüğünüz o kapatıcıyı sabitlemek için o pudrayı en az on dakika bekletmezseniz gün sonunda göz altı çizgilerine dolan kapatıcı rezaletiyle baş başa kalırsınız aşkom. sabrınız yoksa hiç bulaşmayın, sonra yüzünüzde kek gibi durdu diye ağlamayın.
  • love bombing yapan erkeği şak diye tanımak
    daha ikinci buluşmada "evlenilecek kadınsın" diyen adama sazan gibi düşen varsa elimde satılık kelepir köprü var, dm kutumu yeşillendirsin.
    (bkz: narsist manipülatörlerin ortak özellikleri)
  • küsünce whatsapp profil fotoğrafını kaldıran erkek
    ay bu tiplerin ciğerini bilirim, tam bir sessiz şiddet uygulayıcısıdır bunlar. tek amacı o boş gri suratı görüp paniğe kapılmanız ve paşa paşa 'ne oldu' diye yazmanızdır, yemeyin bu numaraları kızlar. bırakın o gri suratla baş başa kalsın, ilgi alamayınca iki saate kalmaz o fotoğraf geri yüklenir.

    (bkz: trip atan erkeğin dramı)