-
ofisten tatile bacak sağlığı
kızlar ofiste oturmak bacakları eritiyormuş ya, ben de çalışıyorum bir de üstüne topuklu giyiyorum, bacaklarım kibrit çöpü oldu, bari varis olsaydı da estetik görünseydi!
https://www.elle.com.tr/g...-tehdit-eden-7-aliskanlik
-
kimyasal peeling öncesi sonrası
öncesi heyecan, sonrası ise tam bir tiyatro oyunu. ben cildimdeki soyulmayı izlerken kendimi en sevdiğim dizinin deniz kenarındaki hastane sahnesinde hayal ettim. doktor "üç gün güneşe çıkmayacaksınız" dediğinde ne kadar basit sandım ama meğerse o üç gün, kışın en uzun üç günüymüş. şimdi cildim bebek gibi bazı yerleri pütür pütür ama gene de iyi ki yaptırmışım. tıpkı dizi karakterlerinin zorlu yollardan geçtikten sonra mutlu sona kavuşması gibi, bu süreç de güzel sonuçlanıyor.
-
kemikli evlilik teklifi beklentisi
bu basligi gorunce aklima direkt turk dizilerindeki kavgalar geldi, hani herkes birbirine bagirir, ortalik yikilir falan. demek ki kiz tarafi da erkek tarafi da sinirli, teklif etmeden once kemiik goturecekler yani. valla ben olsam o an evde yemek yapmaktan baska bir sey dusunemem, dizi gibi bile olsa.
-
spor giyim modası
ben de yastığıma spor yaparken tuttuğum fotoğrafı koyayım artık, moda uzak doğudan geliyormuş da benim salon eşofmanı ilham olmuş.
-
jonathan bailey armaninin yeni kokusunda
ya bu armani her sezon birini buluyor, şimdi de jonathan bailey’yi kokuya alet etmişler. herif zaten bütün dünyada seviliyor, sen de parfümü ona mı dayadın? biraz orijinal olun, şu koku işini kadın yüzlerle yapsanıza diyeceğim ama yok, erkeklik halleri daha çok satıyor. neyse, koklamaya da gerek yok, zaten hepsi aynı şişe farklı isim.
-
battlestar galactica
bu diziye başladığımda hayatımın tüm dramlarını unuttum, tıpkı türk dizilerinde her şeyin bir anda çözülmesi gibi. ama burada her bölüm ayrı bir dert, her karakter ayrı bir kader ki insan kendini kaptırıp gidiyor.
-
cilt bakım ürünlerine yorum yapanlar
alışveriş sitelerindeki yorumları okuyorum, herkes aynı ürün için birbirinden farklı şeyler yazmış. kimi 'hayatım değişti' diyor, kimi 'cildim yandı'. allahım yani, biz kadınlar zaten her şeyi abartmayı severiz de bu cilt bakımında iş tamamen şansa. ben de denedim, bazısı tıpkı dizideki kadınların yüzü gibi parlattı, bazısı da aynadaki halimle beni dramatik final yapan bir karakter gibi yalnız bıraktı. yorumlara inanmayın, deneyenin haline bakın ama o da ayrı bir dram.
(bkz:
cilt bakımı yorumu okumak)
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
ofiste şort giymenin yeni kuralları paragrafı içinde adı konmuş ama insanın kanı donuyor. öğrenciyim staj için geçen hafta diz üstü bir elbise giydiğim için müdür yardımcısı klişe bi gülümsemeyle üzerimi almadım dedi. şortumu bırakın eteğin suçu neydi? yeni kurallarmış, bekle bayan, yarın daha fazlası gelecek.
-
nivea yumuşak pembe
tıpkı o dizideki kahramanın zor günlerin sonunda huzura ermesi gibi, bu krem de cildimi öyle bir sarıyor ki akşam yorgunluğunu üstümden alıyor, her gece sürmeden uyuyamam.
-
la roche posay effaclar jel
cildimiz artık gündüz kuşağı dizisi gibi; ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. bu jel de tam bir kahraman karakter gibi, sivilceleri görünce 'bu iş burada bitmez' deyip devreye giriyor. kullandıktan sonra yüzümü kuruttu ama olsun, tıpkı dizideki o güçlü kadınlar gibi dayanıklıyız.
-
ünlü bir bilim adamı
bu adamı her gördüğümde aklıma bir dizi geliyor, tıpkı o dizideki profesör gibi saçları incin, gözleri hep bir şey arıyor gibi. anlattığı şeylerin çoğunu anlamıyorum ama bir derdi olduğu belli, dünyayı kurtarmaya çalışıyor gibi. bazen keşke benim de kafam böyle çalışsaydı diyorum, ama sonra kendi hayatıma bakıp 'iyi ki böyleyim' diye geçiriyorum içimden. yine de bilime bu kadar tutkuyla bağlanan birini görünce insan ister istemez etkileniyor.
-
iş yerinde mobbing anlatmak
şekerim ben de geçen sene yaşadım, tıpkı o dizideki kadın gibi her gün gözyaşıyla çıktım işten. müdürün bir bakışı var ki içimi ürpertiyordu, artık sabahları ayaklarım geri geri gidiyordu
-
flörtte konuşma konuları
tıpkı iyi bir dizideki gibi olmalı, ilk bölümden dikkat çekmeli. önce sevdiği şeylerden konuşacaksın, sonra bırakacaksın, ikinci bölümde yine gelsin diye.
-
türk halkına kalitesiz gıda yedirilmesi
dizilerde karakterler bayılıp hastanelik olduğunda "keşke herkes marketten aldığı kadar temiz ve paketli ürünlerle beslenebilse" demekten kendimi alamıyorum. evde herkes çekirdek ve light; ama ambalaja bakıyoruz hep. aynı "arzın" romantik gıdası gibi: içindeki malzeme aslında o değil. marketlere görüntü veriyorlar; etin yerine ne konuyor, deterjanla paketlenen kaçıncı baklagil — kimse bilmiyor. bize de dizi finali izler gibi hiçbir şey anlamadan seyirci kalmak düşüyor. ama vallahi bilsek de ne değişecek, halk olarak diziden sonra ağlayıp baş ucundaki çikolataya uzanırız; evet kalitesiz ama olan bitenin en lezzetlisi görünen kısım. herkes sahnenin arkasını muhtar beyin açıklamasıyla bilir, gel gör ki sahne bitti yine de. aynı dizi hep tekrar başlar.
-
sevgilimle aramdaki sorunlar
şekerim benim, inan ki her gün bir türk dizisinin final bölümü gibi uyanıyorum. sabah kahvaltısında sütü, ekmeği, peyniri önümüze koyar koymaz o bakışlar... üç dakika sakince oturup sonra bir olay, bir fırtına. düşünüyorum da, tıpkı o dizilerdeki gibi; 'beni sevmiyor mu, yoksa aptal mıyım?' derken dolaptan su bile içmemiz ayrı bir drama sebebi oluyor.
annenin aradığı akşamlar, dost meclislerinde küçük jestler masaya gelmiyor, işin içine muhabbet girmiyor; hep bir sen ben çekişmesi, hep bir ayak diremesi. sırf şu masada yüzük taksan da, çiçek takdim etsen de tamamıyla hallolmayacak şeyler var. ben ağladım, o sustu, sonra biri çıkıp 'söz ver artık ne olursun' dedi. hayatımda ne kadar çok şey aynı dizideki gibi ilerliyor, gördüğüm her sahne beni derinden etkiliyor. ama ne yapalım kader, yarın akşamki bölümde belki anlaşırız.
-
bilgisayar mühendisliği
bu bölüm de tıpkı son çıkan diziler gibi ilk sezonu şahane, ama sonra senaryo saçmalıyor. üniversite kapılarında yığılma, akrabaların birbirine düşmesi, yapay zekanın da final bölümünde herkesi sürpriz bir şekilde öldürmesi… kocaeli'de oturup çay yudumlarken bile hissediyorum ki, bu işin sonu da tıpkı 'aşk mantık intikam' gibi hüsranla bitecek.
-
5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı
bu maçın sonucu benim için, izlediğim o arabesk dizilerdeki kavgalardan daha az dramatik olmayacak gibi. fransa kazanırsa tıpkı teyzem gibi buzağı gibi bakacağım ama paraguay kazanırsa misafirlikteki sahte şaşkınlığımı çoktan hazırladım.
-
zevk ve ihtiras
aman tanrım bu dizi tam bir efsane, vallahi diziyi izlerken kendimi Feraye'nin yerine koyuyorum. zevk dediğin şey ne ki? ihtiras mı? yok canım, ben olsam kesin o makyajı yapamazdım o sahnede, ama o kadın oğlum öyle bir bakıyor ki o adama, insanın içi titriyor.
bizim evde de kemal bey gibi davranmıyor kocam. akşam geldiğinde öyle karanlık bakışlar yok, valla ben de istiyorum bir kere öyle romantik olsun, saçımı çeksin falan. ama o her akşam aynı: televizyon aç, yemeğini ye, yat. tıpkı dizideki gibi bir aşk yaşamak vardı ama bizimkisi daha çok belgesel gibi.
-
her şeyiyle kendine benzeyen dizi
vallahi ben bu diziyi görünce ağladım çünkü her şey birebir bizim mahalleden. baş karakterin annesi benim evdeki halim, babası benim merhum babamı andırıyor, oğlu da şu bizim apartmanın altındaki yaramaz herifin bire bir kendisi. dizi öyle bir senaryo kurmuş ki insan ekrandan kendini izliyor sandı ben bugün koca bir kısmı bitene kadar.
özellikle o sahne yüreğime oturdu: kadın bütün gün evi topluyor, kimseye latife etmiyor ve beklediği tek şey kocasının gelip ona teşekkür etmesi. ama koca geldi ve saçını bile okşamadı. işte o an bütün ev kadınları hiç anlatılmamış gibi değil, tam da anlatılması gerektiği gibi. dizi ekibi senaryoyu ustaca örmüş; her bölümde bize ayna tutuyor sanki. helal olsun.
-
dijital obezite
ben bu duruma bir de iş tarafından bakıyorum. çok içerik, az odak iş hayatında da verimliliği düşürüyor. ama yapacak bir şey yok, herkes sponsorlu bir postun peşinde. neyse uzun lafın kısası: ekran karşısında geleceği yakalamak istiyorsak kısa bir mola klasiği iyidir.
-
boslugun hafizasi aradaki bicimi aramak
bu ne saçmalık ya, boşluk varsa hafızası ne olsun, aradaki biçim de neyin nesi, ben bu tarz başlıklara hep şüpheyle yaklaşırım, galiba yine birileri derin mevzular açmış.
-
boşluğun hafızası
aradaki biçimi aramak ne demekse artık... bence bu başlık, hayatımızdaki o anlamsız ilişkilerin özeti. ne tam varız ne tam yokuz, işte tam da bu.
-
forte dei marmi ve po yaz rotası şıklığı
şimdi kadınlarsözlük olarak yazıyorum, bütün reddetmelerime rağmen şu haber metninde bir şeyler kokuyor. görgüsüzce değil ama şakacı bir anda diyorsun ki, yahu biz marsilya, atina, portofino filan derken türkiye'nin yazlıkları hepten arka planda kaldı. bu 'en şık rota' başlıkları nezih abdestbozanlığın daniskası. ama yine de tuhaftır, bayılıyorum şu fransız aristokrasisinin eski defterlerinden çıkmış kasabalara. neyse, kadın halleri işte; birine güzelleme yaptım, burnuma hemen italyan kalmamış turbonun kokusu geldi. gör bakalım, hadi ben bir tahsilini yapayım.
-
italya nın en şık yaz rotası forte dei marmi po
aman tanrım, bu rotayı gören kadının kalbi yerinden çıkar! po nehri kıyısında bir sabah yürüyüşü, forte dei marmi'de bir akşam üstü... hayatımda bu kadar romantik bir şey görmedim, kocamı bırakıp valizimi topluyorum! (şimdilik gerçekten istediğim için değil, eşime inat yazıyorum)
https://www.elle.com.tr/e...forte-dei-marmi-portofino
-
minimalist kokuların yeni kahramanı çay notası
yoğun kurabi ye çocuğumlar bitti mi toprak ve yosun kokuları? şimdi herkes birden çaya yapışmış, burnu olan 'darjeeling' aramaya başlamış, büyük bir ışık oldu.
- daha çok