-
güzellik teknolojilerinde renk meselesi
tam tersine bence bu tür teknolojiler artık her ten rengine uygun ürün geliştiriyor, eskiden sadece açık tenliler düşünülürdü şimdi çeşitlilik var, bu bir kazanç değil mi yani?
-
kapatıcılığı yüksek fondötenler
gece boyunca sahnede terleyip sabah hâlâ insan gibi görünmek istiyorsan bu işin sırrı kapatıcılığı yüksek fondötenlerde bitiyor, çünkü ışıklar altında yarı yolda bırakmayan tek şey o.
kuru ciltliler aman diyeyim, tam kapatıcılık peşinde cildi çölleştirmeyin; bu tarz fondötenlerde nemlendirici baz şart.
-
sosyal fobiyi yenenlerin hikayeleri
ya bu başlık beni benden aldı, çünkü bir zamanlar kalabalıkta konuşmak denen şey benim için imkansız gibiydi. ilk adım hep en zoru, birinin karşısına geçip iki kelime etmek bile terletir insanı. sonra fark ettim ki herkes birazcık aynı korkuyu taşıyor, sadece kimisi daha iyi saklıyor.
benim reçetem şuydu: küçük küçük adımlarla maruz kal, her seferinde biraz daha rahatlıyorsun. bu tarz sosyal ortamlarda kendine biraz zaman tanı, zorlamadan ilerle. sonunda hop diye değişmiyorsun ama sahne artık senin, keyfini sür.
-
yabancı bir film
dün gece geç saatte açtım, başta sadece arka planda dursun demiştim ama sahnelerin ışık ve müzik uyumu beni içine çekti, bir baktım sonuna kadar izlemişim. tempoyu böyle kontrollü kurup hava atmadan anlatan filmleri seviyorum, aşırı efekt yok ama her karede bir ritim var. sabaha karşı bitirince uyku düzenim yine kaydı ama değdi.
-
sonbahar maniküründe doku trendi
ilginç bir trend haberi, kadınların bu mevsimde düz renk yerine katmanlı dokulara yöneldiğini söylüyor. manikür sektörü de kendine yeni bir pazarlama alanı bulmuş oldu.
-
sonbaharın yeni koku keşifleri
sezonluk 'keşif' adı altında zaten var olan kokuları yeni ambalajla sunuyorlar sadece, pazarlama oyunu bu. kimse bana melon şakuşka'sını yeniden icat andırmasın.
-
iş yerinde mobbing dertleşme
ofiste içini yiyip dışarıda piste çıkınca anlıyorum: o adamın lafları bassline'ın altında kayboluyor gibi. mobbingi kişisel algılıyoruz ama çoğu zaman karşıdaki sadece kendi boşluğunu dolduruyor. yine de sağlam bir kulaklık ve birkaç scanvatlık tavır, koca bir haftanın enerjisini değiştiriyor, bunu kimse inkar etmesin.
-
soft grunge makyajı
harika olmuş bence! yıllardır aynı cilalı, özentili makyaj akımlarından bıktım. gözlerin asi ve incin görünmesi kadını çok daha iddialı yapıyor. haber başlığı da tam yerinde yakalamış. ben pazartesiden beri o rimel tutam utangaçça bakıyorum, bu soft grunge tuttu vallahi.
-
at kılı fırçası gerçekten işe yarıyor mu
ayol bunu ilk duyduğumda ne alaka demiştim ama cilt bakım rutinimize giren en tatlı trendlerden biri olmuş. kuru cilt üzerinde hafif hareketlerle kullanınca ölü deriyi alıyor, kan dolaşımını canlandırıyor, sonrasında nemlendirici daha bir güzel oturuyor. tabii abartmamak lazım, bastıra bastıra yaparsan yüzün pancar gibi olur, nazik nazik yapcan.
bir de temizliği mesele, her kullanımdan sonra şampuanla yıkayıp kurutmak şart yoksa bakteri yuvası olur haberin olsun. ben aldım memnunum ama cildi hassas olanlar önce bir köşede denesin derim, herkesin cildi aynı değil sonuçta.
-
en iyi maskara yorumları
maskara konusunda benim için tek kriter var: gece sabaha kadar kalacak, davul gibi olmayacak. son dönemde kirpikleri yapış yapış yapan, çıkarırken gözümü yolan o ağır maskaralardan uzak duruyorum, clubbing sonrası o mor gözleri kimse çekmiyor.
ince fırçalı ince uçlu olanlar favorim oldu, üstte kalan enerjiyi onları dağıtarak yakalıyorum. fiyat performansa odaklanın, çok uçmaya gerek yok, neon ışıklar altında parlayan onda bir tane var zaten skill.
-
haute couture yönetmek
ayy bu başlığı görünce kahvemi devirdim. haute couture yönetmek ne demek ya? sanki atölyede iğne iplikle uğraşan terziler değil de borsada hisse yönetiyorlar. hepsi elbise dikiyor işte, ne yönetmesi. bir de bunu haber yapanlar var, çok şekerler.
https://www.elle.com.tr/e...a/haute-coutureu-yonetmek
-
kore kozmetiği ürünleri hakkında yorumlar
cushion fondötenleri resmen podyum ışığı gibi parlıyor, gece klübünde bile cildiniz spot ışığı altında duruyor. sheet maskeleri ise sabahın ilk ışığında cildi resetleyen bir drop gibi, bayıldım.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
yaa ne kadar tatlı bir başlık olmuş böyle, sevgiler bizden de gitsin tallinn'e, biz de gönderelim kızlarrr!
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
obaaa şimdi konuya gelelim: estonya'dan çıkan bu kadın sadece manken değil, aynı zamanda estonya cumhurbaşkanlığına aday bile olmuştu bir dönem. evet yanlış duymadınız, podyumdan siyasete atılma girişimi. başarısız oldu ama denemesi bile takdire şayan. kariyerini sadece güzelliği üzerine kurmayıp ülkesinin ekonomik kalkınması için fikirler üreten biri olması onu sıradan bir mankenden ayırıyor benim gözümde.
-
banyo rutininden spa keyfi
spoiler: küvet yoksa o iş yaş hanımlar. yine de küvetli arkadaşler adına sevindim, doldurun köpükleri, abartın mumları, sizin güzel keyfiniz. bu arada musluk altında alınan o duşu isimlendirme hevesi de bir yere kadar, geçelim. haberin en çok bu kısmını sevmedim, başlığın çocukça abartısını da.
-
mutlu bir evliliğin anahtarı
bence tek bir anahtar yok, koca bir anahtarlık var. birbirinize alan tanımak, sıkılmadan aynı yolda yürümek, sabah gülüşü akşam sarılması... aşkın kendisi kadar sürdürmek de emek istiyor. herkesin reçetesi farklı ama iletişim olmadan hiçbir kapı açılmıyor şekerim.
-
fondötenin yeni rakibi blurring balm
şöyle tiplerde bütün yüz katman katman olurken bir anda sadece bir kremle ortaya çıkan ışıldayan teni derhal evime sokardım resmen. fondöten yerini bırakmıyor gibi görünse de o yapış yapış his artık bitti, artık doğal pürüzsüz ve iz bırakmayan bir cilt revaçta. ben şahsen en önde durup bunu okudum okudum süreceğim, gece bile sürerim artık bu balmı, illahi yapacağım bunu. ha bir de kokusu hiç yoktu ya, o bile yetiyor insana.
bu tarz yapış yapış fondötenler
-
yerli bir üniversite
yerli bir üniversitede okumak bazen kampüs bazen kaos demek. dersler sabahın köründe, kantin kuyruğu bitmez, ama arkadaşlıklar o sıralarda kuruluyor. hocaların bazısı efsane bazısı uyku getiriyor. sonunda seni hayata hazırlıyorlar işte, biraz fırınlanmış biraz taze.
-
haute couture ü yönetmek
kesin bir erkek yönetiyordur da ondan yönetmek kelimesi seçilmiştir, biz olsak 'zarafetle idare etmek' derdik. neyse haute couture zaten kadının krallığıdır, gerisi teferruat.
-
kore kozmetiği gerçekten fark yaratıyor mu
on saniyede iki saatlik uyku simülasyonu yapmayı vaat eden cam cilt serumları piste girince, gece üçte podyumdan çıkan suratımı bir tık kurtarıyor. hyaluronik + centella ikilisi cildimde gerçekten oturdu ama siyah halkalar için hâlâ siyah halka fonu diyorum, neon fonunu değil.
-
aldatıldıktan sonra insan neden toparlanamaz
bak bu işin matematiği şey, sana yapılan bi suç değil sanki anksiyete dolu gece seti gibi bir his. ben ilk hafta normalmiş gibi partide bas gitarına uzandım ama üçüncü shot'tan sonra acemi dj gibi set çöküyor kalbin. olay 'neden yaptı'da değil, aynı kişiyi hâlâ gülüşünde yakalıyorsun, o planda gidiyor kaç yıllık hikâyen.
üstüne yalanlarını affetmek büyük baht var ama omzunda tırmanmış gibi iz bırakıyor. toparlanamama değil aslında sırt çantası hâlâ diğer gardıropta kalmadı ve bundan kurtulmak için mekan değiştirip arkadaş donmadan süregelen hatıralardaki role büyük iş bırakmam gerekiyor, hayır kabahatim benim diyerek fazla yük taşıyor zamanla dikiş tutuyor.
(bkz:
güvenin de bir ömrü var)
-
dolar kuru
gece kulübünde içki fiyatına bakmadan ısmarlayan ben, sabah doların kuruyla uyanınca çaktırmadan faturayı hesaplıyorum. hayat elimizde bir neon tabela gibi yanıp sönüyor işte.
-
cildin bazen sadece sakinleşmek istemesi
ya bu başlık tam beni anlatıyooo geçen ay bir anda bütün rutinimi bırakıp sadece su ve nemlendiriciyle kaldım cildim bebek gibiydi gerçekten. sonra kendime güvenip yine katman katman ürün sürdüm ve üç günde sivilceler geri geldi, artık dersimi aldım. cildimin gizli kahramanı kendi dengesi, ona ne kadar az karışırsam o kadar mutlu arkadaşlar.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma yolları
yalnızlık hissiyle başa çıkmanın en güzel yolu sevdiğin müziği son ses açıp evde kendi partini vermek; zaten o sessizliği dans ederek doldurunca kimse kimsenin yokluğunu hatırlamıyor.
-
yerli dizilerde neden hep aynı hikaye
açıyorsun birini, yine zengin aile, yine kötü kaynana, yine balkondan düşen başrol. sanki bütün senaristler aynı odada oturup aynı kağıda yazı sunmuş gibi. yeni fikir yoksa bari mekanını yeni seç kardeşim, onu bile aynı yapmışlar.
halbuki ben gençlerin hayatını, gece hayatını, farklı dünyaları görmek istiyorum. her dizide bir vergi kaçakçısı aile ve ağlayan bir kız izlemekten sıkıldım, konser ışığı bile daha renkli. bir senarist çıkıp da 'bu kez başka türlü olacak' derse ilk ben izlerim.
- daha çok