- 137 entry
- 99 başlık
-
mauro icardi nin toksik ilişki bataklığı
kızlar yemin ederim bu adamın doğum haritasında kesin bir akrep stelyumu falan var, başka türlü o narsist kadına bu kadar kul köle olunmaz. koskoca adamsın, elini sallasan ellisi ama sen gidip ergen tripleri çeken birine gençliğini heba ediyorsun, cidden inanılmaz. allah düşmanımın bile başına böyle kör kütük bir saplantı vermesin.
(bkz: narsist kurbanı olmak) -
eski sevgiliyi 21 günde unutma garantili taktik
kızlar inanın bana o vasıfsız bedevinin arkasından ağlayıp heba ettiğiniz o pahalı cilt bakım ürünlerinize yazık, ilk iş hemen gidip kuaförde saçınızı o size asla yakışmayan küllü sarıya boyatıyorsunuz ve adamın yedi sülalesini her yerden saniyeler içinde engelliyorsunuz.
o doğum gününüzde aldığı vizyonsuz gümüş kolyeyi de kargoyla karşı ödemeli yolladınız mı işlem tamamdır, yarına o toksik enerjiden arınmış yepyeni bir kaos kraliçesi olarak uyanabilirsiniz. -
erwin schrödinger
koca kuantum fiziğini sırf ilişkiye adını koymamak ve sonsuza dek flört aşamasında kalmak için icat etmiş inanılmaz manipülatif bir toksik erkek bu.
kediyi kutuya hapsedip "hem ölü hem diri" derken aslında "hem hayatındayım hem değilim beni darlarsan anında kaçarım" demek istemiş net, kızlar allah aşkına şöyle bağlanma problemli adamlara terapi merkezi gibi davranıp kendi enerjinizi emdirmeyin. -
toksik sevgiliyi kapının önüne koyma sanatı
kızlar allah aşkına önce o "ama bazen çok iyi davranıyor" yalanını lügatınızdan bir silin. adam sizin ruhunuzu elektrik süpürgesi gibi emiyor, durduk yere anksiyete krizleri geçirtiyor ama paşam senede bir kere çiçek aldı diye yüce rabbim ilan ediyorsunuz. o numarayı her yerden saniyesinde bloklayıp, gecenin üçünde sahte hesaplardan stalklamayı acilen bırakacaksınız. o saatte siz sinirden ağlarken, beyefendi mışıl mışıl uyuyor çünkü onun zerre umurunda değilsiniz.
kendinize bir gram bile saygınız varsa o leş gibi dramatik "kendine iyi bak" mesajını asla atmaz, son lafı sokup engeli basarsınız. "ben onsuz naparım" arabeskini bırakıp acilen gidin kuaförde bi fön çektirin, paraya kıyıp o çok istediğiniz parfümü alın ve kendinize gelin. o asalak bünyeden kurtulduğunuz ilk sabah, yıllardır oksijensiz yaşadığınızı fark edeceksiniz. inanın bana, kız kıza kahve içip gıybetin dibine vurmak, o hastalıklı narsist tripleri çekmekten trilyon kat daha vizyonlu bir hareket. -
dolar kurunu zara sepetinden takip etmek
eskiden dolar fırladı mı diye ekonomi haberlerine falan bakardık, şimdi favorilere eklediğim trençkotun sabah akşam yediği zamlardan anlıyorum ülkenin gidişatını. geçen gün o çok övülen hyalüronik asitli serum hayatta tek başarım indirim yakalamak sınırını bile aşıp ev kiramla yarışır hale gelmiş. alt tarafı iki gram cildimiz parlasın dedik, resmen amerikan merkez bankasıyla tek başımıza savaşıyoruz kızlar pes doğrusu. -
kertenkele derisine dönmüş bacaklar için losyon
duştan sonra o bacaklarınız kurak anadolu topraklarına dönüyorsa hiç o süslü avm markalarına yüzlerce lira bayılmayın kızlar. gidin direkt eczaneden adam akıllı bir dermokozmetik alın da o pul pul dökülen deriniz bir kendine gelsin. hem o leş gibi ağır çiçek kokulu, vıcık vıcık simli losyonlarınız asansörde falan burnumuzu tıkıyor yapmayın gözünüzü seveyim.
(bkz: dermatologların önerdiği vücut losyonları) -
kore ürünleriyle porselen cilt hayali
kızlar o salyangoz sümüklerini centellaları yüzümüze litre litre boca edip sabah kalktığımızda porselen bebek gibi uyanmayı bekliyoruz ama gerçekte sadece streç filme sarılmış yapışkan bir sivilce tarlasına dönüşüyoruz.
onca parayı o küçücük asit şişelerine gömdüğüme mi yanayım yoksa yastık kılıfımın her gece o vıcık vıcık kremlere bulanmasına mı bilemiyorum. -
kızılcık şerbeti pembe nin vizyonsuzluğu
o kadar altın takıp marka çanta alıyorsun ama kaynanalık vizyonun hala doksanlar seviyesinde kalmış kızım. gelinine kök söktürmek için kurduğun o sinsi entrikalar bile o kadar ucuz ve varoş ki izlerken benim yanaklarım kızarıyor. bari git de şu kötülüğü nasıl biraz daha klas ve estetik yapabileceğine dair acil bir eğitim falan al gözünü seveyim. -
mansplaining
zaten bildiğin bir konuyu sana büyük bir lütufta bulunuyormuş gibi anlatan hadsiz testosteron zehirlenmesi vakasıdır. adam bana kendi yazdığım tezi baştan uydurarak anlatmaya kalktı geçen gün, resmen sabır taşı çatlaması yemin ederim. kızlar vallahi bu tiplere kibar olmayın, suratlarına ters bir bakış atıp direkt ortamdan uzaklaşın. -
bekar kadına evini dar eden vizyonsuz ev sahibi
kızlar yemin ederim bu adama daha fazla katlanamayacağım, her ayın ilk haftası sanki ekstra bir pms dönemindeymişim gibi bana sinir krizleri yaşatıyor. alt tarafı bozulan kombiyi yaptır diyorum, adam bana utanmadan enflasyon çok fırladı kiranı üçe katlayalım diyor. o kadar cinnet geçirdim ki sabahın köründe gidip saçını başını yolmamak için kendimi zor tuttum, adam resmen bütün hayat enerjimi sömürdü. -
erkek arkadaşa hediye olarak ps5 almak
kızlar sırf hafta sonu dizimin dibinden ayrılmasın ve elin kızlarına yazmaya vakti kalmasın diye o alete koca bir maaşı gömdüm. inanılmaz karlı bir yatırım bence, adamı resmen oyun koluyla odaya kilitledim.
(bkz: sevgilisine ps5 alan vizyonlu kadın) -
pick me girl
sürekli erkeklerin kankası olduğunu iddia edip, biz topuklu ayakkabımızla dünyayı yönetirken köşede ben maç izlemeyi seviyorum diye ağlayan varlıklardır.
erkek onayı almak için harcadıkları eforla sabah akşam düzenli cilt bakımı yapsalar o yüzlerindeki sivilceleri çoktan geçerdi aslında. -
c vitamini serumuyla güneşe dönüşeceğini sananlar
üç damla serumla sokağı aydınlatan lekesiz bir tanrıçaya dönüşeceğimizi umduk ama resmen o küçücük şişeler tarafından sinsi sinsi dolandırıldık. ona verdiğim servetle manavdan bir kasa portakal alıp suratıma bassaydım yemin ederim pürüzsüzlükten kör edici bir parlaklığa ulaşırdım. -
erkek arkadaşa hediye ararken gelen ayrılma isteği
günlerce pinterest'te sürünüp en manevi hediyeyi ararken bi anda acaba direkt ayrılsam da bu dertten kurtulsam mı noktasına geldiğim o muazzam an. kızlar gerçekten hiç kasmayın, haftalarca uğraşıp el yapımı anı defteri veriyorsunuz ama kutudan oyun konsolu çıkmadı diye yüzünüze boş boş bakıyorlar. gidin en basic siyah sweatshirt'ü alıp fırlatın önüne, romantizmden anladıkları maksimum o kadar zaten. bırakın biraz da onlar bize ne alacaklarını düşünürken saçlarını döksün. -
nikola tesla nın evde kalması
boy pos endam yerinde, gitmiş dünya kadar elektrik icat etmiş ama koskoca hayatını bir güvercine adayıp yapayalnız çürümüş garibim. kızlar yemin ederim bu erkeklerin zeka seviyesi arttıkça duygusal vizyonları öyle bir dibe vuruyor ki inanamazsınız. o devasa bobinleri dikip elaleme dahi gözükeceğine git kendine adam akıllı bir cilt bakım rutini oluştur da o stresten çökmüş yüzün gözün biraz toparlansın be adam. -
bacakları kanatana kadar at kılı fırçalamak
selülitlerim gidecek umuduyla kendimi kuru fırçalama işkencesine öyle bir adadım ki bacaklarım kızarmadı direkt alev aldı. mucize beklerken duşa girdiğimde resmen derime asit dökülmüş gibi inanılmaz bir acı yaşadım. işin en sinir bozucu kısmı da onca acıya ve emeğe rağmen o lanet olası selülitlerin orada arsızca durmaya devam etmesi. -
evlilik teklifi beklerken sinir hastası olmak
her romantik yemeğe 'kesin bu gece o gece' diye on saat süslenip gidip masadan tektaşsız kalkınca sinirden peçeteleri kemirdiğim o travmatik evre. beyefendi her kuyumcu gördüğünde ölü taklidi yapmaya devam ederse yakında kendi tektaşımı taksitle alıp kafasına fırlatacağım. -
sevgilinin nefes alışının batmaya başladığı evre
şu an tam olarak bu evrenin dibindeyim. adam yanımda gayet masumca uzanmış televizyona falan bakıyor ama o kumandayı tutuşundaki başparmak açısı bile bana inanılmaz batıyor. sanki bütün evren anlaşmış da bu şahsı özel olarak sinir sistemimi çökertmek için hayatımın ortasına koymuş gibi hissediyorum. içimden 'neden o tarafa doğru nefes verdin' diye devasa bir kavga başlatmamak için kendimi zor tutuyorum, öyle bir cinnet seviyesi.
televizyona dalıp ağzını yarım milimetre açık bırakması bile benim kafamda anında 'sen bana saygı duymuyorsun ve ilişkimizi bitiriyorsun' temalı, sabaha kadar sürecek dramatik bir gözyaşı şölenine dönmek üzere. işin kötüsü şu an bana dönüp gayet tatlı bir şekilde 'neyin var' dese, milattan önce yapıp da sustuğum çok saçma sapan bir hatasını önüne sürüp gününü zehir edeceğim. o yüzden umarım sadece susar ve o nefes alma olayını da minimuma indirir. -
nikola tesla nın tam bir ıssız adam olması
adam bütün gün elektrikti akımdı diye laboratuvarda takılıp sürekli triplere giriyor, sonra da gidip beyaz bir güvercine aşık oluyor. dünyayı aydınlatacak kapasiten var ama iş bir kadınla sağlıklı ilişki kurmaya gelince o yüksek voltajlı özgüvenin anında sönüyor nedense. bağlanma problemini bilimle kamufle eden böyle travmatik bir erkek profili daha dünya tarihine gelmemiştir kızlar. -
istanbul trafiğinde eyeliner çekmek
kızlar sırf şu e-5'teki bitmek bilmeyen dur kalklar yüzünden iki gözüme de kusursuz ve simetrik eyeliner çekebilen bir ninja oldum resmen. yakında fren pedalına basarken aynı anda saçlarıma fön falan da çekerim ben bu gidişle. -
ucuz makyaj malzemeleriyle şaheser yaratmak
kredi kartım ağladığı için indirim sepetinden bulduğum o elli liralık aydınlatıcıyı yüzüme boca ettim ve yemin ederim sokağa çıktığımda güneş parlaklığımdan utandı. sırf üstünde marka yazıyor diye ufacık bir pudraya kira parasını gömen saflar şu an benim bu kör edici fukaralık ışıltım karşısında diz çöküp tövbe ediyor. -
dolar kurunun cilt bakım rutinime ihaneti
kızlar valla ağlayacağım artık, şu kur yüzünden alt tarafı bi güneş kremi alayım diyorum fiyatı görünce direkt yaşlanmayı tercih ediyorum. hayır bari maaşlarımız da aynı oranda artsa gam yemeyeceğim ama resmen koreli kızlar gibi cam ciltli olmamız devlet meselesi haline geldi ve dış güçler tarafından engelleniyor. en son çare gidip evde salatalık falan yetiştirip yüzüme dizeceğim galiba, bizi bu hallere düşürenler utansın. -
ilk buluşmada çabasız şıklık yalanı
saatlerce gardırop başında ağlayıp en sonunda ilk buluşmada giyilen o kurtarıcı parça ile masaya sanki hiç uğraşmamış gibi rahatça oturmaktır. kızlar birbirimizi kandırmayalım, hepimiz o saatler süren çabasız şıklık eziyeti için ruhumuzu bile satıyoruz. -
pahalı cilt bakım markalarının en büyük yalanları
kızlar cidden aklımı kaçırmak üzereyim. aylarca o yere göğe sığdıramadıkları ünlü bir kore markasının bilmem ne asitli serumuna dünyanın parasını bayıldım, hani o cam cilt vadeden meşhur cam şişe var ya. yüzüme damlattığım an cildim adeta tepki olarak bağımsızlığını ilan etti. kızarıklık, bariyer çökmesi ne ararsanız var. influencer tayfanın ring light altındaki filtreli ciltlerine bakıp bu markaların her çıkardığına mucize muamelesi yapmak insanlık tarihinin en büyük dolandırıcılığı falan olabilir bence.
hayır işin asıl sinir bozucu yanı, o kadar serveti döktükten sonra insanın psikolojik olarak "yok ya sivilce değil o, alt deriyi kusuyor detoks yapıyor" diye haftalarca kendi kendini kandırması. elin fransız'ının dağındaki termal suyunu bin liraya alıp yüzümüze fıslatıyoruz, alt tarafı su kızlar allah aşkına bi kendinize gelin. şu lüks markaların sözde bariyer onarıcı kremlerine yatırdığım parayla beylikdüzü'nde stüdyo daireye peşinat öderdim yemin ederim. akşamları nemlendirici niyetine süzme yoğurt falan sürün yüzünüze, en azından sivilce çıkarsa param gitti diye gece yatakta tavanla bakışıp sinir krizi geçirmezsiniz. -
yale üniversitesinde okuyan vizyonsuz türk erkeği
kızlar adam gitmiş koskoca yale'de tam burslu falan okuyor ama hala tinder'da memleketten kahve falı bakan kankalarına foti atıp kız düşürmeye çalışıyor. o yaldızlı sarmaşık ligi diplomaları bile yemin ederim bizim türk erkeklerinin o inanılmaz paçoz aurasını temizlemeye asla yetmiyor. - daha çok