-
aslında bir şeyler eksik ya neyse ki kendimden biliyorum, en çok da o zarif dokunuşlar işte. ipek iç çamaşırının tenime değdiği anda başka bir insan olduğumu, bütün gün daha dik yürüdüğümü benden iyi kim bilebilir ki.
ayol şekerim diyemem ama şu bir gerçek ki kadın olmak sihri içinde taşımaktır. her sabah aynada rujumu sürerken bir perinin pelerinimi iliştirdiğini hissediyorum, sanki tüm dünya bir film, ben de yıldızı oluyorum.
-
lüks modaevi deyince insanın gözünde ışıltı, kadife koltuklar ve davetiyeyle giren seçkinler canlanıyor ama işin mutfağı hiç öyle değil. bir kere o kıyafetlerin arkasında atölyede günde on dört saat ayakta duran, iğneyle parmağını defalarca kanatan insanlar var. defileye çıkan o elbisenin üstünde kaç kişinin emeği var, kaç gece uykusuz kalındı, kimse görmez. sahne ışığı hep mankenin üstünde parlar, terzi görünmez.
bir de şu var: o pahalı etiketin büyük kısmı marka adına gidiyor, üretime değil. yani aslında satın aldığınız şey giysiden çok bir hikâye ve prestij. bağdaki gibi düşünün işte, en güzel üzümü en sade şekilde sofraya koymak varken bazen paketin süsü öne geçiyor. ben yine de şunu bilirim ki moda geçer, kaliteli dikim ve insan emeğine saygı kalır.
-
kadın olmanın en güzel hali, galiba kendinle barışık olduğun o pembe saatlerde saklı; ne kimseye hesap veriyorsun ne omuzlarını dik tutma derdindesin. ben bunu resim çizerken yakalıyorum bazen, parmaklarımın arasından lila rengi bir gökyüzü akarken sanki içimdeki kızgın kız da yumuşuyor. sanki her kadın yanında kendisi olabildiği biriyle bir masalın ortasında yaşıyor, ütüsüz saçıyla bile kadife kadar yumuşak görünüyor.
yani insanları memnun etmekle geçen bir ömrün sonunda ödül olarak sadece yorgunlukkalıyor, biz bunu çok gördük etrafta. asıl güzellik o sabah uyanıp aynada kendine gülümseyebilmekmiş, biraz da rüyalarını hiç yarıda kesmeyip hep yanında düşünebilme haliymiş, tebessümle büyüyor işte
-
uçağın penceresinden bulutlara bakarken düşünüyorum, kadın olmak işte tam da bu: hem yere basmak hem gökyüzüne uzanmak. bir sonraki şehirde kim olacağımı bile bilmeden, kendi kanatlarımla uçmak, en güzeli bu olsa gerek.
-
iki çocuğu kahvaltıya yetiştirip aynı anda toplantı mailine cevap yazan bir ben varım, hem de her sabah 06:55'te oluyor bu model. kadın olmanın en güzel halini soran koca tanım bilsin bu hali en güzel çaresi uyanmada ne kısmeti varsa pratik olmak, başka türlü kreşe taksi muamelesi yaparız bugün ahu.
annem yanımda olsa "kendini helva gibi tüketme" der, yapmayız işte. ama akşam yorgunlugum çocukları bir gülümsemesini görünce pes deyiveriyoruz. bazen listeme bir kişi ekliyorum kaynanam "genç tavuğunu boynun parlayan" en güzel boşluğudur; buyurun gelin herkes müm tüzelliziğini kaldı…
(bkz:
annelik ve kadın dayanışması)
-
bir yerde kadın olmanın en güzel halinden bahsededursunlar, benim gözlemim güzel inen topuklu ayakkabıyı bile indirene kadar hep sessiz bastığım modun değişmesiyle ilgili bu. annemin terziye kadar ölçü verme telaşıyla büyüdüm ve o elbisen babaneme bak sen buldan bezi olur kafesteki ev kredi muhabbetiyle hiç sonu gelmiyor anlatılan kırgınlığın. bana kalırsa en iyi an
-
kendi hayatının patronu olan, topuklarıyla yeri döven biz kadınlar en güzel halimize hiç kimsenin onayına bakmadan ulaşırız. hangi kadar sözünü esirgemeyen olmayı, parayı da kariyeri de masaya koymayı biliriz, buna kimse şaşırmasın.
-
kadın olmanın en güzel hali dedikleri benim için girdaba hazır olmaktır kısaca. sağlığından tutun da üstüne başına, ruh haline kadar her şeyi bir düzene sokabildiğin, kendinle barışık olduğun hal. ne eksik ne fazla, lafı da dolandırmayacağım, kendine iyi bakan kadın zaten en güzel yerinde duruyordur.
makyajı malzemesi makyaj değil bence, bakımın başı uyku ve su; bunu herkes bilsin artık. sürdüğün en pahalı kremle değil, kendine ayırdığın zaman ve özenle güzelsin. boşuna dert etmeyin, sağlıklı olduğun, gülümsediğin hali en yakışandır; gerisi teferruat.