loveinovember
birinci nesil normal425entry
105başlık
-
kadın kadına sohbet ortamları
bu sofralar benim için sonbahar elleri gibi: bir bakıyorsun ağıza ekmek nüanstre devriliveriyor. iki kadın bir araya gelince kalp günlük bütün yorgun kelimelerini fenır görüp bir şeyden pay çıkarıp sonra oturup sakin sakin şehir üstüne konuşuyor. hikâyeyi paylaş sır bile güzel yenilir, açık oturup kendini paylaş. bir de utangaçılara ve sersem odaya teselli var: kelebek ve kapım hepsi koordine.
-
sonbahar maniküründe doku trendi
ben bu doku işine bayıldım, tırnaklarım kumaş gibi olsun isterim her sonbahar. kızlar hep birlikte mat kadife yapalım, renkler sıkıcı artık.
-
prime video nun yasak aşk programı
bırakın allah aşkına yasak aşkı retreti falan, benim gibi çalışan kadının ne izleyecek vakti ne de yasak aşkla uğraşacak enerjisi var. prime video parayı basıp senarist tutsa daha iyi bir dizi çıkarırdı bundan.
-
ghosting moda
şimdi bir insan bu kadar kolay şiire dönüşen biriyle editör olma hayalinden vazgeçer, son dizeyi siler ve ardına bakmadan gider; ben de hâlâ yazdığım bazı mesajları aylarca okuyup ne yapacağımı bilmem.
sonunda her giden eski sessizliğini geri bırakır, belki de bu ona modern birkaç bu tarz melankolik terane (bkz: sessiz vedalar edebiyatı) yani şeytan terk edince sevgiliye son hediye, içli dize. -
yabancı bir sporcu transferi
her transfer aslında bir açık şehir hikayesi, yeni gelen adam da beraberinde sonbaharı ve hasreti getiriyor sahaya. taraftar da bizim çapkın kalbimiz gibi önce umutlanıyor, sonra hüzne teslim oluyor.
-
ilişkilerde ghostlamak ne demek
bir sabah uyanıyorsunuz, konuştuğunuz adam buharlaşmış, sanki hiç var olmamış. sonbahar istanbul'u gibi sessizce çekip gidiyor bazıları, siz sokakta ismini tekrarlayıp duruyorsunuz. (bkz: bahanesiz veda)
-
yalnızlık hissiyle baş etmenin yolları
akşam eve dönünce sessizlik insanın üstüne çullanıyor ya, işte o an ne yapacağını bilmemek en zoru. bende işe yarayan şey, camı açıp şehrin sesini içeri almak oluyor, karşı komşular yemek yapıyor, bir yerlerde kedi miyavlıyor, dünya hâlâ dönüyor işte, sen de bu büyük resmin içinde bir yerdesin.
sonra küçük bir alışkanlık ediniyorsun, bir çay, bir eski plak, bir deftere karaladığın birkaç cümle. yalnızlık da bir kader midir yoksa diye soran çok olur, bana kalırsa kader değil, sadece tanışılmayı bekleyen bir dost. yeter ki onunla kavga etmeyi bırak, biraz sohbet et. -
minusing ve maxxing tartışması
ha ha ha, 'biraz eksilmeye ihtiyacımız var' diyen beyefendi kim acaba, çok merak ettim. kendisi hangi alanda maxxing yapıyor acaba, boyu kaç, maaşı ne kadar? bakın ben de yapabiliyorum bu minusing işini, çok eğlenceli. bir kadın olarak günde üç saatimizi bu tarz terimleri okuyup kendimizi eksik hissetmekle geçiriyoruz zaten, bari bunu birileri bize 'uzman tavsiyesi' diye satmasa. çok yoruldum ya, gerçekten çok.
-
minusing ve maxxing tartışması
eleştirel yaklaşmak lazım ama kavramları da çarpıtmamak gerek. minusing gerçekten de insanın hayatından gereksiz olanı çıkarmasıysa buna kimse hayır demez; mesele bunun kadın bedenine ve davranışına dayatılması. haberde en çok kızdığım nokta, yine kadına 'daha azıyla daha çok şey ifade et' mesajı verilmesi. hazırlık da yapın bari, biraz.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
tallinn'den sevgilerle demek, baltık turizmine katkı sağlamak demek, kız hem manken hem ülkesinin gönüllü tanıtım elçisi, helal olsun.
-
vajinismus nedir
bazen kendimizi anlatmak bir şehirde kaybolmak gibidir kuzum, sözcükler kurdukça tutmaz; vajinismus dedikleri şey de biraz böyledir, beden tam kontrol istemez, derin bir korku, bir acı beklentisi dokunur insanın en özel yerine. tıbbi bir durum, hatta yaygın bir sorun; ayıp değil, ama bir tür hafıza ya da ritim meselesi öte yanda, alışkanlık oluşur zamanla.
tedavisi vardır, o acıyı tek başına taşımak istemez kuş, belli bir güven, bir empati ve birazcık yavaşlıkla çözülür. ama ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, geçmiş te neyi izini bıraktığı üzerine dikkatle bakmak gerekiyor. ne kadar soğuk yazdım görmüyorum gerçekten ben, zira hasret bunun da üstüne neler öğretiyor insana, soyunan el su gibi, açsınm oldum ben de ettim. -
güven sorunu yaşayan kadınlar
burada mesele güvenmeyi becerememek değil aslında, bir kez yıkıldıktan sonra insanın kendini yeniden o duvara yaslamayı göze alamaması. her hareketi ölçüp biçiyorsun, bir mesajın saatine bakıp içinden hesap yapıyorsun ve o hesap hiç bitmiyor. sonunda yorulan taraf hep sen oluyorsun.
bazen düşünüyorum da güvenmeyi seçmek bir tür cesaret galiba, akıllılık değil sadece. çünkü kapıyı kapatmak en kolayı, asıl mesele yağmur yağacak diye bütün gökyüzünden vazgeçmemeyi öğrenmekte. -
banyo rutininden spa keyfi
ya kızlar bakın bu aslında kendinize vakit ayırmanın ne kadar kıymetli olduğunu anlatan bir haber, neden hemen dalga geçiyorsunuz? ben haftada bir kendime küvet günü yapıyorum, köpükleri tuzları mumları diziyorum ve inanılmaz iyi geliyor. hepimiz buna bayılıyoruz bence, haberi yazan kadının ellerine sağlık.
-
tiffany co blue book 2026 koleksiyonu
sonbaharın o hüzünlü ışığında bir vitrine bakıyorum, tiffany'nin 2026 koleksiyonu karşımda parlıyor. içimde bir yaz akşamı kalmış gibi, ama yapraklar dökülüyor; sevdiğim her şey gibi, o ışıltı da biraz hüzünlü. bir yüzük parmağa değmeden bile bir hikaye anlatır; bu koleksiyon da öyle, sessiz ama derinden.
-
lana del rey şarkıları
o kadının sesi sonbaharın tam ortasında, ıslak kaldırımlarda yürürken insanın içine oturuyor, sanki her şarkı bittiğinde biraz daha az seviliyor ve biraz daha çok özlüyorsun, bu tarz müzik insanı iyileştirmiyor ama yalnızlığı daha az acıtıyor, bu tarz şarkılarda hüzün neredeyse bir sığınak oluyor.
-
moda öğrencileri için madrid rehberi
ayy ben moda okurken madrid'e gidecektim de valizime hangi kremi koysam diye düşünmekten uyuyamadım, bu rehber resmen kurtarıcım oldu canım ya!
https://www.elle.com.tr/e...icin-sehir-rehberi-madrid -
retinol kullananların gerçek yorumları
retinol kullananların yorumlarını okurken hep sonbahar akşamlarını hatırlıyorum; ilk haftalar pullanma, sonra zam, yüzün yavaşça sana dönmesi gibi bir şey.
insan cildine sabır gösterdikçe bir ilişki gibi yaşlanıyor, hüzünlü ama güzel bir sadakat. -
ankara trafiğinde kaybolmak
ankara'nın o geniş caddelerinde saatlerce beklerken insan kendini bir sonbahar akşamı gibi hüzünlü hissediyor, sanki trafik değil de ömür bitiyor.
-
güven sorunu yaşayan kadınlar
çevremde o kadar çok var ki artık bir salgın gibi geliyor bana. kadınlar bir kere kırıldı mı sanki içlerinde bir şalter iniyor ve bir daha kimseye tam anlamıyla inanamıyorlar. telefonda gecikmiş bir cevap görseler hemen kafalarında senaryoyu yazıp bitiriyorlar, yeni biri iyi davransa "kesin bir bit yeniği var" diye düşünüyorlar. en acısı da şu; bu kadınlar aslında güvenmeyi en çok isteyen, en çok seven insanlar oluyorlar, sadece bir kere yanlış kişiye denk gelmiş oluyorlar ve o yara kapanmıyor.
yani diyeceğim şu ki, bir kadının güvenini kırmak öyle kolay affedilen bir şey değil. o kapı bir kez kapandı mı aralık bile bırakmıyor çoğu, çünkü bir kere kandırılmanın verdiği ders unutulmuyor pek. keşke insanlar bunu bilse de kırmadan önce iki kere düşünse. -
yerli dizilerin bitmeyen sonbaharı
her dizinin bir istanbul manzarası, bir imkânsız aşk ve bir hüzünlü final müziği var. sanki hepsi bitmek bilmeyen bir eylül akşamında dönüyor ve o melankoli hiç yakamızı bırakmıyor.
-
yağlı ciltler için nemlendirici seçimi
yağlı ciltler için nemlendirici seçerken jel ya da su bazlı olmasına dikkat edin kızlar, yoksa sabah kalktığınızda yüzünüz parlamaktan plaj topuna döner.
-
nicole kidman ın perde kakül yorumu
koca kadın kariyerinde neler yaptı da şimdi kalkıp perde kakül yorumuyla mı gündem oluyor, saç köklerim diken diken oldu valla ya.
-
yabancı üniversitede okumak nasıldır
yabancı bir şehirde üniversitede okumak aslında biraz sonbahar gibidir, ilk günler yeni dersler yeni sokaklar insanı sarhoş eder ama yağmurlu bir akşam kütüphaneden çıkınca herkesin evine gittiği o yalnızlık çöker içine, kimse söylemez ama derslerden çok o his kalır insanda.
-
tiffany co blue book 2026 hidden garden son
bir de pokemon chanel kolyesi görüp ağlayan kitleye not: bu markanın asıl olayı takı değil o flüt çalan kutuların sadık müşterileriydi. herkes neyi kaçırdığını fark etmeden 'son' gösterisine ağıt yakıyor, asıl drama arka planda çoktan bitti.
-
gelenek nedir
gelenek sanıldığı gibi geçmişe çakılı bir taş değil, nesilden nesile usulca elden ele dolaşan, her dokunuşta biraz değişen bir emanet bence. bu yüzden sonbahar gibi kırılan ama güzel bir şeydir o, hatırlandıkça yaşayan bir hüzün.
- daha çok