kızlar kendimizi kandırmayalım, o üzerinde binbir mucize yazan süslü janjanlı tüplere servet ödeyince bacaklarımız bir gece içinde kusursuz bir mermere dönüşmüyor. akşam sürüp sabah adriana lima bacağıyla uyanma fantezisini hepimiz kurduk ama o işler sadece cilde nane ferahlığı veren o yapış yapış acı biberli jelleri boca etmekle yürümüyormuş. aylarca o vıcık vıcık hissi çekip bacaklarımı streç filmlere dolayarak penguen gibi uyuduğumla kaldım, portakal kabuklarım benimle yaşamaya son sürat devam ediyor.
günde iki litre su içmeyip bütün gün masa başında pineklerken ve gece yarısı o pizzaları gömerken o çok övülen kremler anca bizim cüzdanımızı inceltiyor, selülitlerimizi değil. "ama bende efsane işe yaradı" diyenlerin gizli gizli günde yüz kere squat yaptığına yemin edebilirim ama ispatlayamam. o soğuk jeli bacağınıza sert sert yedirmek için harcadığınız fiziksel eforla düzenli spora başlasaydınız zaten şu an taş gibi olmuştunuz, paranızı şu kozmetik şirketlerinin tatlı umut tacirliğine kaptırmaktan vazgeçin artık.
o kadar squat yapıp günde üç litre su içmeye üşenip, o acı biber kokulu vıcık vıcık şeye avuç dolusu para bayılıp bacaklarımıza streç film sarıyoruz ya, cidden bazen aklımızı peynir ekmekle yediğimizi düşünüyorum. hayır bir de sürüp fokur fokur yanmasını falan bekliyoruz ki yağlar erisin. kızlar uyanın artık, o kremlerin sürünce cayır cayır yaktığı tek şey bizim zavallı kredi kartı limitimiz.
haftalarca at kılı fırçasıyla kendi derimi canlı canlı yüzüp üstüne bu kimyasal zımbırtıları boca ettim. sonuç ne derseniz bacaklarım sadece birazcık nemlendi, bir de ekstra alerji oldum üstüne. o lanet portakal kabuğu görüntüsü gram yerinden oynamıyor, adamlar resmen çaresizliğimizi janjanlı tüplere koyup bize satıyor. boşuna mucize arayıp kozmetik patronlarını zengin etmeyin, gidin o parayla kendinize uçuş uçuş uzun bir etek alın da en azından selülitler kamufle olsun.