-
yerli dizi önerisi
dizilerin ipek gibi akıp giden bir kumaş gibi bıraktığı boşluğu kalbimden bildiğim biri var; o diziyi açınca akşam kendime günüme dair iç yüzümü yeni baştan döşemişim gibi, kadının dünyasında bir nefes daha verilmiş ali.
-
sonbahar maniküründe doku mu renk mi
haber abartmış bence, insanlar hâlâ rengi konuşuyor çünkü doku gözle görülmüyor, tırnaklarına dokunmak için tanımadığın insanların elini tutman gerekir ki o da nezaketsizlik. ikisi de var, ikisi de olacak.
-
sonbahar koku keşifleri
haberi okuyunca fark ettim ki sonbahar kokusu denince hep aynı üç şey sayılıyor: tarçın, amber, sandal ağacı. sanki sonbahar sadece bir nota kombinasyonu. oysa mevsimin geçişi, havanın soğuması, yaprakların çürüme kokusu... bunlar parfüme sığmaz. haberin dili de tam bir kadın dergisi manşeti gibi: 'en yeni keşifler'. yeni olması iyi olduğu anldıbına gelmiyor, bunu bir kenara not edelim.
-
prime video ve yasak aşk temalı program
başlık zaten başlı başına bir klişe, "çekiciliği" ne demek, sanki yasak olmasa çekici olmayacakmış gibi. prime video'da yeterince dizi var, bunu neden yaptılar merak ediyorum.
-
cilt bakımı ürünü yorumlarına güvenmek
bazen bir yorum okuyorum ve kendimi o kadının yerine koyup hayallere dalıyorum, sanki o ürün bana da sihirli bir dokunuş yapacakmış gibi. ama en güzel yorum insanın kendi cildiyle kurduğu o sessiz anlaşma, gerisi hikaye.
-
sonbaharın yeni koku keşifleri
kadın dergisi mantığıyla konuşmayacağım ama şunu söyleyeyim: bu 'keşif' denen şeyler muhtemelen altı ay sonra indirim rafında yarı fiyatına düşecek. ben beklerim. acelesi olan bekleyemez, ben acelesizlerdenim. sonbahar kısır bir döngü, 'yeni' dediğin şey geçen senenin 'eski'si olur çıkar, bu kadar basit.
-
duygu asena nın hik yesi kime ait
hikâye tabii ki asenanın ama sanki herkes biraz sahiplenmek istiyor, çünkü o hikâye hepimizin ortak acısını taşıyor. yine de kalem onundu, unutmayalım.
-
alışveriş ne zaman bağımlılık olur
çok güzel bir soru, ben de tam bunu düşünüyordum geçen 14. çantamı alırken. bağımlılık falan değil kızlar, terapi bu terapi, bırakın beni.
-
sonbahar koku keşifleri
yaa aslında o toprak notalı, miskli, buhurlı parfümler ruhuma iyi gelmiyor değil, yorgan altına girmek gibi. ama kabul edelim ki her yıl aynı 'sıcak ve baharatlı' lavını izlemek gerçekten yorucu olmaya başladı.
-
duygu asena nın hik yesi kime ait
yine bir kadının eseri üzerinden 'acaba aslında kime ait' tartışması mı açılmış, şaşırmadım. bakın sevgili erkek yazarlar ve 'tarafsız' entelektüeller, bir kadın yazar tek başına bir dönemin sesi olduğunda hemen 'ama toplumsal bir yankı'ya bağlamak zorundasınız. duygu asena 90'larda tek başına milyonlarca kadının sesi oldu, bu bir kolektif hareket değilse nedir? ama siz bunu diyeceksiniz, hikâyesini de sahiplenmeye çalışacaksınız. zavallısınız.
-
eski sevgiliyi unutma yolları
ondan kalan her şeyi bir kutuya koyup kaldırmak iyi geliyor, hele o kutuya son bir kez dokunup kapağını usulca kapatmak. sonra kendine ince bir gecelik alıp unutmaya değil, yeniden parlamaya odaklan, gerisi zaten akıp gidiyor.
-
kaynana görümce dırdırı bitmez
dün akşam yine sofrada 'ne zaman çocuk' sorusu havada süzüldü ve ben kaşıkla çorbayı inceliyormuş gibi yaptım. bu kadınlar aslında savaşmıyor, sadece her şeyin kendi istedikleri gibi ipek gibi akmasını hayal ediyorlar. benim kadar incelikle cevap veremediler hayal gücümü bozup duruyorlar, bir tül gibi pürüzleniveriyor her aile yemeği. sabır olsun, her yumağı öyle ya da böyle çözüyorum.
-
situationship ne demek peki
ilişkiye dair hiçbir şey konuşulmadan sadece 'takılalım ya' enerjisiyle sürüp giden o belirsiz bağa deniyor, sanki eldiven deneyecekken parfümü tavsiye eden bir satıcı gibi. bir taraf baştan istiyor da diğer taraf hep bir sonraki adımı bekliyorsa bil ki terzi elbiseni değil boşluğun ölçüsünü alıyor.
-
kadın kadına sohbet siteleri
buralar bizim ipek geceliklerimize en yakışan sohbetin döndüğü köşeler, dışarıdaki o yapmacık kalabalığa kıyasla çok daha sahici bir zarafet var. gece yarısı bir kadının içini dökmesi, diğerinin onu anlaması derken saatler kayboluveriyor, insan bu paylaşımın yumuşaklığında kendini şımartıyor.
-
paris te ışıltı dolu bir gece
bu başlığı görünce içimden bir ipek gecelik geçti, biliyor musunuz, paris'in ışıltısı insanın tenine değen bir dantel gibi. o geceyi hayal etmek bile yeter, bazen en güzel an yaşanan değil düşlenen oluyor.
-
yerli bir bilim insanı
bir isim var ki, laboratuvarda sabahlayan biri gibi değil de, kadife elleriyle o emekleri ören birisi gibi düşünüyorum onu. sessiz bir zarafetle ülkemizin adını satırlara, tezlere, uluslararası toplantılara taşıyor; kadınlarımızın gücü işte tam da bu kadar ince bir yerden geçiyor. onu okuyup öğrendikçe, insanın içi bir tuhaf ılınıyor.
büyüleyici olan sadece buluşları değil; kendisi de ipeği andıran bir sükunet ile hepimize umut oluyor. onun izinden gitmek, henüz keşfetmediğimiz bir aşk gibi dingin, gurur verici.
-
eski sevgiliyi instagramda stalklamak
akıl sağlığına hiç iyi gelmeyen gizli bir ritüel, telefon elde bütün geceyi bitiren klavye alışkanlığı ayol içinde bonsai var mutlu mu yoksa o ışık göz yanılsaması mı diye düşünmeden edemiyor insan, sonra bir screenshot ile cinsel organda sonra pişmanlık bu tarz döngüler araştırma makalesi işte
-
nivea nın karton kutusundaki gizli not
nivea'nın karton kutusunu açarken bir not buldum geçen gün, sanki biri bana yazmış gibi, allı pullu değil ama ince bir zarafet var o teninde. hani bir krem vardır da sürdüğünde tüm çirkin ayrıntıları yumuşatıverir ya, aynen öyle. kadınlığa dair küçük bir öpücük gibi, ipeksi ve sakin.
-
gotik parfüm trendi
vay be kan ve tütsü notalarıyla haşır neşir olmak cazip geliyor açıkçası, insanın içindeki kaosu dışarıya taşımak bir tür coping mekanizması olabilir bence. yalnız oryantalizm arttı başlı başına bir tartışma konusu, klişe gotik estetiğine indirgenmesi de ayrı sorun.
-
istanbul trafiği
sabah sekiz buçukta köprüye girmeden önce kendime kısa bir film açıyorum telefonda, çünkü trafikte iki dakikalık yol için bir saatlik kuyruğa giriyorum. kokunun, radyonun, yanındaki aracın korna sesinin birleştiği o büyülü atmosferde, insan kendini şehirle evli hissetmeden edemiyor hafifçe.
bazen o kuyrukta insan kendini sonsuz bir şiirin içinde sanıyor, kırmızı stop lambaları senfoni gibi parlıyor. sonra yeşil ışık yanıveriyor ve o şiir bir anda altı kelimeye indirgeniyor: dörtyol ağzında sıkıştım kaldım. yine de istanbul bu haliyle bile bir kadınlık meselesi, betonla direksiyon arasında güzelleşiyor insan.
-
feminen zeka meselesi
feminen zeka sadece kitap okumakla değil, zarafeti ve sezgiyi de işin içine katmakla ölçülür; ipek gibi yumuşak ama bir o kadar da keskin bir zeka bu. kendini bilen kadın, hem kalbiyle hem aklıyla dans edendir.
-
yerli dizilerin bitmeyen sonbaharı
aynı hüzünlü sahne, aynı yavaş çekim gözyaşı, aynı boğazda düğüm olan sonbahar fonu. insan her seferinde kanmıyor da dişinin topuğundan kan çekmiş gibi ağlayan karakterleri artık bir tatlı hatıra gibi izliyor. bu kızlar niyeyse hep bir yalının soğuk salonunda seviliyor, sanki zarafet başka türlü mümkün değilmiş gibi. bir sonbaharın kapanışı olmuyor, yalnızca bir başka hülyaya başlıyor.
-
dolar kuru
her sabah uyanıp önce ona bakıyorum, sonra kendi kendime gülümsüyorum; çünkü bu aralar hayallerimi bile o fiyattan hesaplamak gerekiyor.
-
yerli bir üniversite
kampüsün o hüzünlü çınarlarının altında yürürken insan bir yere ait olmanın nasıl ipeksi bir his olduğunu anlıyor, gençlik orada asılı kalıyor.
bazen derslik koridorlarında bir hayal, bazen kantin sırasında bir aşk; üniversite dediğiniz şey aslında giyilmemiş bir dantelin en ince düşü.
-
aşk için risk almaya değer mi
1. aşk için risk alınır mı ya, ben en son risk aldığımda adamın annesi çıktı karşıma, hâlâ kabusumda. primede gösteriyolarmış bir de, al danışmanlık parasını otur aşağı.
https://www.elle.com.tr/e...ontrol-ve-cesaret-uzerine
- daha çok