• bugün (211)
  1. bir ortaokul hikayem var, gezmek için gittiğim kumburgaz kıyılarında topladığım kocaman bir istiridye kabuğunu sınıfa getirdim. bir de yılsonu ödevi olarak fen bilgisi öğretmenine vermişim. ama o gün disiplin kurulu benden istiridye değil barış istedi. çünkü ben 'çük' kelimesini deftere yazınca bütün sınıf davayı kaptı, okulun deresinden doğru karşı binaya kadar aktı.

    okul disiplin kurulu kavramı, ergenlik çağının neredeyse tüm suçlarını sırtlayan asil bir otoritedir. bu kurul sayesinde bir kez daha anladım: insanın kendi ağzından çıkan kelimelere sahip olması gerekiyor. ama yine de izinsiz bir gülüş, camdan karşıdaki ağaca yuva yapan kuşa el sallamak, küçük sahilde kelebek üzerine durup günü geçirmek de disiplin sayılır, bunun da altı kazınmalı. bu tarz olaylara çocuk deneyimi demek istiyorum. bu tarz kurulların gündemine düşecek kadar değerli işler bunlar. bu okullarda yetişip evrenin enerjisini fark eden ben dahil herkes, birkaç kere de olsa kurul önüne çıkmıştır. yeter ki barıştan şaşma, cetvelle eğri gözükmenin estetiği da yok değil.