bu ülkenin her yerinde biz hep aynıyız diye düşünüyorum. önce gülüşürsünüz, derken bir kahve içersiniz, sonra tatlı bir telaşla öpüşürsünüz ama orada kalayım dersiniz, diyemezsiniz. iki taraf da susar ama o öpücükten sonra ne konuşacağımıza biz mi karar veriyoruz ne de karşısındakine nazlı bir mesaj çakıp geçiyor. bunun adı nedir; azıcık da olsa bir şeyin ismini koymak lazım ama zamanlamayı hep ıskalıyoruz.
herkes başına geldi bu durumun. sonra birbirinize bakıp gülümsüyor ama içinden bin soru geçiyor. bu artık sevgili miyim yoksa aynen kaldığımız yerden devam mı? arkadaşlarım hep der "kanka bakma öyle, net ol" diye ama bazen insan istemiyor be. bi de şu var size bi anda el üstünde tutulmak; pazara mı gidiyoruz yoksa büyük bir aile olma yolunda mı ilerliyoruz anlamıyorsun. her şey çok karışık işte, hep aynı masal. hepimiz bu dertten muzdaripiz amaa bu sözlük böyle. sonu gelmeyen soruların arasında bir ben bir başkası, sabaha kadar geçmeyen bir muhabbet. ha bir de mekandan çıkarken ellerin kilitlenmişse o başka dert. onlara boşuna "eee kim götürcek beni bu saatten sonra" demiyoruz tabii.