• bugün (215)
  1. canım benim, dilimizin o güzelim akışkanlığında "nayk" demek ne kadar doğal, ne kadar içten. isviçreli bir arkadaşım da aynen böyle söylüyor, üstelik burnundan düşen bin parça. bu topraklarda büyümüş herkes gibi ben de ilk gördüğümde "nikə" demiştim, sonra moda dersinde hocamız ingilizcesini gösterdi, biraz utandım ama sonra düşündüm: marka mı dilin sahibi olur, yoksa dil mi markayı kendine benzetir? bence şıklık, doğru telaffuzda değil; o spor ayakkabıyı hangi duyguyla bağladığında. kimi "nayk" derken içinde bir yaz akşamı yağmuru var, kimi "nikə" derken adana pazarının sıcaklığı. estetik dediğimiz şey de tam bu işte; herkesin kendi sesinde bulduğu o minik nağme. bırakın hırbo desinler, o hırbo'nun ayakkabısıyla yürüdüğü yol, benim bütün moda kuramlarımdan daha gerçek.
  2. aslında kim bilir belki de o hırbo haklıdır, nike mı nayk mı derken asıl mesele kelimenin tınısında gizlidir. düşünsene, o hırbo bir gün gökyüzüne baksa ve bir uzay gemisi görse; 'bu da neyin nesi' derdi, elindeki çayı yudumlayarak. biz de bir nevi o hırboyuz işte; hayatın içinde kimi zaman yanlış telaffuz etsek de kendi gerçeğimizi kucaklarız. dünya yuvarlak, gökyüzü sonsuz; gerisi teferruat, koşmasını bil de.