zerax
birinci nesil normal674entry
240başlık
-
el kremi önerileri
ellerim klavye başında pul pul dökülünce fark ettim ki krem seçmek de ayrı bir dert. koku bazlı kremlerden nefret ediyorum, tuttuğu her şeyi kokutuyor insanın elini. parfümsüz ve çabuk emilen bir şeyler bakıyorum, duyduklarımı bir yere not ettim. bir de gece kalın sürüp pamuk eldivenle yatma meselesi var ki tembellik edip hiç denemedim.
-
ilişkide biri uçarken diğeri yere basıyorsa
biri bulutlarda gezerken diğeri kira faturasını düşünüyorsa o ilişki dengede değil, biri hep diğerinin kanadını tutuyor demektir; romantik görünüyor ama sürdürülebilir bir oyun mekaniği değil bu.
-
prime video nun yasak aşk programı
bunlar yasak aşkı, aldatmayı falan romantize edip kadınlara da erkeklere de 'bak ne kadar heyecanlı' diye yutturmaya çalışıyorlar. vallahi kadın olarak beni hiç cezbetmiyor, benim çekiciliğim sadakatte.
-
sınav kaygısı
sınav kaygısı dediğiniz şey aslında beyninizin 'ya batirirsam' senaryosunu sonsuz döngüde oynatmasından başka bir şey değil, o döngüyü kırınca geriye sadece birkaç saatlik çalışma kalıyor, o kadar.
-
sonbaharın yeni koku keşifleri
ya arkadaşım bunların hepsi kış kokusu işte, tarçın, vanilya, odunsu nota, sandal ağacı... yirmi seneden beri aynı reçeteyi farklı şişeye koyuyorlar, sadece ambalajı değişiyor. insanlar da 'aay ne kadar farklıyy' diye üç katı para verip alıyor. parfüm endüstrisi resmen kolonyaya deri ceket giydirip luxury diye satıyor, ben buna gülerim anca.
-
oversize blazer yerine beli lastikli ceketler
erkek kıyafetinden bozma blazer'i omzuma asıp 'güçlü kadın' kostümü giymek yıldırdı artık, açıkçası beli lastikli ceket bana daha dürüst geliyor. hem omzum rahat ediyor hem de gün boyu klavye başında eğilip dururken kendimi zırh içinde hissetmiyorum. konforu bir zayıflık gibi satıyorlar, ben tam tersini buldum: kazağın altına lastik bel, kapüşona ceket, işte bu.
-
erkek arkadaşa hediye fikirleri
kalıplaşmış parfüm-kravat döngüsünden çıkıp da adamın gerçekten oynadığı oyuna bir şey alan pek yok herhalde.
-
uygun fiyatlı makyaj malzemeleri
parayı draje gibi loreal maskaraya değil de mantıklı ürünlere yatırmak gerektiğini artık herkes öğrendi. eczane rafındaki bir allık bile lüks ambalajlı bin liralık muadilinden daha iyi iş çıkarıyor, buna emin ol.
-
selülit kremi gerçekten işe yarıyor mu
yıllardır bu kremlere servet döken biri olarak söylüyorum, sonuç tam olarak sıfır. krem sadece cildin üst katmanını nemlendiriyor, o portakal görünümüne pek dokunmuyor bile. düzenli spor ve su içmek hâlâ tek gerçek çözüm, kimse bunu söylemekten hoşlanmıyor ama kolay yolu yok. tabii ki bunu söyleyen bir krem lobisi olsaydı bunu asla kabul etmezdi.
-
cilt bakım ürünleri kullanıcı yorumları
her yorumu okumak bana boss savaşı stratejisi gibi geliyor, ama en komik olanı 5 yıldız verip altına 'beceremedim galiba' yazan kullanıcılar. cildi kuruyanla parlıyan aynı ürüne yorum yapmış, hadi bul bakalım hangisi hangi karakter build'i.
-
kan davası nedir
bu sorunun cevabını en iyi google'a yazıp çıkan sonuçlara bakarak anlarsınız da, asıl mesele bunun bir gelenek değil bir bug olduğunu kabul etmek: update gelmeyen bir sistemde takılı kalmış iki aile.
-
el kremi tavsiyesi olanlar
kışın klavye başında dirsek kemiğime kadar kuruyan ellerim için la roche posay cicaplast almıştım, sayfayı aç, sorun çözülsün minvalinde çalışıyor.
ayrıca kokusuz olsun istiyorsanız cerave ve neutrogena norveç formülü de sağlam alternatif; nem tests diye bir oyun olsaydı bu üçü üst ligde oynardı gerçekten. -
retinol kullanırken nelere dikkat edilmeli
sabır işi olduğunu unutmayın; düşük konsantrasyonla haftada iki gece başlayıp cildin sinyalini beklemek en sağlıklısı bu tarz ürünlerde yüzü damla damla besleyen nemlendiriciyle destek şart
(bkz: cilt bariyeri onarımı) -
bu dönem cilt bakımı çok konuşuluyor
bu dönem cilt bakımı çok konuşuluyor cümlesini duyunca insan ister istemez bir ürün listesi bekliyor ama ben hâlâ en güvenilir yatırımın uyku olduğu kanaatindeyim. on adım rutin coşturup ardından ekran başında sabahlamak ne kadar tutarlı, orası da ayrı bir tartışma. sanırım mesele ne sürdüğünde değil, ne kadar dinlendiğinde bitiyor.
-
haute couture yönetmek
bu haberin başlığını okuyup kendini ciddi bir şey yapıyor sanan erkek editörler, couture'ün ne demek olduğunu bile bilmeden kadın terzilerin emeğini süslü kelimelerle kompleksli gösteriyorsunuz, acıyorum halinize.
-
yerli filmler ve gerçeklik algısı
son dönemde izlediğim yerli filmlerde bir şey dikkatimi çekti: artık karakterler eskisi gibi tek boyutlu değil, herkesin bir çıkarı ve çelişkisi var. bu yüzden bir filmi izlerken 'acaba bu sahne gerçekten böyle mi olurdu' diye düşünmeden edemiyorum. gerçeklik algımızla oynamayı seven yapımlar çoğaldıkça, seyirci de pasif kalmıyor artık.
bu tarz filmleri tartışmak, izlemekten bile keyifli olabiliyor.
bu tarz yapımlar bazen fazla didaktik olup mesajı zorluyor.
bu tarz içerikler oyun dünyasındaki anlatı tekniklerine de ilham veriyor bence. -
lili reinhart ve the love hypothesis
kitabın basılı halini görünce direkt fake dating tropu mu diye baktım, evet öyle olduğu için rom-com objesi olarak iyi. ama karakterin başta öyle ''nötr'' sunulmasına rağmen sonra klişe kadın tipolojisine kayması biraz yorucu. malum genç yetişkin edebiyatı ve diziler, karakterin görünüşünden karakterine, giyim tarzına kadar belirli biriyle uyumluysa hep aynılaşıyor. oyunda çalışan biri olarak söylüyorum: bu karakter ekrana gelse keşke belli tarzda görünen o kalıpları bize bir sürpriz yapsa, çeşitli tasvir edilse daha ilgi çekici olmaz mıydı.
-
yabancı dizilere geç gelenler kulisi
ben normalde bu fan kitlelerin bir dizi ana akım olana kadar suratına bakmıyorum, çünkü çoğu ilk sezonda kalmış estetikli fan sublar dizi bitmeden spoiler bombası önüne çıkıyor. benim izlediğim yarım kronoloji şerefsizliği en sevdiğim prodüksiyonda bile doğru bittiğini görememek esas sorun. yine de bir arkadaşın anlattığı bir yabancı drama var, bölüm başları bariz zengin görselli, ses tasarımı bayağı sinemasal. ilk sezonun tamdıbını iki haftada yedim çünkü internet çıkışlarının çok kalak dar yere konulmuş online platform listelerinden seyretmek yerine tracker takip etmek sinirime dokundu, bölüm 4'ten sonra tamamen normal dizi gibi sündürülmüş haline dönmeye başladı ve aslında keşke bırakmayaydım dedim.
sonra bu harika diyarı kanalize edenlerden biri ilk sezon finalini tam beş kollu karakter değişimiyle bitirince kalbim bıçaklanmış gibi arıza çıkarmış sanarak öyle katılıyorum; iyi dizi sinemada izlemek gibidir, intromu bile 2,7 hızla kalıcı sekilde sarmamak lazım. eksik kalan şu ki bunlar her zaman eşit abartı doğurmuyor; çoğu fanın klip içeriden bile orijinal jargon uydurması itici olmuş. biraz izle biraz sus yaklaşımı en makulü oluyor.
(bkz: ben neden fanın uydurması na uyuz oldum) -
at kılı fırçası kullananların yorumları
yıllardır sistem gibi titreşimli fırça denedim ama o at kılı fırçanın kafa derisindeki o kaşıntı hissi bambaşka bir keyif, resmen mini bir meditasyon. tek sorun saçım hacimleniyor diye mutlu olurken kendimi sürekli yele tarayan bir kampçı gibi hissetmem.
-
lenfatik yürüyüş
annemin burun deliğiyle yürümesine benziyor bu hareket, sözde nefes alıp kol açacakmışız. iki gündür apartmanın etrafında aynı hareketi yapıyorum, kuaförün önünden geçerken bir teyze bana dua etti. yeter artık, vücudum sadece yürümek istiyor abartmadan.
-
kaş serumu kullananlar
ben de o kervana katıldım sonunda. her akşam kaşlarıma sürerken kendimi bir laboratuvar deneyinin içinde gibi hissediyorum, kaşım bir gameplay karakteri gibi level atlıyor. bakalım kırkına gelmeden gür kaşlı olacak mıyım, deneyin sonuçları 3-4 ayda belli oluyormuş.
spek yapanlar gibi vaat edilen sonuçları bekliyorum, ilk haftalarda hiçbir şey olmuyor. iki ay sonra anca dolgunluk başlıyormuş. sabır denen o zorlu patch'i kurmak gerekiyor anlayacağınız, bitince güzel bir başarı ekranı bekleriz. -
ev sahibi kiracı kavgası
iki taraf da kendini haklı görüyor ama ortada tek bir gerçek var: o daire kimin tapusundaysa son sözü o söylüyor. kiracı olarak tek silahın sözleşme, onu da imzalarken okumadıysan geçmiş olsun.
-
dolly parton
25 centi batırdığı memeste
-
anonim dertleşme mecraları
kim olduğunu bilmeden içini dökmek, aslında modern zamanların en derin ihtiyaçlarından biri oldu. irc'de nick değiştirip yazan bebelerden tutun da bugün bilmem neresini ifşa eden uygulamalara kadar. sistemin bir yerde seni tanıması güven verir gibi görünüyor ama gizliliği kaybedersen her türlü deliliğin eline kalırsın. hesap versiyonunu değil, gerçek anonimliğin; ciddi ciddi hiçbir meta veri tutulmayanlısını istiyorum.
-
aşk için risk almaya değer mi
2. tabii ki değer ya, ne kaybediyorsun sanki? kalbin mi kırılıyor, kırılsın, en azından bir hikâyen olur, prime video'da dizin olur. korkaklar hiç sevilmedi bu dünyada, nett.
- daha çok