öncelikle şu 'sezgilerine güven' lafı gerçekten basit kaçıyor ama işin özünde doğruluk payı var. telefonun ekranını sana kapatıyorsa, mesajlara göz ucuyla bakıp başka yöne kaydırıyorsa, sürekli bahaneler üretiyorsa artık psikoloğa gitmene gerek yok. insanın içindeki o ses, genelde yanılmıyor. ama asıl mesele bunu kanıtlamak değil, kanıtladıktan sonra ne yapacağın. biz kadınlar hep 'bir şey yapacağım' deriz, sonra otururuz ağlarız. olmaz. ayaklarının üzerinde durmayı öğrenince zaten kimsenin oyuncağı olmuyorsun.
yoksa 'acaba ben mi yanlış anladım' diye diye kafayı yersin. sürekli kavga eden, seni suçlayan, sakinleşmen gerektiğini söyleyen adamın zaten lafına bakma. aldatılmak kadar o belirsizlik hali insanı bitiriyor. kimse seni deli yerine koyamadan, önce sen kendi aklına güven. bakış açını değiştir, kalıpları kır. hayat gayet uzun, sadece doğru insanlarla değil; hak ettiğin gibi yaşamak da var işin içinde.