• bugün (22)
  • 138 entry
  • 94 başlık

vildan

birinci nesil normal 16 ocak 2026
  • istanbul trafiğinde makyajın oksitlenmesi
    sabah aynanın karşısında yarattığım o kusursuz porselen ten, maslak trafiğinde stresten ve egzozdan yemin ederim en az üç ton koyulaşıyor. sürekli frene bas-çek yapmaktan sol bacağım sağ bacağımdan kalınlaştı, resmen vücut simetrim bozuldu. bu çile yüzünden gencecik yaşımda sinirden botokslarım eriyecek diye her gün direksiyon başında ayrı bir kriz yaşıyorum.
  • kaş serumu mucizesine inanıp dımdızlak kalanlar
    kızlar gerçekten şu bir damlası çeyrek altın fiyatına satılan sulara inanıyor musunuz hala hiç anlamıyorum. ben o meşhur marka serumu güya gürleşsin diye sürüp, sabah yastıktan dökülmüş kaşlarımı cımbızla toplarken sinirden kriz geçiriyordum. iki telcağız tüyüm vardı onu da bu kimyasal zımbırtılara kurban ettim ve lise yıllarımdaki o incecik felaket kaşlarıma geri döndüm. valla gidin paşa paşa badem yağı falan sürün de benim gibi her gün aynaya bakıp ağlamayın.
  • sosyal fobiyi yenip fütursuz bir canavara dönüşmek
    lisede tahtaya kalkarken titreyen o ezik kızdım, şimdi ilk buluşmada mekanı ben seçip adisyonu erkeğe kilitleyen narsist bir periye dönüştüm. darısı hala starbucks'ta adını yanlış yazdılar diye sesini çıkaramayan utangaç hemcinslerimin başına.
  • ofisteki toksik kraliçenin sinsi mobbingi
    sabahın köründe koridorda o sivri topuklularının tak tuk sesini duyduğum an mideme öyle bir kramp giriyor ki inanamazsınız kızlar. mail atarken sonuna tatlış gülücükler koyup toplantıda laf sokarak insanı nasıl sinir krizine sokabileceğini o kadar ince hesaplıyor ki şaşarsınız. sırf sen o koca egonu ve içindeki ezikliği tatmin edeceksin diye benim güzelim saçlarım neden stresten tel tel dökülüyor ya, acil git iyi bir terapist falan bul da hepimiz şu psikolojik işkenceden kurtulalım.
  • aldatıldığının resmen kanıtı olan hareketler
    kızlar, o telefon masaya bir anda yüzüstü kapanmaya başladıysa, banyoya bile o elden düşmeyen cihazla gidiliyorsa geçmiş olsun. siz uyurken birden bire ekranda beliren ışığın hesabı verilemiyorsa titreyen telefona boş gözlerle bakmak durumunu dibine kadar yaşıyorsunuz demektir. yok 'işten yazıyorlar', yok 'halı saha grubunda maç var' falan filan... bunlar hep bildiğimiz, o aşırı bayat yalanlar.

    bir de durduk yere 'hayatım sen çok yoruldun' deyip hediye almalar başlar ki o suçluluk psikolojisi resmen paçalardan akar. siz siz olun, o gereksiz gelen o ani ilgi furyasına sakın aldanmayın. o sahte vicdan azabının faturasını ödemeden adamın valizini toplayıp kapının önüne koyun gitsin.
  • kadın kadına dedikodu yapılan ütopik siteler
    testosteron krizlerinden kaçıp sığındığımız ama içeride birbirimizi sinsi sinsi linçlemekten asla geri durmadığımız muazzam vahşi platformlardır. kadınlarsözlük'te akarken en yakın kız arkadaşın sinsiliği üzerine yazılan destanları okuyunca hemcinslerimin bu inanılmaz psikopatlığına bir kez daha hayran kaldım, hepimiz gerçekten tam bir deliyiz kızlar.
  • nikola tesla nın hayatı boyunca hiç evlenmemesi
    bütün ömrünü o koca koca icatlara adayıp bir tane kadına bile dönüp bakmaması beni cidden inanılmaz tribe sokuyor. adamdaki şu üstün odaklanma yeteneği ve vizyonun yüzde biri bizim vizyonsuz sevgililerimizde olsa yemin ederim kulu köpeği olurum.
  • bilkent işletme erkeklerinin vizyonsuzluğu
    babalarının şirketinde staj yapmayı kariyer zanneden bu bomboş kitlenin kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanması cidden dev bir trajedi. o daracık gömleklerinizin içine sığmayan egolarınızla kampüste salınırken dışarıdan inanılmaz itici görünüyorsunuz, cidden kimse size bu acı gerçeği söylemiyor mu?
  • anonim platformlarda dertleşen kadın vizyonsuzluğu
    ex'imin yaşattığı sinir krizlerini gidip profil fotoğrafı bile olmayan vasıfsızlara meze yapacak kadar düşmedim çok şükür. altın değerindeki dedikodularınızı o özel kız grubunuzda harcamak varken oralarda bedavaya ziyan etmeniz tam bir varoşluk.
  • elalem ne der örgütü
    kızlar inanın bana bu örgüt tam bir mafya yapılanması ve hepimizin gençliğini içten içe kemiriyor. daha saçımızın kırığını aldırırken bile komşunun bilmem nesi ne düşünür diye sinir krizlerine giriyoruz. sırf bu görünmez jüriye yaranacağız diye kendimizi paralayıp elin lafıyla yaşamaktan kuruduk kaldık resmen.

    (bkz: başkaları için yaşama sanatı)
  • geleneksel toplumda hanımkız olma sanatı
    kayınvalidenin altın gününde kısıra limon sıkma hızınızla sülale boyu statü atladığınız o muazzam ve baskıcı habitat. aman çeyizime üç beş dantel daha dikeyim de mahalledeki teyzeler evde kalmış bu diyerek arkamdan diri diri ağıt yakmasınlar.
  • eski sevgiliyi bile kapatabilen fondötenler
    yüzüme sürdüğüm an sadece sivilcelerimi değil, adeta geçmişte yaptığım tüm o rezil hataların izlerini bile tek katta siliyor. estetik cerrahlara rakip bu muazzam buluş sayesinde sabahları hayata sıfır kilometre bir prenses gibi yeniden başlıyorum.
  • selülit kremine para gömen masum köylü
    kızlar o kremlerin tek işe yaradığı yer cüzdanınızdaki fazlalıklardan sizi kurtarması. üstüne bir de bacaklara sürüp streç filmle sarılarak fırına verilmeye hazır kumpir gibi dolandığınızla kalıyorsunuz.

    (bkz: kozmetik firmalarının dev yalanları)
  • ayrılık acısını 10 saniyede bitiren mucizevi eylem
    kızlar gidip o vasıfsızın zamanında size layık görmediği o en pahalı parfümü kendi paranızla alıp üzerinize boca ediyorsunuz.

    sonra mis gibi kokarken beyninize giden o ekstra oksijen sayesinde o leş karaktere nasıl katlandığınızı fark edip saniyesinde ondan buz gibi soğuyorsunuz.
  • carlos sainz in gereksiz özgüveni
    adamdaki şu kasıntı havayı cidden çözemedim, alt tarafı arabaya binip pistte daire çiziyorsun tatlım ne bu tripler. kaskını her çıkardığında o terli saçlarını bilerek yavaşça savurması falan inanılmaz bir toksik erkek enerjisi yayıyor bana. yarış kazanmaktan çok kameralara nasıl poz vereceğini çalışmış bence, uzaktan havalı duruyor ama yakından tam bir ilgi bağımlısı.
  • ayrılık acısını kusursuz eyeliner çekerek atlatmak
    sabah o ağlamaktan şişmiş gözlerinize o incecik kuyruklu eyeliner'ı kusursuzca çekiyorsunuz kızlar, o vasıfsızın size yaşattığı tüm travmalar o simsiyah çizginin ucundan uçup gidiyor.

    zaten şu koca dünyada güneş kreminin önemini bile bilmeyen bir varlığın arkasından yas tutacak kadar vizyonsuz değiliz çok şükür.
  • mobbing yüzünden masseter botoksunun erimesi
    kızlar ofisteki o kompleksli varlık yüzünden sinirden dişlerimi sıkmaktan çeneme dünyanın parasını dökerek yaptırdığım botoks iki günde buhar oldu yemin ederim.

    sabahları o ruh emici departmana adım atmaktansa evde oturup boş duvara bakmayı muazzam bir kariyer planı olarak görmeye başladım artık.
  • itü lü erkeklerin kişisel bakım rutini
    hayatlarında gördükleri tek nemlendirici mat 101 kitabına damlayan gözyaşları falan herhalde. koca kampüste bir tane saçı temiz şampuan kokan erkeğe rastlasam cidden gidip alnından öpeceğim.
  • mauro icardi nin toksik ilişki bağımlılığı
    sarı saçlarına ve o gülüşüne düşmeyen hemcinsim kalmamıştır ama adam gidip wanda denen o kaosa kendini resmen paspas ediyor. biz şu sadakatin çeyreğini görsek adama taparız ama beyefendi illa aşkta sürünmeyi seviyor.
  • gözenekleri haritadan silecek tonik önerisi
    şu burnumun üstündeki devasa çukurları küçültecek etkili bir asit tonik söyleyin de kurtulalım artık, yoksa fondöten sürdükçe dolan o deliklere sinirlenip cilt bakım guruları denilen o paragöz tayfayı topluca linçleyeceğim. her övülen şeyi yüzüme boca etmekten cildim kağıt gibi oldu ama sonuç yine hüsran, en sonunda o devasa çukurlara direkt derz dolgu çekmek farz oldu bana.
  • ayrılık acısını kuaförde atlatmaya çalışmak
    canım o acı falan geçmiyor, sadece o vizyonsuzu unutmak uğruna saçı platin sarısına boyatmak gibi krizlere girip güzelim saçlarını yakıyorsun. sonra aynaya bakıp eski sevgilinin varoş yeni manitası gibi göründüğünü fark edince asıl büyük yıkımı yaşayıp ona ağlamaya başlıyorsun.
  • ıssız adam
    kızlar inanın bu filmdeki toksik erkek sendromu hepimizin gençliğini resmen yedi bitirdi. adamın tek vasfı havuçlu kek yapıp sürekli bağlanma problemi olan erkek triplerine girmesiydi ama biz izlerken sinemada salya sümük ağladık. sırf fonda çalan eski plaklar biraz nostaljik diye böyle ilgi arsızı narsist adamlar yıllarca hayatımızın baş köşesine oturdu ya, asıl dönüp kendi halimize ağlamamız lazımdı.
  • kimyasal peeling ile yılan gibi deri değiştirmek
    yüzüme asit basıp bebek cildine kavuşacağım diye bildiğin anadolu engereğine dönüştüm kızlar. günlerdir evde freddy krueger gibi soyula soyula geziyorum, kargocu kapıyı açtığım an korkudan paketi paspasa fırlatıp kaçtı. güzelleşeceğiz diye kendi paramızla paramparça olup rezil olmanın dayanılmaz şovunu yaşıyorum resmen.
  • pandadan insana dönüştüren göz altı kremi arayışı
    uykusuzluktan panda yavrusuna döndüğüm için bütün maaşımı gömdüğüm bu sözde mucize kremlerin tek faydası, benden çok daha mor bir kredi kartı ekstresi yaratmak oldu. kızlar inanın o paraya gidip her sabah gözünüze taze avokado bassanız hem o iğrenç morluklar geçer hem de ödediğiniz hesap böyle evlat acısı gibi içinize oturmaz.
  • türk dizilerindeki fakir kızın lüks kabanı
    kızlar cidden anlamıyorum, hani bu esas kızımız dükkan kirasını ödeyemediği için kötü adamla kavga ediyordu? dünkü bölümde üstünde tam olarak ciksen bin liralık o meşhur marka kaşe kaban vardı. hayır biz sabahtan akşama kadar plazada mobbing yiyip maaşla anca indirim kovalıyoruz, bu kız mahallede dolmuş beklerken niye kusursuz porselen makyajlı ve ipek fularlı dolaşıyor?

    bir de o acı çekerken dökülen gözyaşlarının asla rimelini akıtmaması detayı var ki sinir katsayımı zıplatıyor. yağmurun altında saatlerce terk edilme acısı yaşadı ama maşaları gram inmedi. ben sabah kuaförde fön çektirip evden çıksam metrobüse gidene kadar kafam tiftiklenmiş bulaşık teline dönüyor. senaristler resmen aklımızla dalga geçiyor, bari kabanı falan pazardan giydirin de biraz saygı duyalım şu fakir ve gururlu duruşa.
  • daha çok