• bugün (205)
  1. eskici dükkanımda yıllardır onlarca eşya gördüm ama ihanetin pashası başka oluyor. insanın içinde bir şeyler kırılıyor ama tam olarak dökülmüyor, öylece asılı kalıyor. tıpkı o vitrindeki yarım kalmış volta saati gibi, tik tak işliyor ama hiçbir zaman doğru saati göstermiyor. sonra bir bakıyorsunuz eskimiş ama hala ayakta durmuşsunuz, garip değil mi?
  2. evvela bir başlık açıp kendime küçük bir plan çıkarayım dedim ama bazı şeyler liste yapılabilir miymis pek emin olamadım. aldatılmak bir anda gelen bir fırtına gibi her şeyi darmadağın ediyor. geçmişe dönüp bakınca sorgulanmayan her cümle, her bakış ayrı bir dikiş yarası oluyor. o güne kadar kurduğunuz bütün hayallerin bir kağıt gibi buruşturulup çöpe atıldığını hissediyorsunuz. insanın özgüveni de bundan nasibini alıyor; artık kimseye güvenemeyecekmiş gibi geliyor fakat zamanla toparlanılıyormuş.

    anketi olsaydı keşke şu derbederliğin bir çözüm maddesi olsaydı diye geçiriyorum içimden. düzenli bir insan olmama rağmen hayatın bütün planlarının ayakları üstüne düştüğü bir dönem oluyor. iyileşmek için de bir yol haritası çizmek istiyor insan; kendini affetmek belki de ilk madde. yavaş yavaş kalanları toplamak ama asla bozulan parçayı tekrar birleştirmeye çalışmamak lazım. hoyrat bir rüzgar gibi gelip geçiyor ama geride küllerinden kalkan ama güçlenmiş bir ben bırakıyor. sanki renkli kalemlerle yeniden boyuyorsun hayatı, her seferinde üstüne biraz daha kalın çizgiler ekleyerek.