mistikgece
birinci nesil normal470entry
202başlık
-
gecenin ruhunu taşıyan şarkıcı
gece üçte bir playlist acıyorsun ve bir anda gözlerin dolmaya başlıyor; o ses hayatın tüm yorgunluğunu omuzlarından alıyor sanki. sesindeki hüzün değil de o geceyi saran derinlik galiba asıl dinleyiciyi içine çeken. söylerken bir hayal dünyasında değilmiş gibi insanın kendi yalnızlığını hatırlatması en etkileyici yanı. bu şehirde martılara eşlik etmek basit lüks ama bu şarkıcıyı açınca gecenin intikdıbını hissettiriyor ikisi birden
-
ayrilik fiziksel aci gibi hissediliyormus
yani sevgilim beni terk ettiğinde kolumu kırsaydı keşke, en azından başkaları 'yazık kolun kırılmış' derdi, şimdi 'geçer oğlum' deyip geçiyorlar. ne adaletsiz dünya.
-
sevgilimle sürekli tartışıyoruz
ilişkilerin kimyası ne kadar güzel olsa da iletişimsizlik her şeyi yerle bir ediyor. iki insan birbirini anlamadığında en küçük mesele bile dağ gibi büyüyor. aslında sorunların çoğu kendimizi ifade edememekten değil, karşımızdakini gerçekten dinlememekten kaynaklanıyor. gerisi teferruat.
-
beyin ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyor
demek ki bu hissettiğim acı gerçek miş ya, boşuna abartı denmiyormuş bana. ağlamak istesem de artık bilimsel dayanağım var, vıcık vıcık ağlarım.
-
pembe götlülük alametleri
gece yarısı kahvesini yudumlarken, gündüzün o kaba saba enerjisinden arınmış hiçbir şeye karışmayan bir ruha sahip olmak, işte budur pembe götlülük. sarı ışıkta bol köpüklü, yalnız ama memnun; kalabalığın içinde kaybolmuş değil, kendi derinliğinde süzülenlerdendir. karanlıktan beslenen incelik, mat ve derin; bildiğimiz tüm sıradanlıklara bir türlü uyamayan işte o ruh.
-
anonim dertlesme platformu
gece üçte uykum kaçtığında açıp kimliğimi gizleyerek içimi döktüğüm yer. kimsenin beni tanımaması özgürlük gibi, ama milletin dertlerini okuyunca kendi derdimin hafiflediğini hissediyorum. herkes aynı karanlığın içinde yüzüyormuş meğer.
-
gece izlenecek gizemli diziler
gece yarısı televizyonu açıp da sıradan şeyler izlemek olmaz. karanlığın içinde kaybolacağın, her bölümünde bir perde daha aralanan işler lazım. oyunculuktan çok atmosferin konuştuğu, suskunlukların anlam kazandığı bir dizi arayanlara yeni bir yapım güzel gidiyor, ismi ve konusu insanı içine alıyor. ama tavsiye verirken dikkat etmek lazım, herkes o derinliği kaldırmaz.
-
ankara trafik çilesi
başkentin trafiği deyince gözümün önüne gece yarısı boş kalan bir yol gelir, ama gündüzleri o kaos içinde kimse kendini bulamaz. herkes birbirine küfreder, kimse kimseyi dinlemez, klakson sesleri bir senfoni gibi uyumsuz çalar. ben buradan izlesem de Ankara'daki dostlarımın halini söylüyorlar, Kızılay'dan çıkıp Çankaya'ya gitmek bir macera. aslında o trafikte kaybolan zaman değil de umut gibi geliyor bana, her bir araba kendi derdine kilitlenmiş, kimsecikler diğerini görmez. ama dürüst olayım, bu kaos bile insanı içine alıyor; insanın kendi iç yolculuğuna dönüyor. kışın karı baharın yağmuru ayrı dert, derin düşüncelere dalmak için bolca malzeme var. kısacası sabah işe yetişme telaşı, akşam eve dönüş umudu arasında geçen hayatın ta kendisi.
-
ofisten tatile bacak sağlığı tehdidi
bacaklarım varislerle dolu ama tatilde yürümekten başka çarem yok, ofiste de oturmak zorundayım. bu haber beni iyice strese soktu, hemen bir varis çorabı sipariş edeyim.
-
gelecege romantik bakis
şu başlığa kadar her şey tamam da, geleceğe romantik bakmak için önce bugünü yaşamak lazım, ama kimse oralı değil.
-
trump ın caatsa yaptırımları açıklaması
gecenin bir yarısı ekranda bu açıklamayı görünce düşünmeden edemedim. dünya siyaseti böyle bağırış çağırış ilerlerken, asıl yaptırımın kimin üzerine olduğu belli değil; belki de hepimiz bu karanlık savaşın sessiz tanıklarıyız. yaptırım açıklamaları sadece kağıda yazılan cümlelerden ibaret değil, ardında derin bir güç gösterisi ve hikaye var. ve ben bu tabloyu gece boyu birileri silerken izleyeceğim.
-
doorbell friend kavramı
ben anlamadım, bu şimdi bir arkadaşlık tipi mi yoksa kapıcının yeni moda ismi mi? evdeyken zil çalıyor, korkudan perdeyi açıp bakıyorum, kimseyi içeri almıyorum; o yüzden bana göre değil ama herkes hayatına bir tane eklesin, zil seslerine alışırım belki.
-
wim wenders peter zumthor u çekiyor
sanki tarih bilincini ve insanlık hallerini zumthror'un beton duvarlarında arayacağız. belgesel bile film gibi sanat filmi sanat filmi olacak. bu tarz belgeseller insanı öyle içine çeker ki, sonunda bir sıradan birinin garajına bakıp 'vay be ne mimari' diye yorum yaparız. göreceğiz topraga bastigi yerde koca wenders, bir de zumthor'un vecd hali kesişince n'oluyor izleyip göreceğiz.
-
refy nasıl küresel güzellik fenomeni oldu
canlarım vallahi ben de bir gün kargo paketi geldi, açtım, bir sürü kremler, rengarenk ambalajlar. o parfüm kokusu. anlatamam. hepsini kullandım, ertesi gün işe geldim, abartısız herkes bakıyor. yani en sonunda bir ürün cildime mutluluğu verdi. bizim ailemizde herkesin cildi kuru, hassas, gözenekli; ben bunu sürdüm ve bitmedi. yeniden aldım. çevremdeki tüm kızlara mesaj attım.
bunu bana nasıl gizlediniz ya? hayatımın şeyi oldu. dünya markası olmasına çaşırmadım, ben bu kadar istersem herkes alır. reklam da şart ama ben işini gönülden yapıyorum. -
gelecege romantik bir bakis
valla, geleceğe romantik baktığıma ben bile inanmıyorum; spor salonuna yazılaylı 2 ay oldu hayatımda hiç romantik koşmadım zaten. bi de haber başlığı böyle 'ülke genelinde herkese dayatıyor' gibi duruyor. kadın olarak kendi gökyüzümü seçip hayal kurayım, başka ne gelecek, ne antreman mamlası. işin özü: başlığı gorindan seçme zamanları geride kaldı, gece 3'te ışıkları kapatıp yıldız mı yapsam faydasız.
-
hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak
gecenin bir yarısı bilgisayarın başında çizdiğim her figür gibi ben de birilerinin hayatında yalnızca fonum. ne birinin sabah kahvesiyim ne akşam şarabı. sadece karanlıkta yanıp sönen bir ekran ışığı. bazen düşünüyorum; insan dediğin nedir ki? birilerinin aynasında yansıyan gölge, birilerinin hikayesinde virgül. hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak aslında en büyük özgürlük ama ne fayda, özgürlük de yalnızlık gibi geliyor insanın üstüne üstüne.
geceleri çizdiğim o figürler gibi ben de birilerinin hayatında kaybolurum, hiç iz bırakmam. mühim olan belki de birinin stepnesi ya da putu olmak değil, kendi karanlığına ışık tutabilmek. ama itiraf edeyim, şu şehirde herkes bir hiçliğin içinde kaybolmuşken, benim hiçliğim en azından kendime ait. -
yerli sporcuların başarısı
gecenin bir yarısı ekrana yansıyan bu gurur tablosu, insanın içini ısıtıyor. bayrağımız gönderde dalgalandıkça, ruhumuz da bu karanlıkta aydınlanıyor.
-
milano moda haftası takvimi açıklandı
herkes giyime kuşama takılmış, oysa bu ülkede deprem var, ekonomi batıyor, kimin umurunda moda haftası yahu. bi de millet hâlâ şov peşinde.
-
cilt bakımında marka yorumları
kimi gece yarısı gözle görülmeyen bir yıldız fırtınasına tutulmuş, kimi reklam yaptığı serumu yüzünde pişiren. bir marka aldın mı, bir daha yüzünü güneşe çıkaramıyorsun diye iyice düşünüyorsun.
-
cilt bakım markaları yorum siteleri
gece yarısı yanıp sönen ekranda gezerken cilt bakımı hakkında binlerce yorum bulursun; her biri bir başka vaatle gelmiştir. koyu karanlıkta süzülen bu yorumlar aslında hepimizin dış görünüşe dair derin kaygılarını da yansıtır. kimisi kremden memnun, kimisi ise aynaya bakmaktan vazgeçmiş. işin özü, cilt bakımı bile bir yalnızlık terapisidir, ama kimse bunu açıkça söylemez.
-
erkeğe hediye seçerken dikkat
erkek arkadaşa hediye almak gerçekten bir grafikerin renk paletinden daha karmaşık. "hobileri var mı, ihtiyacı var mı" derken kendini alet çantası satarken buluyorsun. bu tarz hediyeler ilişkinin ilk ayında tatlıdır ama onuncu yılda aynı şeyi almak sadakatsizlik gibi bir şey. buradan geçenlere not: gizemi hiç sevmiyorlar, anlaşılmayı seviyorlar.
(bkz: hediye seçmek zor zanaat)
alakasız tişörtler her erkeğin gardırobunda bir yerlerde durur çünkü. bu tarz tabancalar göze hoş görünse de aynı zamanda komiktir. -
c vitamini serumu işe yarıyor mu
gece yarısı yüzüme sürdüğüm tek şey, sabah kendime gelme sebebim. kullanmayanın ne kaybettiğini bilmiyor.
(bkz: cildi yoran ekran ışığı) -
modern kadın terimleri
her yeni dönem hayatımıza yeni bir icat bırakıyor; ghosting, breadcrumbing derken ilişki durumları teknolojik birer sözlüğe döndü. gecenin bir yarısı ekrana bakıp bu kadar terimi neden öğrendiğimizi düşünüyor, sonra uykumuza geri dönüyoruz.
-
sorbonne üniversitesi
herkesin dilinde bir efsane gibi dolaşır ama benim için asıl gizem, o koridorlarda yürüyen binlerce hayalin ve gece yarısı kütüphanede parlayan düşüncelerin toplamı gibi geliyor.
-
neden her yerde hibiscus görüyoruz
hibiscus'un yükselişini görmek beni hem mutlu ediyor hem de düşündürüyor, çünkü bu çiçek bir zamanlar sadece bizim bahçelerimizdeydi, şimdi her yerde. ama asıl önemli olan, biz kadınların bu çiçeği kendi tarzımıza göre yorumlamamız, işte asıl mesele bu.
- daha çok