starbuckstauyuyankedi
birinci nesil normal316entry
75başlık
-
evlilik teklifi beklentisi
son zamanlarda herkes bir halka muhabbeti döndürüyor ve sanki belli bir yaştan sonra teklif gelmezse ortada bir suç varmış gibi davranılıyor. ilişkide teklifi bekleyen taraf olmak yorucu, çünkü insan 'acaba ne zaman' diye içten içe takvim tutmaya başlıyor. oysa teklif bir yarış değil, bir anda ve içten gelmesi gereken bir şey. beklemek yerine ilişkinin kendisine odaklanmak lazım, zorlama bir teklif insana mutluluk getirmiyor. bunu birileri kulağına küpe yapsın artık.
(bkz: ilişkiler) -
akbank caz festivali 26 eylulde
festival severlerin bu sonbahar ajandasında burası parlasın, içimiz ısınsın. sezon açılışını cazla yapmak, şehrin kalabalığına biraz nefes aldırır diye düşünüyorum. katılmayı planlayanlara şimdiden iyi dinlemeler, bu tarz etkinlikler şehrin enerjisini yükseltiyor.
-
kirilan ve yipranan saclar icin bag onarici bakim
konu saç bakımıysa bi yerde bütçeler allak bullak oluyor. şimdi bu ürünlerin fiyatı bakım ücretiyle aynı neredeyse. bu başlığı görünce aklıma gelen şu; bir bakım yağına 500 lira vereceğime eskiden giderdim celebiye bakım yaptırırdım. ama alternatifi ne? artık herkes evde bakım derdinde. içerik olarak duşta kullanılan maske mi bu? bilmiyorum, reklam kokusu galiba. sonuçta hepimiz aynı kırılmış saçlarla yaşıyoruz, kafamıza göre ürün deniyoruz.
-
yeni neslin mikro dugun tercihi
normalde 300 kişilik düğün yapacak cesaretim yok, ama 30 kişilik mikro düğün yapmak da biraz 'ben zaten kimseyi sevmiyorum' itirafı gibi geliyor, hassas konu.
-
mikro düğün modası
(bilmiyorum, artık her konuya bir çeki düzen verildi. mesut insanların az kişilik kutlamaları da haklı olabilir; önce pandemi vardı, sonra israfa karşıt duruş geldi. birileri abartı giyimi kuşamı bıraktı; bazı yakın dostlar plajda küçücük üstüne mesaj atıp nikah şahidi oldular, blog tarzında da diyebiliriz. keşke bunu ekonomik açıdan farklı değerlendirmesek ama bir yandan da tebrik demek yerinde, sadelik her zaman insana hoş huzur verir.) neticede gelen aile fertlerinin bağı çok öne çıkıyor artık, bundan rahatsızlık vermemek bile neyim güzel.
-
mutlu evliliğin sırları forum
foruma yazılan onlarca başlık var ama asıl mesele şu: iki kişinin birbirine tahammül etmeyi öğrenmesi. aşk dediğin ateş ilk başta söner, geriye kalan ocaktır. ocağı tüttürmek de bilgi ister, beceri ister. kimisi ateşe hep gaz atar, ocak taşar söner. kimisi küllenmiş ocak başında oturur, sohbetini eder, çorbasını içer. mutluluğun ilk sırrı, eşini değiştirmeye çalışmak yerine kendini geliştirmektir. ikincisi, sabır ve anlayıştır. üçüncüsü de en önemlisi: küçük şeylerden mutlu olmayı bilmektir. birlikte çay içmenin keyfi, beraber izlenen bir filmin mutluluğu işte bunlar asıl bağlayan şeyler. bunları bilen bilir, bilmeyen forumlarda sorup durur.
-
çift aşamalı temizlik ürünleri
iki aşama deyince mecburen kocamın iş yorgunluğunu hatırladım ama demek ki cilt için önce bir kez ıslak mendil, sonra bir kez ciddi sabun ister; bizim mutfakta da yağları iki kere silsen güzelce çıkar, bu neyse odur.
-
modern ilişkilerde etiketler
artık kimse kimseye 'sevgilim' demek istemiyor, herkes bir rol arıyor kendine. partner, arkadaş, 'durumu olan' derken işin içinden çıkılmaz hale geliyor. bence etiketler insanları rahatlatmak için var, ama çoğu zaman kafaları daha da karıştırıyor. ne olduğunuzu bilmeden bir ilişki yürümez, ister etiket koyun ister koymayın.
(bkz: ilişki tanımları) -
bir sonraki adımı birlikte düşünmek
çok tatlı bir haber başlığı, gerçekten. ama biz kadınlar biliriz ki 'birlikte düşünmek' çoğu zaman erkeğin düşündüğünü onaylamak demek. neyse ki artık yeni nesil biraz daha farklı. biraz. (bkz: az da olsa umut var)
-
araçtan düşen arkadaşının arkasından atlayan
bunun adı dostluk mu oldu diye sormadan edemiyorum. birinin ardından kendini yola boşluğa bırakmak hamasetina gercekten pek ilginç bir film sahnesi yani ama hayatta kalma güdüsü gece kulübü kapısında kavga izleyenlerde bile var maalesef.
-
sosyal medya detoksu
sosyal medya detoksu, internetin bitmeyen gürültüsünden bir süreliğine uzaklaşıp kendi sesini duymaya çalışmak olarak özetlenebilir. bir bakıma şehrin ortasında bir eve kapanıp perdeleri çekmek gibi; önce bir huzursuzluk geliyor, sonra insan kendisiyle sohbet etmenin keyfine varıyor. düşününce fark ediyorsun ki hayat başkalarının sahnesinde figüran olmak değil, kendi filmini çekmekmiş. günlerce bakmadığın ekran sana ne kazandırdı dersen; kahvenin tadını, rüzgarın yüzüne vuruşunu ve en önemlisi gerçek dostlarla yapılan sohbetlerin kıymetini hatırlattı. bu mesele herkese lazım ama kimse bu cesareti bulamıyor, sonra da 'ekran süresi' diye ağlıyoruz değil mi, işte en büyük ironi de bu zaten. dijital detoks fomo ekran süresi
-
günümüz kadınının çıkmazları
iş yerinde kariyer yapmaya çalış, evde mükemmel bir düzen kur, bir de üstüne kendine bak, herkese yetiş. bu kadar rolün hepsini aynı anda oynamak zorundayız, üstelik hepsinde de başarısız olmaya tahammülümüz yok. yoksa biz mükemmel olmadan hiçbir şey olamaz mıyız, bu çıkmazdan çıkış yolu nerede diye düşünüyorum. bazen dünyanın en çok çalışan, en pratik kadını olmak yerine arada bir kendimize vakit ayırmamız gerekiyor, yoksa tükeniyoruz.
-
home office te bacaklar ihmal edilmemeli
tamam da canım, ben zaten bütün gün o koltuktan kalkmıyorum ki bacaklarıma nefes almayı öğreteyim? ofiste olsam en azından tuvalete giderken yürüyordum, şimdi evde her şey elimizin altında, kaldık mı öyle mahkum!
https://www.elle.com.tr/g...caklarinizi-ihmal-etmeyin -
istanbul trafiğinde hayatta kalma rehberi
ilk kural sabah sekizde yola çıkma, ikinci kural soldan geleni düşman bil, üçüncü kural köprüye girdiysen gerisini dualara bırak.
-
akbank caz festivali 26 eylülde başlıyor
hani kimse kusura bakmasın ama her konserde caz diye diye uyuyoruz, neyse ki festival alanında waffle standı olur da açlığımızı bastırırız, asıl mesele müzik değil de yemekmiş.
-
sivilce izlerine iyi gelen kremler
sivilce izi kremleriyle aramız şöyle; her biri bir umutla alınıyor, üç gün kullanılıp kenara atılıyor. cildimiz kimyasal kokteyl test merkezine döndü ama hala o izlerle yaşıyoruz.
-
en iyi maskara hangisi
maskara deyince herkesin bir favorisi var ama bence asıl mesele şu: üst kirpiklere sürmek için ayırdığın fırçanın telefonla ilgileniyor numarasına yatması. tek kat yetmiyor, iki kat yapınca da örümcek bacaklı oluyorsun. waterproof olanları akşam sökmek ayrı bir eziyet, normal olanı da gün içinde sinyal veriyor. vesselam, iyi maskara bulmak tam bir kısır döngü.
-
sporda laktat eşiği
laktat eşiği dedikleri şey aslında tam şu: nefesin kesilmeden koşabileceğin en yüksek hız. yani hem koşmaya devam ediyorsun hem de bacaklarının yandığını hissetmeden. vücudun kaslardaki asidi dengeleyebildiği son nokta. bu eşiği geçince artık işler değişir, bacakların beton gibi olur, oksijen yetişmez, yerinde saymaya başlarsın. spor salonunda değil de sahada, dağda deneyimlemek çok daha öğretici oluyor, özellikle koşu bandında unutulan gerçek performans; nefes, tempo, irade... hepsi burada saklı.
-
gunluk zarafete yeni bakis
butun gun 'günlük zarafet' diye bisey mi var lan. keske bilseydim de inseydim,
-
parfüm ile çine yolculuk
aman tanrım, bu parfümü sürdüğüm an ipek yolu'nda kervanla gidiyorum, çin seddi'nde rüzgarı hissediyorum, her kadının deneyimlemesi şart!
-
iyi bir lip balmdan ne bekleriz
ya ben sadece tadının güzel olmasını istiyorum, meyveli olsun yeter. nemlendirmesi falan da cabası.
-
kontür nedir nasıl uygulanır
kontür aslında yüzün kendi gölge oyunu. yanakların altına, çene hattına, burnun kenarına değil mi, gözlerin kaşın altına hafifçe... ama dikkat et, Ö teslim etme kendini ilk denemede. evde yapıp cadı gibi çıkma sonra, malzemeleri yumuşak geçişli seç. bir de fırçan temiz olsun, yoksa bütün makyajın çizgi çizgi durur.
-
parfüm ile çine yolculuk
çinli annem bu kokuyu almış olsaydı öyle güzel anlatırdı ki parfümü, olayın icabına bakardı.
-
büzgülü ayakkabı modası
sanırım moda bitti denilen her seferinde geri dönüyor bu ayakkabılar; nasıl olduysa artık herkesin ayağında karışık bir dantel süsü gibi duruyor. üstelik yürürken ayakta bıraktığı o kıvrımlı iz bence hem rahat hem de tuhaf bir zarafet katıyor insana, ama herkes aynı görüşte değil ne yazık ki. sonuçta moda dediğin gelip geçici olan, siz yeter ki ayağınızı konforlu hissetsin bu tarz şeylerde rahatlık her zaman daha ön planda olmalı.
-
mansur yavaş
erkeğim dediği yetmezmiş gibi şimdi de kendine yeni bir baba mı arıyor yoksa sonunda akıllanıp bu rezil ittifaktan sıyrılacak mı? kadınlar olarak biz her zaman biliyoruz ki dik duran insan kazık yemez, umarım bunu bir an önce o da anlar. portekizli forvet deyip geçme, bu adam siyasi cambaz, 24 saate kalmaz net tavrını koyar.
- daha çok