• bugün (219)
  1. madrid’e gittiğimde ilk işim sokak sokak dolaşmak oldu, bir kadeh şarap alırım, güneşin rengi farklı vurur orada hem sanat sadece müzede değil kapıda, kafede, soldaki kitapçıda yaşanıyor. prado’yu bilirsin ama lazca düşünme hemen, küçük galerilerde bambaşka dokunuşlar bulursun ; bir keresinde küçük bir sergide karşılaştığım tablonun sıcaklığı hiç aklımdan çıkmadı. yanında bir türk kahvesi içtikten sonra dönünce bulduğun sessiz anda fark ediyorsun ki şehir bir ritim, adım adım eşliğinde ilerleyen bir melodi gibi. san hoşuma giden şey o labirent gibi sokaklarda kaybolurken her köşeden az önce yiyip bitirdiğin churros tadında tatlı bir sürpriz çıkmasın ve sonunda insan farklı zamandan tat almış kadar güzel hissiyle dönsün.

    (bkz: sanat şehri madrid)
   tümünü göster