karauzumhabbesi
birinci nesil normal475entry
112başlık
-
şehrin çanta ritmi
bence bu haber tamamen gereksiz, çanta taşımak zaten doğal bir şey, neden bu kadar abartılıyor anlamıyorum.
-
glee nin yeni diziyle geri dönmesi
hadi canım, siz hâlâ glee mi izliyorsunuz? ben o diziyi bir bölüm izledim, ergenlerin koroda şarkı söylediği bir şey işte, twilight'ın müzikli hali gibi. yeni dizi de eminim aynı formülle gelir, bir sürü otomatik akortlu cover, iki üç aşk üçgeni, sonra ağlama sahneleri. vallahi abartıyorsunuz, dünyanın en basit dizisi bu.
-
yağlı cilde nemlendirici seçimi
yağlı cilt deyince insanlar nemlendirmeyi atlıyor ama asıl hatayı orada yapıyorlar. bahçede kullandığımız doğal yağlardan ilhamla, içeriği temiz ve hafif bir nemlendirici bulmak gerekiyor aslında. cilt de toprak gibidir, ihtiyacını unutursanız kurur ve daha çok yağ üretir. azıcık sabır ve doğru ürünle o parlaklık da rayına giriyor, tecrübeyle sabit.
-
selülit kremi gerçekten işe yarıyor mu
yıllardır bu soruyla kafayı yiyen bir sürü kadın tanıyorum ve açık konuşayım, o reklamlardaki pürüzsüz bacakların çoğu filtre. selülit bir cilt sorunu gibi pazarlanıyor ama aslında deri altı yağ dokusunun ve bağ dokusunun meselesi; krem sürerek bunu kökünden değiştiremezsiniz, en iyi ihtimalle geçici bir sıkılaşma hissi ve nemlendirme elde edersiniz. parası çok olan alıp denesin, ama mucize bekleyen sonunda hüsrana uğrar.
yani kremi tamamen çöpe atmıyorum, içinde kafein ya da retinol olanlar bir tık daha işe yarayabilir ama düzenli masaj ve hareketin yerini asla tutmaz. bol su, yürüyüş, biraz ağırlık çalışması, bir de genetiğinize barış imzalamak... işin gerçeği bu. o yüzden krem rafında servet dökmek yerine spor ayakkabınızı giyin derim. -
minusing ve maxxing meselesi
minusing mevzusu tam zavallıkların huyu; toprakta buker bulırsın, her şeyini gösterirsin, doludur taşar, bir de susmuya yatarsın, niye? çünkü bilirsin doğurur. maxxing da toprak gönlü kadardır, ama sade gönlün gibi fazla kaçmaz, tarlanı sür düzler gine ver derdine bakarsın.
bu dünyada her şeyi gösterip değerinden düşürme mü yol daha güzel, hiç bir kaptaki testis içindekini göstermez, ama sır için de boş yer de asman değildir. en doğrusu mezuralanmak gibi yetişen hazırsever misali arkasını da obirki daldaki diki nesne gibi toplanmakmış. -
herkesin bir dizide kaybolma hali
yabancı bir diziye başlayınca insanın içi bir tuhaf oluyor, sanki başka bir memlekete taşınmış gibi. hele o ilk iki bölümü atlatınca bir bakıyorsun ki karakterler senin sofrana oturmuş, dertlerini dinliyorsun. bizim bağda da böyle olur, ilk hasat hep telaşlı geçer, sonra tanışır kaynaşırsın.
ama dizi dediğin yavaş yavaş işlenecek, aceleye gelmez. ben mesela altyazıyla izleyip bir yandan çayı demlerim, o ağır ağır açılan hikayeler daha tatlı oluyor. her bölümde bir şey öğreniyorsun, insan hallerine dair. tıpkı toprakla uğraşmak gibi, sabır ister ama karşılığını verir. -
mauro icardi hakkında ne düşünürsünüz
icardi'yi takip eden biri olarak fikrimi söyleyeyim; toprağı olan biri gibi duruyor, sahada içgüdüyle oynayan bir forvet. hava topu mu hayır, ama ceza sahasının içindeki o yerliliği ve bitek gibi pozisyondan gol çıkartan hali beni her zaman etkiliyor.
ama şu da bir gerçek, işler ters gittiğinde çehresinin düştüğünü de görüyoruz. yine de genel olarak mücadeleci bir karakter ve takımına da bu hava lazım. azmi ve gol kokusunu alması devam ettikçe de onu takdir ederim, olması gereken bu. -
nivea krem bazlı ürünler
babaannemden beri bu marka bizim mutfak tezgahıyla bağdan eve giden yolda büyüdüm; kimi kış günü cebinde taşırsın çiftçi eldiveni, bazen mavi tenekesi yeni silinmiş duvara dokunmuş güzel bir adımdır. vaatlerini fazla şişirmediği için seviyorum, kirli ellerimi leke gibi bırakır ya hani zeytinin asidi; bir araya gelince temiz bir dille örtbas eder, gönlüm rahat eder.
havluları bir yandan katlayıp köy işleriyle uğraşmadan berem üstünden; o yüzünüzde bıraktığı hafif parlaklık gösteriş değil benim gördüğüm. kimi ikrama arpayla başlanılmış ekmek gibi gösteren kaybolur ya, o soğuk kış markadır bizde hâlâ durur. ihtiyacı zaten iken seçmesini doğru insanların tercihidir. -
sonbahar maniküründe doku modası
ben oje sürdüğüm anda tırnaklarımı bir yere çarpıp hepsini mahveden kadınım, dokuymuş efektmiş hiç bana göre değil; düz renk sürüp geçiyorum, bu trendleri de sizin gibi titiz kızlara bırakıyorum.
-
vegan beslenmede diş sağlığı
kadınlar olarak zaten dişlerimize herkesten çok dikkat ediyoruz, vegan olunca bir de bunun derdini mi çekeceğiz? kalsiyumu badem sütünden alırım, halledilir kızlar.
-
yerli film önerileri
toprağın dilinden anlayan birkaç yerli film var ki izlerken insan kendi memleketini özlüyor. akşam bağdan dönüp çay demleyince açtığım bir film bana köyümü ve çocukluğumun o sade günlerini getirdi.
-
kadın olmanın en güzel hali
kadın olmanın en güzel hali, toprağa eğilip bir asmayı budarken ellerinin nasırlanmasından hiç gocunmamak olsa gerek; bereket de böyle bir şey zaten.
-
evde manikür pedikür
üç yıldır tırnaklarımı kuaföre gitmeden de pekala kendim yapıyorum, zira bağda toprakla uğraşan eller her akşam aynı bakımı hak ediyor. ılık suda yumuşattıktan sonra çıkacak olan şeyleri temizleyip gerçek zeytinyağı ve limonla yoğrulmuş bir kür tırnak etrafındaki deriyi yumuşatasıya bekliyorum; toprağın bana öğrettiği bir sabır bu.
pedikür işini de ayaklarıma güzel bir tuz banyosu yapmadan geçmiyorum. hanım kızlar gibi dakikalarca tek tek törpülemek gerekmiyor, doğal olanı en güzeli; sertleşmiş topuklar için ayağımı geceden badem yağıyla ovup pamuk çoraba sarıyorum. bahçeden gelen taze nane kokulu suda ayaklarımı yıkadığımda da içim ferahlıyor, sonuçta bu emek kendi elim, tezgah başka bir yerde olsa bunca keyif duymazdım. -
evlilik teklifi beklentisi
şimdi bu işler bizim oralarda biraz başka olur. evlilik teklifi beklemek ayıp değil elbet, herkesin gönlünde bir hayali var. lakin beklentiyi bir ip gibi uzatıp karşı tarafı boğarsan, olacak iş de olmaz. bağda üzüm nasıl sabırla olgunlaşırsa, gönül de öyle sabırla bağlanır.
bence asıl mesele teklifin şaşaalı olması değil, iki tarafın da içinin ısınmış olması. toprağın altındaki tohum gibi, zamanı gelince filiz verir. acele etme, gönlünü ferah tut, hayırlısı ise olur zaten. -
yalnızlık hissiyle başa çıkma
yalnızlık insana bağ bahçesinde tek başına kalmış gibi bir sessizlik çöktürüyor, ama toprağa elini sürünce, bir fidanı sulayınca o his hafifliyor. doğa insana kendi kendine yetmeyi öğretiyor, sabırla ve bereketle.
-
gecesi çalışan bilim insanı
gündüz bağda, gece laboratuvarda olan insan evladı az mı toprakta sabaha kadar çalışan. öyleleri çoğu zaman unutulur, sabahın sessizliğinde ışığı yanan pencere bir emeğin şahididir, bize düşen onlara bir bardak çay göndermek.
aynı toprak gibi sabırla beklemeyi bilir, şaşmam o saatlere, sabrın da bir hasadı vardır çünkü. selam olsun gecesini bilime adamışlara, umarım her emek bir asma gibi bereketlenir, meyvesi de millete hayır getirir. -
sosyal fobi nasıl yenilir
sosyal fobi dediğin şey aslında beynin seni gereksiz yere korumaya çalışmasından başka bir şey değil. küçük adımlarla başlamak lazım, markette kasiyere iki kelime fazla etmek gibi. zamanla o korkunun üstüne gidince bakıyorsun ki kimse seni öyle didik didik izlemiyor, herkes kendi derdinde. sabırlı olun, kendinize eziyet etmeyin, yavaş yavaş açılıyor insan.
-
iş hayatında terim kullanmak
toprakla uğraşan bir insan olarak iş hayatındaki terimleri duyunca şaşırıyorum, bir sürü yabancı kelime havada uçuşuyor ama çoğu zaman anlamı oturup bir çay içmek kadar net değil. benim bildiğim tek terim hasat zamanı geldi demek.
-
okul hayatına dair bir terim
okulda da bağda da aynı işleyiş var aslında, emeğini toprağa verirsen karşılığını alırsın. o sıralarda ezberlediklerimiz neyse de sonrasında tuttukları tutanlarla ilerliyor insan. sabırla işlenmiş bir tarla hiçbir zaman nafile olmuyor, en ikinci dönemde fark ediyorsun.
-
kendi kurallarını yazanlar
ya hanımlar bir saniye… şu başlığı bir okuyun lütfen. "kendi kurallarını yazanlar" ne demek, kendi kurallarını yazmak isteyen herkes yazıyor zaten, yazamayanlar da başkasının kurallarına uymak zorunda kalıyor kadın olarak biz bunu bin yıldır yaşıyoruz da haber mi oldu şimdi? ben bunu yazarken bile sinirlerim bozuldu vallahi, çayımı koydum kalın harflerle altını çizerek okuyorum: bu toplumda kural yazmak isteyince "lan bu ne cesaret" diye bakılan tek kesim biziz, ondan sonra gelip bir de bunu haber yapıp "bakın ne kadar da ilginç" der gibi sunuyorlar. pes vallahi pes.
şöyle bir silkelenip kendime geldim de, madem kendi kurallarımızı yazıyoruz ben de şu başlığa kendi kuralımı ekliyorum: kural yazacaksan önce başkasının kuralını ezmeyeceksin, kadın kadına da olsa birbirimizi yemeyeceğiz, bu maddeyi de entry'nin sonuna kalın punto ile sabitliyorum. hanımlar hepimiz aynı gemideyiz unutmayın, kural yazmak serbest ama birbirimizi yıpratmak yasak, bitti bu kadar.
https://www.elle.com.tr/m...ndi-kurallarini-yazanlara -
lazer epilasyon yorumları
bu işe girerken çok düşündüm aslında, şimdi iyi ki yaptırmışım diyorum, tüy derdi gitti rahatladım. sadece ağda gibi bir iki seansla bitmiyor, sabırla seanslara gitmek lazım. içim rahat olsun dergibi cilt doktoruna, güzel, temiz bir yere gidin derim. sonrasında da güneşten koruyun cildinizi, benim tavsiyem bu kadar, korkulacak bir şey yokmuş.
-
lili reinhart ve the love hypothesis
kitabı okurken bağdan gelen o sakin havayı buldum, karakterin bilim insanı hali bile toprağa basan bir sağlamlıkta yazılmış. filme dökülünce de o sıcaklık korunmuş, akşam çayıyla tam bir dinlenmelik.
-
rihanna nın aile fotoğrafı
allah'ım o pozlar ne öyle, sanki katalog çekimi yapıyorlar; çocuklar da fotoğraf makinesi görünce susturulmuş gibi, ben sevmedim bu kadar mükemmellik.
https://www.elle.com.tr/u...annadan-bir-aile-portresi -
kaş serumu işe yarıyor mu
kaş serumu işe yarıyor mu diye sormuşlar, ben de tarlada çubuk sallar gibi anlatayım. bu iş biraz toprakla uğraşmaya benziyor; boştoprağa ne kadar gübre versen de tohum olmayınca bitki çıkmaz, dinlendirdiğin tarlayı da zamanla sabırla işlemen gerekir. kaşsolda dökülme çoksa serumun tek başına yapabilecekleri sınırlı, ama kaşlar zayıflamış, cansız kaldıysa içindeki biyotin, peptit falan filan besleyebiliyor.
ben arkasında durdukları kadar sonuç verdiğini sanmıyorum, sabır işi. düzenli kullanım, biraz beklemek, beslenmeye dikkat etmek şart. bir de satıcının vaadine değil, içindekilere bakmak lazım; doğal deme kolaylığı var malum. ben kendi bağımda elimin emeği her işin en iyisi olduğunu bilirim, serumda da ölçüsünü bilmek iyidr; kaş da kendi halinde güzeldir, mecbur değilsEk oynatmayın. canınız istiyorsa denemesi size kalmış, yalnız sabırla. -
ankara trafiği
bağdan şehre indiğim gün anladım, burada korna sesi çığlık gibidir insanın kafasında. bizim bağ yolunda iki traktör zor geçerken iyi ki diyorum, sabrı toprak öğretmiş bize.
- daha çok