- 111 entry
- 79 başlık
-
love bombing
adam daha senin soyadını bilmeden kapına kamyonla gül yığıyor diye hemen gelinlik bakmaya başlama kızım, bir hafta sonra o güllerin dikeniyle ağlaya ağlaya ortada kalacaksın. hayatının aşkını bulduğunu sanırken aslında paşamızın tek kişilik narsist şovunun enayi figüranı oldun haberin yok. -
mauro icardi nin toksik erkek çekiciliği
bu adamdaki o inanılmaz gel hayatımı mahvet aurası yüzünden kendi gariban sevgilime bakıp bakıp dertleniyorum kızlar. sahada top oynamak yerine sadece o sarı saçlarını düzeltse bile yemin ederim ekran başında hipnotize olup wanda'ya sövmeye dünden razıyız. -
flörte doğum saatini sorduracak sinsi sorular
adama naber demek yerine çaktırmadan doğum saatini öğrenip tüm haritasını çıkarıyorum ki ileride beni nasıl delirteceğini önden göreyim.
sonra da sen ne kadar derin birisin ya deyip asıl manipülasyonu kendim yapıyorum, kusura bakmayın kızlar ama toksik enerjimi boş adamlara harcayamam. -
aldatılma sonrası girilen fbi ajanı tripleri
gecenin köründe o vasıfsız paçozun yedi sülalesini stalklarken kazandığım siber güvenlik becerileriyle direkt pentagon'a iş başvurusu yapmayı planlıyorum kızlar.
iki haftalık yoğun yastık ıslatma seansının ardından kuaför koltuğunda küllerinden doğan o kusursuz afeti artık hiçbir vizyonsuz erkek yıkamaz. -
ruh emici sevgiliden kurtulmak
kızlar o saatlerce mesaj atmasını beklediğiniz ilgi fakiri adamı şutladığınız an yemin ederim cildiniz bile parlamaya başlıyor. üstümden öyle bir yük kalktı ki terapiye vereceğim parayla gidip dudak dolgusu falan yaptırıcam artık. darısı o karanlık kuyularda narsist kahrı çeken diğer hemcinslerimin başına.
(bkz: ayrılığın cilde iyi gelmesi) -
kore kozmetiği öve öve bitiremeyen tayfa
on tane farklı serumu üst üste boca edip cam gibi cildim oldu diye dolaşıyorsunuz ama yüzünüz resmen vıcık vıcık yağ kusuyor kızlar. o sürdüğünüz sümüklü böcek kremlerine döktüğünüz servetle özel hastaneden dermatolog satın alırdık yemin ederim, mahvettiniz o güzelim cilt bariyerlerinizi. -
eski sevgiliyi hücresel boyutta unutma taktikleri
o vizyonsuzun size kattığı tek şey kırışıklık olduğu için acilen kuaföre koşup saçları sarıya boyatıyoruz ve o sefili evrenin çöplüğüne iade ediyoruz. zaten üç gün sonra o paçoz kombinlerini ve cılız kollarını hatırlayıp mideniz bulanınca, zamanında nasıl bir hayır kurumu gibi çalıştığınıza şaşırıp anında unutacaksınız kızlar. -
dolar kuru yüzünden iptal edilen sephora sepeti
kızlar yemin ederim o sepetteki iki tane minicik kapatıcıyı almak için resmen bankadan ihtiyaç kredisi falan çekmem gerekecek. bu gidişle allık niyetine yanaklarımıza sadece pazardan aldığımız pancarı sürüp sokağa çıkacağız. -
yağlı cilde sahip olup disko topu gibi gezmek
kızlar o suratınıza bocaladığınız vıcık vıcık kremler yüzünden bildiğin yürüyen disko topuna döndünüz. lütfen bari şu cildin kusmasını engelleyen matlaştırıcı ürünler falan kullanın da yansımadan kör olmayalım.
(bkz: cildi yağlandırmayan su bazlı kremler) -
kore kozmetiği yorumlarındaki abartı
yüzüne sülük yapıştırsa cam cilt efsanesi diye anında link verecek influencerların asıl sırrın genetik olduğunu saklaması dev bir şaka bence.
siz o sümüklü esanslara maaşınızı gömmeye devam edin, koreli kadınların pürüzsüz cildi emin olun o kremlerden değil. -
temel geleneksel toplum cehennemi
kayınvalidenin her fırsatta yumurtalıklarına laf soktuğu ve kocanın koltukla simbiyotik bir yaşam sürdüğü o muhteşem ataerkil distopya.
sadece saçımızı süpürge edip köşede sessizce delirmenin beklendiği bu karanlık simülasyonda akıl sağlığını koruyabilen kadın net bordo berelidir. -
dudak dolgunlaştıran parlatıcı eziyeti
boşuna o dudaklarınızı acı biber sürmüş gibi cayır cayır yakmayın kızlar, o sürdüğünüz yapışkan mentol yığınıyla hiçbirimiz kylie jenner'a dönüşmüyoruz. on dakikalık karıncalanma krizinden sonra kazandığınız o milimetrik şişkinlik de ilk kahve yudumunuzda sönüp gidecek zaten. -
eforsuz güzellik yalanı
sabahın köründe kalkıp yüzüne on beş farklı serum sürdükten sonra saçını yalatarak toplamak sanki çok zahmetsizmiş gibi satılıyor bize. pürüzsüz cilt ve nude dudak parlatıcısı ile doğal görüneceğiz diye harcadığımız mesai gerçekten inanılmaz. beyefendiler de bizi yataktan böyle kalktık sanıp doğal güzellik fetişizmi kasıyor, halbuki o sade görüntünün arkasında tam tdıbına asgari ücret tutarında cilt bakım ürünleri yatıyor. -
erkek denen basit organizmayı etkileme yolları
kızlar gerçekten şu dümdüz canlıları etkilemek için saçma sapan triplere girip kendinizi paraladığınıza hiç gerek yok.
sadece düzenli nefes almanız ve arabalarından bahsederken anlıyormuş gibi yapıp sessizce kafanızı sallamanız bile inanılmaz yeterli. zaten vizyonları en fazla bu kadar olduğu için anında sadık bir köpeğe dönüşecekler, o yüzden boşuna o pahalı cilt bakımlarına falan para dökmeyin. -
fondöten kusmaktan yorulmayan makyaj süngeri
kızlar yemin ediyorum şu süngeri temizlemek kadar mental çöküntü yaratan başka bir aktivite yok hayatta. üstüne litrelerce bebek şampuanı, tonlarca çift aşamalı temizleme yağı, o da yetmedi bildiğin bulaşık deterjanı döküyorum ama yok. sıktıkça içinden o kahverengi iğrenç fondöten suyu fışkırmaya devam ediyor. sanki sünger değil de içine dipsiz bir bataklık gizlemişler de ben orayı kurutmaya çalışıyormuşum gibi bir hissiyat.
en son cinnet geçirip kaynar sulara basıyorum, sabunlara bulayıp mikrodalgada fırınlıyorum falan bu sefer de gencecik süngerin şekli şemali kayıyor, pörsüyor zavallım. içindeki yeni nesil mikrobiyolojik yaşam formlarıyla artık kira sözleşmesi yapıp ev arkadaşı olma noktasına geldim çünkü saatlerce çitilesem de o ilk günkü pürüzsüz pembe haline asla geri dönmüyor. kusursuz ten makyajı yapmanın asıl bedeli, bu çilekeş süngerle lavabo başında verdiğimiz o çaresiz yaşam mücadelesidir net. -
selülit kreminden medet ummak
üç asgari ücret gömdüğüm o mucizevi tüpler sayesinde bacaklarım hala bildiğin portakal bahçesi, tek farkı artık daha nemli ve mis kokulu bir tarlayız. avuç avuç sürüp streç filmlerle evin içinde penguen gibi turlayacağınıza gidin o parayla iskender gömün, en azından psikolojiniz düzelir. -
bridgerton izledikten sonra yaşanan aydınlanma
kızlar yemin ediyorum dizideki o adamlardan sonra bizim ofisteki tayfaya bakınca resmen gözüm kanamaya başlıyor. adamlar ekranda sadece ceket ilikleyerek rahim ağzı kanserini iyileştiren erkek aurası yayarken, bize layık görülenlerin vizyonsuzluğu cidden koca bir neslin anksiyete sebebi oldu. o daracık korseleri giyip ingiliz çayırlarında falan süzülsek bizim de peşimizden atlarla koşarlar belki ama şu anki vizyonsuz gerçeğimiz sadece metrobüste boş koltuk kapmaca. -
cildi soyarken cüzdanı da soyan leke serumları
sosyal medyada filtreyle parlayan o sözde cilt gurusu kızların gazına gelip bu küçücük cam şişelere ödediğimiz paralarla hepimiz arsa sahibi olmuştuk inanın. yüzümüzdeki üç gram güneş lekesini geçirecek diye suratımızı asite bulayıp banyoda kendi çapımızda hassas cilt bariyerini yok etme sanatı icra ediyoruz. sabah kıpkırmızı bir suratla uyanıp bu sefer de onu düzelteceğim diye cilt yatıştırıcı kremlere servet ödemek kalıyor bize, gerçekten aklımızı seveyim. -
sivilce izini silgi gibi silen krem yalanı
süslü kavanozlarına kanıp maaşımın yarısını gömdüğüm ama yüzümdeki o devasa kraterlere zerre etki etmeyen kremler silsilesidir. cilt bariyerimi paramparça ettikleri yetmiyormuş gibi üstüne bir de taptaze sivilceler çıkarıp beni kapatıcılara köle yaptılar. gidin adam akıllı profesyonel destek alın kızlar, o inatçı lekeler minicik tüplere doldurulmuş asitli sularla geçmiyor maalesef. -
aldatıldıktan sonra gelen aydınlanma perisi
o aşağılık herifin teki yüzünden günlerce ağladıktan sonra birden bire gözünüze inen o ilahi perdenin kalkması durumudur. inanın o paçozu gördükten sonra 'ben bununla mı yarışmışım' deyip direkt kuaföre koşuyorsunuz ve o üzüntüden dökülen saçlarınız bile aynada size jennifer aniston saçı gibi parıl parıl görünmeye başlıyor.
kendi değerimizi anlamak için illa sadakatsiz bir vasıfsız tarafından travmatize edilmemiz gerekiyormuş meğer, bırakın gitsin de şimdi o yeni vizyonsuz sülüğünün triplerini çeksin. -
tırnak bakım yağlarına para saçmak
o küçücük şişelere dünyaları ödeyip indirim günlerinde yaşanan şuur kaybı eşliğinde sepete avuç avuç atıyorum.
üstelik sürdükten beş dakika sonra her yere bulaşıp yok oluyorlar ve ben yine o koparılmış kütikül faciası tırnaklarımla kalakalıyorum. -
anonim dertleşme uygulamalarındaki meriçler
iki dakika insan yüzü görelim diye girdik, nefes alan her şeyi tavlamaya çalışan tipler yüzünden yine sinir hastası olup çıktık. yahu alt tarafı manitamla kavgamı anlattım, ne ara konuyu buluşmaya getirdin pes. -
la roche posay effaclar duo
yüzümdeki sivilceleri yok etmek yerine hepsini aynı anda gün yüzüne çıkarıp beni hayattan soğutmuş kremdir. cildimi bebek poposu gibi yapacak diye beklerken suratım mayın tarlasına döndü resmen.
hani sabrın sonu selametmiş falan ama o süreçte insan içine çıkacak yüz bırakmıyor, sevenine saygım sonsuz ama ben bir daha bulaşmam. -
narsist erkeğin kendini ele verdiği an
kızlar valla size yemin ederim ki bu tipleri anlamak için sherlock holmes olmaya gerek yok, adam daha ilk buluşmada garsona davranışı ve eski sevgilisine saydırdığı o destan gibi laflarla ben buradayım diye bağırıyor. eğer bir adam sürekli "bütün eski sevgililerim deliydi" diyorsa bilin ki o hikayedeki tek deli kendisidir ve sıradaki kurban da sizsinizdir, o "ben onu adam ederim" perilerini hemen bir kenara bırakıp arkanıza bakmadan kaçın.
sizi dünyanın merkezi yapıp iki gün sonra tanımıyormuş gibi davranması, sürekli onay beklemesi ve en ufak eleştiride mağdur edebiyatı parçalaması en büyük imzasıdır bu arkadaşların. aman diyeyim "ama beni çok sevdiğini söylüyor" tuzağına düşmeyin, o aslında sadece kendini seviyor, siz de aynada yansımasını parlatacak bir bezsiniz sadece gözünde. -
emily in paris
sen parisin göbeğinde pazardan giyinmiş gibson kızı modunda gez, sonra o yakışıklı şef peşinden koşsun, yalanın bu kadarına pes doğrusu. sırf gabriel'in o masum köylü bakışları hatırına izliyorum yoksa o kıyafetleri göz kanatan kombinler müzesine kaldırmak lazım. - daha çok