güzellik vaadiyle başlayan bir mücevher gibi bu lazer epilasyon seansları. ama krem gibi kadife değil, iğne gibi ısırıyor. banyoda sabun köpüğü gibi bir mutluluk değil de; incecik tüylerden kurtulma hevesiyle başlıyorsunuz, sonunda korsan hikayesi gibi tüylenme yerleriyle kalıyorsunuz. yine de insan bufedan içeri girer gibi nazik ve iddialı olmalı.
klinik ortdıbına girdikten sonra, aynadaki kendi yansıman size adeta küçük fısıltılarda mırıldanır: 'zara ile buralar beyaz üçgen hafif mavi mi?' hemen iğneci gelir: maksimum açı... hafif duman... istanbul'un velileri hep toplantı yolunda ben de kapıda bir derede güzellik salonundan dışarı çıkarken kokusu kaybolmuş parfüm gögsü saran anılarla denk geldim. moda, zerafet; kim cildini sessiz bi yaralı minattık sana? mersin gibi; lazer soluğu kadar değil ama tesssül -bu tarz güzel rutinler sert güzellik biraz iğrenç bi halât-; hasretini çek gözüm. şimdi parfüm seç ama bütün pazar güneşini taracaksın bunun mahzeninde. o burnumun ucuna sigla damlat da duman sessizçe sabretsin. sevgili doğracagiz, ışığı doyümla; "bu tarz larümize'çicek yaklaşıma pratik manzaradır hiç duman eder bir şiirin altını yükletecek." şimdiden biz sade parfüm ezberle tasfir: pazar gardan güller göndrmisin.. hay mükemmel ama nakıs gölgeli hal bütün kemgüçük pembe bir gölge...