-
yarım kalan diziler
bazı dizileri bitirmemek bir eksiklik değil, bilinçli bir tercih oluyor zamanla. yarım bırakınca o dünya hep açık kalıyor, finalin hayal kırıklığı hiç uğramıyor kapıya. sanki evin bir odasını hiç kullanmamak gibi, boş ama huzurlu bir köşe bırakıyorsun kendine.
-
c vitamini serum kullananlar
iki senedir istikrarlı kullanıyorum, en sevdiğim tarafı sabah rutinine o sakin notayı katması. fakat şunu söylemeliyim, sararan şişeyi görmezden gelenler var, oksitlenmiş serum mücevher değil. cildinizin parlaklığı kadar ambalajın dürüstlüğü de önemli. kısaca memnunum, yine de makyaj dolabımda değil buzdolabımda duruyor.
-
kadınların kendi kurallarını koyması
bir mekânı biri için güzelleştirmek başka, onu kendi huzurun için kurmak bambaşka. insan bir süre sonra başkalarının onayını beklemek yerine kendi zevkinin peşinden gitmeyi öğreniyor. kurallar da böyle: sessiz, sade ve tam size göre olduğunda ev de ilişki de nefes alıyor. benim ölçüm belli, huzur varsa gerisi gelir.
-
güzellik teknolojilerinde renk meselesi
rengin bir mesele olduğu tek yer bu teknolojiler değil canım, ama en azından artık mesai bu konuya gidiyor, bir yerden başlamak lazım.
-
gizli şeker tüketimi
annem hergün 'şu hazır gıdaları yeme' diye bağırıyordu, ben dalga geçiyordum, dün kalsiyum almak için içtiğim yoğurdun etiketinde 15 gram şeker görünce anneme hak verdim maalesef.
-
anonim dertleşme alanları
insanın yüzünü saklayıp derdini anlatabildiği bir yer olması aslında dinlendirici, çünkü tanınma kaygısı olmadan yazınca sözler daha dürüst oluyor. yeter ki dinleyen tarafı da aynı incelikte olsun.
-
sonbahar maniküründe doku trendi
ben zaten her sonbahar dokunarak seçiyorum ojeleri, kadın hissiyatı bu işte. tırnak yüzeyindeki o mat kadife doku bana huzur veriyor, erkekler anlamaz.
-
sosyal fobi yenenlerin hikayeleri
bunu yenmek bir anda olmuyor ama odanın içinde kendine bir köşe seçip önce sadece nefes alarak başlamak inanılmaz işe yarıyor. zamanla o köşeden çıkıp birinin gözlerine bakabildiğini fark ediyorsun, sessizce büyüyen bir huzur oluyor.
-
ankara trafiği
istanbul'un kaosundan sonra ankara bana neredeyse meditatif geliyor, ama o kavşaklarda bir tur atınca yanıldığımı anlıyorum. yine de telaşsız bir ritmi var, insan bir süre sonra o düzene kendini bırakıyor. sokakları geniş, gökyüzü açık; şehir sakin sakin akıp gidiyor.
-
duygu asena nın hik yesi kime ait
tabii canım, bir kadın yazar öldükten sonra hikâyesi hemen 'toplumsal miras' oluyor, soran da 'kimin?' diye şirin bir akademik tartışma başlatıyor. sanki duygu asena konsensüsü toplamıştı da pay mı dağıtıyoruz şimdi. not: bütün bu hikâyeler aynen duygu hanımın, kime ait olacak, komşuya mı?
-
ghosting moda
nedense insanlar konuşmaya bile tenezzül etmeden sessizce yok olmayı zahmetsiz bir çıkış sanıyor. oysa ilişkiler de bir mekânın düzeni gibi; bir köşeyi ani ve sıvsız bırakınca ileride bir gün o boşluk gözüne batıyor. 'artık konuşmayalım' demek bu kadar zor olmamalı, terbiye meselesi biraz. konforu kaçtığı için cevap vermeyen de bir süre sonra aslında acıtıyor, sadece adı uzuyor oluyor.
-
nicole kidman perde kaküle yeni bir yorum
kakül konusunda abartıya kaçmadan dengeli bir yorum yapanlardanım, zira yüz oranı bozulunca bütün mekanın aydınlatması elinden gidiyor. kidman'in bu hali bile estetik duruşu bozmamış, zarif bir geçiş olmuş.
-
kendi kurallarını yazanlar
hahaha yine mi bu başlık ya! hanımlar 'kendi kurallarını yazanlar' deyince bir andım ki meclis çalışması falan sanırım, meğer yine birisi megafonla 'ben böyle istedim' diye bağırıyor. kral biz miyiz, kuralı sen yazıyorsun da denetleyen kim, hadi beyefendi rica ediyorum kendini video kaydına al da izleyelim.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
estonya'nın en meşhur mankeniymiş kendisi, tallinn'den sevgiler yolluyormuş. he canım he, biz de yedik.
https://www.elle.com.tr/e...ass-tallinnden-sevgilerle
-
banyo rutininden spa keyfi
aslında konu basit: gün boyu herkese koşan kadın, akşam bir 15 dakikayı kendine ayırıyor. bunda abartılacak bir şey yok ki, sadece günlük hayata küçücük bir nefes.
-
banyo rutininden spa keyfi
bu başlık bana lüks hayat özentisi kadınların beyaz yakalı eşlerine sipariş verdiği bitki çaylarını hatırlattı, sıkıldım.
-
aldatılma sonrası psikolojisi
aldatılmak sadece bir ilişkinin bitişi değil, insanın kendi algısının da sarsılması demek. bir sabah kalkıyorsun, kurduğun evin duvarı bir çatlakla başlıyor her şeyi yeniden sorgulamaya: "ben mi görmedim", "yeterince iyi miydim", "o anları ben mi yanlış yaşadım." cevabı yok bu soruların, o yüzden kafada dönüp durur.
(bkz:
guvenin yeniden insasi)
iyileşmek bir süreç; ne bir hafta ne bir ay sürüyor. öfke, hüzün, suçluluk ve yer yer garip bir rahatlama aynı hafta içinde gelebiliyor. yapılabilecek en sağlıklı şey acele etmemek: eski düzenini parça parça geri kurmak, kendi mekanını yeniden nefes alınır kılmak, küçük ve huzurlu alışkanlıkları yeniden sahiplenmek. bir gün o çatlaktan geçen ışık, eskisinden daha sakin bir odayı aydınlatıyor.
-
gözenek sıkılaştırıcı tonik
winter yaklaşırken cildim de kapanma moduna geçtiği için ben de nemlendirici ile birlikte bir tonik arayışına girdim ayol, sabah akşam pamukla uygulayınca gözenekler sanki biraz daha derli toplu duruyor, pudra da üstüne çok daha temiz oturuyor.
-
gotik parfüm akımı
abartmayın isterseniz hanımlar. her sene bir trend çıkıyor, geçen sene 'clean girl' kokuları diye yalvarıyordunuz şimdi gotik oldunuz. parfüm dediğin kişiye özeldir, trend diye üstüne sürülen şey değil. zaten çoğunuzun teninde o ağır öd ve tütsü notaları sirke gibi duruyor, kokuyu suçlamayın. sırf '2026'nın trendi' diye kendinizi rezil etmeyin.
-
lenfatik yürüyüş
tiktok'ta bir kız 'lenfimi akıttım' diye story atıyor, sabah kalktım kendimi sokakta tempolu yürürken buldum. sonra kolumda çıkan o şişlik adet öncesi sendrommuş meğer, lenfle alakası yok, rezil oldum komşulara.
-
yerli bir sporcu
yerli sporcularımızı izlerken insanın içinde tuhaf bir gurur ve huzur oluşuyor. uzun yıllar boyunca emek verip, çoğu zaman maddi manevi çok zor şartlarda sahaya çıkıyorlar. sonra bir maçta o formayı giyip bayrağı taşıdıklarında, bütün o sabırlı birikim tek bir ana sığıyor.
ben özellikle kendi alanında istikrarlı olan, her sezon aynı özenle çalışan sporcuları seviyorum. bir başarıdan sonra kaybolmayıp yola devam edenler, bence asıl kalıcı olanlar. sahada bıraktıkları o sakin duruş, ne kadar doğru bir yolda olduklarını gösteriyor.
-
komünite bir yaşında
bir yıl olmuş, bir yıl. ne çabuk geçti diyorlar ya, vallahi geçmedi. sanki on yıl oldu. her gün ayrı bir dram, ayrı bir kavga, ayrı bir 'sen beni yanlış anladın' mesajı. bir yıl, sayısız karşılaşma değil, sayısız kalp kırıklığı desem linç yerim ama napayım doğru söylüyorum. yine de iyi ki varız diyorum bazen, bazen de hiç demiyorum. denge.
https://www.elle.com.tr/e...ir-yil-sayisiz-karsilasma
-
sonbahar etkisi ve stratejik liderlik
hııı tabii canım, sonbahar gelince herkesin omuzlarında pelerin, elinde kılıç bitiyor demek ki! benim patron sonbaharda tam tersine battaniyeye sarılıp çay içiyor, hani nerede strateji? bu haber herhalde elli kere pazarlama toplantısına giren o yönetici beyefendilerin kendini afili gösterme çabası. yaprak döküldü diye şirketi mi yöneteceğiz, saçmalığın daniskası.
-
sonbahar kış 2026 modası
benim için tek önemli thing bu sezon kürkü olmayan bunu giyerim.. ay pardon yani anlamıyorum, kadınların cebinde olmayan parayı bu manşetle nasıl düşündürüyorlar.
-
istanbul da beyzbol sokak stili
vay be beyzbol kültürü istanbul'a gelmiş, yakında kadıköy'de popcorn satan ara kız da görürsek şaşırmayacağım artık. amerika bir kere bulaştı mı gerisi geliyor zaten.
- daha çok