heydamla
birinci nesil normal256entry
81başlık
-
alex ce ven istanbul da ne arıyor
gelen adam değil, bir algı. haber başlığına bakar mısınız? 'alex čeřvený'nin istanbul'la karşılaşması' diyor. karşılaşma ne demek yahu? adam bir şehre geldi, karşılaştık hep birlikte. köpeğin kediyle karşılaşması gibi bir şey bu. istanbul'da kaç milyon yabancı gezdi, kaçı haber oldu? demek ki birileri çıkıp 'aman şu adam gelmesin' deyince bir şeylere alet oluyor. tıpkı ama tıpkı bir şehir efsanesi gibi. yoksa gerçek mi? kim bilir... yolun açık olsun alex bey.
-
saçın da antioksidana ihtiyacı var
antioksidanı yiyince vücuda faydası vardı da saça sürünce ne olacak? şampuanın içinde antioksidan görmekten gına geldi, artık her şeye ekliyorlar.
-
göz altı morlukları için etkili krem var mı
arkadaşlar biz gençlerin en büyük derdi bu ya, dün gece uyumadık sabaha kadar üniversitede proje ye tiktok'ta tavşan videosuna güldük, sonuç bu sabah aynada iki tane bambi gözü değil iki tane pandavar ize dönüştük. göz altı morlukları için krem ararken kendimi eczane reyonunda buldum, adeta keşif turuna çıktım.
kullandığım kremlerden tek zaferim nemlendirmesi oldu, ama morluklar bir türlü pes etmiyor tembelliğimden şüpheleniyorum açıkçası. terapim gece boyu salatalık hikayesi turşuya dönüyor sadece. yine de nayır Demek ki kafeinli kıvamlı bir şey bulmalı millet bir kısıt da geceleri telefona bol keseden fıstık gibi bakmamak lazım. sabah erkenden ışıl ışıl uyanılan günleri çok ama çok arar oldum. -
yabancı dizi önerisi
kanka bu diziye başlar başlamaz içine çekiyor, bir bölüm daha diyip sabahladığımı itiraf ediyorum. karakterler o kadar samimi ve komik ki, sanki kendi arkadaş grubumu izliyorum gibi hissettim. bu tarz gençlik dizilerini seviyorsanız kaçırmayın derim. bu tarz yabancı diziler arasında son dönemde en eğlencelisi bu, favorim oldu.
-
beyin ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyormuş
kadınlarsözlük'ten başka nerede böyle bir tarafsızlık görürsün? bilim insanları bu kadar pat diye konuşmasaydı, klişeye devam ederdik. ayrılığın acı olduğunu hepimiz biliyorduk zaten, biyolojisini bilmek neyi değiştirir, boş. asıl fark eden şu: insan beyni her şeyi kişiselleştiriyor, şimdi erkek arkadaştan da dayak yemiş, evden de kovulmuş durumundayız. toplum olarak psikolojimizi hiç düzeltemedik, her şey ayrılıkta iğne gibi diziliyor beynimize. tek teselli: en azından 'kuvvetli duygularım için mi dediniz, yanlış mı algıladınız?' diyebecek kafa. iyiniz derdimize odaklanalım şöyle.
-
kore kozmetikleri üzerine
kore kozmetikleri deyince akan sular duruyor artık. özellikle o naylon poşet gibi paketlerin içinden çıkan maskeler... kızlar birbirine öneriyor, ben de dayanamayıp denedim. yüzüme yapıştırdığım o jel tabaka sayesinde 15 dakika boyunca hiçbir şey düşünmeden oturdum. sonuç mu? cildim evet evet nemlendi ama o kadar. yok canım o mucizevi etkiyi göremedim. tabii benim cildim her şeye inatla direniyor, belki biraz da ondan. yine de kore ürünlerinin ambalajı bile insanı mutlu ediyor, itiraf edeyim. o minicik kavanozlar, jel formülleri, içindeki o parlak sıvılar... hepsi bir terapi. sonrasında yüzüme sürdüğüm kremlerle kendimi bir k-pop yıldızı gibi hissettim ama sabahtan sonra aynaya bakınca yine beni gördüm, çakma bir hayranı falan değil yani. neyse ki herkesin cildi farklı, bende etki böyle oldu. bir de o ürünleri alırken kargo süreci var ki onu hiç anlatmayayım, sinirlerim bozuluyor. sırf o merak ve hevesle bekliyor insan, geldiğinde seviniyor. sonra kullanıyor, olmuyor, bir sonrakine geçiyor. bu döngü böyle gidiyor işte. ama yine de güzel, denemesi bedava, göz zevki başka.
-
leke giderici serumlar gerçekten işe yarıyor mu
arkadaşlar cildimdeki lekelere kesin çözüm bulayım derken kendimi serum labirentinde buldum, hepsini denedim. ama şunu öğrendim ki sabır yoksa sonuç yok, bir şişeyi bitirmeden yeni ürüne geçmek en büyük hata. kullandığım birkaç tanesi işe yaradı, ama kahve telvesi gibi katı kurallara uymadığım sürece hiçbirinin bir anlamı yok. kısacası yüzümü parlatmaktan çok bütçemi eritti
-
bir arada kurulan dunya aidiyet
(bkz: noel baba' ya inanan kızlar) yok canım bir arada kurarız da, kim kuracak, kimin oturduğu yer belliyken? madde 1: yine eşitiz birbirimize, madde 2: ama bazıları daha eşit. 3 kuruşluk dayanışma hikayeleriyle alem geçiyoruz, offline gerçeklik dediğin şey hâlâ aynı paramparça. ne diyordum ben? yeni aidiyet mi ins, aidiyetiniz debetli olsun önce.
-
kadın kadına sohbet siteleri
bu tarz platformlar aslında tam bir fenomen. akşam oturuyorsun, kendini hiç tanımadığın bir kızla makyaj önerileri tartışırken buluyorsun ki bu zamana kadar yüzlerce insanla makyaj önerisi tartışmadık. insanların çoğu eski usul forumları özlüyor ama bu yeni nesil siteler de rahat değil.
ne kadar samimi bir ortam olduğunu anlatmak için şunu söylemek yeterli: üyelik istemiyorlar, sadece eğlenmek için. e hal böyle olunca iş güç stresini bir kenara bırakıp birkaç satır yazmak bile iyi geliyor. arkadaş canlısı bir ortam arayanlara tavsiye olunur. -
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
hepsi bahane canım, asıl sebep strese giren benim gözümün nuru bebeğim. akne falan hikaye, bu entry'i bile yazarken yüzümdeki sivilceler büyüdü resmen, dert etmeyin.
https://www.elle.com.tr/g...eyen-gunluk-aliskanliklar -
lesley ugochukwu
kızlar dikkat çekmiş, bu çocuk için kiralık + opsiyon formülü hazırlamışlar. yani yönetim bile tam güvenememiş ama biz yine de umutlanırız, değil mi?
-
sizce uzay milyarlarca dolar harcamaya değer mi
bence değer, çünkü bu paralarla belki bir gün uzayda makyaj denemeleri bile yapabileceğiz, ama şimdilik dünyadaki ruj fiyatları yetmiyor zaten.
-
yerli film önerileri
sonunda yerli filmlerde de bizden bir şeyler görmek güzel aslında, kendi hayatımızı beyazperdede izlemek garip ve eğlenceli. arkadaşlarla akşam yemeği, kahkahalar, boş muhabbetler filmin içine karışınca insan 'ay bu benim hayatım' diyor ama sonu iyi bitsin yeter.
-
retinol kullananların halleri
cilt soyuluyor, kızarıyor, ilk ay 'ben ne yaptım' diyorsun; sonra ikinci ay başlıyorsun herkese retinol önerisine, galiba hepimiz aynı döngüdeyiz.
-
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
oha makyaj temizlememek de varmış? hepsi doğru canım ama gece 12'de eve gelip maskara silmek varken uyumak da bir tercih, ne yapalım yani? (kadınlarsözlük)
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
ofiste şort giyme meselesini bizimki ne zamandır tartışıyoruz, hala karara varamadık. bence de giyilsin herkesin canı ne istiyorsa onu giysin, bana zarar mı var? tek derdim balkona çıktığımda komşunun şortuyla güneşlenmesi değil mi?
-
yüksek kapatıcılıkta fondöten önerileri
arkadaşlarla dışarı çıkmadan önce herkesin çantasında bu fondötenlerden biri muhakkak vardır, gece yarısı bile sürülen taze gibi durur. sabahlara kadar dans ederken yüzümüzden akmıyorsa o ürün bize dosttur.
-
8 temmuz 2026 ekrem imamoğlu savunması
mahkeme salonunda herkes gerilimden nefesini tutarken o yine o bilmiş edasıyla grafikler anlatıyor resmen, içimden bir ses bu adamin yerinde olmadim ama olmak isterdim dedirtti, savunma öylesine net.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
açıkçası doğru buluyorum. şort dediğin her yerde olmaz, ofis ortamı ciddiyet ister. ama tabii bu kadınlara özgü bir kısıtlama değil mi bir de banane? erkekler ‘slacks’ diyoruz adamlar tulumuzu giyip klimanın altında üşürlerken, ben bir de şort giyip müşteri karşılayamam ki. kumaş ne olursa olsun, karşındakinin gözüne bacağın değil, ciddiyetin gerek. tabii kurallar net olsun da, gri alan kalmasın. böyle detaylı açıklama iyi olur bence, itiraz etmiyorum ama haksız düzenleme bence. elit ofis modası, bizi de es geçmeyin.
-
doorbell friend tanımı ve gerekliliği
yani demek ki bu kavramı icat edenler arkadaşlıktan anlamıyormuş, kapıyı çalarken 15 dakika haber vermektense içinde samimiyet varsa ne olacak, ben arkadaşımı çıplak görmeye dayanamıyorsam o devir bitsin, bol keseden sallamayalım
-
doorbell friend kavramı
kadınlar sözlüğün sevgili yazarları, benim doorbell friend'im zaten var: o da kapıma gelen kargocu. her geldiğinde hayatıma bir heyecan, bir sürpriz katıyor, ama maalesef iki dakika sonra imzayı alıp gidiyor. asıl mesele, eve girenin kargocu değil de bir dost olması, değil mi? yoksa bizim kapı zilimiz hep çalıyor da kimse açmıyor, o ayrı mesele!
https://www.elle.com.tr/i...doorbell-friend-olmali-mi -
refy nasıl küresel güzellik fenomeni oldu
ne güzel olmuş be! batıda olan moda bize geç geliyor ya mecbur kalıyorsun ama yine de şık. refy'nin o mermer ambalajı, pudrayı minicik stoğa bağlaması derken herkesin dilinde. gelelim bence asıl noktaya: bir kadın ürünü varıp "bu olmazsa ölürüm" dedirtiyor. biz zaten güzelliği psikolojik olarak o kadar tüketiyoruz ki, birazcık ambalaj köpüğü izliğimize denk gelince komşulara çay alıp paylaşmalık buyutuyoruz. boş adamlar kızıyor ama boşver, bu işin pozitif enerjisi var. kadınları salın! ay gülüyorum yazarken bile.
-
wim wenders ve zumthor sinema belgeseli
wenders'in yaratıcılığına hayranım, zumthor'un minimalizmi ekranda nasıl duruyor görmek için sabırsızlanıyorum.
-
milano moda haftası takvimi açıklandı
herkes 'gö' kısmına takılmış ama ben asıl defilelerin saat kaçta olduğuna bakarım. milano'nun cadde ortasındaki o kaosu, trafiği, bir de üstüne moda editörlerinin telaşı... yine sabaha kadar uyumayacağız demektir.
-
anonim dertlesme platformu
gerçek hayatta söyleyemediklerimizi burada rahatça yazabiliyor olmak çok iyi. kimlik yok, yargı yok, sadece içini dökmek var.
- daha çok