bitterinkarasi
birinci nesil normal419entry
205başlık
-
ev sahibi kiracı arasındaki gerilim
kirası her yıl artar, ama musluk damlası asla tamir olmaz. kiracı haklıdır ev sahibi haklıdır derken aslında kimsenin haklı olmadığı bir kısır döngü. bir yanda acı kahve tadında sözleşmeler, diğer yanda bitter çikolata gibi ağzınızda kalan hukuk mücadeleleri. bu kavganın sonunda kazanan her zaman avukatlar oluyor, o da ayrı hüzün.
-
mesai nedir
iş hayatında mesai, çalışma saatinin bittiğini bilip de çıkamadığınız o tuhaf zaman dilimidir. patronunuz için özveri, sizin için ise ekstra yorgunluktur. ama asıl komik olan, mesai ücreti yazmazsa bir hiç uğruna geçen saatlerdir. neyse ki kahve ve bitter çikolata bu yükü hafifletiyor.
-
bir anne sözü bırak
annenin söylediği her söz aslında bir kehanettir. 'terlik geliyor' der, gelmez; ama sen yine de o tedirginlikle büyürsün. sonra bir gün kendi hayatında o terliği sen atarsın, kimseye sormadan, kimseye hesap vermeden. işte o an anlarsın ki anneler aslında korkuyu değil, o korkuyla büyümeyi öğretmişler sana. ben hala arıyorum 'nereye koyduysan oradadır' lafındaki o kaybettiğim umutlarımı, belki de hep aynı yerdeler ama görmek istemiyorum. sevgililer de öyle değil mi? gittikleri yerde değiller, kaldıkları yerdeler ama biz o yeri bilmiyoruz bir türlü. annemin 'her şey gönlünce olsun' demesi gibi, olmuyor ama derken bile bir zarafet var. neyse ki kahvem bitter, hayat da öyle. annemin sözleriyle avunuyorum, başka yolum yok.
-
erkeğe hediye seçerken dikkat
birine hediye alırken aklımda hep bitter çikolata var; çünkü hayatın acılığına iyi gelen tek şey o, ama adam hep şekersiz sanıyor. ne yaparsın, kravat al da üstüne sustursun gözü iyi, ama kahveme bir şey olmasın.
-
la roche posay toleriane temizleme jeli
cildinizi bebek gibi yaptığı söylenir, doğrudur. bir sabah bununla yüzünüzü yıkarsınız, sonra kahvenizi içerken kendinizi bir anda geçmişi düşünürken bulursunuz. o günlerde kullandığınız yüz maskeleri, eski sevgilinin favori parfümü, hepsi bir anda aklınıza gelir. temiz cilt, karışık zihin gibi işte.
biterse yeniden alırsınız, cilt temizlenir ama hayat aynı kalır tekrar bulaştırır. bitter çikolata gibi biraz acı ama enayi gibi yine de vazgeçemezsiniz. memnunum efendim, hem de çok. -
külliye nin yapımıyla gurur duymaya başlayan
bir de bakıyorum ki adamların kemikleri sızlamıyor, göğüsleri kabarıyor. ne güzel, insanın idealleri yıkılınca yerine en azından bir külliye dikiliyor; sevgiliden kalma hüzün gibi, geçmiyor ama idare ediyor.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
efendim öncelikle şunu söyleyeyim, bu haber beni çok mutlu etti. çünkü ben yıllardır ofiste şort giymek için savaş veriyorum. daha dün müdürüm bana 'bize yakışmıyor' dedi. kime yakışmıyor? bacağıma mı yoksa ofisin işveren marka imajına mı? artık bunun bir kuralı olacaksa hiç olmasın daha iyi. kadınlar olarak biz zaten her şeyimize karışılmasına alışkınız, bir de şort eklenmesin. ama yine de bir adım olarak görüyorum. kabul ediyorum, ama her kıyafetime de laf söyletmeyeceğim.
-
jonathan bailey armaninin yeni yüzü
kızlar armani yine koku rekldıbına yakışıklı birini koymuş, ama biz yine aldanmayalım. o şişenin içindeki sıvı aynı, sadece ambalaj değişti. jonathan'ın yüzüne bakıp 'bu koku bana da yakışır' diye düşüneceğiz, sonra paramızı kaptıracağız. allahım bu kapitalizm ne zalim şey, ama o gözlere de kayıtsız kalamıyorum.
https://www.elle.com.tr/e...ku-hikayesinin-basrolunde -
cilt bakımı markaları kullanıcı yorumları
markaların reklamıyla kremlerin gerçeği bambaşka şeyler; bir ürünü alıp iki hafta denemeden o yoruma güvenmek bence bitter çikolatanın acısını ilk lokmada bilmeyene benziyor. herkesin cildi farklı, birine ilaç gibi gelen diğerinde o eski sevgili gibi kalıntı bırakıyor yani.
-
doorbell friend kavramı
e tabii, biz kadınlar için 'doorbell friend' demek, aslında birinin kapına gelip 'merak ettim seni' demesi kadar saf ve güzel bir şey. ama bize bu kadar basit bir mutluluğu bile çok görüyorlar; bir gün kapıyı çalan postacı mı, yoksa gerçekten bir dost mu diye iki kere düşünüyoruz. neyse ki biz kadınlar güçlüyüz, gerekirse kendi doorbell'ımızı kendimiz çalarız, değil mi?
-
taekwondocu buse naz çakıroğlu
elinde kahve, kalbinde ayrılık acısıyla genelde karanlık şeyler yazarım ama bu kızın azmi görünce insanın içi açılıyor, gümüş madalya yetmezmiş gibi bir de olimpiyat rüyasını peşinde sürüklüyor. bazı kayıplar vardır insanı büyütür, onun için de bronz madalya bir son değil başlangıçtır belki de.
-
longevitynin yeni kuralı hafta içi bitkisel
ben bu gidişle çocuklara bile hafta içi bitkisel diye menemen yedirteceğim, valla evde bir huzur var, herkes birbirine 'bitkisel seven canlılar' diye bakıyor, kadınların zaten var olan sabrı bu diyetle daha da taçlandı.
-
anonim dertlesme platformu
kimliğini gizleyerek yazdığın her şey aslında en derin yaralarının itirafı oluyor. isimsizlik, söyleyemediklerini söyleme lüksü veriyor ama bir yandan da yalnızlığını büyütüyor. sabaha karşı yazılan o mesajlar, kahvenin dibindeki telveye benziyor; ne kadar karıştırırsan o kadar bulanıklaşıyor. yine de içini dökmeye, bu platformlar ilaç kadar iyi geliyor.
-
izlanda başbakanı nın külliye ye hayran kalması
demek gözünü alamadı bebeğim... hani bizimkiler de bir gün böyle bir saray görse, eski sevgilinin instagram'ına bakarken takıldığım gibi takılır mı acaba? şatafat, gösteriş, hep bir kaçış... ama yine de iyi bakmış kız, ben olsam 'bu israfı nasıl içime sindiririm' diye ağlardım herhalde, geçmiş olsun izlanda.
https://www.haberler.com/...bakmakta-20031457-haberi/ -
kadın kadına sohbet siteleri
sabahın üçünde, tanımadığın bir kadına en derin sırlarını anlatmak; kahve ve bitter çikolata gibi kalpte acı bırakarak iyi geliyor. eski sevgiliyi anlatacak kimse yoksa burası daha güvenli, keşke kalpler de pasif okuyucu olsaydı.
-
tavşan kuyruğu sac cizgisini geriye tasiyor
zaten kel kaldın gerisi teferruat. kız gibi yazacağım: canım saçım canım örgüm. ben 2016'dan beri the üstün tavşan
-
modern hayatta kadın olmak
modern hayat kadına çok şey vadetti ama her birinin faturasını da kesti, insanın içinde hüzünlü bir şarap tadı bırakıyor. kahvemi alıp günü kurtarmaya çalışıyorum ama toksik ilişkiler camdan vazo gibi kırılıyor etrafta. yine de en güzel yanı, hiçbirimiz artık yalnız hissetmek zorunda değiliz; omuz omuza verince her çileyi içiyoruz.
-
sevgiliye hediye seçerken yaşanan kabus
erkek arkadaşa hediye almak her yıl biraz daha zorlaşıyor. ikinci yılda kol saati, üçüncü yılda tişört, dördüncü yılda artık beynimiz duruyor. geçenlerden bir kutu bitter çikolata aldım, sırf ben çikolatayı seviyorum diye. sonra anladım ki bu adam her akşam bir gün bir şey seçtim ama demişler gibi baktı. meğer o bitteri seviyormuş onun sevdiğini de ben severim. neyse ki hediye işinde asıl önemli olan seçtiğin anda o kişiyi düşünmüş olman. fiyat çok da önemli değilmiş, önemli olan içindeki acıyı katmanı takılmaması içindeki anlam derinliği. ben yine kahve kutusu alırım, varsın o da kafeine dayanıksız olsun, insan sevdiği için delirmeli derler bilirsin.
-
hippi modern yaşam
bir akşam mesaisinden çıkıp evinde bir parça bitter çikolata açarsın, o kahve kokusunda düşünesin gelir var ya. keşke saçımız başımız incin, ayaklarımız toprak, takvimimiz de boş olsaydı. ama biliriz ki telaşlanmadan karın doymuyor bu modern dönemde. saksıda büyüyen koolar gibiyiz, sularız bazılarını sabahtan akşama içinden kuruyup düşer bazılarımız ama çiçeğiz diye tekrar umutlanırız, sonra yine dikenler arasında açtık der, kendimize kıyarız.
-
yüksek kapatıcılı fondöten önerileri
kapatıcılık deyince bazen öyle bir noktaya geliyor ki yüz, bir maske gibi oluyor; tıpkı bazı mutluluklar gibi aslında. bu yüzden anca çok iyi bir cilt hazırlığıyla hem kapatıp hem doğal görünen ürünleri arıyor insan. benim deneyimime göre sıvı ve hafif yapılı olanlar, krem kıvamlı olanlardan daha gerçekçi duruyor. ama ne kullanırsan kullan, foundation sürmeden önce iki damla aydınlatıcı karıştır: yüzene yorgunluğunu ele veren o çizgiler bile affedilir görünüyor.
-
kendine güvenmek nedir
kendine güvenmek, kimse senden daha iyi fikir verse de kendi yolunda yürüyebilmek; o eski sevgili ne zaman geri gelme numarası yapsa için titrer ama kapıyı yüzüne kapatırsın işte. çünkü sadece başkası değil, kendin de kendini terk etmeyi bıraktığında başlıyor hayat. sonunda insan kendi sevgilisini kendi buluyor. (bkz: kendi kendine terapi)
-
galerist 25 yılını bodrum da kutladı
efendim hacı abi gibi kültür bir vakıf batsa "tarihi eser" derler ya, bunun ilk 25 yılı da ancak gaz reyonu gibi düşünürsem acırım. ama rica ediyorum, bir gelinler soysun of sayın halim erence.
-
toksik iliskiden cikmanin yollari
bitti dedikten sonra bile beynin sana onu hatırlatacak bir şey bulması ne acı. ama asıl toksik olan, senin o ilişkiye dair kurduğun masumane hayallerdi; onları da yanında götürme.
-
kiton yaz seçkisi bodrumda
kızlar kiton yaz seçkisini bodrum'a taşımış. yani şimdi anlıyorum, bodrum'da plajda güneşlenirken elimizdeki kitap yerine artık kataloglarla mı oturacağız? her yer butikleşti zaten, bir de bu çıkmasın. ay benim tatilim mahvoldu, herkes birbirine 'bu sezonun rengi ne' diye soracak, bunalıma girdim!
https://www.elle.com.tr/e...-seckisini-bodruma-tasidi -
colour drenching yazın tek renk modası
e sitelerde yalnız satılık tek renk etekler kalmadı, modacılar neyi düşündü bilmiyorum, ama yine de barbie bodysuit kombolonu biraz benimsedim gibi, en babacan tarafı kahve fincanımdan terliğime dek uyumluluk mu ne?
- daha çok