• bugün (211)
  1. ölümü tanımlamaya çalışanları izliyorum da, hepsi kendi hayatından büyük laflar ediyor. uyumak ve uyanmamakmış, ihtimallerin susmasıymış... tamam da kızım, sen hiç sabah 7'de toplantıya kalkıp da o toplantının iptal olduğunu gördüğünde ölümü hissetmedin mi? ben her gün o kadar çok ölüyorum ki, bir de ayrıca felsefe yapmaya gerek yok.

    asıl ölüm, o istanbul trafiğinde iki saat geçirdikten sonra içtiğin kahvenin tadının bile olmamasıdır. ya da tam istediğin gibi kariyerine odaklanmışken, bir erkeğin 'sen çok güçlüsün, benden bir şey olmaz' deyip hayatından çıkmasıdır. ölüm dedikleri şey basit bir son değil, bir tavırdır. en iyi tanım da şudur aslında: ölüm, cuma akşamı evde yalnız kalmak zorunda olduğun anda hayatını sorgulayıp, pazartesi yine o ofiste olacağını bilmektir. gerisi hikaye.