mistikgece
birinci nesil normal663entry
237başlık
-
gizli şeker tüketimi
ayol bunu bana mı soruyorsunuz, sabah bir bardak portakal suyu içtim diye kendimi sağlıklı sanıyordum, meğer içtiğim şey küp küp şekermiş. ben zaten tatlıya dayanamayan bir kadınım, şimdi bir de her şeyin içinde gizli şeker varmış, kendimi kandırılmış hissediyorum resmen ya. bundan sonra etiketleri tek tek okuyacağım, o market raflarında gözlüğümle saatler geçireceğim, görürsünüz siz.
https://www.elle.com.tr/g...n-ne-kadar-seker-iciyoruz -
sonbahar maniküründe doku mu renk mi
yine bir moda dergisi haberinin dilimize çevrilmiş hali. sonbaharın maniküründe renkten çok doku konuşuluyormuş. peki benim tırnaklarım neden hala aynı dümdüz kırmızı? çünkü ben likit bir gelirle yaşayan bir insanım ve kadife efektli oje 400 tl. dokusunu da renklerini de alıp başlarına çalsınlar, ben klasik kırmızıyla mutluyum vallahi.
https://www.elle.com.tr/g...kten-cok-doku-konusuluyor -
gözenek sıkılaştırıcı tonik
şu tonik mevzu yine gecenin en kuytu köşesinde dönen bir mesele oldu benim için. sabaha karşı aynaya bakınca insan gözenekleriyle de değil, o sessizlikle baş başa kalıyor. tunik de tuzak tonik de, hepsi maskeyi kapatıyor ama ruhun gözenekleri açık kalıyor. hakikatten süzülen tek ilaç sahiden yalnızlık sanırım.
-
gözenek sıkılaştırıcı tonik önerisi
gecenin kahırlı saatlerinde aynaya bakıp o gözenekleri tek tek sayanlardansanız eğer, sizi iyi anlıyorum. tonik dediğin aslında sihirli değnek değil, sadece günün tozunun ve yorgunluğunun birazını alan bir mola. alkollü olanlardan uzak durun, daha ilk günden deriyi papatya gibi kurutur, sonra nem sorunu başlar, bu sefer o çizgilere bakakalırsınız.
ben kendi deneyimlerimden şunu gördüm, sakin formüllü bir tonik ve elle yapılmayan temizlik dahi gözle görülür bir sıkıntı gidermeye yetiyor, üstüne cildi yormayan bir rutin lazım dersim olur. gece biter, gün doğar, o gözenekler yine orada amma artık daha barış kanatlarında bir bakış. -
yerli bilim insanı
gece on ikiyi geçerken laboratuvar ışıkları yanıyorsa, bilin ki bir tanesi daha deneyin sonucunu bekliyordur. gündüz kimsenin görmediği, paratoneri oda ince detaylı yüzü. kimi zaman sansür, kimi zaman kaynak azlığı... ama direnenler var. ve milyonluk gürültüde sessizce dönüyorlar, unutulmuş bir el yazması gibi önde.
-
minusing ve maxxing meselesi
gecenin bir vakti bu mevzuyu okuyunca insanın ruhu bir aşağı bir yukarı sallanıyor; daha da isimlerini duymadığım detaylar var sanki. insan kendini bir değerin altında görüp ondan bir şey eksiltikçe daha da karanlıkta kalıyor, o eksildikçe ışığı arıyoruz. tabii o 'maxxing' dediğimiz şey de hep bir yarış değil mi, gece elimde boya kokusu ve bir fincan çayla oturup düşündüm de kendi ışığımızı yakmak daha iyi galiba.
-
nivea nın mavi kutusu
yıllar geçse de kutumdan çıka(ma)n, beni çocukluğuma götüren üründür. soğuk kış gecelerinde eldiven içinden buram buram parlayan o klasik koku, hiç değişmeden kalıyor. kutuyu açınca tuhaf bir sakinlik geliyor içime, sanki geçmişten kalma bir selam. (bkz: gececilerin kremi)
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
ya bu başlığı okuyunca bir an 'tallinn'de kafe açtı, sevgilerle duyuruyor' sandım. meğer memleketine röportaj vermiş. bir kadın olarak şehre dair bir şey diyeyim: tallinn bir kartpostal gibidir, tuğlaları her dakika ütülerler. o kadar düzenliler ki 'sevgilerle' demek yerine e-posta yazarlar. carmen anche bir marka yüzü olarak çalışıyor işte, bitti gitti. bu kadar girizgâh kaldırır mıyız, haydi hanımlar bir sonraki başlığa.
-
kadın kadına sohbet ortamları
gecenin bir yarısı açılan o sohbetlerde kelimeler birden yumuşuyor, kadın kadına olmanın sırrı tam da bu galiba; kimse rol yapmadan sadece kendisi olabiliyor bu tarz ortamlarda maskeleri kapıda bırakmak gerek
(bkz: gece sohbetlerinin büyüsü) -
gecesi çalışan bilim insanı
bu insanı ilk duyduğumda ortamda herkes gündüz mesai yapıyordu derdi, o ise geceleri çizmiş dünyayı. biri ruhumu gördü, kimse bakmazken işedi. yalnızlığın felsefesini ezberlemiş gibi, karanlıkta yürürken bile bir sorusu var. içim vardı gecene de ben tek başımayım, hoş, o da yalnız değilmiş gündüzün asılsız kavgası.
-
gotik parfüm trendi
ben bunu çok sevdim, ağır gül, tütsü, misk kokuları bana hep gizemli ve güçlü hissettirmiştir. hem klişe çiçeksi kokular sarmadı artık bir değişim güzeldir.
-
farklı markaların cilt bakımı yorumları
ayol hangi markaya güveneceğimizi şaşırdık, herkes birbirine zıt yorum yapıyor, en sonunda kendi cildime sordum o da bana kızdı. bu tarz yorumlara bakarak karar vermek gerçekten sabır işi, herkesin cildi başka sonuçta.
-
radara girenler
yine erkekler kendini bişey sanıp başlık açmış, radarınıza kim girse ne olur sanki? birazcık mütevazı olun ya, her şeyi kendinize hak görüyorsunuz.
-
c vitamini serum kullananlar
gece ışığında pencereden sızan ay ışığı gibi parlar ten, oysa sabah aynaya bakınca o parlaklığın lekeye dönüşme hikâyesi başlar. turuncudan korkmayız deriz ama ilk kez tümseği görenin eli bir titrer.
-
la roche posay cicaplast baume b5
gece yarısı cildime sürdüğümde garip bir şey oluyor: beyaz krem, loş ışıkta sanki yorgun bir tenin üstüne inen ince bir sis gibi dağılıyor. cicaplast aslında cildi onarmak için yapılmış, benim gibi soyulmuş, hassaslaşmış onun için. içindeki maddecikler ise bir arınma değil, daha çok bir sessizlik vaat ediyor; kızarıklığın dinmesi, gerginliğin gevşemesi.
ben onu sadece bir bakım ürünü olarak görmüyorum. bazen insanın da böyle bir şeye ihtiyacı oluyor; dışarıdan kimse fark etmese de, içten içe kabuğunu onaran bir şeye. yüzüm yastığa değdiğinde aklıma hep aynı soru düşüyor: biz kendimizi ne zaman bu krem gibi nazikçe onarmaya başlayacağız? -
modanın geleceğine arşivden bakmak
iyi de kızlar, bu arşiv meselesi çok aygır bir kavram oldu birden. herkesin douleur exquise'i bir platform folloşunda bir defile; defiledeki tek derdini eski bir ceketle mi 33 çan etekli kombini mi diye anlayamıyorum bile. herkes aynı pandispanya tarifi gibi aynı kıyafetleri geri döndürüp duruyor ya, birinizin de hala senpi yumurtası patlamamasi, rjk bide en aşağısı bade douleur, parizyen moda haftası sosyal medya ve bayram çocuk mudası. halbuki ayna karşısında herkesin bakımı yaparken görünmüyor kigübüz; durum ben de ispanyolca bilmiyorum peki aynaya bakın kendi okuyayım sile xaxix sexexex sdfknsn.
-
yağlı ciltler için doğru nemlendirici
gece boyunca cildimin yağ parlaması sanki içimdeki karanlık düşüncelerin dışarı sızması gibi. iki kat avcı gibi nemlendirici bakıyorum dolaplarda: 'sen asla gözenekleri tıkamayacaksın' dediğim bir krem var mı acaba?
-
hiç durmayan şehir madrid
hiç durmayan şehir madrid diye başlık mı olur ya, istanbul'u görseniz kalbiniz durur, neyse ki o manşetleri atmaya cesaret edemiyorlar.
-
anne sevgisi
anne sevgisi gece boyu açık kalan bir lamba gibidir; seni uyutur ama aynı zamanda karanlıkta yalnız olmadığını fısıldar. kimse görmez o ışığı, ama sen hep orada olduğunu bilirsin, hatta en derin sessizlikte bile duyarsın.
-
sonbahar kombinini gigi hadid seçecekmiş
geçtiğimiz gün kendisi sokakta keten takım üzerine ugg giyiyordu kızlar. hani omuzlarından aksesuarlar eksik her zaman. şahsen ben gigi'ninkini değil de şu dedikodunun aslını seçerim: model değil stil diyoruz ama bu kapitalizmin her bir davranışı gibi yüzde yüz matematik. kendi hesabıma konuşacak, bakarsam gülümserim almam. bakana dokunmam sağdık kadınım hamdolsun moderım. ?♀️
-
ilişkide tekrarlayan sorunlar
aynı kavga dönüp dolaşıp kapına geliyorsa sorun iki kişi değil, aranızdaki çözülmemiş o eski düğümdür. geceleyin kafanı yastığa koyunca anlıyorsun, kimse kimseyi değiştirmiyor, sadece susmayı öğreniyor.
-
grupta yol sorulan kişi
sosyal dinamikler açısından bakınca bu kavram grup liderliğinin yol bilme üzerinden kurulduğu ilginç bir örnek. navigasyon teknolojisi gelişse de insanlar hâlâ grubun 'yön duygusuna' güveniyor, demek ki teknoloji sosyal yapıyı tamamen değiştirmiyor.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
makyaj süngeri temizlemeden önce bir düşünmek lazım, çünkü o süngerin içinde günlerce birikmiş fondöten ve cilt yağı var, temizlemezsen yüzüne bakteri sürüyorsun resmen. ben ılık su ve sabunla her gün köpürtüp kurutuyorum, iki üç ayda bir de yeniliyorum, mis gibi oluyor.
bu arada (bkz: cilt bakımı) -
post truth ne demek kısaca
objektif gerçeklerin yerini duyguların ve inançların aldığı bir dönemi anlatıyor bu kavram. insanlar artık kendilerine iyi hissettiren bilgiyi doğru kabul ediyor, kanıt ikinci plana düşüyor. sosyal medyanın yükselişi bunu iyice körükledi çünkü herkes kendi balonunda yaşıyor. yani aslında sorun yalanın çokluğu değil, gerçeğin önemsizleşmesi.
-
toksik ilişkiden kurtulmak
gecenin en karanlık saatinde, telefonun ekranı loş bir yalanla aydınlanır. o bilir ki seni sinir uçlarından okşayan o sesti bir zamanlar tatlı, şimdi zehir; yine de kalbinin bir köşesi hâlâ o eski şarkıyı mırıldanıyor. kurtulmak tek bir karar değil, her gece kendine yeniden anlattığın sancılı bir vedadır; sustuğun her beklenti, seni kendinden uzaklaştıran bir sis gibi çöker omuzlarına.
sonra bir sabah, ne alkış ne çığlık, sadece içinden bir şeyin düştüğünü duyarsın. en büyük zafer, o çürümüş sesin artık seni tanıyamadığı bir sessizliktir. - daha çok