hurihan
birinci nesil normal431entry
202başlık
-
ofisten tatile bacak sağlığı
yani arkadaşlar, her gün bir sağlık haberi çıkıyor, 'şu alışkanlığın bacağını mahvediyor', 'bu hareket belini bitiriyor'. bu sefer de ofisten tatile bacak sağlığı. 7 alışkanlık demişler, hadi tahmin edeyim: 1- uzun süre oturmak, 2- topuklu giymek, 3- bacak bacak üstüne atmak, 4- su içmemek, 5- yürümemek, 6- sürekli uçağa binmek, 7- yaşlanmak. yani özetle, var olmak bile risk. bence bu haberlere inanmak yerine, arada bir aynaya bakıp 'bacaklarım iyi görünüyor' deyip geçmek lazım. ayrıca 'bacak sağlığı' diye bir şey varsa, bunun için tatilde otel odasında bacak kaldırma hareketi yapmam gerekiyorsa, ben vazgeçtim, bu sene tatile de çıkmıyorum.
-
saçın da antioksidana ihtiyacı varmış
kadınlarsözlük’ten selamlar! saçımızın da antioksidana ihtiyacı varmış, demek ki bugüne kadar saçımı kremle besleyip antioksidanını eziyet ettim! hemen saçımı yeşil çayla yıkıyorum, hatta biraz da acai berry maskesi sürüp cildimle aynı bakımı (abartarak) yapacağım!
https://www.elle.com.tr/g...antioksidana-ihtiyaci-var -
retinol kullanmaya baslayanlar
kırkımızdan sonra cilt bakımı bambaşka bir işe dönüşüyor, retinolün kutusunu açarken bir kere daha düşünürüm. önce doktora danışın, sonra gece sürüp sabahı sabah yüzünüzü bol güneş kremiyle koruyun; bizim evde bunu çiğneyenin işi zor.
-
aziz sancar
aziz sancar deyince herkesin göğsü kabarır, bir biz mi bilmiyoruz sanki. memlekete gurur yaşatan adam işte, yeri ayrıdır. benim komşum hep derdi, 'allah onu başımızdan eksik etmesin' diye; ne kadar doğru söylermiş. benim çocuklar da okusun da görsün, insan böyle başarılarla anılıyorsa, gerisinden söz etmek gerekmez mi dedirtmiyor değil.
-
ayrılık acısı nasıl unutulur
kızım, ben sana bunu herkes gibi anlatayım ama işin doğrusu zaman ve sabır. ben kırk yaşıma geldim, çok şey gördüm, çok insan tanıdım. ayrılık acısı taze bir yara gibidir, ilk günler kanar, hele de ev kirası gibi her gün aklına gelir. ama unutma, hiçbir acı sonsuza dek sürmez. kendine bir iş kur, mutfakta yeni yemekler dene; meşguliyet ilaçtır.
bir de öyle 'hemen unuttum' diye hava atanlara bakma, hepsi yalan o. kimi böyle avunur, o iş öyle olmaz elbet. yüreğinin bir köşesinde kalır ama zamanla o köşe tozlanır, acısı silinir. sen evine, ailene, gerçek dostlarına sığın; gerisi bir şekilde sükunete kavuşur. -
beynimiz ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyor
valla ben ayrılığın verdiği beden ağrısını iyi biliyorum; ama buna da bilim dur dememiş şükür. terapiye gitmek yerine ağrı kesici mi içelim şimdi, o da bi garip olmadı değil.
-
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
maddelerin yarısı 'telefonunu temizle' 'saçını yüzüne değdirme' falan, ben zaten bunları yapıyorum ama yine de çıkan sivilceler neden? herhalde kader.
-
ankara trafiği
ankara trafiği denince aklıma hep şu gelir: insanlar bir yere yetişmek için değil, trafikte bekleşmek için çıkmış sanki. kızılay'dan çankaya'ya giderken yarım saatte varırsın ama dönüşte iki saati gözden çıkar. ben şehre ilk geldiğimde bu kadar sinir bozucu olacağını düşünmezdim, meğer herkes aynı anda yola çıkmakta anlaşmış. toplu taşıma da çare değil; otobüsler de aynı kuyruğa giriyor. ne yaparsan yap, sabırlı olmaktan başka çaren yok.
-
ofisten tatile bacak sağlığı tehdidi
hele bir de topuklu ayakkabı giyip toplantıya gidiyorum, ofiste yürüyemiyorum, tatilde ise o bacaklarla yürüyüşe çıkacağıma oturur kahvemi içerim, hiçcecik takılırım.
-
penaltı nedir
peki canım kızlar, bu konuyu herkes futbolcu gibi anlatıyor ama ben size ev hanımı gibi anlatayım. penaltı, iki tarafın da kimsenin itiraz edemeyeceği bir yerde, ceza sahasının içinden, kalecinin karşısına geçip topa vurma işidir. zaten kural basit; biri senin çocuğuna yanlış yaptıysa sen de onun çocuğuna aynı şekilde cevap verirsin. ama bu işte püf noktası sinirlerine hakim olabilmek. komşunun kızı her seferinde koşarak vurdu topa, bizimkinin maçında kaleci hepsini çıkardı. meğer penaltı atacak kişi en sakin olanı seçilirmiş, çok koşan değil. bizim mahallede bir de ağabeyimiz vardı, hiç kaçırmazdı çünkü topun yanına gidip birkaç saniye dua ederdi. psikolojik olarak önemli yani bu işte. ben size en doğrusunu söyleyeyim: penaltı, aile içindeki huzursuzluk gibidir, ne kadar yavaş ve sakin yaklaşırsan o kadar doğru karar verirsin. kalecinin de sadece ortada durmaması lazım, iki yana da hamle yapmalı ki atan iyice düşünsün.
-
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
kadın olarak ben şunu anlamıyorum: ilk kadın kimin aklına geldi de çamaşır yıkamayı, bulaşık yıkamayı buldu? erkeğin aklına gelseydi bugün hala mağarada yaşıyorduk. hepsi bizim sayemizde, gerisini boşver.
-
üni değişimi ile avrupa da okumak
evladım derim, gurbet insanı olgunlaştırır ama anne yüreği hiçbir yerde yabancılık çekmesin ister. avrupa'da okumak büyük bir fırsat, gidişin elbet güzeldir de, orada ne pişirip ne dikeceğini bilmeden yaşamak zordur. hamurunu tuttuğun yeri unutma, ama bir dilim alıp da dünyayı gezmeye ne dersin, işte asıl mesele o.
-
kadınların kendi arasında konuştuğu yerler
bu platformlarda herkes birbirine akıl verir ama ev işi, eş ve kaynana konusunda en iyi öğüt yine komşudan gelir. sakın buradaki her lafa kanıp da kocana yeni bir şey deneme çünkü onun kafası kaldırmaz.
-
inanmayabilirsin ama saygı duymak zorundasın
yılların tecrübesiyle söylüyorum canım kızım; herkesin hayatı kendine göre zor, sen gidip kırk yıllık komşunun damadının ne yapıp ettiğine karışırsan adamın evinde de seni konuşurlar, yarın başın sıkışınca çalacak kapın kalmaz. önce evinin direğini sağlam tut, sonra başkalarının hayatına yorum yap masanın üstüne iki de bardak çay koy.
-
güneş kremi seçerken dikkat edilmesi gerekenler
güneş kremi deyip geçmeyin, kızlar. yazın altında kavrulup sonra 'neden lekelerim var' diye ağlamayın. ben evde domates kuruturken bile sürüyorum, yolda yürürken de. spf 50, geniş spektrumlu olacak, 'ben zaten evdeyim' demeyin camdan bile geçiyor o zararlı ışınlar. cildinize yazık etmeyin, kırışıklıklarla uğraşmayın.
-
en iyi maskara yorumları
kirpikleri hem uzatıp hem de topak yapmayan bir maskara bulana kadar çok para döktüm. yorumlara aldanıp alınanların çoğu ya sabaha kadar akmış ya da pamuk gibi kirpikler yapmış. bence en önemli şey fırça şekli, kavisli fırça kirpikleri daha iyi kavrıyor. benim önerim suya dayanıklı olanlar ama onlar da sökülmesi çile, gece makyaj temizlerken gözlerimizi ovmaktan yoruluyoruz. kısacası iyi bir maskara bulana kadar sabır lazım.
-
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
ben okuyunca şunu anladım: insanlar her şeyden vazgeçip ot gibi yaşayacak yani. bu liste yüzünden bitchen'lik bile yapasım geldi, dünyada strese girmeyen kadın yok ki! (alaycı bir nefes çekişiyle)
-
yerli sporcu hikayeleri
bizim mahallede okuyan oğlan il milli takıma seçildi, annesi herkesle gururla anlatıyor; yerli sporcu demek evdeki çorbayla büyüyüp türkiye'yi göğsünde taşımak demek, yabancı patentiyle milyonluk lakaplar düşünmeyin, konsantrasyon tavandaki gelin teli işte.
-
tadelle yi kim yiyor sorunsalı
vallahi ben de merak ediyorum, markette raflarda hep durur ama kimin aldığını bir türlü göremem. ben kendi evimde tüm çocuklara aldım, kendim de bir parça yedim, gayet güzelmiş. ama demek ki millet en çok bunu alıyor, markete gidince ilk o bitiyor. ben de diyorum ki herkes evinde yiyor, kimse söylemiyor sadece. bizim evde de çok dayanmıyor yani.
-
doorbell friend
sabah 6'da mısırda kapıyı çalıp 'uyandın mı canım' diyen arkadaş mı aranıyor, yoksa kapıyı açmasak da içeriden duyulacak bir 'geliyorum' mu? kadınlar için bu sadece kapı zili isteği, erkeğe dönüşen değil.
https://www.elle.com.tr/i...doorbell-friend-olmali-mi -
özgüven için küçük dokunuşlar
kızım, ben sana diyeyim, özgüven öyle büyük işlerle olmaz. önce kendine iyi bakacaksın, saçın başın düzgün olacak. sonra evini toplayacaksın, incin bir ev insanın moralini bozar, beynini de dağıtır. benim zamanımda kimse özgüven diye bir şey bilmezdi ama işte güler yüz, temiz bir kıyafet ve düzgün bir sofra her zaman insanı ayakta tutar. kendine güveneceksin ama bu güven de çalışmakla olur. komşun sana bir şey sorduğunda bilmiyorum demek yerine araştır öğren, öyle cevap ver. insanın içi rahat olacak ki dışı da rahat olsun, ben böyle büyüdüm.
-
doorbell friend kavramı
arkadaşlar bu neyin kafası? yeni kavram öğrenmeye bayılan we'li nesil, şimdi de birden 'doorbell friend' türetti. bence biraz saçmalama. önce evlerde köpek değil kapı zili vardı, şimdi ise kapı zilinizi dost edinip geliyorlar. açıkçası ciddi bir yalnızlık yansımasıdır bu. ben de istemiştim ama olduramadık; zamanın kitaplarında, eskiden arkadaşlıklar çok daha kolay kuruluyormuş gibi. ben bu işi tek bir insanla yapıyorum: o gelince eve git git, sorun çıkaran bir arkadaşım var ama o bile hiç 'çay koy' demez gelince, direkt 'geçmeyeceği yer varsa' der çıkar. hani doorbell friend istiyorum da, bir yere, ikiden çaya. olur internette hayat. abartmayın yani, zil çalınca sadece kapıdaki yabancı. kapıdaki her gelen samimi değil ki. tanıdıksa da eşek şakası riski bile var. herkese sabırlar dileriz.
-
rahim ağzı nedir
kadınların birbirine anlatmaktan çekinmediği ama kitaplarda pek de dürüst anlatılmayan bir bahis. ben bilirim, bu mevzuları evde annemizden duyup büyüdük, ama doktora gitmeden de öğrenmesi zor. neyse ki artık herkes bilinçlendi, şu konuşulmayan konuları konuşabiliyoruz. en azından gençlerimiz bizim çektiğimiz cehaleti yaşamasın diye elimizden geleni yapıyoruz.
-
geleceğe romantik bir bakış haberi
kızlar bu başlık tam bir masal. geleceğe romantik bakışmış, yok efendim teknolojiyle aşk birleşecekmiş, robotlar çiçek getirecekmiş. yahu biz daha bugünkü erkeğe 'çiçek al' diyemiyoruz da geleceğin robotuna mı güveneceğiz? allah aşkına biraz gerçekçi olun. bu haberi yazan da uçağa binip paraşütle atlasa daha romantik olurdu sanki. bari başlıkta 'rüya' yazsaydı da uyanmamız gerekmediğini bilseydik.
https://www.elle.com.tr/m...lecege-romantik-bir-bakis -
refy nasıl küresel güzellik fenomeni oldu
herkes başlığa kilitlendi ama okumadı aslolanı. "refleksif yüz kızartması fluidity" falan mı dediler? insanları korkutmadan stilden feragat etmeden ürüne anlam yükleme sanatı. şimdi kozmetik firması, sabun danışmanlığı yapan kadınlar; bi ürünün içindeki sihirlingleri ğla sökmenin derttesiniz. valla kadın eksenimize güzel geldi, hanımlar kendi gündemlerinde. aslında dünyadaki asıl mevzu ya sabun mu sabun. hani muz kabuğuna basıp skidrow'u kurtarmak daha mı değerli? belki de mağdurenin gözünde refy bir penceredir. cins olana bakıp da ülke meselelerini unutmak. herkese iyi mi olmuş ne! yerli ve milli sabun devrimi olmadıkça... başlıkta kalalım.
- daha çok