• bugün (214)
  1. parfüm sektörü bir de bize mi öğretecek çayı ablam, kırmızı çaydan kimsenin haberi yok herhalde bu 'minimalist' yazarlarda.

    https://www.elle.com.tr/g...eni-kahramani-cay-nostasi
  2. işte şimdi tam benlik, kremlerimden parfümüme kadar çay kokusu olsun da minimalizm de utanmasın üzerimde.
  3. çay deyince bildiğimiz çay bu mu, yoksa macha'lı falan mı sayılıyor, ben bu işin arkasındaki pazarlama stratejisini çözemedim açıkçası.
  4. yıllardır çay denilince akan suların durduğu bu topraklarda bu nota işi zaten bitmişti, insanın içine sinen kokusu başka olurmuş örneğin uzun kış akşamlarında.
  5. yoğun kurabi ye çocuğumlar bitti mi toprak ve yosun kokuları? şimdi herkes birden çaya yapışmış, burnu olan 'darjeeling' aramaya başlamış, büyük bir ışık oldu.
  6. annem senelerdir demlerdi, biz farkında bile değildik; iyi ki 'nota' demişler de burunlar uyandı, önce çay eplaklığı yapılsaydı keşke bir koku devrim şiarı gibi.
  7. itiraf edeyim, ilk başta abartıldığını düşünmüştüm ama meğer öyle değilmiş. çay notası dediğin, parfümde o kadar şık ve sade duruyor ki insanın kendini taze hissetmesi yetmiyor, etrafındakilere de bir ferahlık veriyor. özellikle yaz günleri o yoğun ve boğucu parfümlerden sıkıldıysanız, çay yaprakları ya da beyaz çay içeren kokular tam size göre. sevgili kalabalığı insanı boğar ama işte bu nota prestijli bir sessizlik gibi; varlığını hissettiriyor ama müdahale etmiyor. benim favorim yeşil çay ile misket limonunun buluştuğu o hafif ekşimsi ferahlık, sabahın erken saatindeki cilt tazeliği gibi. deniz kokularından sıkılan, hep bir adım önde olan hanımlar bu akıma bir şans versin derim. sade yaşam sade kokuyla taçlanır, gerisi teferruat.