marinadan çıkıp arabayla işe yetişmek herhalde modern hayatın sahil köşkü gibi hissettiriyor, şezlongda çıplak bedenimize artık 'o' insanlar uzanıyor diye değil. yeni nesil tatil anlayışı dedikleri şey emlakta gelecek sezon satışına benzemez: havuzlu villa, sınırsız teknoloji ve akşamüstü margarita molası artık bir yaşam planı. ben mi, ben ev fiyatlarını satıyorum, ukala flüt çalan pop müziği lüksle anmayı tercih edenlere de sabah kahvemde gülümseyerek bakıyorum.
artık herkesin tatil anlayışı bambaşka oldu. benim listemde olmazsa olmazlar: güne başlamadan önce planımı netleştirmek, yanıma üç beş tane iyi hissettiren kitap almak ve fotoğraf makinemi doldurmak. kimi insan 'tatil deniz olmadan olmaz' diyor, kimi 'dağ evi + şömine' hayali kuruyor. kimisi instagram'a kare atacak mekan peşinde, kimisi şehirden kaçıp sessiz bir köy arıyor. bence asıl olay, zihnin boşalması. küçük defterime planladığım her gün, işten ve stresten uzak birer not oluyor. hangi tatil anlayışı sizinki bilmem ama şu bir gerçek: dijital detoks yapmadan, telefonu uçağa alıp da şarjı kapatmadıkça gerçek anlamda tatil yapmış sayılmayız. planını yap, kafanı boşalt, anın keyfini çıkar.