umutsuzkiz
birinci nesil normal470entry
99başlık
-
gizli şeker tüketimi
gizli şeker tüketimi tartışmasının hiç bitmeyecek olması çok ironik. yasakla, korkut, 'bak farkında değilsin' de, sonra aynı kolaylıkla ucuz şeker dolu her şeyi satmaya devam et. beni yoran şey düzenli yapılan ahlaki tahayyül. her şey suç da en sonunda ters dönüp 'bunu içmeyen var, daha dengesizini yemedin' söylenmesi büyük haksızlık. he, arka planda 'bu arkadaş var, bunları bunları şahsın böyle'.
-
gizli şeker tüketimi
açtım başlığı okudum, evet farkında değiliz, benim gibi çikolatalı gibsonunu bir oturuşta bitiren biri için bu haber biraz geç kalınmış bir uyarı oldu ama neyse ki aldırmıyorum. yani gerçi bugün üç tane tatlı kurabiye yedim ama bunların içinde şeker olduğunu bilmiyor muyum sanki, ben asıl onu farkında olarak yiyorum, gizli olan bu konuda benim vicdanım. kızlar tartışıyoruz da gerçek sorun bence semtteki pastane, orası kapatılsın, o zaman görün bak ne kadar güzel insanlık.
-
at kılı fırçası deneyimleri
ilk aldığımda ne kadar pahalı bir şey diye düşünmüştüm ama saçıma çektiğim o an bambaşka bir histi, elektriklenmeyi kesmesi yetermiş bana. benim gibi ince telli saça sahip olanlar iyi anlar, az da olsa parlaklık geliyor ve fırça saçı yıpratmıyor.
küçük bir şehirden alacaktım, hepsi bu kadar mı diye kendime gülmüştüm ama gerçekten fark ettiriyor. temiz tutması ise ayrı bir dert, her hafta bir kez yıkamak şart, salonda cam kenarında kuruturken bile gülüyorum halime. -
iş yerinde mobbing dertleşme
aynı odada oturduğun insanın her sabah günaydın bile demeden suratına bakması ne yorgunluk biliyor musunuz, kendimi suçlamaktan bir hal oldum. yine de her sabah daha iyi olacağına inanarak kalkıyorum, belki bir gün o kapıyı açtığımda her şey başka türlü olur.
-
prime video da yasak aşk temalı program
bence asıl mesele bu programın ismi değil, aldatılan kadınların ne hissettiği. yani çok güzel "yasak aşkın çekiciliği" dersiniz de o ihaneti yaşayanları hiç düşünmez misiniz ya?! ben bir kadın olarak bunu çok kırıcı buluyorum hanımlar, erkeklerin yaptığı her şeyi güzelleştirmeye çalışıyorlar resmen. böyle dizilere lanet edin bence, prime video'ya boykot edin! (öfkeyle pankart sallıyor)
-
defile tasarımlarında mek n hafızası
kadın olarak bayıldım, o dantel detaylar o mekânın taş duvarlarıyla birleşince resmen içim eridi; bu defileyi kaçırırsam üzüntümden haftalarca ağlarım.
-
at kılı fırçası kullananların yorumları
çok parası olup 'süslü süpürgeci' rolünü oynayanlar yüzünden biz ezik kaldık; bari bir iki kişi yorumlara lütfen içi rahatlatan bir tarif alsın. (bkz: ev duygu durumu dönüşü)
-
defilede mek n hafızası meselesi
bir giyside geçmişi ve şimdiyi buluşturmak güzel fikir ama uygulamada ne kadar gerçekçi, orası muamma. sonuçta tüketim hızına yetişemeyen bir sektörden bahsediyoruz, ironi burda bitiyor bence.
-
elle education moda okulu
yine bir marka sözlüğe düşmüş, hemen taşlayın tabii. kadın dergisi moda eğitimi veriyormuş, kötü bir şey mi bu? herkes her şeyi eleştirecek ya, hiç şaşırmıyorum valla.
-
bir kadının hik yesi kime aittir
aaaaa yine mi kadınların hikâyesi tartışılıyor?? yeter artık ya!! duygu asena o hikâyeyi yazdı, bitti. şimdi biz oturmuş 'kime ait' diyoruz. kendisine ait işte, kime ait olacaktı, komşuya mı?? bu soruyu soranlar bence cevabı bal gibi biliyor ama yine de sormadan edemiyorlar. sinir oldum, gidip bir duygu asena kitabı okuyayım bari.
-
el alem ne der sendromu
hele bir düşünüyorum da, bu toplumun bize öğrettiği ilk şey bu olmuş, hep el alem konuşacak, ona göre yaşa, ona göre giyin, ona göre sus. dik otur, dediğimizde karşımızdaki şaşırıyor, çünkü içini hiç soran olmamış.
işin acı tarafı, o 'ne der'ler kalabalığı dikilmiş başımıza, gerçek niyetimizse kurdeleyle bağlanmış bir köşede duruyor. ben de bu kalıba çok para harcadım, kendim olmayı öğrenmek yıllarca sürdü diyeyim, hâlâ da tam çıkarabilmiş değilim bu kıyafeti. belki de içimizdeki o sesi susturup bir kere de aynaya sormak lazım, eyvallah. -
at kılı fırçası kullananların yorumları
alsam mı diye üç aydır düşünüp her yorumu okuyan ben, saçlarımın daha parlak olacağı fikrine bir türlü inanamıyorum nedense. belki de sadece masaj ihtiyacımı hoş görmek istiyorum.
-
internette suçlu ilan edilenler
en çok içimi burkan şeydir bu. bir anda herkesin linç listesinde üç kişi kayboldu biri kmsenin tanımadığı, hepsi fotoğrafının altında hangi gerçekliği yazacaklarına bakıyorlar. o kişiler bizim yaşı ehliyeti ya da mesleki kim da olabilirler.
bence bu tarz yorumları okuyunca 'bunda illaki bir suç mu bilmiyor ola ki' diye içleniyorum bazen. bir profil fotoğrafı paylaşılıyor bütün ülke 'bitmiş bunlar' çekiyor ve ardında bir tanıdık var. bunu yapanlara tanık bile olmuyorsun. -
soft grunge makyajı ve göz çizgisi
aynen kanka ben de anlamadım, sanki göz çizgisi çekmek yeni icat edilmiş gibi 'daha özgür çizgile' diyorlar bir de! zaten incin çizgi çekiyordum ben yıllardır, meğer trendmişim haberim yokmuş.
-
tiffany blue book 2026 hidden garden son
o sayfaları açıp tek tek bakarken kendimi o bahçenin içinde bulmut gibiyim, fincandı çiçekti derken içim bir tuhaf oldu. reklam elbette ikna etmek için var da insanın bir güzel şeyin tam ortasından çıkmak zorunda kaldığı o son sayfa, hani öyle nedense hep hüzne bağlanıyor içim. ben küçük bir şehirde büfe gibi bir evin içinde büyüdüm, böyle koleksiyonları vitrinden izlerdim, yani gözlüyor olmak bana tanıdık geliyor hep. bir de şu var ki en çok o son cümlenin altındaki boşluğa takılıp kalıyorum: bir şeyin bitmesi, tam başlamasına benzemiyor artık bende gam hastalığı gibi oluyor, tuhaf.
-
uygun fiyatlı makyaj ürünleri
ben bu işi cidden çözdüm artık, pahalı ürünlerle ucuzlar arasında dağlar kadar fark olduğunu söyleyenlere gülüp geçiyorum. rimeli kekleşmeyen, allığı suratta leke bırakmayan bir marka buldun mu tamam işte, kalan parayla da moralini düzeltirsin. bazen kendine bir şey almak için de bahane lazım oluyor ya, işte bu ürünler o bahane. kırgın olduğum günlerde bile reyonda dolaşmak iyi geliyor, içimde bir umut kalıyor.
-
görünmez emek ne demek
akşam sofraya çorbanın kendiliğinden gelmesi gibi bir şey; görünmeyen yorgunluk kimse sormayınca hiç yokmuş sanılıyor.
ben de çocukken evde kimse beni fark etmesin diye sessizce odamı toplardım, meğer ne kadar emek harcayıp hiç konuşmamışım. -
ilişkide biri uçarken diğeri yere basıyorsa
"biriniz uçarken diğeriniz yere basıyorsa... " diye başlayıp muhtemelen 'dengeyi bulun' diye biten o klasik ilişki uzmanı yazısı. evet canım, erkek serbest düşüşteyken kadın paraşütü açacak, o uçurtma uçururken kadın çamaşır asacak. teşekkürler psikolog hanım, hiç aklımıza gelmemişti. ben artık uçan tarafla yer tutan tarafın maaş bordrolarını da görmek istiyorum, ona göre.
-
narsist erkek nasıl anlaşılır
narsist bir erkeği anlamanın en garip yolu, sana yavaşça koparılan çiçeği fark edebilmektir. başta o kadar çok övgü yağar ki, sanki yıllardır susamış toprağa ilk yağmur düşmüş. konuşurken bir şeyler anlatır ama son cümle hep kendi kahramanlığına dönüyorsa, orada bir yerde hasar var demektir. eleştirince ya patlar ya da seni dondurur; ikisi de aynı derdin iki mevsimi aslında.
daha acı olanı, bu tipler unutulmayı ve değersizliği o kadar iyi dağıtır ki en son kendini sorgulayan sen olursun. ‘ben mi yanlış anladım’ diye diye kendi rengini unutursun. sen kimseye ayna olmak zorunda değilsin; incinmene rağmen içindeki umut hâlâ ışıyorsa, o ışık en azından sana kaybettiğin yeri hatırlatacaktır. bir yerde içini burkan o his, çoğu zaman doğru olanı fısıldıyor, bunu duyabilmek bile başlangıç aslında. -
selülit kremi işe yarıyor mu
yıllardır aynada kendimi incelerken fark ettiğim o gamzeler için sayısız krem denedim ve dürüst olayım hiçbiri dile döküldüğü kadar mucize yaratmadı.
yine de bir kadının kendine ayırdığı beş dakika, umut ettiği şeyin gerçek olmasa bile iyi geldiğini biliyorum. -
hiç durmayan şehir madrid
geçen yaz gittim, kalabalıktan hiç katılmama gibi yalnız başıma kayboldum dolaştım saatlerce, hindistan gibi ben mi kaldım diye boş sokakları darlarken bir ramona kimse dahil ederin avluya merdiven gibi dar sokaktan köz gelene kadar caminin çingenesi baia ben mi kaldım artısı diye oturdum.her kulenin guduresesine kafa yordum, içime işledi telefonumun hat büzülmesi bile. o kadar bıktım üxii daha cana olun, yüzüm duvarlar soğudiştial daha yıkılmadan..
-
kadın olmanın en güzel hali
bir yerde kadın olmanın en güzel halinden bahsededursunlar, benim gözlemim güzel inen topuklu ayakkabıyı bile indirene kadar hep sessiz bastığım modun değişmesiyle ilgili bu. annemin terziye kadar ölçü verme telaşıyla büyüdüm ve o elbisen babaneme bak sen buldan bezi olur kafesteki ev kredi muhabbetiyle hiç sonu gelmiyor anlatılan kırgınlığın. bana kalırsa en iyi an
-
moda öğrencileri için madrid rehberi
objektif olmak gerekirse madrid moda sahnesi son yıllarda ciddi yükselişte, rehber mantıklı bir kaynak olabilir.
-
radara girenler
yaa bu başlığı görünce direkt aklıma o çakma diziler geldi, resmen saçmalık ama bi yandan da çok komik. kim yazıyo bunları acaba, merak ettim şimdi.
https://www.elle.com.tr/e...da/radarimiza-girenler-18 -
iş hayatı konusunda bir terim
iş hayatının en zalim tarafı, senden beklenen halde olmadığını fark ettiğinde yerin hep sallanır ya, işte o 'performans değerlendirmesi' denilen şey. her ay yeniden kanıtlamak zorunda kalırsın kendini, bazen yalnızca nefes almak bile bir meziyet olur.
- daha çok