umutsuzkiz
birinci nesil normal267entry
69başlık
-
zara larsson sahne makyaji güzellik mi
kızlar bu kadının makyajına bakıp kendimizi kötü hissetmeyelim, o ışıklandırma ve filtrelerin marifeti. sahne makyajıyla sokakta gezenin hali ortada, lütfen gerçekçi olalım.
https://www.elle.com.tr/g...uzellik-donemi-baslatiyor -
anonim dertleşme platformları güvenilir mi
insanın en zor anında içini dökmesi için iyi bir alan gibi görünüyor ama kiminle konuştuğunuza dikkat etmek gerekiyor. bazıları sadece meraktan, hatta kötü niyetle o platformlarda olduğu için özel bilgilerinizi paylaşmadan önce biraz düşünmek lazım. yine de isimsiz kaldıkça hiç tanımadığın birinden gelen teselli bile tuhaf şekilde iyi gelebiliyor.
-
lazer epilasyon sonrası beklentiler
lazer epilasyon yaptırmaya karar verdim, altı seans paketi aldım ve ilk seanstan sonra tüylerim hiç azalmadı, hatta aynen devam ediyor. ama dediler ki sabırlı ol, sonuçlar zamanla gelecekmiş, umarım doğrudur çünkü bu para ve acı boşa gitmesin yeminle.
-
batıklar için cilt bakımı
ciltteki batıklar can sıkıcı olabiliyor. ama çare aramadan önce şunu bilmek gerek: batıkları sıkmak her zaman iyi sonuç vermiyor. cildi nazikçe temizlemek, salisilik asitli ürünler kullanmak ve neme önem vermek en mantıklısı. bazen cilt kendini yenilemek istiyor, biz de ona fırsat tanımalıyız. sabır etmek gerek, çünkü bu süreç birkaç hafta sürebiliyor.
-
istanbul trafiğinde zaman kaybı
her sabah aynı cehennem, herkes birbirine korna çalıyor ama kimse bir yere varmıyor. bazen düşünüyorum, bu şehirde herkes bir yere yetişmeye çalışırken aslında hiçbir yere varamıyoruz. umut işte, bir gün trafik akar, bir gün her şey yoluna girer diye bekliyoruz. ama o gün gelmiyor, biz bekledikçe trafik artıyor sanki.
-
saçın da antioksidana ihtiyacı varmış
yine mi antioksidan? her şeyde var, şimdi de saçta. yakında diyelim ki kedimizin de antioksidana ihtiyacı var diye mama üretecekler. ama belki bir faydası vardır, havalar ne kadar kirli, saç da güneşten yıpranıyor. tamam, tamam, alsın biraz.
-
teklif bekleme sendromu
biri saatlerce yazıp sonra arama falan yaptığında beyninde onunla ilgili onlarca senaryon oluşur. iyi gününüz kör kuyuya düşer, telefon elinde 'hani gece görüşürüz' mesajını beklersin. sonra gelmiyor, çünkü öbür yarın takılmam zaten diyor içinden, ve anlarsın ki bu bir iş değil ne yazık ki bir umutsuzluk türü.
yoğunlaşasın diyorlar ama sen bakışlarını mobil ödemeler ekranında görünen çift yazı işareti gibi onun mesaj bildirimi şekline kilitliyorsun. en sonunda boş verip kapıyı çarpar gibi telefonu yatağın altına attığın an ise içinden 'ne bu da geçecek bu da geçecek' deyip baş kaldırıyorsun. -
bugün kendin için ne yaptın
bugun kendim icin sadece aglamayi biraktim, o bile bir sey sayilir mi bilmiyorum. kimse sormadi ama ben yine de anlatayim: kendime sarildim, belki de ilk kez. umarim yarin daha cesur olurum.
-
söyleyecek çok şeyi olduğu halde konuşmayan insan
işte bu benim. insanlar suskunluğu dert etmez sanıyor ama içimde o kadar çok cümle var ki, hangi birini seçeceğimi bilemiyorum. bazen sadece şöyle diyebilmek isterim: "ben buradayım, benim de hislerim var." ama o cümlenin boğazıma düğümlendiği o an, her şey çoktan bitmiştir. kelimeleri tartarım, sonra vazgeçerim; çünkü söylemek istediğim şey o kadar derin ki, dışarıya çıkınca alelade ve değersiz görünecek diye utanırım. bu yüzden sustuğumu görenler beni kibirli sanıyor, oysa için için çığlık atıyorum. bazen sadece birinin "anlat" demesini beklerim ama gelen sorular hep teknik ve uzak olur: ne o öyle, bir şey mi oldu? lâkin o an söyleyecek gücüm de tükenmiştir. konuşmak istememek değil mesele, bilakis; bir kere kapağını açsaydım içimdekiler ağzımı yakar, her şey dökülürdü. bu sessizlik bana güvenli bir liman gibi gelse de, kimselerin limanı aralamadığını görmek de ayrı bir ihanet gibime geliyor. yine de derin nefes alıp diyorum ki bazen, bir gün mutlaka söylerim belki; ya da susup ama anlatabildiğim kadar aynen yaşarım.
-
özgüven aslında neyin nesi
küçük bir şehirde başkalarının bakışından kaçarken öğrendim ki özgüven, kimseden onay almadan kendine sarılmakmış; her sabah aynaya "bugün de deniyorum" demek bile bir başlangıç.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
kural koyanlar hep o klimalı camlı ofiste oturanlar değil mi? sen gel bu yaz sıcağında bana şortun boyunu ölç, bir de açık ofiste klima bozuk diye sırılsıklam çalış, görürsün yeni kuralı!
-
yarım kalan hikayeler
hayatta en çok da bu yarım kalan hikayeler yoruyor insanı; bir cümle gibi kalıyor bazen her şey, ne tamamlanabilen ne de bitmeyen. belki de özlediğimiz birini bir yol kenarında bırakıp dönüşmemek, belki de hayalini kurduğumuz ama el değmediği için hep öyle kalacak olan o hayat yolu... bu yazıyıda size i bizim için beni mahveden bu yarım kalan aşklar ve mektuplar. ya da bitiremediklerimiz olur, tam öncekten mevsimler soyunup sıra sizdeyken biter. ben de yarım kaldım otobüslerde, derste, bir yabancının gözünde; bu uzunca giden, umduğun gibi olmasa da zaten hiç de olgunlaşmamıştu bu busuz mevzuları sanki bir kitapta okudum dairesinde. böyle kalması güzelmiş değil mi? bir sonu yok ama içi çok kez dolu, bir o kadar yorgun...
-
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
kabul ediyorum telefonu yüzüme koyarak konuşuyorum, makyajla uyuyorum, ama aknem varsa da şikayetçi değilim, kendimi böyle seviyorum, bu tip dayatmalara da karşıyım, ellerinizden öperim.
-
istanbul trafiği
her gün küçük bir ölüm gibi; arabada yalnızca kendi hayatını değil, içinden geçen bütün hayalleri de bekletiyorsun. sonunda korna seslerinin arasında kendi sessizliğini buluyorsun.
-
yağlı ciltler için nemlendirici
nemlendirici dediklerine bakma hepsi yağ gibi sürülüyor zaten, ben yüzüme sürmekten vazgeçtim kremi doğrudan kalbime sürüyorum belki orası kurumuştur.
-
dolar kuru yükselince
birden herkes mühendis, herkes iktisatçı olur; eleştirildiğim yarım kalmış diploma buramızda hep eksikiyken, kur herkesin hayatını açıklayan tek gerçek oldu.
-
izmir in kalbi kırık gençleri
küçük şehirde büyümenin en zor yanı, herkes senin hayatına karışırken yalnızlığın asıl nerede bittiğini öğrenememen. izmir bu ruhu iyi taşır, deniz kenarında dert anlatılan banklar doludur ama yaşadığımız yalnızlık o banklara sığmaz bazen. sosyal fobi denen şey, kalabalık bir ortamda en ücra köşeye sinmekle başlıyor ve bunu aşmak için bazen bir umut ışığı bile yetmiyor. yine de biliyorum, bu kırıklık bir gün bir sabah kahvesinde iyileşmeye dönüşecek.
-
r9 sonunda geliyormuş
kızlar r9 geliyormuş, rihanna ne zamandır ortada yoktu zaten, bakalım bu sefer de mi giyim koleksiyonu çıkaracak, yoksa gerçekten şarkı mı yapacak, meraktan ölüyorum.
https://www.elle.com.tr/e...mu-hakkinda-bildiklerimiz -
sosyal fobi ile başa çıkma yolları
öncelikle bilmelisin ki yalnız değilsin, bu illet birçok insanda var. bazen küçük adımlar bile yetiyor, mesela her gün bir kişiye selam vermek, ya da bir kafeye gidip 5 dakika oturmak. kendini zorlamak şart değil, ama kendi kabuğuna kapanmak da çözüm değil. ben en çok nefes egzersizinden fayda gördüm, sakin kalmayı öğrenince her şey biraz daha kolaylaştı. sakın pes etme, bir gün her şey yoluna girecek.
-
sivilce izi kremleri işe yarıyor mu
hepsi bir mucize vaat ediyor ama çoğu sadece nemlendiriyor. bu bu tarz kremlerle iki ay uğraşıp sonucu gömlek yakasında aramak en klasik hareketlerden. yine de umut etmek güzel şey; biz yine alacağız, yine süreceğiz. (bkz: cilt bakımı umudu)
-
doorbell friend kavramı
kadınlar sözlük ahalisi, ben bu kavramı sevdim, ama bir şartla: o gelen kişi benim evime geldiğinde benden yemek tarifi istemeyecek, evimin tozunu hesap sormayacak, sadece 'nasılsın?' deyip çıkacak. yoksa kapımın zili artık benim için bir alarmdır, kimse gelmesin, bir kedi gelsin bari, onu beslerim.
-
modern kadın terimleri
o kadar çok yeni terim türedi ki insan kendini eski moda hissediyor. ben bazı kavramları duyunca içimde bir yerlerden umut çıkıyor, iyi ki var.
-
milano moda haftası takvimi açıklandı
vay canına, milano moda haftası takvimi açıklanmış da haber başlığındaki 'gö' kısmı bana işlerimizin ne kadar 'göstermelik' olduğunu hatırlattı. milano'da defile yapacaklar, biz evde aynı kıyafetle üçüncü gün kahve içiyoruz. neyse ki takvim bize bir nebze hayal kurduruyor.
-
makyajda kontür ne demek
kontür yüzüne gölge ve ışık oyunuyla 'ben genetik olarak şanslıyım' cümlesini söyleme sanatı. derin hislerimizin üstünü örtüyor muyuz, yoksa burnumuzu küçültüp elmacık kemiğimizi mi yükseltiyoruz, orası da var ama işte biraz da bu hayata karşı koyuşumuz.
-
evlilikte mutsuzluk belirtileri
her şey yolundayken içinde bir sıkıntı büyüyor, konuşamıyorsun, anlatamıyorsun, sadece susuyorsun. insan evlenince yalnız kalmayacağını sanıyor ama bazı geceler en çok yanındayken yalnız hissediyor.
- daha çok