- 156 entry
- 115 başlık
-
kocanın evin içinde dev bir bibloya dönüşmesi
flört ederken gözünün içine bakılan o adamın evlenince salonda sadece nefes alan gereksiz bir eşyaya dönüşmesi ne dev bir trajedidir kızlar. o kirli çorapları halıda gördükçe sinirden saç diplerim uyuşuyor, adama bakıp her gün zihnimde tek celsede boşanıveriyorum.
(bkz: kocayı her gün zihninde boşamak) -
kimyasal peeling sonrası insan içine çıkamamak
bebek gibi cildim olacak yalanına kanıp o asidi suratıma sürdürdüm ve şu an üçüncü derece yanık mağduru gibi evde perdeleri kapatıp ağlıyorum. dermatoloğumun benden şahsen nefret ettiğine artık yüzde yüz eminim, bildiğin canavar gibi deri döküyorum. -
erkeklerin ev işlerine yardım etmesi
üstteki yazara katılamıyorum maalesef. bizde babadan böyle gördük, adam zaten bütün gün dışarıda çalışıp yoruluyor. eve gelince bir de eline süpürge mi alsın? ben şahsen kocamın eline bezi yakıştıramıyorum. kadın kadındır, erkek erkektir. -
retinol sonrası kızarmış tavuğa dönmek
sosyal medyadaki o cam ciltli influencer yalanlarına kanıp ilk haftadan yüzde asit partisi vermek benim en büyük hatamdı sanırım. kızlar cidden dermatologların o 'bezelye tanesi kadar sürün' lafı boşuna değilmiş. ben nohut kadar, ne nohutu maşallah kaşık kaşık sürdüm sırf yirmili yaşların sonunda kırışmayayım diye. sabah uyandığımda aynadaki kadın resmen fırında unutulup derisi nar gibi kızarmış bir tavuktu.
şu an mimik yapmaktan acizim çünkü yanaklarım resmen soyulmaktan incelip şeffaf bir folyo gibi kaldı. yüzüme yanlışlıkla çeşme suyu değse bile kezzap yemişim gibi çığlık atıyorum evde. işin daha da trajikomik yanı, soyulan o üst derimle birlikte yirmi beş yıllık cilt bariyerimi de lavabodan akıttım sanırım. siz siz olun bu mucize diye satılan kimyasal bombayı yüzünüze sürerken beş kere falan düşünün, zira bariyer gidince porselen falan değil bildiğiniz defolu çorba kasesi gibi geziyorsunuz ortalıkta. -
çan eğrisini yükselten sinsi kız
sınavdan önce hiç çalışmadım diye sahte gözyaşı döküp 98 alarak hepimizin ocağına incir ağacı diken o yılanı umarım o harf notları çarpar. o maske gibi fondöteninle kasıla kasıla gezdiğin o koridorlarda bir gün topuğun kırılsın da o şişkin egonun üstüne düş inşallah. -
var sistemi
bizim manitanın eski sevgilisinin storylerine feyk hesaptan bakarken geliştirdiğimiz o efsane detaycılığın futbola uyarlanmış çakma halinden başka bir şey değil bu. o kadar kameraya rağmen hala kör gibi yanlış karar veriyorlar, versinler o ekranı bana adamın niyetinin bile ofsayt olduğunu saniyesinde ispatlayayım. -
situationship
ne evliliğe giden dürüst bir yol ne de sıradan bir flört, sadece karşı tarafın tüm duygusal nazını niyazını bedavaya çektiğimiz o muazzam modern ilişki tuzağıdır. kızlar resmen adamlara ücretsiz anne modeli olduk, acilen silkelenip bizi oyalayan bu vizyonsuzları kendi varoluşsal krizleriyle baş başa bırakıyoruz. -
korelilerin cift asamali temizlik dayatmasi
yüzüme önce bildiğin kızartma yağı kıvamında bir balm sürüp sivilcelenmeyi bekliyorum, sonra da onu arındırmak için maaşımın yarısını yatırdığım o meşhur jelle resmen derimi yüzüyorum. pırıl pırıl bir enayi oldum kızlar, cilt bariyerim falan hak getire ama o gözenekler kesin küçülmüştür. -
mauro icardi gibi seven erkek bulma duası
kızlar allah aşkına şu adamın wanda'ya bakışlarına bir bakın. biz burada yalandan iki çiçek alsın diye trip üstüne trip atarken, adam koca arjantin'i karşısına alıp karısına resmen taptı. valla benim böyle kocam olsa ben de tribünlerde leopar kürkümle fırtınalar estirirdim, kimse kusura bakmasın.
bir de bu adamın o gol sevincindeki aurası falan... cidden evde yanımda oturan sevgilimin göbeğini kaşıyıp maç izlerken kumandayı tutuşuna bakınca anlık bir hayattan soğuma perileri geliyor. o sarı saçları ve dövmeleriyle yürüyen bir toksik kırmızı bayrak ama sorsalar hangimiz o batağa seve seve düşmeyiz ki? -
yeditepe üniversitesi kampüsünde topukluyla gezmek
kızlar o bitmek bilmeyen yokuşları incecik topuklularla tırmanırken asla terlemeyen o sabitleme spreyli suratlarınıza hayranım ama aynı zamanda ufak bir sinir krizi de geçirtiyorsunuz bana. ben dümdüz sneaker ile astım krizi geçirirken sizin o kusursuz maşalarınızın gram bozulmaması gerçekten inanılmaz bir haksızlık. -
eski sevgiliyi ışık hızında unutma taktikleri
kızlar, o vasıfsız bedeviyi stalklamayı bırakıp acilen kuaföre koşarak küllü sarı saç boyası ile yepyeni bir kimliğe bürünüyoruz. gece illa ağlama perileri gelirse de gidip gözyaşlarımızı yeni alınmış ipek yastık kılıfına akıtıyoruz ki cildimiz kırışmasın. inanın bana, o vizyonsuz için harcadığınız keratinlere bile yazık. -
mauro icardi nin wanda nara saplantısı
dünyanın en yakışıklı adamlarından biri olup o sarışın kadına bu kadar kul köle olmasını benim dişil enerjim asla kabul etmiyor. resmen adamın karizma seviyesi sırf bu takıntısı yüzünden gözümde eriyip gidiyor kızlar, inanın katlanamıyorum. -
at kılı fırçasıyla bacağı kanatmak
kızlar o sert fırçaları bacaklarınıza zımpara atar gibi sürtmekten vazgeçin artık, yemin ederim derinizin de bir canı var. batıklardan kurtulacağım diye kuru fırçalama yaparken bacakları kıpkırmızı yara bere içinde bırakıp sonra da ne idüğü belirsiz kremlere dünya para döküyorsunuz.
gidin adam akıllı asitli bir vücut toniği falan alın da şu çilek tarlasına dönmüş bacaklarınız azıcık medeniyet görsün. -
the notebook izleyip standartları arşa çıkarmak
ryan gosling gibi bir adamın sırf senin için o evi elleriyle yapıp yıllarca bekleme ihtimali, şu anki toksik flörtünün eski sevgilisini stalklamayı bırakma ihtimalinden bile daha düşük maalesef. biz anca adama mesaja neden iki saat sonra görüldü attı diye sinir krizi geçirip boş yere kendi gençliğimizi çürütelim kızlar. -
kadınlarsözlük gece kuşağı dedikoduları
kızlar yemin ederim kadınlarsözlükün şu hafif toksik ama bir o kadar mükemmel ortamı, dışarıdaki o paşa sendromlu erkeklerin kahrını çekmekten bin kat daha huzur verici. eski sevgilisinin yeni manitasını stalklamaktan gözleri kan çanağına dönmüş muhteşem hemcinslerimle sabahlara kadar birbirimizi yalandan gaza getirip linç şenliği yapmak adeta bedava terapi gibi hissettiriyor. iyi ki burası var da içimizdeki o durdurulamaz çemkirme potansiyelini maskülen birilerine şirin görünmeye çalışmadan, gram filtrelemeden özgürce yaşayabiliyoruz. -
özgüveni anında fulleyen mucizevi taktikler
kızlar önce o elinizdeki telefonu yavaşça yere bırakıp o vasıfsız flörte anında görüldü atmak gibi basit ve muazzam adımlarla işe başlıyorsunuz. gidip o meşhur depresyon hırkasıyla kuaförde kahkül kestirmek falan sadece anlık bir pansuman, kendinizi kandırmayın. asıl şov, sabah aynaya bakıp o uyku sersemi halinize bile tapınacakmış gibi hayran kalmak ve makyajsız suratınızla bile koca dünyayı yönetiyormuş edasıyla yürümektir. gerisi inanın tamamen o peşinizden koşan yetersiz erkeklerin kendi problemi, bizi asla alakadar etmez. -
flörtle konuşulacak tuzaklı konular
hava durumunu falan geçip direkt eski ilişkisindeki toksiklik seviyesini ölçecek sorular sormazsanız o masadan bir hiç olarak kalkarsınız kızlar. adamın travmalarını ilk günden iyice bir deşelim ki ileride ne tür bir enkazla uğraşacağımızı bilelim, sonuçta bizim de boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. -
nivea böğürtlenli dudak kremi
lise yıllarından beri vazgeçemediğimiz, dudaklarımıza boca edip müdür yardımcısına yakalanmamak için fellik fellik kaçtığımız o meşhur sahte bordo dudak mucizesi. kızlar itiraf edelim, hepimiz bunun o yapay böğürtlen kokusuna ölesiye aşığız ama sürdükten tam on beş dakika sonra dudaktan tamamen uçup gitmesi gerçeğiyle bir türlü yüzleşemiyoruz. geçen gratis indiriminde sepetine beş tane atan kız gördüm, hayır yani kıtlık mı çıkıyor alt tarafı renkli vazelin yahu.
her şeye rağmen o hafif parlak, hastalıklı solgunluğumuzu saniyeler içinde alan mucizevi rengi yüzünden dün yine gittim üç tane daha stokladım. kapağı çantamın dibinde her seferinde mutlaka açılıp anahtarlığıma, cüzdanıma yapışır ve beni sinir hastası eder ama asla vazgeçemiyorum. o ipek bluzuma bulaşıp pespembe leke bıraktığı gün kendisini çöpe atmaya yemin etmiştim, bu sabah yine o minik ambalajına yenilip dudağıma boca ederken yakaladım kendimi. tam anlamıyla bir toksik ilişki bağımlılığı. -
narsist erkeği 100 metreden tanıma rehberi
kızlar, bu canlı türünü anlamak için o ilk buluşmadaki aşırı mükemmeliyetçi tavrına bakmanız yeterli. masaya oturduğunuz an hayatında gördüğü en olağanüstü kadın sizmişsiniz gibi davranır, gözünüzün içine öyle bir bakar ki kendinizi bulunmaz hint kumaşı sanırsınız. ama asıl olay şurada kopar: konu ne zaman sizden, sizin başarılarınızdan veya dertlerinizden açılsa lafı öyle bir çevirip ustalıkla kendisine bağlar ki, bir bakmışsınız kendi hayatınızı unutup onun o muhteşem varoluşunu kutsuyorsunuz. evrenin devasa güneşi kendisidir, siz sadece onun etrafında dönmesine lütfedilmiş şanslı ve küçük bir gezegensinizdir.
ilişki azıcık ilerleyince o kusursuz prens usulca ortadan kaybolur, yerine sizin özgüveninizi çaktırmadan emen bir ruh emici gelir. en haklı olduğunuz tartışmalarda bile konuyu öyle bir manipüle ederler ki günün sonunda ağlayarak özür dileyen taraf istisnasız siz olursunuz. üstelik bunu size "senin psikolojin pek iyi değil bu aralar, ben asıl senin için endişeleniyorum" diyerek kendi akıl sağlığınızdan şüphe ettirerek yaparlar. hiç 'ben bu adamı sonsuz sevgimle iyileştiririm' falan diye anaçlıklara kasmayın kızlar, bu profili gördüğünüz an topuklarınızı vura vura kaçın, arkanıza dahi bakmayın. -
adam adama markaj
yeni flörtümün o gereksiz samimi olduğu kız kankalarına karşı instagram'da tam olarak uyguladığım nefes aldırmayan defansif stratejidir. elin vasat futbolcuları sahada doksan dakika koşup şu taktiği beceremiyor, ben oturduğum yerden sahte hesaplarımla yedi yirmi dört kusursuz yapıyorum. -
sevgilinin nefes almasinin bile batmaya baslamasi
kızlar inanın bazen delirecek gibi oluyorum. adamın düz duvara bakması, çay içerken çıkardığı o garip höpürtü, hatta uyurken burnundan gelen o ıslık sesi bile batıyor bana artık. sorun bende mi diye düşünüyorum, sonra diyorum ki hayır ne alakası var, adam basbayağı beni çileden çıkarmak için özel olarak gönderilmiş bir kamu davası. "ne oldu" diye soruyor bir de o anlamsız boş bakışlarıyla. yahu daha ne olsun, sırf varlığın bile sinirimi bozuyor ama gidip sarılmadan da duramıyorum işte böyle aşağılık bir illet bu.
geçen gün oturduk aramızdaki bu problemleri olgunca konuşalım dedik, adamın bana sunduğu muazzam çözüm "bence sen kendi içinde büyütüyorsun" oldu. ya sen beni cinnetin eşiğine getirip saçımı başımı yoldururken benim bunu kendi içimde büyüttüğüme nasıl inanırsın? evdeki salon sarmaşığı bile yemin ederim senden daha fazla empati yeteneğine sahip. adama dert anlatırken kendi kendime krizlere girip duvara falan kafa atasım geliyor. en azından duvar yankı yapıyor da dinlendiğimi hissediyorum en azından. -
tchibo cafissimo kahve makinası
5 adet 80 li kahve alımına kahve makinasını bedavaya veriyorlar almamak için kendimi zor tutuyorum şu an. -
waiting mode
Saat 16:00'da önemli bir randevunuz veya yapmanız gereken bir iş varsa, sabah 10:00'dan itibaren beynin "yükleniyor" ekranında takılı kalmasıdır. O saate kadar geçen tüm süre çöptür ne kitap okuyabilirsiniz, ne evi temizleyebilirsiniz, ne de bir dizinin tadını çıkarabilirsiniz. -
seafood boil
insanlar ayıla bayıla yiyor bunu ama benim izlerken bile midem bulanıyor. -
evlendikten sonra kaynananın içinden çıkan ejderha
nikah defterine imzayı attığım o lanetli saniyede içindeki tonton teyzeyi öldürüp yerine alev püskürten bir ejderha getirdiler yemin ederim.
bu kadar kusursuz bir ikiyüzlülüğü hollywood setlerinde bile bulamazsınız kızlar, sinirimden salonun halısını kemireceğim şimdi. - daha çok