• bugün (30)
  • 130 entry
  • 95 başlık

zerax

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • dolar kurunun cilt bakım rutinimi mahvetmesi
    inanın dün gece o sepetin tl karşılığını hesaplarken o kadar büyük bir sinir krizi geçirdim ki yanlışlıkla tırnak etlerimi kanattım.

    bu gidişle yaşlanmayı durdurmak falan bir kenara dursun, çok yakında suratımıza hyalüronik asit niyetine sadece kendi fakir gözyaşlarımızı süreceğiz.
  • aldatıldığını tek saniyede anlama rehberi
    telefonu ekranı yere bakacak şekilde masaya koymaya başladığı an o ilişkinin helvasını kavurmaya başlayabilirsiniz kızlar. durduk yere parfüme bulanıp aniden fitness sevdalısı olduysa tebrikler, nurtopu gibi yepyeni bir boynuzunuz oldu. size birdenbire aşırı ilgi gösterip durduk yere sevgi pıtırcığına dönüştüyse emin olun ki arka planda yediği haltlardan dolayı sadece kendi çapında vicdan rahatlatıyordur.
  • narsist erkeği 100 metreden tanıma yolları
    kızlar resmen yemin edebilirim ama ispatlayamam, bu tiplerin alınlarında 'ben karanlık bir çukurum, ruhunu emmeye geldim' falan yazıyor. mekana girdiğiniz an garsona yaptığı o tepeden bakan egoist tavırları bir kenara bırakın, eski sevgililerinin istisnasız hepsinin 'psikopat' çıkması zaten asla tesadüf olamaz. masada saatlerce kendi muhteşem hayatından, ne kadar harika ve zeki olduğundan bahsederken sizin gününüzün nasıl geçtiğini sormaya tenezzül bile etmezler.

    siz daha ne olduğunu anlamadan, en ufak bir tartışmada anında sizi suçlu çıkarıp o uydurma ilahlık tahtından size hükmetmeye çalışırlar. tam o an, 'acaba ben nerede hata yaptım' diye kendinizi sorguladığınız ilk saniyede bu yürüyen kırmızı bayrak fabrikası tiplere asla acımadan doğrudan engeli basıp hayatınızdan dehliceksiniz. yoksa o kendi yansımasına taptığı kırık aynasını sizin gözyaşlarınızla parlatır, benden söylemesi.
  • asla sivilce yapmayan o efsane güneş kremi
    kızlar yemin ediyorum şu piyasadaki sözde asla sivilce yapmaz, ciltte ağırlık bırakmaz denilen güneş kremlerinin alayı devasa bir yalan. üç kuruşluk influencer tayfasının öve öve bitiremediği o meşhur kore markalarına maaşımın yarısını gömdükten sonra, cildimin lise yıllarımdaki o krizli sivilceli haline dönüşünü gözyaşlarıyla izledim. madem gerçek bir tavsiye istiyorsunuz, macera aramayı bırakıp beauty of joseon veya la roche posay anthelios'a falan yapışın.

    üstelik o zerre beyazlık bırakmıyor diyerek bize kilitledikleri kremleri övenlerin kesinlikle kör olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam. yüzünüze sürdüğünüzde sokakta casper gibi dolanmak istemiyorsanız cidden biraz paraya kıyıp adam akıllı dermokozmetik ürünlere yöneleceksiniz. sonra neden fondötenim yüzümde pul pul dökülüyor diye ağlamayın buralarda sevgili kadınlarsözlük ahalisi, indirimden kapış kapış aldığınız o vıcık vıcık yağlı kremler yüzünden tabii ki.
  • istanbul trafiğinin resmen güzelliğime kastetmesi
    sabah o e5'e çıkarken yüzüme sürdüğüm o kadar hyalüronik asit, c vitamini falan hepsi diğer araçların egzoz dumanıyla tepkimeye girip sivilceye dönüşüyor yemin ederim. yani sırf o köprüyü geçeceğim diye ömrümden giden yılları geçtim, o iğrenç stres yüzünden saç diplerim ağrıyor artık. sürekli dur kalk yapa yapa sol bacağım sağ bacağımdan daha kalın oldu, pilatesi falan bırakacak kıvama geldim, teşekkürler istanbul.

    yan şeritte bana anlamsızca dik dik bakan o kaba saba adamlara laf anlatmaktan, yol vermedikleri için kornaya basmaktan tırnaklarım kırıldı inanın. bir gün o direksiyonu bırakıp arabaların kaputlarının üstünden sekerek topuklu ayakkabıyla eve koşacağım, o olacak en sonunda. hayır bir de sinyal veriyorum görmek istemiyorlar, en sonunda arabadan inip çantamı kafalarına fırlatacağım o noktadayım.
  • at kılı fırçası ile bacakları zımparalamak
    influencer kızlarımızın pürüzsüz bacaklarını görüp gaza gelerek bu aleti aldım ve banyoya koştum. yemin ediyorum o kadar canım yandı ki, sanırsınız selülitleri fırçayla değil de inşaat zımparasıyla kazıyorum. iki gram pürüzsüz bacağımız olsun derken güzellik uğruna çekilen acılar resmen bambaşka bir boyuta atladı.

    banyodan çıktığımda bacaklarım nar gibi kızarmıştı ama selülitler hala arsızca yerli yerinde duruyordu, sadece tahriş olmuş derim feryat ediyordu. her gün düzenli aşağıdan yukarı fırçalayın diyen o pürüzsüz ablalarımıza buradan sesleniyorum, o işkenceye her gün katlanabilen bordo berelidir, net.
  • mikro yönetim
    kızlar inanın bana bu darlamalar sadece bizim şirkete özel olamaz, adam resmen attığım maillerin taslağında bile virgül sayıyor. ruhumu emdin, gençliğimi çürüttün be adam, git kendi bomboş hayatına mikro düzeyde müdahale et de beni bir sal artık.

    sürekli ensenizde o darlayıcı nefesi hissettiğiniz bu iğrenç çalışma şekli yemin ederim beni akşamları yaptığım on aşamalı kore cilt bakımı rutininden bile soğuttu.
  • evde manikür yaparken teksas katliamı çıkarmak
    kuafördeki o darlayıcı muhabbetleri çekmeyeyim diye heveslenip sağ elimin tırnak etlerini paramparça ederek salonu cinayet mahalline çevirdim. bunu kan revan içinde kalmadan sıfır hatayla yapabilen kızlar acilen gidip bu üstün yeteneklerini gizli servislerde falan değerlendirmeli.
  • nivea vişneli dudak kremi
    lise yıllarımın bordo ruj niyetine sürülen efsanevi ürünü, hepimizde bir vişne kokusu furyası yaratmıştı. gerçi dudakları nemlendirmek yerine deli gibi kuruturdu ama o garip yaldızlı pembe parlaklığını dünyalara değişmezdik. şimdi makyaj çantamda yanlışlıkla görsem utancımdan kriz geçiririm ama o zamanlar kızlar tuvaletinde gizli gizli bunu tazelemek kesinlikle bir statü meselesiydi.
  • edis in kendini dünya starı sanması
    kızlar inanın bu çocuğun o kısa paça pantolon modası bitmediği sürece benim ruh sağlığım asla düzelmeyecek, aşırı derecede cringe oluyorum. bari el birliğiyle şuna stil danışmanı numarası falan bulalım da ekran karşısında göz zevkimiz daha fazla harab olmasın.
  • olivier giroud
    sen sahada o kadar koş terle ama saçının tek bir teli bile bozulmasın, bari kullandığın sabitleyiciyi söyle de bizim bakımsız erkekler biraz feyz alsın. yalan yok futboldan falan zerre anlamam, sırf bu adamın o heykelsi çenesi ekrana gelsin diye doksan dakika maç izleme eziyetine katlanıyorum.
  • iki damlasına servet ödenen leke serumları
    cildim cam gibi parlasın, çene altımdaki o bitmek bilmeyen lekeler silinsin diye o minicik damlalıklı cam şişelere servet gömmekten yemin ederim ciğerim soldu. sanki sihirli iksir anasını satayım, her gece yüzüme çeşit çeşit asit basıp sabah kalktığımda porselen bebek olacağım inancıyla yaşıyorum aylardır. yok c vitamini, yok arbutin, yok niacinamide derken banyodaki dolap resmen merdiven altı kimya laboratuvarına döndü.

    sonuç ne derseniz, sabah aynaya bir bakıyorum o üç aylık sivilce lekesi bana oradan sırıtarak "ben buradayım kızım hiçbir yere gitmiyorum" diye el sallıyor hala. hayır bir de bariyerimi öyle bir soymuşum ki, rüzgar esse yüzüm kıpkırmızı yanıyor. o filtreli cam ciltleriyle bu damlaları pazarlayan tayfanın direkt genetiği mükemmel kızlar, bizim yüzümüze boca ettiğimiz o serumlar sadece cüzdanımızı inceltiyor, uyanalım artık şu rüyadan.
  • cc ye yönetici ekleyen sinsi çalışma arkadaşı
    sabahın köründe attığım maile anında cevap verip bir de utanmadan departman müdürünü cc'ye ekleyen o kızı saçından tutup plazanın camından aşağı atasım geliyor. kızım biz seninle daha dün kozmetik indirimlerini konuşurken can ciğerdik, basit bir rapor işine gelince mi içinden böyle devasa bir yılan çıkıyor? o neon pembe ceketinle zaten ofiste göz zevkimizi yeterince mahvediyorsun, bari şu varoş kariyer hırsınla bizim mentalimizi yorma lütfen.
  • ofisteki kompleksli müdire terörü
    sabahın köründe o çakma prada çantasıyla gelip bütün varoş kompleksiyle üzerime saldıran ruh hastası yöneticim yüzünden her gün sinir krizleri geçirip saçlarımı yoluyorum. yakında masadaki delgeçi o asimetrik estetikli burnuna fırlatıp çantamı alıp çıkacağım.

    (bkz: istifa dilekçesini suratına fırlatmak)
  • dolar kurunu sephora sepetinden takip etmek
    kızlar yemin ederim ülkenin ekonomisini merkez bankasından değil, favorilediğim hyalüronik asit serumunun anlık fiyat güncellemelerinden takip ediyorum. kur fırladıkça cildimden önce ruhum kırışıyor, gerçekten muazzam bir simülasyonun içindeyiz.
  • erkegi kopek etmenin garantili yollari
    kizlar bosuna guzellik merkezlerine avucla para dokup kendinizi hirpalamayin, inanin hic gerek yok. karsinizdaki vizyonsuz ne anlatirsa anlatsin gozlerinizi kocaman acip inanilmaz ilgincmis gibi dinliyormus taklidi yapmaniz kafi. iki tane kikir kikir gulus ve birazcik da safa yatmakla emin olun dunyadaki tum erkekleri pesinizde pervaneye cevirirsiniz.
  • yalnızlık hissini pahalı cilt bakımıyla bastırmak
    kızlar inanın bana o göğse oturan kimsesizlik hissi yeni ayın kredi kartı ekstresini görene kadar sürüyor. ağlarken göz altı kapatıcımın ince çizgilere dolmasına sinir olduğum için artık dram yaratmayı bırakıp depresyonu doğrudan estetik bir rutine bağladım. siz de gidin o bomboş kalbinizi indirime bile girmemiş asit serumlarıyla doldurun, yemin ediyorum ruhta tek bir gözenek ya da pürüz kalmıyor.
  • overrated cilt bakım markaları
    kızlar o kadar para verip peşinden koştuğunuz cam cilt efsanesi tamamen pürüzsüz genetikten ibaret ve bize asla uğramıyor. her gün yeni bir markanın mucizevi asidini yüzüme sürüyorum diye cildim şu an ergenlik dönemimden daha aktif bir yanardağa dönüştü. influencer tayfanın övdüğü o süslü kutulara servet döküp kendimizi kandırmayı acilen bırakmamız lazım.

    (bkz: sivilce yapan mucizevi serumlar)
  • eril enerjiden arındırılmış dijital sığınaklar
    eril toksiklikten o kadar fenalık geçirmişiz ki, kadınlarsözlük gibi sadece birbirimizin dudak dolgusunu hunharca eleştirebildiğimiz steril alanlara koşarak kaçıyoruz. evdeki adamın nefes alma sesini duymamak için ekran başında hiç tanımadığım birinin eltisine beddua etmek benim yegane terapim.
  • erkek arkadaşa hediye alırken yaşanan sinir krizi
    kızlar inanın bana bu erkek milletine hediye seçmek kuantum fiziği çözmekten daha zor ve yıpratıcı bir süreç. adama ne alsan yaranılmıyor, daha doğrusu anlamıyor. cüzdan desen zaten bin yıldır aynı yırtık pırtık deri parçasını kullanıp ona duygusal bağ kurmuş, yenisini kutusundan çıkarmaz. saat desen ben zaten telefondan bakıyorum deyip o an hevesini kursağında bırakır. kıyafet alsan senin o günlerce düşünüp indirim kovalayarak özenle seçtiğin kazak, halı saha dönüşü terli terli giydiği sıradan bir paçavraya dönüşüyor. hayır yani romantik bir anı defteri falan yapsan anlar mı? asla. kapağını açıp boş boş bakacak ve teşekkür ederim canım deyip konsol oyununa dönmek için fırsat kollayacak.

    en son cidden cinnet geçirip gidip dümdüz bir parfüm alıyorum, en azından yanımdayken o buram buram ter kokusu gitsin de mis gibi insan içine çıkalım diyorum. kızlar yemin ediyorum bazen gidip düz siyah bir kupa alıp üzerine de bu adama katlandığım için asıl hediye bana alınmalı falan yazdırmak istiyorum. biz o kadar uğraşıyoruz, kafamızda bin tane estetik senaryo kuruyoruz, sonuç koca bir odunluk. en iyisi mağazadan standart yaka bir sweatshirt alıp konuyu hızlıca kapatmak, bu varlıklara vizyon yüklemeye çalışıp kendi mental sağlığımı bozmaya hiç değmez.
  • gone girl deki amy dunne haklılığı
    kocasının o uyuşuk, sadakatsiz tavırlarına karşı adamı doğduğuna pişman etmesi, sinema tarihinin en estetik ve haklı cinnetidir. biz olsak anca trip atıp whatsapp'tan engelleriz, kadındaki o ince işlenmiş intikam vizyonuna saygı duymamak cidden elde değil.
  • arı sokmuş efekti veren dudak parlatıcıları
    süreyim de kylie jenner gibi dudaklarım olsun diye alıyorsunuz ama on beş dakika boyunca sanki dudağınızda mangal yanıyor kızlar. o acılı karıncalanma hissi geçince heyecanla aynaya koşup bakıyorsunuz ve sonuç koca bir sıfır, üstelik rüzgar esince bütün saçınızın dudağınıza yapışması da cabası. cidden şu viks kokulu yapışkanlara yüzlerce lira dökmek yerine evdeki pul biberi yalayalım daha iyi, en azından bedava.
  • kız isteme merasimi
    o kahveye tuz yerine bulaşık deterjanı koysak bile sesini çıkarmadan içen damat beyin oscarlık performansı beni benden alıyor. babam acaba verecek mi diye beklenen o ölüm sessizliğinde stresten tırnak etlerimi yoluyorum resmen.
  • dolar kuru yüzünden cilt bakımını bırakmak
    yüzüme sürdüğüm nemlendiricinin fiyatı gram altınla yarışır hale geldi, yakında kırışıklarımı sevip bağrıma basacağım mecbur.
  • anonim uygulamalardaki evli ve mutsuz bey
    sabah sabah yine sinirlerimi zıplatan erkek tipidir. hani profilinde sadece "dertleşmek" yazar, sen de saf saf "ay dur bir dinleyeyim belki adamın ciddi bir sıkıntısı vardır" dersin ya, işte o hata orada yapılıyor kızlar. iki dakika "eşim beni anlamıyor, evde iki yabancı gibiyiz" edebiyatı yapıp üçüncü dakikada konuyu sinsice senin fiziksel özelliklerine getirmeye çalışıyorlar. hayır yani madem o kadar mutsuzsun, boşanma avukatı yerine neden anonim chat uygulamasındasın diye sorarlar adama.

    bir de bunların bitmek bilmeyen "sesini duymak istiyorum" ısrarı yok mu, çıldırırsın. sanki sesimi duyunca evliliği kurtulacak ya da o "büyük" yalnızlığı bitecek paşamızın. neyse ki engelle butonu hayat kurtarıyor da bu duygu sömürüsü soslu abaza taktiklerine daha fazla maruz kalmıyoruz. ne haliniz varsa görün beyler, biz kendi dedikodumuza bakalım.
  • daha çok