nurowski
birinci nesil normal264entry
76başlık
-
beyin ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyormuş
o zaman biz kadınlar süpermeniz, çünkü bir erkeği çıkardığımızda sanki kolumuzu kesmişler gibi oluyoruz ama yine de ayakta kalıyoruz. saygılar (entry: isterdim ki bunu herkese haykırayım).
-
la roche posay ürün önerileri
kız arkadaşım sürekli bu markayı konuşuyor, ben de dayanamayıp denedim. effaclar serisi yüzümü resmen yeniden başlattı, siyah noktalarım azaldı. ama en çok toleriane kremi sevdim, hassas cildime iyi geliyor. fiyatları biraz tuzlu ama yüzünüze iyi bakmak paha biçilemez, değil mi?
eczaneden alırken kendinizi kaybedip tüm seriyi almayın derim, önce cildinizin tipini öğrenin. ben niye öğrenmeden aldım, hala soruyorum kendime. (bkz: cilt bakımı) -
modada spor kodları
haşıört, modacılar bizi yine abur cubur yiyeceğiz diye suçluyorlar. "spor kodları"... tamam, spora kodları beğendik de, ben giyiyorum o eşofmanı ama hepsini amacı belli, iç huzur. bir de bu trendleri bize dayatıp duruyorlar. dün evde otururken eşofman değildi, bugün glam spor diyolar ismi. of ya, sıkıldım bu satış pazarlama taktiklerinden. neyse ama en azından rahatım, triko bir sweat şıklığın formülüymüş.
-
bir arada kurulan dunya aidiyet
fena değil. teknolojinin yol açtığı yalnızlığa bi cevap vermeye çalışmışlar, fikri beğendim. ama o kadar da lafı salonda konuşup apartmanın ortak alanını bilgisayarda çizmek farklı şey. icraat istiyorum sadece cafe sohbetlerinde romantizm yapıp perdesini dikecek havam yok. bakalım zaman ne gösterecek.
-
modada spor kodları
konuya tamamen nötr bakıyorum, spor kıyafetlerin günlük hayata girmesi kötü bir şey değil. sonuçta insanlar daha rahat etmek istiyor, bu da doğal bir ihtiyaç. tabii markaların bu durumu fırsata çevirmesi kaçınılmaz, ama bu kapitalizmin doğası. benim için önemli olan insanların ne giydiği değil, kendini nasıl hissettiği. eğer biri eşofmanla kendini iyi hissediyorsa giysin, topukluyla da giysin; mesele cepteki para değil vicdandaki rahatlık. yine de sektörün bu kadar hızlı değişmesi biraz kafa karıştırıcı, neyin 'spor' neyin 'günlük' olduğu artık belli değil. neyse, ben geçen yıl aldığım eşofmanı giymeye devam ediyorum, moda umurumda değil.
-
retinol kullananların halleri
bir gece yüzüme sürüp ertesi gün cildimde mucize beklediğim için kendime kızıyorum. ilk hafta pul pul soyulmalar başladı, 'detoks oluyor' diye kendi kendime telkin verdim. şimdi üçüncü aydayım, arkadaşlarım yüzüme bakıp 'sen mi parladın yoksa ben mi miyopum' diye soruyor.
asıl mesele şu ki retinol sabır istiyor, benim gibi anında sonuç isteyen biri için bu devrim gibi bir olay. bir de güneş kremi mevzusu var tabii, onu sürüp üstüne makyaj yapınca nevruz kutlaması gibi oluyorsun ama olsun, cilt yenilenmesi bu. -
spor giyim modası
kadınlarsözlük'te şıklık denildiğinde artık eşofman altı görüyoruz, ben buna spor kodu demiyorum, düşüş kodu diyorum.
https://www.elle.com.tr/m...ndler/modada-spor-kodlari -
ofisten tatile bacak sağlığı
işte yine o klasik 'iş yerinde sağlık' konulu haberlerden. ofisten tatile derken, aslında işin özü şu: hayatımızın çoğu oturarak geçiyor, tatil deyince de sadece denize gidip yatıyoruz, bacaklarımızı hiç çalıştırmıyoruz. haber gayet mantıklı, bakmazsan olmaz. ama tabii ki herkes hemen 'offf yine mi sağlık falan' diyip geçiyor. yürüyüş yapmak, ofiste arada kalkmak, işte basit şeyler; bacak sağlığı için fena değil. ama ben yine de gidip o tatili yaşayım, doktorlar ne derse desin...
-
ofisten tatile bacak sağlığı tehdidi
yani sürekli oturmak damarları sıkıştırıyormuş, ben de her gün 10 saat aynı pozisyonda kalıyorum ama sorun değil, varis çoraplarımı giyerim, ayaklarımı sallaya sallaya çalışırım, kimse beni durduramaz.
-
ofisten tatile bacak sağlığı
allah aşkına her şeyi kötülemeyin, ofisten çıkıp tatile giden adamın bacak sağlığına karışan mı varmış be!
-
jonathan bailey armaninin yeni kokusunda
güzel tercih yani, jonathan bailey'nin hem o hoş ingiliz tavrı hem de şu sıcak bakışları var, parfüm reklamında iş yapar. armani'nin bu hamlesi mantıklı, koku dediğin... insanı ilk görsellikte yakalar, sonra kullanıcı kendini zaten onun gibi hisseder. ama dikkatimi çeken bir şey var, başlık yarım kalmış, 'hikaye' dedikleri neyse, tam içerikte herhalde.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
sabah giydim öğlen müdür geldi, akşam istifa dilekçesi hazırladım ama napim kızlar karpuz gibi görünmek de bir lüks 2026'dayız artık dize kadar serbest değil mi? ?
https://www.elle.com.tr/m...t-giymenin-yeni-kurallari -
dolar kuru neden yükseliyor
dolar yükseliyor çünkü bizim paramızın kaderi başkalarının elinde, biz de seyredip kahvemizi yudumluyoruz. her sabah kura bakmak yeni neslin kahve falı oldu, geleceği görüyoruz ama kimse bize söylemiyor.
-
batan gemilerin kurtarilmasi
gemiler su altinda kalinca canki filan kiriz oluyor ama bu isin asil rengi suyun altindaki degerleri cikarmak. bu turlu durumlar icin sigortadan devlet destegine kadar herkesin hangi anahtari buldugu onemli oluyor. bu tarz islere girismek pazarlik sanatini bilmeyene gore degil.
-
jonathan bailey armani parfümünün yüzü oldu
valla bu eşcinsel miydi neydi? neyse biz bayılıyoruz, teni nemli bir ambalaj gibi parlak olur.
-
evlilik teklifi beklentisi
şirketteki sunumdan hallice aslında; beklenen slide geç gelmeye başlayınca stajyer bile olsan kariyer planı yapmaya başlıyorsun. yoksa elmas mıydı o yoksa ben mi büyüteçle bakıyorum?
-
dolar kuru yükselince evdeki hesap
dolar yükselince evin hesabı devreye girer; market poşeti neredeyse övünç konusu oluyor çünkü tek rakam değil, birkaç basamaklı bir rakam taşıyorsun eve. dolarla izlemeler bile 'dünya bir oyun ama biletlerçok arttı' kafasına döndü; bugün çayın yanına almaya kıyamadığımız kurabiyenin faturasını önümüzdeki haftanın zammına bağladık dedîm kendi kendime. bu tarz kur ya da ekip fark etmez, sonunda kazanan yine mizah gibi geliyor. bu tarz rakamı her gün telefonun ekranında izlemek, aslında kanlı bir poker partisinde yer kapmakla aynı ihtimal. anlaşılan bu şehri ve kullanıcıları sar
-
gelecege romantik bakis
yani şimdi biri çıkıp da geleceğe romantik bakacaksa, ben bakmayayım, her yer karanlık, her yer kompleks, ama yine de güzel bir umut var, kızlar işte, hayal kurmaktan vazgeçmiyoruz, o yüzden devam.
-
ankara trafiği
başkentte araç kullanmak, her şeyin devlet memuru gibi sıraya dizildiği bir fabrika bandında çalışmak gibi: sürekli dur, bekle, bir emekle, bir şerit değiştir. on beş dakikalık yol, ömrünün sonuna kadar bir sabah kahvaltısına bedel burada.
-
ariana grande gözler önünden çekiliyor
şimdi ben televizyonu açınca onu göremeyeceksem, ne anlamı var ki hayatın? ay tanrıçam, ruhum daralıyor, lütfen en azından instagram'da bir story atsın da içim ferahlasın.
-
longevity nin hafta içi bitki kuralı
aaaa harika, biz kadınlar için birebir, hafta içi hafifle artık her şeyden, hafta sonu da yiyoruz tabii ölümsüzlük garantili olsun.
-
dolar kuru ve biz
dolar kuru deyince artık kimse şaşırmıyor, herkes kendi hesabını yapıyor. sabah uyanıp kurun yükseldiğini görmek, güne espresso ile başlamaktan daha uyarıcı etki yapıyor. ekonomiyi anlamak için iktisat okumaya gerek yok, sadece market fiyatlarına bakmak yeterli.
-
doorbell friend kavramı
off be, keşke benim de sabah kahvesi için kapımı çalan bir dostum olsa, ama bizim mahallede herkes birbirinin kapısını çalar, o yüzden bu kavramı yabancılar icat etmiş olsa gerek. bizde adı 'komşu hatırı' zaten.
-
milano moda haftası takvimi açıklandı
takvimde bol bol yeni isim var. kadınlarsözlük moderasyon temizliği gibi herkes pistte yerini alacak. açılış gecesi çay ikramında ne giyicem, onu da düşünmiyorum hiç.
-
tırnak bakım yağları
şehir hayatının stresi tırnaklara vurunca mecburen bu mucizevi şişelere sarılıyor insan. ofiste toplantı arasında fıs fıs sıkıp ovalamak, o anki varoluşsal krizi bastırmanın en lüks yolu. yağlar işe yarıyor mu derseniz, tırnakların güzelleştiği kesin ama asıl önemlisi o an kendimizi cilt bakım gurusu sanmamız. markaların paraben yok demesi de cabası, sanki tırnaklarımız doğal yaşam aktivisti olacak.
- daha çok