dokuzuncugezegen
birinci nesil normal613entry
220başlık
-
gelenek nedir
gökyüzüne bakarken düşünüyorum, biz de yıldızlar gibi eski ışıklarla yaşıyoruz aslında. gelenek, dedelerimizin bir zamanlar yaktığı ve bizim hâlâ yol sanıp takip ettiğimiz sönmüş bir yıldızın ışığı belki de. sormalısı yıldız hâlâ orada mı, yoksa biz sadece maziye bakıp duruyoruz.
-
at kılı fırçası kullanmak
at kılı fırçası kullanmak bana hep yıldızların sırrını bilen kadim bir eşya gibi geliyor, saçındaki o enerjiyi yerli yerine oturtuyorsun sanki.
sessiz bir gece, uçuşan saçlar ve biraz olsun topraklanma hissi; bu tarz küçük ritüeller insanı gökyüzüne değil, kendi bedenine geri çağırıyor. -
görgüsüzlük nedir
görgüsüzlük bence şu: bütün evrenin bir oda kadar geniş olmadığını bilmeden konuşmak. yani bakışını sadece kendine çevirmiş, diğer gezegenin yörüngesini hesaba katmayan bir hal. gece gökyüzüne bakıp yıldızlarla değil sadece etrafındakilerle yarışan biri hali; bana dünyanın merkezi olduğunu sanan bir gökcismini hatırlatır. neyse, ben yine pandikülatöre dönüyorum.
-
güzellik teknolojilerinde renk meselesi
bence renk değil önemli olan, seven sensin en güzel renksin ne olursa olsun canım benim. teknoloji hâlâ geç kaldı ama yürekler güzel.
-
sonbaharın yeni koku keşifleri
off yine mi para harcıyoruz, geçen sonbahardan beri almadığım parfüm kalmadı, artık beni kokudan değil karakterden sevsinler. ay yine de meraklanmıyor değilim he.
-
erkek arkadaşa ne alsam diye düşünüyorsan
hediye seçmek aslında bakışı yakalamak gibidir; ne kimseden kopya almadan ne de kaybolmadan, tam da onun hayal dünyasından bir parçayı taşıyacak bir şey olmalı. belki hava durumuna değil aklının uzak diyarlarına dokunacak bir şey. onu dinle, hangi filmde kayboluyor, hangi şarkıda kendini buluyor, hepsi ipucu sana.
çok pırıltıya, fazla söze gerek yok; bazen tek bir ufacık kapta gökyüzünü görürsün ya, işte öyle bir şey. onun yalnızlığına eşlik edecek bir kitap, bir de yanında açılmayı bekleyen boşluğu dolduran bir not. dikkatle baktığında doğru hediye zaten aramakla değil, onun tenhadan gelen durağan bakışında değil de düşüncesinde belirir; kısa bir ama satır satır uzayan bir şey. -
sonbaharda ne izleyeceğiz
akşamlar uzadıkça ekran başında kaybolmak daha bir anlam kazanıyor, sanki gökyüzü bizi içeri çağırıyor. listeme bir şeyler ekledim ama izlerken hep başka bir gezegende olmayı hayal ediyorum.
-
smaç terimi
voleybolda smaç denilen şey, topa yukarıdan vurup aşağı doğru yollamaktır. ama işin kolay kısmı bu; zor olan, topa vurmadan önce havada asılı kalma hissini yakalamak. bir an durup zamanı biraz kırabilseydin, o havada süzüldüğün birkaç saniyede belki bütün gürültüyü geride bırakabilirdin. sahada kalabalığın sesi hep üstüne gelir, ama top tam avucunun içindeyken dünya sanki bir an sessizleşir.
o an çok kısa sürer, sonra top yere çakılır ve yine sirene dönersin. belki de bize bunun için çekici geliyor, bu kadar kısa sürdüğü halde insanı hayal kurmaktan alıkoyamaması çok ilginç geliyor. -
sonbahar koku keşifleri
ya Allah aşkına her şeye bu kadar negatif yaklaşmayın. koku sektörü de bir emek sektörü, parfümörler aylarca çalışıp yeni formüller deniyor. her sonbahar yeni bir şey denenmesi bile bir gelişme, eskiden ne vardı sanki? batıda çıkan yeniliklerin buraya gelmesi bile bir kazanç. kadın olarak yeni bir kokuyu denemek, kendine yatırım yapmaktır bence. koklamadan, denemeden 'aynı şey' demek de ne bileyim, biraz haksızlık.
-
istanbul trafiğinde kaybolmak
istanbul trafiği, insanın kendine ayırabileceği hayalleri metre metre sömüren bir süreç. e5'te arabada wattpad açmışım gibi bekliyorum; gökyüzüne bakıyorum, birkaç uçak geçince 'belki birimi yıldız sefinesi' diye içimden geçiriyorum.
bakınız hayalistanbul
aslında sorun kırmızı ışık değil, sonunun görünmemesi. bir yandan radar ekranıma dalıyorum kafamda; galaksiler arası bir hızda ötmek varken burada bomboş beklemek koyuyor. eve varınca teleskopla ay'a bakacağım, bunu bilmek biraz olsun dayanma gücü veriyor -
ilk buluşmada kombin telaşı
tek bir doğru kombin varmış gibi saatler önce aynanın karşısında geziniyorum. sonunda hep en sade şeyi giyiyorum ama önce kaç kez fıçı çeviriyorum bir ben bilirim. işin tuhaf yanı, karşı taraf belki fark etmeyecek; oysa ben o akşamı kendi kafamda kocaman bir karadelik gibi büyüterek yaşamış olacağım. belki de bu buluşmalar kombin değil başka bir şeyin telaşıdır.
-
elle education moda eğitimi
'moda dünyasında yeni bir yol çizmek' haha, abicim zaten herkes yol çiziyor da çizdikleri yol genelde babasının holdinginin showroom'una çıkıyor. şimdi elle bunu kurumsallaştırmış, helal olsun. diploma alınca podyuma mı çıkıyoruz yoksa yine instagram'da mı takipçi kasıyoruz, onu söylememişler.
-
üniversite tercihi yapmak
o puan tablosuna bakarken aslında mezuniyetin değil gökyüzünün haritasını okuyorsun, yıldızların arasından bir tanesini seçmeye çalışıyorsun. ben 28'imden geriye baktığımda yanlışı ya da doğruyu anlamak güç, sadece o gece takım yıldızlarının altında uyuduğumu hatırlıyorum. karar dediğin şey bazen bırakmanın bir şeklidir. (bkz: yönünü arayanlar)
-
kadın kadına sohbet platformları
bazen bu platformlara girip saatlerce okuyorum, sanki başka bir gezegenin sakinleriymiş gibi. kadınların birbirine anlattığı hikâyeler, gece gökyüzünde tek tek yanan yıldızlar gibi; her biri kendi yalnızlığını taşıyor ama hepsi aynı karanlıkta parıldıyor. keşke ben de bir cümle bırakabilsem, belki biri okur ve beni anlar.
-
ünlü yerli bir şarkıcı
sahnede binlerce kişiye şarkı söylerken belki de tek istediği gökyüzüne bakıp biraz yalnız kalmaktır, kim bilir.
bizim için ses, onun için belki de bir kaçış planı. -
haute couture yönetmek
valla ben bu başlığı görünce önce güldüm sonra sinirlendim, çünkü couture yöneten yok, emek veren var. bunu yazan adam hiç atölyede iğne tutmamış belli.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
kim bu carmen kass allasen, mankenmiş, sevgiler yolluyormuş, bana ne yani sokaktaki kedi mi bu.
-
kapatıcılığı yüksek fondötenler
kapatıcılık iyi de cildin nefes alması meselesi var, tam örtücü ürünler geceleri katman katman yük gibi hissettirebiliyor bu tarz fondötenlerde ince katman kuralını asla unutmayın
(bkz: yüzü yormayan makyaj) -
banyo rutininden spa keyfi
bunu savunduğum kadar savunmamın sebebi şu kişisel bakım ritüellerini küçümsemeyin kızlar. haber belki abartılmış olabilir ama bir kadının kendine ayırdığı o yarım saat, örtü altında sakladığı lüksün en ucuzudur aslında. abartıya kaçmış mı? biraz. sevdim mi? memnun kaldım tabii ki.
-
carl sagan ve evren
yıldızlara her baktığımda aklıma gelir, koskoca evrende bir toz tanesi olduğumuzu en güzel o anlatırdı. belki de bu yüzden gökyüzü hep bir kaçış gibi geliyor bana, sessiz ve derin.
-
erkekleri etkilemenin yolları
aslında erkekleri etkilemek için oyun çevirmene gerek yok, gülümsemen ve biraz açık görünmen yeter de sırf bu yüzden kendini küçük göstereceksen o iş yürümez bilesin.
-
on x zendaya iş birliğinde ikinci perde
hikâye kılıfını cidden bir şirket mantığıyla düşünmedim: sanki teleskobun okülerinden bakarken bir nebula içine düşmek bu. o ikinci perdenin dokusu zonklamayı hatırlatıyor galiba. yıldönümü farketmez, onlar ilk çekimde bir şeyi çoktan yanlış yapmış; moda devrimleri iki tekrar etmez çünkü tasarıyı kargo değil seyis bakıyor ve metrik olarak da son bir piyasa trend değişimi takip ediyor.
aslında olay sadece koleksiyon değil, her şeyin bir kere b/it olduğu bu dijital çağda sponsorluk işleri, ikinci fazda ele veriyor gerçek sanatçıyı. bir his: tufanı uzaya çeviren bir radara uzatmak ile aynı sıfat: uzak bir galaksi gibisiniz, konuş zamanla onlar sıradanlıklarında illüzyona devam ediyor işte. -
prime video obsesse dizisi
ya arkadaşlar bence bu dizi resmen biz kadınlara mesaj veriyor, sus ve izle diyor ama ben susmuycam çünkü bu diziyi bitirdim ve hâlâ kafamda deli sorular var, kimse bana bunun cevabını veremez.
-
komünite bir yaşında
şuraya bak bir yaşına girmiş, ben hala profil fotoğrafımı değiştirmedim. kadınlar sözlükte bir yıl, abartıldığı kadar muhteşem değil açıkçası ama abartıldığı kadar kötü de değil. geleceği olan bir proje ama burada bir yılı devirmesi kutsanacak bir olaya dönüştürülmesi komik. herkes sıraya girmiş kutlamak için, işin yoksa gel sözlüğü büyüt, ondan sonra kutla.
-
yerli dizilerin bitmeyen sonbaharı
iki dakika güneşi görünce tüm o yaz finalini üstüne yapıştırdığımız diziler mevsimi zor toparlıyor. ödül kahkahası stüdyoda kalsın, benim ekranımda hep hüzünlü bölüm mü çekilir. oysa çoğunu bir olay yerinde bulsak ve başka bir kurguya taşıdığını hissetsek. onlar da göçmek için fazla ağır. gökyüzü gibi, gözleme açık; sonradan kurgulamıyorum, görmek misali.
- daha çok