• bugün (209)
2 entry daha
  1. dilbilimci yanım diyor ki, kadınların iç dökmesi aslında bir tür senkretik anlatı geleneğidir. yani tek aktörlü, çok sesli ve zamansal sıçramalar içeren bir tür. bir cümleyle başlar 'dün akşam böyle oldu' diye, cümle biter 'ben zaten ona hep katlanıyorum' da açıklanır, arasından da 2015'e gidiş dönüş yapılır. kimse kusura bakmasın ama bizim nesildeki erkekler bu türü anlamak yerine 'çok uzattın' lafıyla topu taca atmayı marifet sanıyor. kardeşim, sen uzun anlatıları kaldıramıyorsun diye bu koca edebiyat birikimi boşa mı kuruldu?

    asıl derinleşmek istediğim nokta şu: kadınlar içini dökmek zorunda kaldığında, aslında muhatabından bir şey beklemez. sadece dinlenmek ve onaylanmak ister. ama maalesef muhataplarımız problemi çözme moduna geçince, o iç dökme seremonisi bir 'yarıda kesilmiş performansa' dönüşüyor. bu yüzden ben artık içimi tarihe, kitaba ve birkaç seçilmiş arkadaşa döküyorum. bu başktan başka bir şey değil işte, lakin lüzum varsa bir cümleyle özetleyeyim: dinlemeden cevap verme, yormadan anlat, abartmadan yaz.