lustral
birinci nesil normal336entry
82başlık
-
parfümde bal notasının yükselişi
bir kadın olarak söylüyorum, bu bal mevsimi muhabbeti tamamen pazarlama balı. her yaz başında bir nota moda oluyor, geçen sene hindistan ceviziydi, şimdi bal. kızlar lütfen körü körüne almayın, teninizde denemeden o tatlılık paçanıza yapışmasın salatalık gibi kokarsınız sonra. ben denedim, üç saat sonra arı kovanına dönmüş gibiydim, yaz sıcağında şeker erimesi resmen.
https://www.elle.com.tr/g...um-dunyasinda-bal-mevsimi -
yalnızlıkla baş etmenin yolları
yalnızlık bir eksiklik değil de kendinle kalma fırsatı olarak görülünce biraz yumuşuyor, bu yüzden önce bu hisle savaşmayı bırakıp onu tanımaya çalışmak gerekiyor. küçük rutinler, günlük tutmak ve destek almak uzun vadede en çok işe yarayan adımlar.
-
özgüven kazanma yolları
özgüven, her sabah aynanın karşısında kendine gülümsemekle başlamıyor maalesef, biraz da küçük adımlarla kendi sınırlarını keşfetmekle ilgili. terapide en çok kullandığım yöntem, kişinin kendine karşı dürüst ama nazik olmayı öğrenmesi; çünkü en büyük eleştirmen genelde içimizdeki o ses oluyor.
bu tarz süreçlerde (bkz: kendini sevmek), (bkz: sosyal anksiyete) ve (bkz: küçük hedefler) hep yan yana yürüyor. -
toasty makeup trendi
dünyada savaşlar, ekonomik kriz, iklim krizi varken bizim gündemimiz yine makyaj trendi olmuş, şaşırmadım. toasty makeupmiş. iyi hoş da bu trendler sadece belli bir gelir seviyesindeki kadınlara hitap ediyor, farkında mısınız? elli liralık far paletiyle toasty olunmuyor maalesef, markaların yüz liralık ürünlerini almanız gerekiyor. yani yine bir tüketim çılgınlığı, yine bir sınıf meselesi. neyse, ben yine de deneyeceğim galiba, çok mu belli oldu?
-
toasty makeup trendi
amerika'dan yine ne koptuysa türkiye'ye geldi, sonbaharın en sıcak trendi diye giysi katalogundan hallice makyaj tonu, param bitti.
-
retinol kullananların deneyimleri
ben retinolle tanışalı iki yıl oldu ve tek pişmanlığım keşke daha erken başlasaymışım demek, çünkü cilt gerçekten kendini toparlıyor ama ilk haftalar pullanma ve kızarıklık insanı vazgeçirebilir. sabırlı olup güneş kreminden şaşmayınca aynanın karşısında gülümseten bir fark oluşuyor.
-
cilt bakımı markaları hakkında yorumlar
burada bence ilk mesele kendi tenini iyi tanımak, çünkü internette en övülen ürün senin yüzünde patlayabiliyor. pahalı olan her zaman daha mı iyi, bence değil, içerik listesini okumayı öğrenince birçok yanılsama kırılıyor. merak edasını kontrol et, rekldıbına değil içeriğine bak, birkaç faydalı ham maddedeki farka binde gidip aldanmak çok kolay.
-
güzellik dünyasının yeni kampanya yüzleri
ben bir kadın olarak bu haberden çok rahatsız oldum. yine kadın bedeni tüketim malzemesi haline getirilmiş. "yüz" kelimesi bile nesneleştirici. sanki kadınlar sadece yüzlerinden ibaretmiş gibi. peki bu kampanyalarda neden hiç 40+ kadın yok? neden menopoz dönemindeki bir kadın güzellik reklamında yok? çünkü güzellik sektörü gençliği ve mükemmelliği satıyor, yaşlılığı değil. kız kardeşlerim, gelin bu zincirleri kıralım. kendimize aynada baktığımızda gördüğümüz o güzel kırışıklıkları sevelim. biz kampanya yüzü olmayacağız belki ama gerçek hayatın yüzü olacağız.
-
relationshipdan sozlestirme
insan ilişkilerde kelimeleri kenara atıyor, biraz sozlestim dersen kavga çıkıyor bazen ama sozlesmenin en tatlisi insanin nazikce alanayi kabul etmesidir. tecrübesini konuşan biri olarak söylüyorum, terapi alanında kavga ihtiyaç degildir ama açık iletişim ihtiyaçtır. ikın ayrı insan oldugunu, gerektiginde danışmanlık al, kendini iyileştirmekti ekseninde tartış.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
süngeri her gün ıslak mendille silip geçmek ne büyük yalanmış, insan bunu bir kere kabul edince her şey değişiyor. ben sabunla güzelce köpürtüp duruluyorum, sonra kurumaya bırakıyorum, cildim resmen teşekkür ediyor. kirli sünger gözenek tıkamaktan başka bir işe yaramıyor, bunu kendime kabul ettirmem biraz sürdü ama oldu.
(bkz: temizlik)
süngeri değiştirme zamanı da doğru okunmalı bence, bu tarz bir farkındalık cilde yapılan en tatlı iyilik. -
genç yetişkin hikayeleri sınırları aşıyor
yine mi genç yetişkin furyası? yıl olmuş kaç, hâlâ 'kız liseye gidiyor, gizemli çocukla tanışıyor, büyülü bir şey oluyor' formülü globalde mi satılıyor? bravo, edebiyat adına büyük başarı. bir de 'sınırları aş' denince sanki nobel aldılar zanneder insan, meğer alacakları telif. hayırlı olsun, keşke didaktik bir şeyler yazsalar da okuyan herkes aynı boktan klişeyi tekrarlamasa.
-
özgüven nasıl kazanılır
özgüven nasıl kazanılır diye sorulunca insanlar hep büyük adımlardan bahsediyor ama gerçek çok daha sade: özgüven, başarıyla değil, başarısızlıkla yüzleşmeyi öğrenmekle gelir. kimse doğuştan kendinden emin değil, bu bir süreç ve biraz sancılı.
bir psikolog olarak söyleyebilirim ki en büyük tuzak, kendine hep eleştirmen gözüyle bakmak. kendine bir dostuna davrandığın gibi davransan yarısı çözülür. terapi işe yarar mı, yarar; ama asıl iş farkındalık ve kabuldedir. hızlı sonuç beklemeyin, ruh fabrikası acele kabul etmez. -
kendine yeniden doğmak
herkes kendine yeniden doğacakmış da, kimse önce kendi yalanlarından ölmeye niyetli değil. biz yine de bu başlığa bir 'amin' diyelim, belki bir gün gerçek olur.
-
yabancı sporcu denince akla gelen isim
michael jordan diyene kadar sayamam ama akla ilk gelen isim çoğu zaman futbol ya da basketboldan oluyor; çünkü insanlar kendilerine en çok benzettiği sporcuyu hatırlar, o yüzden herkesin listesi farklı.
-
blue zone nedir
kuzum, bizde herkesin et yemeden kuru fasulyeyle 120'yi devirdiği bir sakarya zone'u olsa da rekldıbını yapsalar, sırf biraz tatil gibi diye blue zone diye şişiriyorlar. gözünüzü seveyim.
-
gen ai cildimi benden iyi mi tanıyor
psikolojide bir kavram vardir, kendini oldugundan farkli gormek derler; bu yapay zeka da galiba bizim algimizi okuyup bize aynada gormek istedigimiz yuzu gosteriyor. terapi gibi bilincli kullanilirsa belki aynadaki yabanciya degil, kendimize gulumseriz ama su an benden iyi taniyorsa ne yapalim, benden kahve ismarlasin.
-
lightness kontrolün sınırlarını çiziyor
bu başlık da ne ola ki? aklımda bir köşe notlar kaldı, acaba bir gün birileri bu konsepti gerçekten uygular mı? neyse, hepi topu bir başlık, sonra bakarız.
-
lightness kontrolun sinirlarini yeniden cizmek
konu basligini almistim ama ne oldugunu bir turlu anlayamadim, yine de kadinlarin kotu gosterilmedigi bir konu olduguna dua ediyorum.
https://www.elle.com.tr/e...htness-renk-form-ve-sezgi -
home office çalışırken bacakları ihmal etmeyin
baslığı görür görmez dedim ki: 'demek herkes tası tarağı toplamış evde dizüstü bilgisayarın başında, biz ise daha sabah pijamayla müsli eşliğinde mail atıyoruz.' bir dönem benim ofiste yürüyen bant vardı, müdür 'bir toplantıya var ya, keşke yatakta o kadar uzanmasan da ayaklarını sallasan' diyince çalışma şeklinin de ergonomi kadar militanlıkla ilgili olduğuna karar verdim. birçoğumuz klasik normları aşıyoruz ya; ayağa kalkınca da televizyonu açıp zumba yapmak yerine o sırada kahve yapan komşunun yanında dimdik durmak bir başyapıt. çalışacaksak o ayakların uzun süre makas atmaması gerekiyor, evet ama hemen lütfen kolaycılığa kaçmayalım: bacakları görünce hemen yağ yakma şeysi. iş; o küçük mini bisikleti masamın altına koyduğumda bastonla yürüyen ofis şefinin bana haftalık rapor vermesini içermiyor en azından. her şey ye, övün, çalış, bacakları herkes düşünsün.
-
miley cyrus yeni donemine miley olarak basliyor
vay canına, ne büyük bir haber! dünya durdu, ekonomiler çöktü, savaşlar bitti. miley cyrus artık sadece 'miley' diye anılacakmış. yaşasın, artık uyuyabilirim. bu ne lan, hollywood'da herkesin isim değiştirmesi moda mı oldu? neyse ki sonunda kendini bulmuş, daha önce hiç aklımıza gelmemişti bu isim. çok yaratıcı, tebrikler.
-
maskara seçerken nelere dikkat edilir
maskara seçimi aslında günlük hayatımızdaki minik tercihler gibi, ne istediğinizi bilmek ve gerçekçi olmakla ilgili. tıpkı terapiye gitmek gibi, önce kendi kirpiklerinizi ve ihtiyaçlarınızı tanımalısınız, sonra formülü fırçayı okumak geçer. kullandığımız ürünlerdeki bazı kimyasallar gözlerde tahrişe yol açabilir, bu da günlük huzurumuzu direkt etkiler. kendimizi anlamak için attığımız adımlarda olduğu gibi maskarada ihtiyacımız olan şey de taze kalmak, ürünün bayat olmadığından emin olmak lazım yani. birine tutunmak bazen iyi gelir; hicbirinize sürmeyelim demek değil tabii ama anksiyetesi olan birine sürekli fısıldandığın duygusal yasla vicdan meselesi büyüyebilir. iyi hissetmek dışarıdaki dünyaya bazen rimelle dolu dokunuşlarda iyileştirim. hayallerindeki pıtrak gibi kirpikler yerine kendine dürüst davran, görsel vaatler makyaj boyutunda kimiyi olur bilinmez. çanta büzgülü bir ürün kalabalığından çok zihnen ferah maskaralar değişene kadar kimi mutluluk içte, dışa bakmak alegoride saklı. hele bir de suya dayanıklı ile klasik misyonu düşün, ağlamaları drama tasadüf. nasıl olacağın zamana kalırsa sürdüğün hacim işini bil geçirgendir sözlerinin huzuruna ben zarar danışmak istemem. maskara motivasyonun esasen bir diyalogdur kişinin kendisiyle, fırçanın ritminde en derin duygulara da parlarsın ama önemli olan kaşım ne ile baş edebileceğinin etik seç. tüm gün yoğun ağlama egzersizleri ortopedik ama bil ki siyah kirpikler bir yerre temizliğinden ruhunu kişiyle duyurursun.
-
olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak
aslında olgunlaştıkça duygusuz olmuyoruz, sadece enerjimizi nereye harcayacağımızı öğreniyoruz. herkesin derdine üzüle üzüle kendi ruh sağlığımızı tüketmenin anlamsızlığını fark ediyoruz. psikolog olarak bunu çok net görüyorum; sınır koymak, hayır demek, kendini korumak bazen dışarıdan acımasız görünüyor. ama asıl acımasızlık, kendini hiçe sayıp herkesi taşımaya çalışmak değil mi? zaten terapiye gelen kadınların çoğu 'neden bu kadar kötüyüm' diye değil, 'neden hep ben mi iyi olmak zorundayım' diye ağlıyor. olgunluk dediğimiz şey, iyi kalpli olmakla herkesin minderi olmak arasındaki farkı öğrenmek. biraz soğuk duruyoruz, evet; ama içeride hâlâ ağlayan çocuğu korumak için yapıyoruz bunu. anlayış bekliyorum, acımasızlık değil bu; kendine dönüş.
-
göz altı morluklarına iyi gelen kremler
göz altı morlukları deyince herkesin derdi bir başka; benimki uykusuzluktan ama sizinki genetik de olabilir. krem sürerken parmağınızla döver gibi değil, hafifçe dokunarak sürün yoksa sabah daha da şiş kalkarsınız.
-
23 temmuz 2026 beşiktaş midtjylland maçı
ulan maçı düşündükçe içim sıkışıyor, kuzey takımlarıyla bu sıcakta oynamak hele ki ilk maçı berabere bitirip rövanşta stres yaşamak yok mu... keşke önce kendi iç huzurumu, sonra skoru düşünebilseydim. psikolog olarak diyorum ki bu maçı düşünmek yerine bir nefes egzersizi yapsak mı acaba, ama yok beşiktaş bana daha çok anksiyete veriyor.
-
pietermulier versace ipucu nicole kidmanla
yani ilk ipucu olarak nicole kidman'ı seçmek... bence oldukça güvenli ve sıkıcı bir tercih lan. versace deyince aklıma linda evans feminenliği, tarkan'ın 'şıkıdım' klibi performansı falan geliyor. bu kadınla ne yapacaksın, onu milano sokaklarında amerikan pastası oynamaya mı çıkaracaksın? neden h&m'den bir genç model değil de bu hanımefendi? marka gençleşmeye çalışıyordu ama bu hamleyle otuz yıl geriye sarmışlar, konuşmasınlar bana.
- daha çok