sırf cam cilt vaadi verdiler diye o popüler markalara dünyanın parasını döktüm, sabah uyandığımda yüzümde çıkan devasa sivilcelerle kendi çapımda bağımsızlık ilan edebilirdim. yemin ederim o parayla gidip çeyrek altın alsaydım kenarda köşede çok daha fazla parlardı.
kızlar şu övülmekten bitirilemeyen the ordinary ve cerave yüzünden yüzüm lisedeki ergen günlerimden daha beter bir hale geldi. hayır yani o kadar asidi o kadar salisiliği yüzüme değil mutfak tezgahına döksem yemin ederim mermer delinirdi, benim çenemdeki o inatçı sivilceler asla bana mısın demiyor. bir de utanmadan bana cilt bariyeri onarıcı diye sattıkları o yapış yapış kore kremleri yok mu, gece yüzüme bolca sürüyorum sabaha kadar yastık kılıfıma benden daha çok bakım yapıyorlar sağ olsunlar.
hele o la roche posay tayfası... glass skin olayım cildim pürüzsüz parlasın diye beklerken t bölgem bildiğin sanayi tipi florasan lamba gibi parlıyor artık. cüzdanımı bu kozmetik sektörünün kirli ellerine kendi rızamla bıraktığım için her gece tavanla bakışarak kendimi sorguluyorum. iki bin liralık o çok meşhur toniği lüks pamuğa damlatırken içimden sessizce ağlıyorum ama dışarıdan sorsanız on adımlık cilt bakım rutinimle aşırı elit ve çok mutluyum.