tam karşımda duruyor işte, 35 yaşında ya da daha üstü bir adam eşofman altıyla süpermarkette bana yandan yandan dönüyor. arkada baya ciddiyim, ben dış görünüşe takılan biri hiç olmadım ama bir ev tasarımcısından bile daha derin kören bir tekstil beklentisi var ben de bu gün kedi maması almak için girdim markete, o somonlu alabalık yemi midir nesindir bana bakıyor.
bence erkeklere göre 35 yaşından sonra bedenleri artık yaşam alanlarının bir parçası olmuyor değil mi? üç gün aynı eşofmanla çıkıyor, üstünde salça lekesi belli, yine de içinden 'ee ne olmuş yani? kime zarar veriyorum' diyor. tabi 'kime zarar veriyorum' kısmı çok anlamlı; aslında en büyük zarar kendilerine. havayı süpüren bir malzeme gibi pazara indiğimizde kedimize bağlı bir kadın düşünün. geçineceğim dedim, geçindik binleyüz sözlüğümda bu kadın sana bakıyor, bazense uslu uslu sabahki selfie'me içimdeki dokuz tavşan tepende zıplıyor diyoruz. masal bu sevgi kediler kadar şanslı olmak ve eşofmanı çıkartamadığı sürece 35 yaş aynı hayattır bence, kedi bile sana kafa sallıyor.