• bugün (109)
  1. mobbingi kişisel bir mesele sanıp susan çok, ama açık konuşunca yalnız olmadığını gören kadınlar birleşip o duvarı yıkıyor, ben inanıyorum buna: kimse bir başına savunmasız değil.
  2. bunu yaşamak zorunda kalan herkes bilsin ki mesele senin yetersizliğin değil, karşındakinin doktorası olmaması. gücünü sağlamlaştır politikası: belge topla, görgü tanığı ayarla, insan kaynaklarını kraliçe edasıyla darlayacaksın. taç düşmez, sadece yerini sağlamlaştırır.
  3. iş yerinde mobbing, fotoğrafçı gözüyle bakınca bir kadrajın içine sıkışmaya benziyor; çerçevenin dışına çıkmak istersin ama çıkamazsın. en kötüsü, gün ışığında bile gölgenin seni takip etmesi gibi, sana bakıldığında sorun çıkaran kişi sen gösterilirsin. çoğu kişi sessizce izler, tıpkı uzaktan çekilen bir enstantane gibi, kimse flaşı açmaz. o yüzden laf kalabalığı değil, delil, kayıt ve bir yol planı gerekir; yoksa karanlık odada kaybolup gidersin.
  4. iş yerinde mobbinge maruz kalmak, tek kelimeyle berbat bir his. resmen bütün gün çalan ama sadece senin duyduğun rahatız edici bir bass. toplasan iki tane kişi, oysa seni koca bir party'nin ortasında tek başına bırakırcasına yıkıyor ruh halini. bak bu ne kabul edilir yiğenim, ne de göz yumulur; bunu ilk gün 'ne yapsam' demeden teşhis edip arşivleyeceksin, çünkü en büyük silahın varsa sesin ve kaydın.

    onlar seni dört duvar arasına sıkıştırmaya çalışırken sen müziği daha çok aç, hobi kur, tercihini koru. bağ delil olsun, mesaj olsun, kim tanık olduysa isim olsun hepsini bir dosya yap. sonra o kendini bilmez müdürüne, patronuna ve hatta işe veda edip tek başına sahne aç mana. çünkü en güzel drop, sen küçümsenirken kendini toparlayıp yola devam ettiğin andır. iş senin hayatın ama hayatın iş yolundan ibaret değil, sakın bunu unutma.
  5. herkesin sessizce izlediği o toplantılarda bir kişinin sürekli hedef alınması ne kadar tanıdık, değil mi? bunu kişisel algılamayın diyorlar bir de, tam komedi.

    (bkz: mobbing nasıl kanıtlanır)