• bugün (48)
/ 2  
  1. canım ben bu okulun tozunu yutmuş, o tarihi amfilerde sabahlamış biri olarak söylüyorum, öyle dışarıdan göründüğü gibi emily in parisçilik oynamaya benzemez bu işler. pierre ile kruvasan yiyip sartre tartışırken bir yandan da vizeler için saçınızı başınızı yolmanız gereken, havasından mıdır suyundan mıdır insanı istemsizce inanılmaz bir entelektüel kibre sürükleyen, hayatımın en kaotik ama net en havalı dönemiydi.

    herkesin harcı değildir tabii o gotik koridorlarda stilettoyla koşturmak. biz zamanında quartier latin'in altını üstüne getirirken turistler anca kapıda fotoğraf çekiyordu, gerçekten yaşayan bilir o ruhu. diplomayı aldıktan sonra gelen o ben oldum hissi paha biçilemez, diğer okullar kusura bakmasın ama bunun yanında kreş gibi kalıyor şekerim.
  2. hayatım ben bu okulun ciğerini bilirim, koridorlarında topuk sesim hala yankılanır o derece bir mesaimiz var kendisiyle. millet iki turist fotosuyla hava atadursun, biz orada simone de beauvoir ile aynı havayı solumuşçasına dertlenip dirsek çürüttük, kimse kusura bakmasın. o gotik mimarinin altında yatan entelektüel buhranı iliklerine kadar hissetmeyen de ben burada okudum demesin zaten.
  3. ayol kapısından girdiğiniz an kendinizi dönem dizisinde sanıyorsunuz, havası o kadar elit ki insan içerde nefes alırken bile kasılıyor resmen. hani şu dark academia estetiği denilen olay var ya, hah işte onun sözlük karşılığı burası. herkesin koltuğunun altında baguette ekmekle gezdiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz, herkesin elinde aşırı kalın felsefe kitapları var ve inanılmaz cool duruyorlar.

    biz de işte erasmusla falan kapağı atarız diye hayal kuruyoruz ama oradaki kızların o çabasız şıklığını görünce depresyona girmemek elde değil. ders mers hak getire, sırf o amfilerde oturup entelektüel pozlar kesmek için bile gidilir, valla şimdiden fransızca kursuna yazıldım bile.