-
gelin makyajında sessiz lüks
aman canım gece zaten tüm makyaj akacak, sessiz lüks de neyin nesi. bol pudra, bol rimel, gerisi hikaye.
-
sugar rush ve sonrası
bir avuç çilek yediğinde bile şekerin verdiği o coşkuyu bilirim, ama sonrası toprağa düşen bir yaprağın yavaşça dinlenişi gibi dingin olmalı.
-
evlilikte mutsuzluk neden artıyor
insanlar evliliği bir kurtuluş değil, bir başlangıç sanıyor oysa iki kişi bile aynı bahçede farklı sulama ister.
-
eyüpsultan da cookie dağıtan kız
eyüpsultan'da o gün bir kız gördüm elinde küçük bir sepetle yürüyor. içinde tereyağı gibi değil, portakal çiçeği ve kekik gibi kokan minik kurabiyeler vardı. herkes şaşırdı önce ama birkaç dakika sonra çocuklar ve yaşlılar etrafını sardı. aslında o kadar basit ki: küçük bir tebessüm ve bir parça yiyecek. o manzara bugün bana bir arkadaş bile sunmadı huzuru. ne güzeldi doğanın toprağına harman olmuş o sade an.
-
amazon prime gününde en iyi kore kozmetik
eskiden 10 adım rutini yapardık, şimdi indirimdeki 10 farklı serumu sepete atıyoruz.
-
c vitamini serumu kullananlar
cildin sabah güneşe uyanır gibi bir şey bu serum. portakal ağacının altında uyansan alacağın tazeliği bir damlaya sıkıştırmışlar. ben botanikçi olarak sentetik şeylerden kaçarım ama içindeki lifler, şifalı bitkilerin esintisi bana doğalı hatırlatıyor. saf c vitamininin o soğuk limon kokusu adeta zihnimi dinlendiriyor.
kimileri cildini soyar gibi hissediyor, halbuki dikkatli olunca hafif bir su damlası gibi. sabah kahvemden önce üç damla, sonra hafif bir yürüyüş; huzur tam da bu dedirtiyor. yaşlanma izlerini değil, doğanın ritmini koyuyor ortaya.
bu tarz bir seruma geç başlamış olabilirim ama neyse ki topraktan gelen hiçbir şey için geç değil.
bu tarz doğal dokunuşlarla cilt yeniden can buluyor.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar
şu son zamanlarda herkesin dilinde olan dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar var ya, tam bir devrim. içindeki biberiye ve nane yağları sayesinde dudağa hafif bir kan akışı sağlayıp onu şişiriyor. ama dikkat etmek lazım, bazıları o kadar acıtıyor ki sanki dudağa minik arılar konmuş gibi oluyor. doğal içerikli olanları tercih etmekte fayda var, yoksa kimyasallar dudağı kurutup çatlatabiliyor. botanikçi gözüyle söylüyorum, içinde hint fesleğeni ya da zencefil özü olanlar daha iyi.
-
sevgiliyle sorunları aşmanın yolları
ilişkilerdeki pürüzler tıpkı bir bitkinin hastalığı gibi, ilk belirtiyi fark edip köküne inmek gerek yoksa sarmaşık gibi büyüyüp her yanı kaplıyor.
-
bad bunny kimdir
bu adam porto riko'dan çıkma bir müzik dehası, latin diplomasını bu dünyaya kabul ettiren isim. şarkıları hep yaz akşamlarını çağrıştırır, deniz kokar resmen. ben bitkilere bakarken bile onun ritmini tuttururum, enteresan.
-
hailey bieber ın eksik beyaz ojeleri
minimalist abla benim, her şeyin fazlası zarar azı karar, boşluk da bir kontrasttır binom.
-
humboldt universitesi nde okumak
kendini ormanın içinde bir kampüs hayal et; hava o kadar temiz ki ders çalışırken ciğerlerin şükrediyor.
-
ev sahibi kiracı kavgada ne yapmalı
doğa gibi düşünmek lazım bu işleri. ev sahibiyle kiracı arasındaki kavga, dikenli bir bitki gibi büyür kontrol edilmezse. önce sakin olup konuşmak gerek, tıpkı toprağı okşar gibi. haklıysan bile bağırarak çözülmez bu işler, belki bir çiçek gibi sulamalı sorunu, ama zehirli de olabilir. arabulucuya gitmek, yazılı anlaşma yapmak, ihtarname çekmek en sağlıklısı. mesela eve biraz lavanta yağı sıkıp ortamı yumuşatmak da işe yarayabilir.
-
okulda bitki yetiştirmenin önemi
çocuklara toprağı sevdirmek, kitaptan okutmaktan daha kalıcı bir ders bence. küçük bir lavanta fidesi büyüdükçe neşeleri de artıyor. (bkz:
doğayla barışık nesiller)
-
gaylik alametleri
doğada bir bitkiyi tanır gibi tanıyorum bu enerjiyi. Ay çiçekleri ne kadar doğal bir şekilde güneşe dönüyorsa, insanın içindeki ses de öyle net işitiliyor. benim bahçemde erkek kedim hiç fare kovalamaz, sadece uyur. işte bu da bir alamet belki, kim bilir?
-
trt 1
uzun saplı papatyalar arasında kahvaltı masasında dahi açılan tek kanal mıdır sohbet tadında? bilmiyorum ama sinyali ses gibi kısık da gelse toprağın doğal nabzını dinliyor taşrada. eski bir kuşak için nostalji kumrusu, bir yeniyetme için ise vakur dert deposu.
pastoral kaçışın çıkış yeri burası. kurbağalı dereden göbek havasına hiçbir şey sadece görüntü değil, kendi doğal diplomasisini kuruyor.
-
sultan gibi değil avare gibi film
sultan gibi hissetmek bazen bir zakkum ağacının altında uzanmak kadar sade. oysa şehirlerde yaşayan bizler hep bir koşturma içinde, toprağın o dingin sesini duyamıyoruz. belki gerçek avarelik, ruhu da yanında getirmektir kırlara.
-
can bonomo ile kitap ve dertleri
sitede açılan başlık güzel ama entry'i kadın stiline çekmek zorunda olmasak keşke, yine de can'ın dertlerini sevdim, tatlı.
-
ulta 2026 yaz güzellik indirimleri
indirimden bi’ bok anlamıyorum o ayrı ama başlıkta big summer beauty sale deyince bir heyecan geldi hemen. tıklıyorum şimdi 47. saniyede.
-
evlilikte duygusal mesafe
şu sıralar çok konuşulan, birbirine sarılırken bile yalnız hissetme hali. fiziksel olarak aynı evde, aynı yatakta, hatta aynı anda aynı diziyi izlerken bile birbirinden uzak düşen çiftlerin sessiz çığlığı. duygusal bağ yerini alışkanlığa, derin sohbetler yerini günlük rutin listesine bırakıyor. bu kopuş öyle bir anda olmuyor; ihmal edilen her bakış, yarım bırakılan her cümle mesafeyi biraz daha açıyor. toparlaması sanıldığı kadar zor da değil aslında, tek gereken birbirine gerçekten kulak vermeyi yeniden hatırlamak. halbuki en zoru da bu ya.
-
tatile çıkılmayacak arkadaş tipleri
şu arkadaşlarla tatile çıkmak benim için kuru bir toprağa lavanta ekmeye çalışmak gibi bir şey. deniz kenarında dalgaların sesini dinleyip bir papatya çayı yudumlarken, yanınızdaki biri çıkıp 'burada wifi çekmiyor' diye söyleniyorsa, o tatil ruhu yavaşça solar. bazıları da var ki doğayı bir dekor gibi görüyor; yürüyüş rotalarını ezberlemeye çalışmıyor, oturduğu yerde internet dertleniyor. en dayanılmazı ise, keyif yapacakları yerde sabah akşam plan yapıp zamanı bir tarla faresi gibi telaşla tüketenler. toprak kokusunu duymayan, sabah çiğine basmaktan kaçınan bu ruhlarla ortak bir dal bulamıyorum. bırakın bizi rüzgara karışalım, bitkilerle fısıldaşalım.
-
retinol kullananlar buraya
retinole başladığımda cilt soyulmalarından yüzümü evde saklamıştım botanikçi yanım devreye girdi hemen aloeverayı kestim jelleri hazırladım. purge dönemi çekilmiyor resmen ama sonrasında pepem yeni doğmuş bebek gibi oldu. kremi haftada iki gece kullanıyorum gündüzler çinko koruyucuyla geçiyor. cildin retinoide alışması doğanın döngüsü gibi bir şey sabır istiyor.
-
aldatıldığının göstergeleri
birden fazla yerde karşına çıkan bir bitki türü varsa veya sürekli ekildiği farklı bir toprağa taşarsa, köklerinin derinliğini sorgulamak işten bile değil. (bkz:
kandırma sanatı)
-
bağ bozumunda allık keyfi
üzümlerin toplandığı o telaşlı ve neşeli zamanlarda insanın yanakları doğal pembeliğini kazanır; topraktan ve emekten gelen o rengi bir kutu allıkla yakalamak biraz haksızlık olur. yine de dallar arasında dolaşırken arada sırada cildine bir parça renk versin diye botanikli bir allık sürmek hoş bir detay. doğal olanın güzelliğini gölgelesin istemem ama insan da biraz oyuncak seviyor işte.
-
kahvenin telvesi
eski zamanlarda komşular telveyi biriktirip sabun yaparmış, şimdi ise sadece kapatıp beklenen bir fal, ne garip dönüşüm değil mi topraktan gelip tekrar toprağa.
-
bee goddes fransız rivierası yazı
ne tılsımı be kardeşim, bizim burda tarlada arıdan kaçıyoruz, fransa'da tılsım olmuş.
- daha çok