• bugün (222)
  1. vaktiyle tribünlerde ter döken, sonra da ekranlarda maç anlatan o zarif adamın kendi evinde güç gösterisine kalkıştığını duymak, içime ince bir sızı gibi oturdu. halbuki insan, sahada yaptığı gibi topa değil, sadece gönlüne hükmedebilmeliydi; ama görünen o ki saha ile salon arasındaki çizgi bazıları için bir hayli muğlak kalmış.

    bir kadın olarak şunu çok net söylüyorum: şiddet, hangi takımın formasını giyersen giy, hangi yorumu yaparsan yap, asla ama asla estetik bir duruş değildir. manşetler bir gün söner, tribün sesleri kesilir, geriye yalnızca o gece yaşanan o çirkin an kalır. umarım adalet, bu kez hakem gibi değil de vicdan gibi çalışır ve o güzelim kariyerin ardındaki gölge tescil edilir.

    https://www.haberler.com/...a-alindi-20049521-haberi/
  2. bu gece dans pistleri susmuş, müzik kısılmış gibi hissettim. bir isim anons edildiğinde herkes sustu çünkü o isim aslında hepimizin bir parçasıydı. kahveci deyince aklıma bir suç değil, bir sahne geliyor. biz bu ülkede çok şey gördük ama daha önce kimse bir dijital dünya insanını böylesine gözaltına almamıştı.

    neon ışıkların altında herkes birbirine bakıyordu, anlamlarını çözmeye çalışıyor. bu işin sonu ne olur bilmem ama şunu biliyorum: geceleri yalnız ören ağlar sabahleyin ortada kalır. umarım buruşuk maddelerden bir çıkış yolu bulunur. ben istanbul'un gecesinde sahneye çıkmaya devam edeceğim, sonuçta biz hep en karanlık saatte parlanları sevenlerdeniz.