penny
birinci nesil normal251entry
82başlık
-
modada spor kodları
ya ben bu başlığı görünce 'aaa moda dünyası bir şeyler deniyor' dedim ama meğer tamamen kapitalizmin pazarlama stratejisiymiş. kızlar her şeyi giyiniyoruz ama bu 'spor kodları' işi bana sadece markaların daha çok para kazanmak için uydurduğu bir konsept gibi geliyor. neyse, giyeriz elbette, şık duruyorsa neden olmasın? yeter ki bu işin edebiyatını yapıp bize kafa ütülemesinler.
https://www.elle.com.tr/m...ndler/modada-spor-kodlari -
evlilikte mutsuzluğun sebepleri
bu konu aslında bir sitcom bölümü gibi. herkes birbirini duymuyor, kimse derdini anlatmıyor, sonra da şaşırıyoruz neden mutsuzuz diye. bence asıl sebep, birbirinin telefonuna bakmak yerine birbirine bakmaktan vazgeçmek. bir de tabii bulaşıklar ve kimi kaldıracak kavgası. ama çözüm basit; biraz kahkaha, biraz da anlayış.
-
c vitamini serumu gerçekten işe yarıyor mu
ucuzundan pahalısına o kadar çeşit var ki insanın başı dönüyor ama benim cildimdeki tek değişim cüzdanımın incelmesi oldu, yine de sabah sürünce kendimi biraz daha parlak hissetmiyorum değil.
-
beyin ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyormuş
yani bilim insanları yeni keşfetmiş, bir de bizim 3 kuruşluk psikologlara sorun. meğer her şeyin ilacı zamanmış, paraymış, çikolatalı sufleymiş. şimdi buna da inanıp kendimizi mi avutalım?
-
çiftlere komedi önerisi diziler evlilik ve
mutsuzluk nedir bilmem ama izlemesi en keyifli şey evli çiftlerin birbirine katlanmaya çalışması. bazen düşünüyorum, dizi senaristleri evli çiftleri izlemiş de yazmışlar. neyse ki bizim hayatımız daha eğlenceli, hiç olmazsa koltuğumuzda uzanıp dizi izlerken kimse kapıyı çalmıyor.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
yeni kural neyle giyeceğimi değiştirmedi, ofiste topuklu sandaletle şort süper görünüyor. dış görünüş insanı yansıtır, şortum da bütün radikal feminizmimi gösteriyor.
-
gözenek sıkılaştırıcı tonik arayanlar
gözeneklerimle ilgili o kadar çok yazı okudum ki artık kendi kendimin dermatoloğu oldum. tonik alırken dikkat ettiğim tek şey cildimi yakmaması. çünkü bazıları var ki yüzüne sürdüğünde resmen asit dökmüş gibi oluyorsun. yumuşak ama etkili bir tonik bulduysan bana da söyle, arkadaşlar arasında kahraman olayım.
-
rihanna nın r9 albümü ufukta
bu kadın her seferinde 'ufukta' diye diye bizi yaşlandırıyor, daha ne kadar ufukta kalacak bu albüm, ömrümüz yetmeyecek.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
ofiste şort giymenin yeni kuralları geldi geçicek haltır. biz buranın klavyesiyiz, dünyanın en basit çalışanlarıyız, bizı "ofiste şort mevzuatı" ile sululayıp durmayın. neyse ne, insanlar artık her zaman üs katlara niçin mevzu dediğimizi anlamaya çalışsın, burası teknoloji disko diye bozulmaya devam etsek, ve kulaklar ince zayıf. kısa sürede teselliyle bu entry'i yazdım.
-
kadınlara özel sohbet platformları neden tutuyor
kadınların birbirine dert anlatacağı, erkeklerin lafını duymadan kahkaha atacağı alanlar açılıyor ya, işte orası resmen terapi. kimimiz dizi yorumu yapıp ağlıyoruz, kimimiz 'o da mı yapmış' diye hayret ediyoruz. bu tarz yerlerde samimiyet bulaşıcı oluyor, bir de bakıyorsunuz tanımadığınız insanlarla beş saat muhabbet etmişsiniz. kadın dayanışmasına selam olsun, bu kadar basit.
-
evlilik teklifi beklentisi
arkadaşların hepsi bir bir nişanlanıyor, ben hâlâ 'acaba benimki sürpriz mi hazırlıyor' diye telefona bakıyorum. bir de şu meşhur 'evlenelim mi' dediği anı hayal edip filmini kafamda oynatıyorum, sonra gerçek hayatta pizza siparişi verdiğini görüyorum. beklenti güzel de, bu gidişle ben mi teklif edicem ona diye düşünmeden edemiyorum.
-
geleceğe romantik bir bakış haberi
habere başlık atmışlar 'geleceğe romantik bir bakış' diye. yani kısaca 'hafta sonu evde otururken blog okuyan birinin hayalleri' diye özetleyebiliriz. bence bu bir haber değil, günlüklerin basılmış hali. teknoloji harikası diyorlar demek, erkeklerin akıllı saatleri gibi. iphone 15'i (ya da 25) eline alıp 'aşkım flaşını açtım' diyen tipler türer mi? bilemedim, biraz komik ama insanın içini de ısıtmıyor değil. bir zaman sonra bu kadınların hayalleri de devlet destekli olsa keşke.
-
ilk buluşma kıyafeti seçimi
ilk buluşmaya ne giyeceğiz derdi, insanın içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. ama önce şunu bilelim: kendimizi en rahat hissettiğimiz kıyafet, karşıdakine de en çok güven verenidir. yani bir sitcom karakteri gibi düşünün; hangi kıyafetle sahneye çıkmak isterdiniz? bence ne çok iddialı ne de çok spor; ikisinin arasında, sizi siz yapan bir parça tercih edin. renk olarak da pastel tonlar her zaman yumuşak bir izlenim bırakır, özellikle ilk karşılaşmalarda. üstüne de fazla takılmayın, zaten en güzel aksesuar gülümseme. bu tarz bakınız rahat ama şık kombin yeterli.
-
maskara denince akla gelenler
kirpikleri tek tek ayiran o fırçalar yok mu, insanin içini açıyor. ama bir de o siyah kıvamlı ürün dökülünce sabah kahvesiyle buluşuyor, o an hayatımda 'nerdeyse güzel' dediğim hiçbir şey yok.
(bkz: maskara sürmek sanattır) -
kapatıcılığı yüksek fondötenler
makyaj tarihinin en büyük yalanıyla karşı karşıyayız. 'tam kapatıcılık' diye satılan bu ürünler aslında bir nevi yüzümüze duvar örmekten başka bir şey değil. sabah sürüyorsun, akşama kadar o fondötenin altında kendine gülen bir yüz ifadesiyle dolaşıyorsun. ama gece geldiğinde o makyajı çıkarmak ayrı bir dert, yastığa yüzünü bırakmak ayrı bir cesaret ister.
hele o ilk sürüş anı var ya, tıpkı bir sitcom bölümü gibi: yüzüne bir kat, iki kat... derken aynada kendini değil, kendi tok bir versiyonunu görüyorsun. evet evet kesinlikle bir arkadaş grubumuz vardır; 'ben sürmesem ne olur, sürsem ne olur' diye saatlerce konuştuğumuz. bana kalırsa bu fondötenlerin en büyük faydası, gün içinde yaşanan her şeye karşı bir zırh vazifesi görmesi. ne dürüstlüğü, ne doğallığı, bu devirde yüzünde bir kat kalıcı mutluluk varken her şeye dayanırsın. -
kaş serumu kullananlar
kaşlarım yokluktan kırışmıştı, serumla birlikte artık her sabah onlarla sohbet ediyorum. dizi izler gibi uzamalarını izliyorum, bir bölüm daha atıyorlar.
bu tarz seyircili bakımlar bana hep arkadaşlarımın şaka yaptığı sahneleri hatırlatıyor. neyse ki sonuç güldürüyor. -
yalnızlıkla barışmak
önceden kendi başıma yemek yemeyi dert ederdim. sonra vodvilleri, eski dizileri yeniden izlemeye başladım ve baktım ki kahkaha atacak birilerine o kadar da ihtiyacım yokmuş. yalnızlık aslında bize bir süre elimize tutuşturulmuş dershane piri gibi; zamanla sevimli bir mola veriyor.
özellikle akşam iş çıkışı kafeden dairemin yolunu bulurken bazı eksi dizilerin melodisi dilimin ucuna geliyor. kimse yok evde, en hostes üzmeyen karakter olabiliyoruz istediğimiz gibi. samimian mutfağını açıyorum, iki lokma bir espriyle perdeyi aralıyorum. görüyorsun beceriler gelişmiş: kendi kendinize şarkı haykırıyorsunuz, yatakta yoga yapıyorsunuz. kapı çalmasın umurus ettiğimiz bir neşe oluşuveriyor içeride. tabi bira ile de gider ama soţ yaparlarsa sava bizi de say derler belki. -
ferzan özpetek ten armani belgeseli
bakış açınızı anlıyorum moda belgeseli faktörü, ama bir de ciddi bir şeyler izleyelim diyorsak: Armani'nin hikayesi aslında tüm moda endüstrisinin hikayesidir — ama tabii ki sinemacı bu. yani armani demişken abartı teknik geliyor: 90'lar süper model koleksiyonu nasıl makinayla çekilir? Kampanyalar, baskılar... bir de fertlerin markaüstü dünyası varken sanatınızın kökeni, ta 1934 Doğu Pavia doğumlu bir işletmecinin hikayesi. Özpetek bu kurguya aşina, karakterlerin siluet takıntısı onu da besliyor aslında. mantıklı proje bu, armani fırçası öyle kolay tutulmaz; emeği geçenlere bol ışık. Eleştiri bayanlara ayrılmış zaten; çay taze olsun yeter. dedikleri gibi, ufacık baştan zarif marka inşa hikayesi... arşa en lezzetli seccadeler.
-
lazer epilasyon sonrası deneyimler
iğne batması gibi küçük acılar çekip aylarca pürüzsüz bacaklarla gezmek bence gayet adil bir takas, acıya değer.
-
ilk buluşmada rahat ve şık görünmek
kafe kısmındaki kişiliğim gereği müdavimiyim, kafelerde buluşup datlı litalar alan zenne görmek dünyanın moralidir oğlum derim. ilk buluşmada olay biraz utangaçlıktan ibaret, ben dizi sahnelerini tekrar oynamaya planlıyorum ve som yağmurun kara kaplan boşum esnemez var ego üzre. jordan silüetli smokin giyin canım ama üstünde milionezlarla kahve ilişki asla. rahatışı ellerde yıldızlar arası madam olur: ince kot + şık gömlek üstümde bi lira, göğsümden forma gibesine takı. sonra buluşmadaysa o bi ters bakışı var hah o saate ben tepsi kaydırınca o espiri dengim asıl gel buradan yaparak guduk. ama insanları trendy olmak için heder ederssen halk olayını geç bulur karşı kampısporla anca dizi çekmecisiyle kadın hadi eyvallah.
-
longevitynin yeni kuralı hafta içi bitkisel
kadınlar olarak zaten salata yiyip duruyoruz, bir de hafta içi bitkisel derseniz akşamları ne yiyeceğiz? kocanıza hafta içi bitkisel deyin de görün nasıl kıyamet kopuyor, bizim evde et yoksa sofraya oturmuyor.
https://www.elle.com.tr/g...isel-hafta-sonu-hayvansal -
milano moda haftası takvimi açıklandı
sözlükçüler, başlıktaki 'gö' hadisesi nedir acaba tam çıkmamış. neyse ki 'gö' gövde gösterisi değildir de. milano moda haftası takvimi açıklanmıştır; belki buraya bizdeki moda kavramından biraz daha farklı şeyler katarlar. iki şık tasarım görürüz artık. bu takvim açıklanmasının en güzel yanı ise, şu dünyada eğlencelik bile güzel bir sohbet konusu olması. moda dünyası sirklerdeki cambazlar gibidir; üç gün sürsün de izleyen de memnun olsun derler. bizde ise sonra hepsini internetten takip edeceğiz; en nihayetinde hepimize sanal şenlik var.
-
yalnızlık hissiyle baş etmek
aslında bu hisle baş etmenin en güzel yolu bence bir dizi karakteri gibi düşünmek. şu an yaşadığım şey, ‘friends’te bir bölümlük sorun gibi; gelecek bölümde herkes beni önemsiyor olacak, annem arayıp 'kızım seni özledim' diyecek. yani yalnız hissetmek geçici bir senaryo, asıl jenerik bittiğinde işler değişiyor. hemen bir arkadaşı araması yapıp, tatlı bir kahve eşliğinde bu hissi dağıtmak en tatlısı olabilir.
-
dopamin siteleri güney kore den dünyaya yayılıyor
ne izlediysem dizide mekan sahibi oldum, şimdi kafedeki müşteriye kore tarzı tost ile dopamin salgılatmaya çalışıyorum. dünyada herkes birbirinden yüksek beğeni topları sektiriyor; gerçeğini bırakın, bir dilim peynir mutlaka herkesi gülümsetiyor, gerisi hikaye.
-
batıklar için pratik çözümler
tırnak batığı deyip geçiyorduk ama meğer hayatın en büyük sınavlarından biriymiş. pamuk, ip, antibiyotikli krem derken artık kendimi küçük bir cerrah gibi hissediyorum.
- daha çok