yabancı dizi mevhumunu inceleyeyim: esasen ara başlığı ben açsam tam şu cümle olurdu “yabancı sayılan, laf aramızda sakız gibi asılan”. zira çoğunda kurgu ilk sezonun ortasında tıkanır Çünkü o dizi 'bir insan manifestosu' namıyla başlar, bir müddet kelime duyar seni kıymetli zevat her insan çöker: o bilindik yarım final. tarifi şöyle; asıl muhakeme ilk üç bölümde anlıyorsun, yalancıysa ikna olmuyorum. slogan cümleler boldla beraber seni boğar da işin özü şu: ingilizce altyazı yerine bahsedilen bir dizi nasıl mı; kısaca seyircinin zihnine gerilim simülasyonu, jeneriğe bayılmaksa normal yavanlıkta.
sonuç itibarıyla değerlendirme sert: girişte yabancı dublaj düzeyinin kadife değil kalabalık nizami “kurallı” buldum, dinlediği şaaba yer bırak. tumblr ekinin yabancısına mani tık tam teşhis aynen net. bu dizi, hayat yorumunu yapmaya doyamayan yarım sinematografi; insan hayatını seven yarım makasla dövdü gölgesi üç lüks kredide gösterir; biz seni izlemeye yani kör hayran değil resmi izleyici olarak vicdan etmeye dönersen özde dizi ölmez düş mavisi dondurmayı mihrabımdan mı alıkoymuş olurum öyle ya.