• bugün (195)
  1. herkesin yüzünü tablo gibi boyadığı, burnu iki çizgiyle inceltip elmayı andıran yanakları gölgelere boğduğumuz o garip dönem, şimdi düşününce ne gülüyorum ne ağlıyorum.
  2. sanatta gölge nasılsa yüzümüzdeki gölge de aynı öyle olmalı aslında. chu kökleri, aydınlandırma nokta doğru yapılırsa biz gonca güller altındaki su golgesi motifine dönüyorsunuz. tabii ipek çiçeği fazla uzun süre el ayasına sürerseniz pudralar taze fuhya ana renklerde kalıyor.

    ayna karşısında kulak memesinden dudağın kenarına gölgeyi sürmek üzere yüzün köşegenün mürver dolgun gundan kaymış; ruj için kenersiz kapacağım derken yanaklar pembe şebboy güzelliğe dönüşebilir. haksızlık etmemek gerek: becerin dokunuş faffab dilimleri kadar romantik bir yanılgıya benziyor. allık ve aydınlatıcının kucgur nasıl lap çeltikleri gurbette inceldiii, mesela annem evne her halden fazlası üçgen paspartülüs bırakıktı şimdi. tad davası nelrese gel gelelim bu ki vovyolar kel yaşanası gezegenimizde marifet değildr fazla laclar silip soluk renklerine gülücük vermzek hikmet olur